Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

Klasik musikimizin son dönemdeki incisiydi. Devraldığı mirası yaşatmak için çırpınan misyonerdi. İleri yaşına, ciddi hastalıklarına rağmen öğrenci yetiştirmekten geri durmadı. Bilgisini/birikimini yeni kuşaklara aktarma çabası her türlü övgünün üzerindeydi. 

Aslında methedilmekten ve pohpohlanmaktan hoşlanmazdı. Sanatı, sesi ve mütevazı kişiliğiyle bilinmek, tanınmak, hatırlanmak isterdi. Her zaman kontrollü, dikkatli ve çekingendi. Son nefesine kadar şarkı söyleyecekti/öğretecekti. Ses tonu her daim pürüzsüzdü. Melodiyi dinleyen, önünde açılıveren duygu perdelerinden yayılan geçmişe/maziye uzanırdı/ulaşırdı. Hayal dünyamızda kalan/saklanan pek çok anı yanı başımızda belirir, dünün kokusu bize gelirdi.

- Yalılarda Geçen Çocukluk… -

Sanatın ve imparatorluğun başkenti İstanbul’da - 1935’de! - doğdu. Coğrafyamızın iki ucundan gelip, hayatlarını/kaderlerini birleştiren aileye mensuptu. Bir yanı Rumeli’ye, diğer yanı da Kafkasya’ya dayanırdı/yaslanırdı. Büyük dedeleri arasında Vidinli İsmail Paşa vardı. Sultan 2. Abdülhamit’in mutasarrıflarından Fuat Bey de akrabasıydı. Fatih’te anıların ve mazinin yaşa(tıl)dığı eski konakta büyü(tül)dü. Anne ve babası ayrılınca, pederinin ailesince yetiştirildi. Terbiyesi/eğitimi ile bizzat büyükannesi İffet Hanım ile halaları Behice Hanım ve Şükriye Hanım meşgul oldu. 

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını, halası Behice Hanım’ın eşi Nazır Cemal Paşa’nın Kuzguncuk’taki yalısında geçirecekti. Küçük İnci, muhteşem Boğaziçi’ni seyrederken bildiği/duyduğu İstanbul şarkılarını mırıldandı. Babası, biricik kızının üzerine titredi. Eğitimiyle ilgilendi. Tarihi köşkün sakinleri de (Hatice) İnci’ye annesizliğini unutturmaya çalıştı.

Büyük dayısı, udi/bestekâr Fahri Topuz - Ankara Radyosu’nun kadrolu saz sanatçısıydı! - , yeğenindeki musiki istidadını ilk fark edendi. Ailenin hanım üyeleri, tek kızlarının musiki ile ilgilenmesini/uğraşmasını pek hoş karşılama(z)dı. ‘Toplumda kadın sanatçılara/ses sanatçılarına iyi gözle bakılmadığına,’ inanırlardı. ‘Hor görülür, küçümsenir,’ diye korkarlardı. Hatta daha ileri gidilip ‘kötü kadın!’ şeklinde yaftalanmasından endişe duyarlardı. 

Baba, Mustafa Fazıl Bey klasik musikimizi iyi bilir, icra eder ve konserleri de kaçırmamaya çalışırdı. Müzik sevgisi/tutkusu da küçük İnci’ye atasının mirasıydı. Aile, dönemin bütün ünlü musikişinaslarını tanır, misafir eder ve meşklerinde bulunurdu. Cevdet Çağla, Müzeyyen Senar, Osman Nihat Akın, Şükrü Tunar gibi hayatını vakfetmiş nice birbirinden değerli insan konuklarıydı/dostlarıydı. 

- Ünlü Hocaların İstikbal Vaat Eden Talebesi… -

İlk ilgi alanı dönemin moda türü tangoydu. Ama çok geçmeden bütün ömrü boyunca yürüyeceği yolu buldu/seçti: Türk Sanat Müziği’ne yöneldi. Çamlıca Kız Lisesi’nden mezun oldu. İdeali: Konservatuvara girmekti. Aile, okul tercihindeki kararına da muhalefet etti. ‘Müzik, karın doyurmazdı, kadın şarkıcıya da farklı gözle bakılırdı!’ İnci, hayatında belki de ilk defa direndi/kararının arkasında durdu. İstikbaliyle ilgili karar(lar)ı kendisi verecekti. Dayısı Fahri Kopuz Bey’in desteğini de aldı. Sınavlara katılacak ve şansını deneyecekti/değerlendirecekti. Fahri Bey’in musiki dünyasında tanımadığı yoktu. Sınav heyetindeki Cevdet Çağla ile Refik Fersan yakın dostlarıydı. Arkadaşlarına hitaben kart yazdı. Fakat eski Türkçe yazı kullandı. İnci merak edip, ‘Ne yazdı?’ diye baksa okuyamayacaktı. Kopuz diyordu ki: 

‘Sevgili Cevdet, Refik; hamili kart öz yeğenimdir. Bilgisi/yeteneği varsa alın! Yoksa atın!’

Gençliğinin ilkbaharındaki İnci, imtihanlarda başarı gösterdi. Kazananlar listesinde yerini aldı. Anlatımına göre, hayatı boyunca hiç torpile ihtiyaç duymayacaktı. Gayreti ve yeteneğiyle kapıları açacaktı.

- Münir Nurettin Selçuk Ekolünü Günümüze Taşıdı… -

İstanbul Belediye Konservatuvarı ile Üsküdar Musiki Cemiyeti, hayatının 2 odak noktasıydı. 1953’de, İstanbul Belediye Konservatuarı Folklor Tatbikat Topluluğu'nda Şef Sadi Yaver Ataman’ın asistanlığına atandı. Bir yıl sonra da memur kadrosuna alındı. Münir Nurettin Selçuk’un yönettiği koroda da görevlendirildi. 

Musikimizin hem nazariyatı, hem uygulaması ile ilgilendi. Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde - Emin Ongan’dan! - ses kontrolünü, sahne duruşunu, solistlik tavrını/üslubunu öğrendi/geliştirdi. Avni Anıl, Sadun Aksüt, Şekip Ayhan Özışık, Niyazi Sayın, Cüneyt Kosal, Aka Gündüz gibi mesleği hayat tarzı yapmış isimlerle tanıştı/samimiyetini ilerletti. Tecrübelerinden, bilgilerinden, fikirlerinden yararlandı. 

Şaşaadan uzak durur, korunaklı hayat sürmeyi tercih ederdi. Hırslı değildi, paragöz hiç olmadı. Skandaldan, dedikodudan kaçınırdı, içine kapanıktı. Kendi dar çevresindeki huzurun insanıydı. Plaklar, radyolar, koro programları ile adını geniş halk kitlelerine duyurdu/sevdirdi. Yüzü bilinmese de, kulaklardaki pası silen, hayal girdaplarına sürükleyen ses rengi ile tanındı. Ülke içinde ve dışında sayısız konserler verdi.

- Devlet Konservatuvarlarının Kuruluşunda Görev Aldı… -

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kurulunca, öğretim üyeliğine getirildi. Aynı kurumun Türk Müziği İcra Heyeti’nde şef yardımcılığı görevini de deruhte etti. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olacaktı. Birikimi, yeteneği, engin tecrübesiyle akademik seviyede öğrenci yetiştirecekti.

Gazinolarda şarkı söylemeyi - her seferinde/teklifte! - reddetti. Assolistlik kavramına saygı duydu ama kendine uygun görmedi. Muhafazakâr tavrını meslek hayatında hep sürdürdü. İçki içip yemek yiyenlere sesini/sanatını sunamazdı. İnci Çayırlı’ya göre musiki, gazino sahnelerinde değil konser salonlarında icra edilirdi. Paraya kıymet vermedi. Tevekkül sahibi sayılırdı. Kazandığı yaşamını sürdürmeye yeterliydi. Plaklarının çok sattığı dönemde, bir gazino patronunun şaşırtıcı teklifiyle karşılaştı. Anlatılana bakılırsa bavul dolusunu banknotu reddetti. Bir ay sürecek assolistlik karşılığında servet kazanacaktı. Öneriyi düşünmeden geri çevirdi. Hayatı prensipleri üzerine kuruluydu. 

- Şarkıları Hit Oldu, Altın Plak Kazandı… -

Halkın, özellikle de TSM tutkunlarının kalbinde ayrı tahta sahipti. Daima titizlendi, en güzel parçaları, en doğru/mükemmel icra etmeye çalıştı, başardı. ‘Kıskanıyorum’ - Muhayyerkürdî! - parçasıyla milyonların gönlüne girdi, duygularına, öykülerine ortak oldu. ‘Bir rüzgârdır’ - Segâh! - ile kayıplarımızı hatırlattı. ‘Bir Sabah Bakacaksın ki Bir Tanem Ben Yokum’ - Kürdîlihicazkâr! - ile aşkın ve kara sevdalının faniliğini gözler önüne getirdi.

Öğretmenliğini koro şefliği ile taçlandırdı. 1990’da Kültür Bakanlığı’nın Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun kuruluşunda görev aldı ve şeflerinden birisi oldu. 1998’de ‘Devlet Sanatçısı’ unvanına layık görüldü. Beratını 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in elinden aldı. Ama sanatçının görüşü: ‘Devletin resmi takdirinden çok vatandaşın verdiği kıymet daha önemli,’ şeklindeydi.

İBB, 2007’de yerinde bir karar aldı. Sanatçının oturduğu sokağın adını ‘İnci Çayırlı’ olarak değiştirdi. Ama karar Danıştay’dan döndü. Üsküdar’da 2 adet ‘Tufan Sokağı’ bulunmasına karşın birisine sanatçının isminin verilmesi uygun görülmedi. Böylece yaşarken ödüllendirme geleneği başlatılamadı. 11 yıl sanatçının ismi ile anılan sokağa eski tabelası yeniden asıldı. 

- Televizyon Programına Çıktığına Bin Pişman Oldu… -

İnci Çayırlı televizyona çıkmazdı. Program önerilerini geri çevirirdi. Ama hayatının son döneminde sihirli kutuya bakışı değişti. Belki de kendince ördüğü duvarları yıkmayı/aşmayı düşündü. ‘Şarkı Söylemek Lazım’ adlı yarışma programında jüri üyeliği önerisini kabul etti. Amacı ne para kazanmak, ne de şöhretini artırmaktı. Hayatına yeni/değişik pencere açabilir, taze/ferah soluk getirebilirdi. Ama umduğunu bulamadı. Sadece sanat yaparak insanların ilgisinin çekilmediğini gördü. Yeni medya, gelenekselden çok farklıydı. Alaka toplamanın ayrı bedeli/maliyeti vardı.

Yazar Murat Derin çok hayırlı iş yaptı: İnci Çayırlı’nın anılarını kitapta topladı. ‘Müziğin Güzel Günlerine Yolculuk’ adı verilen eser, Pan Yayınları’ndan çıktı. Bize, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Hafız Burhan, Selahattin Pınar’dan süzülüp gelen geleneksel musiki damarının önemli isimlerini/resimlerini hatırlattı/yâd ettirdi. Murat Bardakçı da önsözü kaleme aldı.

İnci Çayırlı verimli çalışmalarını Eskişehir’de de sürdürdü. Tepebaşı Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu’nu yetiştirdi, şefliğini yaptı. 2016’de, odasında otururken kalp krizi geçirdi. Son anda hayata döndürülebildi.

Gönül tellerimizi titreten İnci Çayırlı, gök kubbemizde nadide sesiyle pek çok klasik eserin terennümü ve hatıraları ile sessiz ve mutlu yaşamını sürdürüyor. 

27 April 2021 11:07
249 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

‘Kanser’ Evita Perón’a Şifa Niyetine Mevlit

Ülkesinde gerçekleştirdiği reformlar ve halkına sağladığı sosyal imkânlarla sevildi. Kocası, Juan Perón’a verdiği destek ve darbecilere karşı gösterdiği direniş ile de insanının gönlünde taht kurdu. Eva Perón, dünyaca tanındı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

General Trikopis'i Esir Alan Ahmet Çavuş

Afyonlu Ahmet (Ünlü) Çavuş, savaşın gidişatını değiştirdi. 2 arkadaşıyla Yunan Ordusu’nun Başkomutanı Trikopis’i ve kurmaylarını esir alarak, imkânsızı mümkün kıldı. Ordumuza yüksek moral aşıladı.

Müslüman Mezarlığı Üzerine Tiyatro ve Helâ

Osmanlı’nın 2 hükümdarı - Abdülmecit ve Abdülaziz! -, Ayas Paşa Mezarlığı’nın sonunu getirecek hamleler yaptı. Birisi mezarlık alanının bir bölümüne tiyatro, diğeri de Alman Büyükelçiliği binası yapımına ruhsat/izin verdi.

Radyoevi’nde Yumruk Yumruğa Giren Şairler

Kültür adamı Hıfzı Topuz, anılarını yayınlamasa; 2 şairimiz Oktay Rifat (Horozcu), Melih Cevdet (Anday) ve ressam Avni Arbaş’ın yaşadığı renkli olayı öğrenemeyecektik.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

İstanbul’dan Ölüme Gönderilen 80 Bin Sokak Köpeği

İstanbul’un tarihinde 3 defa ciddi boyutlarda sokak köpeği katliamı yaşandı. 1910’daki ilk teşebbüste 80 bin köpek toplandı ve aç bırakılıp ölüme terk edildi. 1912’deki 2. girişimde 30 bin, 1980 sonrasındaki 3. itlafta da 83 bin hayvanın canına kıyıldı.

Kızlarını Ve Damatlarını Azarlayan Padişah

Sultan Abdülmecit, Osmanlı’nın son 4 padişahının da babasıydı. Uyguladığı programlar ve fikirleriyle sonraki nesillere ilham verdi. Batılılaşma ve çağdaşlaşma düşüncesinin/hareketinin savunucusuydu. Fransız ve İngiliz hanedan üyelerinin rüyaları süsleyen hayat tarzını örnek aldı/yaşadı. Dinî vecibelerini yerine getirdi fakat içkisini ve hızlı yaşantısını ihmal etmedi.

İran Şahı, Çağlayangil’e Darbeyi Haber Verdi

‘Ordunuz birkaç ay içinde darbe yapacak!’ dedi Pehlevi. Çağlayangil hem şaşırmış, hem de böylesi ‘okkalı’ haberin nasıl olup da İran tarafından öğrenildiğini merak etmişti.

Davutoğlu’nun Mahrem Tarihi

Wikileaks tarafından sızdırılan bir belgeye göre, ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi James Jeffrey; Davutoğlu’nun Balkanlar ve Ortadoğu’da uygulamaya çalıştığı ‘yeni Osmanlıcı politikalar’ı, ülkesinin bölgedeki menfaatleri/çıkarları açısından son derece tehlike buldu.

Kulak Çeken Senarist

Asıl adı Abdulkadir Pirhasan’dı; geniş kitlelerce Vedat Türkali diye tanıdı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Şeriat Adına Kafası Koparılan Öğretmen

Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, kararlı, inatçı, korkusuz, tehditten yılmayan, inancını - gerektiğinde! - hayatı pahasına koruyan yapıdaydı. Cumhuriyet ilkelerinin yılmaz savunucusuydu. Milliyetçiydi ve Türk Ocağı mensubuydu. Atatürk’ün açtığı yeni yolun inanmış fedaisiydi.

Demirel Ailesi’nin Koltuk Kavgası

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, mala mülke pek kıymet vermezdi.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Yıldız Kenter: ‘Hayatım Tiyatro…’

Tiyatromuzun temel direklerindendi. Hayatını tiyatroya adadı ve adını en yükseğe yazdırdı. Yıldız Kenter: ‘Tiyatromuzun Divası’ydı…

Seçkin Kötü Adam

Hayati Hamzaoğlu, Trabzon kökenli Yeşilçam emekçisiydi. Ömrü boyunca sinema aşkı ile yandı tutuştu. Karın tokluğuna filmlerde oynadı. 56 yaşına kadar her türlü sosyal güvenceden yoksundu. Alışılmış ‘kötü adam’ tiplemesine yeni yorum getirdi: Hemen teslim olmayan, film sonuna kadar dişe diş mukavemet eden/dövüşen kişiliğe büründürdü.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Bakan Adayı İçin ABD’den Referans

Yeni MGK üyesi Karaosmanoğlu’nun ‘güvenlik soruşturması’ yapılmalıydı. Öğrenciliğinden beri ‘sosyal demokrat’ kimliğiyle/duruşuyla ön plana çıkmıştı. Hatta bazı bilgilendirmelerde ‘Solcu!’ diye tanımlanmıştı.

Hayatı Durduran Ses: Hamiyet Yüceses

Hamiyet adı verilen, mavi gözlü ve sapsarı saçlı güzel kız, bir dönem Türkiye’de fırtına gibi esecek ve musikimizin nağmelerini güzel sesiyle taçlandıracaktı.

Zsa Zsa Gabor ‘Türk’ Asıllıymış

Zsa Zsa Gabor; Budapeşte’ye yerleşmiş Türk asıllı Kırım göçmeni idi; çok güzeldi; küçük yaşta da ‘Macaristan Güzellik Kraliçesi’ seçildi.

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

Otomobil Sahibi İlk Ses Sanatçısı

Hafız Burhan döneminin en önemli/ünlü erkek seslerindendi. Olağanüstü gür, parlak, tenor gırtlağa sahipti; müzikten bol para kazanan ve ilk otomobil sahibi ses sanatçısıydı.

Hayatı Durduran Ses: Hamiyet Yüceses

Hamiyet adı verilen, mavi gözlü ve sapsarı saçlı güzel kız, bir dönem Türkiye’de fırtına gibi esecek ve musikimizin nağmelerini güzel sesiyle taçlandıracaktı.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu’nun lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; bağlanan maaşı kabul etmedi; kendisinin ve ailesinin zaruretine rağmen, Kızılay’a hibe etti. Akrabalarının ne maaştan ne de bağıştan haberi olmadı. Ta ki ölümünden sonra yayınlanan taziye mesajına kadar…

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Radyoevi’nde Yumruk Yumruğa Giren Şairler

Kültür adamı Hıfzı Topuz, anılarını yayınlamasa; 2 şairimiz Oktay Rifat (Horozcu), Melih Cevdet (Anday) ve ressam Avni Arbaş’ın yaşadığı renkli olayı öğrenemeyecektik.

Adnan Menderes’in Son Yasak Aşkı

Menderes’in bir yanı hep boştu/boş kaldı. Eşi Berin Hanım ve tanıdığı/birlikte olduğu bütün kadınlarda annesini aradı; daha doğrusu anne sıcaklığını/şefkatini bulmaya çalıştı. Arayış serüveninde toplumun değer yargılarını pek dikkate almadı; anı dolu dolu yaşadı… Hep kalbinin sesine uydu; kadınların peşinden gitti, koştu…

İnönü’nün İlginç Sırrı

2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün bodrum katına bir laboratuvar kurdurup, fizik ve kimya deneyleri yaptı.

Çöpçü Maaşı Alan Müzisyenler

İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda derslere giren çok ünlü bazı saz ve ses sanatçılarına ‘Belediye Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde kadro bulundu; maaş almaları sağlandı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Diğer Muhtelif Yazıları

Kurbanlarını Gazete İlanıyla Bulan Kadın Seri Katil

Bayan Belle Gunness, yeni hayat kurmak için ABD’ye geldi. ‘Amerikan rüyası’nı gerçekleştirmek, zenginleşmek amacıyla kendince yol tuttu. Servet sahibi oldu fakat gönlünce harcayamadı. Kurbanlarıyla aynı kaderi paylaştı. Suç ortağının hedefine oturdu.

Tavşan Doğuran Kadın

İngiltere tahtında oturan, İngilizce bilmeyen, çevresi ve devlet yöneticileriyle Fransızca konuşa(bile)n I. George’un döneminde inanılması zor/garip olaylar, skandallar yaşandı. 50 kadar tavşan doğurduğunu iddia eden Mary Tofts adlı kadın da sahtekârlar arasındaydı.

‘Kanser’ Evita Perón’a Şifa Niyetine Mevlit

Ülkesinde gerçekleştirdiği reformlar ve halkına sağladığı sosyal imkânlarla sevildi. Kocası, Juan Perón’a verdiği destek ve darbecilere karşı gösterdiği direniş ile de insanının gönlünde taht kurdu. Eva Perón, dünyaca tanındı.

Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan kuyruklu bir yıldız gibi ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

6 Milyar Doları Yiyen Fareler

Pablo Escobar, ‘beyaz zehir’ ticaretinin - bilinen! - ilk ve en önemli ismiydi. ‘ABD’yi dizlerinin üzerine çökertmeyi amaçladığını,’ tekrarlardı. ‘Büyük Şeytan’ın amansız düşmanıydı. Güçlü, mutlu, zengin ve uluslar arası alanda etkin Kolombiya düşlediğini söylerdi.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

İsmet Paşa’nın Elini Öpen TİP Lideri

Mehmet Ali Aybar, çok iyi eğitim almıştı; Sol/Sosyalist düşünce aileden mirastı.