Evini Satıp İşçi Maaşlarını Ödeyen Başkan

Fatma Girik, ‘içimizden/bizden birisi’ydi. Yeşilçam’ın ve Memduh Ün’ün ‘Fato’suydu. İnandığı gibi yaşadı. Engelleri aşmasını bildi. Kendini daima yenilemeye/geliştirmeye gayret etti. Tecessüs sahibiydi, öğrenmeye açtı. Sinemayı ve siyaseti tecrübeli ustalardan kavrama şansını yakaladı. Evinde çok zengin kitaplığı vardı. Her gün düzenli şekilde okurdu, tartışırdı. Hayatı sorgulardı.

Evini Satıp İşçi Maaşlarını Ödeyen Başkan

Fatma Girik, 1959’da, Memduh Ün’le yeniden beraber olmaya başladı. 16 yaşını yeni doldurmuştu. Ün, 39’undaydı. Muhterem Nur’dan da yeni ayrılmıştı. Girik, ‘Başkalarını hayatımıza sokmadık,’ diyecekti. ’50 yılı aşkın süre, aşk, tutku, saygı, sevgi, tolerans içinde yaşadık. Her güzel şeyi ilişkimize sığdırdık. Aşkımızı, bağlılığımızı her gün biraz daha büyüttük. Kadınlık gururuma saygı duydu. İncitmemeye özel özen gösterdi.’

Girik, 2015’de, Ün’ü yitirdikten sonra verdiği bir röportajında hayat arkadaşını anlatırken çok duygulandı, gözyaşlarına boğuldu. Sözcükleri boğazına düğümlendi. Kendisi de ölse, ‘Sevdaları unutulmayacaktı, sonsuza kadar yaşayacaktı!’ Hastalığı döneminde her şeyiyle ilgilenmişti. Aşkı olgunlaştıkça büyümüştü. Kendi eliyle doktora götürmüştü. Yiyeceklerini hazırlamıştı. İlaç(larının) saatini hiç aksatmamıştı. İnsanlar zaman içinde ‘aynileşirdi’, adeta ‘yekvücut’ kesilirdi. Neye üzüldüğünü, neye sevindiğini, neye sinirlendiğini bilirdi. Hayatını kalbini verdiği adama göre kurgula(r)dı.

- Çocuk Sahibi Olmayı Denediler… -

Ün de, Girik’le ilgili benzer fikirlere sahipti: ‘60’lardan günümüze kadar en büyük destekçimdi. Birbirine daha çok bağlanan ve güvenen ikili olduk! Birliktelikler tavizsiz olmuyor. Ben geçimsiz, sayılabilirim. Fatma, fazla toleranslı ve fedakârdır. Beraberliğimizin en büyük sırrı: İkimizin de aynı mesleğe olan âşkımızdı!’

Bir ara çocuk sahibi olmayı düşündüler. Yıl, 1982 veya 1983’dü. Birlikte Avusturya’ya gittiler. Tüp bebek tedavisini deneyeceklerdi. Yeni yöntem ülkemizde henüz yeterince gelişmemişti. Girik - 40’ındaydı! -, doktora döndü, şaka yaptı: ‘Baba biraz yaşlı!’ Memduh Ün, hazır cevaptı, sözün altında kalmadı: ‘Asıl yaşlı sensin! Babanın yaşı önemli değil…’ Sonucu kadın vücudu belirlerdi. Erkeği ile aralarında 22 - 23 yaş vardı. Rehabilitasyondan vazgeçti. Sonradan pişmanlık duymadı. Kız kardeşinin çocuğunu benimsedi. Bir kızı da evlat edindi. 

1968’de, Yeşilçam’ın pek çok ünlüsü gibi davrandı. Sahneye çıkıp şarkıcılık yaptı. Çoğu meslektaşından daha başarılıydı.

İzmir’de, ‘Bornovalı Nuri’ lakabıyla tanınan Nuri Yalçuk, Girik’e reddedemeyeceği teklifte bulundu. Kendisi, Lunapark Gazinosu, Dalyan Gazinosu, Golf Restoran gibi isim yapmış, halkın bildiği ve müşterisi olduğu müesseselerin kurucusu/sahibiydi. 

- Her Gün 5 Bin Lira Yevmiye Aldı… -

Fatma Girik, Lunapark Gazinosu’nda sahneye çıkacaktı. Yalçuk’un Yeşilçam’dan teklif götürdüğü ilk sanatçıydı. Önerisi son derece cazip ve ikna ediciydi. ‘Her gün 5 bin lira yevmiye verecekti!’ Ücret duyulunca yer yerinden oynadı. Türkiye’nin magazin gündemine oturdu.

Yalçuk’un yıllar sonra bir gazeteciye verdiği röportajdaki açıklamaları dikkat çekiciydi. İzmirli gazino patronuna göre, o dönemde, Emel Sayın 750 lira, Ajda Pekkan da 750 lira yevmiye alıyordu. ‘Fatma Girik önerilen astronomik ücreti ilk gününde hak ettiğini gösterdi: 7.500 kişilik salonun tamamını doldurdu, ‘ful çektirdi’!’ ‘Kaprisi yoktu. Güzel mi güzeldi. Kabadayı kızdı!’ Girik, sahneye çıkış sırasını önemsemezdi. Sorun da yapmazdı. Parasını her akşam program bitiminde alırdı. 

Girik, aynı yıl sinemadan da uzak kalmadı. ‘Öksüz’ - Engin Çağlar ile! -, ‘Köroğlu’ - Cüneyt Arkın ile! -, ‘Vuruldum Bir Kıza’ - Berkant ile! - gibi yapımlar için kamera karşısına geçti. 

Fatma Girik, ‘45’lik’ diye adlandırılan 2 plak doldurdu. 1965’de, ‘Serengil’den, ‘Aguş’ ve ‘Aşka Şepke’ adlı şarkıları okuduğu ilk eserini yayınladı. 1975’de, ‘EMI Plak’tan, 2. 45’liğini çıkardı. ‘Aşk Düğümü’nü ve ‘Su Sızmazdı Aramızdan’ı seslendirdi.1969’da çekilen ‘Boş Beşik’de de Anadolu insanının çilesini ve kadınların sorunlarına değinmeye çalıştı. Tecrübesi ve çizdiği gerçekçi portrelerle göz doldurdu, seyirci(sin)den tam not aldı. Rol arkadaşı Tugay Toksöz’dü. Yönetmen Orhan Elmas’dı.

1970’li yıllarda bazı firmaların reklam yüzü olmayı kabul etti. Tanıtım filmleri için tecrübeli rejisörlerle çalıştı.

1973’de, Behçet Kemal Çağlar’ın romanından sinemaya aktarılan ‘Ezo Gelin’ filminde oynadı. Karşısında yine Tugay Toksöz vardı. Filmi de Orhan Elmas yönetti. Yapımcılığı Memduh Ün yüklendi. 

- Politikaya Erdal İnönü’nün Önerisiyle Girdi… -

Politikaya girmesi, Şişli Belediye Başkanlığı’na seçilmesi de kendi isteğinin dışındaydı. Öneri üzerine SHP’ye kaydını yaptırdı.

Bir sonbahar günüydü. Beyoğlu’nda alış veriş yaptı. Memduh Ün ile buluşmak için - Arif Keskiner’in sahibi olduğu! - Çiçek Bar’a uğradı. Kemal Sunal, Tarık Akan ve Ün’ün oturduğu masaya ilişip soluklandı. Az sonra, lacivert elbiseli bir grup kendisi ile görüşmek istedi. Gelenler, SHP - Sosyal Demokrat Halkçı Parti! - Beyoğlu İlçe Başkanlığı’nın üyeleriydi. Kendisine davet iletmekle görevliydiler. ‘Genel Başkanımız Erdal İnönü, sizinle konuşmak istiyor. Nurettin Sözen Bey’in bürosunda bekleyecek!’ Girik, belirtilen gün ve saatte anılan yere gitti. Sürpriz öneri ile karşılaştı: ‘Sizi, SHP’den Şişli Belediye Başkanlığı’na aday gösterme düşüncesindeyiz!’

Girik, teklifi ölçtü, tarttı ve kabul etti. 1989’daki yerel seçimlere girip kazandı. En yakın rakibine 20 bin oy fark attı. Bir dönem görev yaptı. 1994’de vazifesini tamamladı, bir daha aday da olmadı. - Namzetliği sürecinde Baykal’ın ismine karşı çıktığını öğrendi! - CHP yeniden açılınca, SHP’den istifa etti. Partiye katılmayacağını açıkladı. Yeni seçimlere iştirak etmeyeceğini, politikayı bırakıp, asıl işi sanata/sinemaya döneceğini deklare etti. Beyanına göre, hakkında hiç soruşturma açılmadı. ‘Kendisine bir kez rüşvet önerildi. Teklifi elinin tersiyle itti. İğrenç ‘inha’yı parti yönetimine iletti. Sorumluların cezalandırılmalarını sağladı!’ 

- Evini Satıp İşçi Maaşlarını Ödedi… -

Politikacı kimliğiyle örnek oldu: Her zaman emeğin ve emekçinin yanında durdu. Fedakârlıktan çekinmedi. Belediye bütçesi sıfır çekince, sinema ve sahneden kazandığı para ile edindiği evini elden çıkardı. İşçilerin maaşlarını ödedi. ‘Örnek davranışı karşısında alkış/takdir de beklemedi!’ 

Fato, kısa süreli politik hayatında numune gösterilebilecek şahsiyetti. 5 yıllık başkanlık döneminde zenginleşmedi aksine fakirleşti. Bir röportajında, o dönemdeki mali durumunu beyan edecekti: ‘Başkan seçildiğimde 3 evim, bir arabam ve biraz da param vardı. Görevi teslim ettiğim gün ise, bir evim, bir arabam kaldı. Bankadaki hesabım boş boştu!’ Son sözü ise göz yaşartıcıydı: ‘Bütün varlığım, memleketime/halkıma helal olsun!’

1991’de, Zonguldak’ta başlayıp Ankara’da biten ‘Büyük İşçi Yürüyüşü’ne katıldı. Türk-İş’e bağlı Maden-İş’in yeraltında çalışan emekçilerin haklarını savunan ve ses getiren eylemine açık destek verdi. Kortejin Ankara’ya girişinde çekilen resimde, bir kolunda İlhan Selçuk, diğer kolunda Uğur Mumcu vardı.

1996’da, Kanal D’de, ‘Söz Fato’da!’ programını hazırladı, sundu. Dürüstlüğünü ve dobralığını yine gösterdi. Devasa şirketleri, holdingleri arkada bıraktı, ‘vergi rekortmenleri’ arasına girmeyi başardı. ‘İstesem türlü dalavere çevirir, servet sayılacak parayı vergiye ödemez, yastık altına atardım,’ diyecekti. ‘Ama ben devletini kazıklayacak birisi değilim!’ ‘Devlete vergi olarak ödediği tutar: - dönemin rakamlarıyla! - 178 milyar liraydı!’ 

- 2001’de Bodrum’a Yerleşmeye Karar Verdi… -

1999’da, siyasete kısa süreli dönüş yaptı. CHP’den, Şişli Belediye Başkanlığı’na adaylığını koydu. Ön seçime katıldı. Ama bazı rakipleri, ilçenin eski parti yöneticileri ile anlaşamadığı için ‘sabote edildiğini’ ileri sürdü ve istifasını verdi. Politikadan tamamen çekildi.

2001’de, Bodrum’a yerleşmeye karar verdiler. Torba Mahallesi’nde evlerine geçtiler. Memduh Ün’ün hastalığı gözle görülür hale gelmişti. Ün, Ege’nin iklimini ve ahalisini severdi. Kendisini daha dinç/huzurlu hissediyordu. ‘Burada yaşayalım!’ diye fikrini belirtti. Girik, Ün’ün önerisinden memnundu. Destek vermekten geri durmadı: ‘Dilediğince kalabiliriz!’ Memduh, kararını bir aşama daha ileriye götürdü: ‘Fato! İstanbul’a dönmeyelim. Bodrum bana ilaç gibi geliyor…’

Girik, hayat arkadaşının kararına saygı gösterdi. İstanbul’daki evi boşalttı. Eşyalarının çoğunu getirtti. ‘Bodrumlu oldular!’ Senenin tamamında ikamet etmeye başladılar. Bütün mevsimleri sıra ile sindire sindire yaşamaktan memnundular.

- Girik, Memduh Ün’ü Yoğun Bakımda Bile Yalnız Bırakmadı… -

Yıllar geçtikçe Memduh Bey’in hastalığı ilerledi. 2014’de ağırlaştı, hastaneye yatırıldı. Uzun müddet yoğun bakımda tedavi altındaydı. Girik’in beyanına göre süre: Bir yıl bir aydı. ‘Menekşe Gözlü Kadın’, her gün hastaneye gitti. Saatlerce yanından ayrılmadı. Yoğun bakım bölümünde uzun süreli kalın(a)mazdı, yasaktı. Ama yetkili doktor ve hemşireler, toleranslı davrandı. Kimse Fatma Girik’e, ‘Hayır!’ demedi, diyemedi. Serviste, Ün’ün yastığına kafasını dayar, ruhsal yönden rahatlardı. Hayatı paylaştığı adamın yastığa sinen kokusunu ciğerlerine çeker, huzur bulur ve - bazen! - uykuya dalardı.

2015’de, Memduh Ün’ü kaybetti. ‘Evimin çatısı çöktü,’ diyecekti. Öldüğüne inanamadı. Yetimini kabullenemedi. ‘Özlemin hayatın en ağır yükü,’ olduğunu öğrendi. Günler geçtikçe hasreti çoğaldı. ‘Diş fırçasının üzerine macun sıkmasını bile aradı!’ Memduh, ‘Ya Fatocuğum! Ne güzel macun sıkıyorsun. Sen yapsana,’ derdi. Hayatı beraber omuzlarlardı. Her işi ortaklaşa yaparlar, her yere birlikte giderlerdi. Girik, dışarıya çıkmak istemediğinde, ‘Memduh! Çok yorgunum gitmeyelim,’ diye ayak direrdi. Ün hemen karşı çıkardı: ‘Giyin! Giyin! Dışarıda dolaş ki, insanlar güzel kadın görsün!’

- Fatma Girik Öğrenmeye Açıktı, Kendisini Yetiştirdi… -

Aralarında on yılların oluşturduğu şefkat ve anlayış dili hâkimdi. Memduh Ün, ölümünden az önce verdiği röportajında, Fatma Girik’i ortak yaşamlarının ‘denge unsuru’ diye tanımladı. Kendisi kin tutardı. Ama Girik daha iyimser ve toleranslıydı. Her zaman diyalog yanlısıydı. Daima konuşabilecekleri konu(lar) bulurdu. Öğrenmeye açık ve meraklıydı. Eskilerin tabiriyle, ‘tecessüs sahibi’ydi. Ün’ün çevresinde Türk sinemasında iz bırakmış, ekolleşmiş, isimlerini altın harflerle yazdırmış kişiler vardı. Atıf Yılmaz, Ömer Lütfi Akad, Metin Erksan, Orhan Elmas gibi yıldızlar ilk hatırlananlardı. Girik, entelektüel çevrenin sohbetlerinde olgunlaştı. Önerilerini/fikirlerini dinledi, kitaplıklarından bolca başucu eser okudu. Ün’ün deyişi ile ‘İyice doldu!’ ‘Girik, Ün ile ilk bir araya geldiğinde etkilenmişti. Aralarındaki yaş farkını lehine kullanmayı bilmişti.’ ‘O yüzden zevklerimiz aynı,’ diyecekti.

Ün’ün zengin kitaplığı hayat arkadaşına kaldı. O da çok yerinde/doğru karar aldı: Bütün kitaplarını, Mimar Sinan Üniversitesi Kütüphanesi’ne bıraktı. MSÜ, Memduh Ün’e ‘Onursal Profesörlük’ unvanı vermişti. Ödülü Ün adına Fatma Girik aldı. Çok duygulandı ve gözyaşlarını tutamadı.

MSÜ, sinema dünyasından Duygu Sağıroğlu, Feyzi Tuna, Lütfi Akad, Metin Erksan, İlhan Arakon ve Halit Refiğ’i de aynı ödüle/unvana layık gördü.

- Gerçekten Sevdiği Tek Erkek Memduh Ün’dü… - 

Girik, kısa cümlelerle hayatını özetlemişti: ‘İyi ki sinema oyuncusu olmuşum. Siyasete girip belediye başkanı seçilmişim. Memduh ile hayatı paylaşmışım. Yeniden dünyaya gelsem, yine Memduh’u seçerdim. Ömrümü yoluna sererdim. Ustamdı! Örnek aldığım kişiydi!’

Ölümünden az önce kendisini ‘zengin’ diye niteledi. Mal beyanında bulundu: ‘Çok zengin kadınım! Evim, orta sınıf arabam, en önemlisi de yanımda annem var! Varsıllığımı göstermek için pırlanta(lar) mı takmalıyım? 20 yıl önce aldığım bir çift küpem, yüzüğüm ve iğnem bulunuyor. En büyük varlığım da: 17 kedim ve 5 köpeğim!’

Hayat arkadaşı Memduh Ün gibi ‘koyu’ Beşiktaşlı idi. Her anında, her fırsatta kulübüne desteğini açıklardı. Çarşı Grubu’nun da gönülden taraftarı ve takipçisiydi: ‘Çarşı’nın her eyleminin altına imzamı atarım!’ derdi.

57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin afiş yüzüydü. Şenlik komitesinin kararından ötürü çok mutlu oldu. Hatırlanmanın sevincini yaşadı. Covid-19 salgını nedeniyle organizasyona katıl(a)madı. 

Antalya’dan 3 ödül sahibiydi. 1965’de, ‘Keşanlı Ali Destanı’ ile, 1967’de ‘Sürtüğün Kızı’ ile ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. 1998’de, aynı festivalin ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü’nü aldı.

Adana Altın Koza Film Festivali’nde, 1969’da ‘Büyük Yemin’ ile, 1970’de ‘Ezo Gelin’ ile, 1971’de ‘Acı’ ile ‘En İyi Kadın Oyuncu’ mükafatlarına layık görüldü.2007’de düzenlenen, 18. Ankara Uluslar Arası Film Festivali’nde ‘Aziz Nesin Emek Ödülü’ ile taltif edildi.

- Girik, Yılmaz Güney’le Beraber Oynadığı Filmleri Ayrı Tutardı… -

Girik’in çok sıkı takipçisi, filmlerine verilen isimleri sıraladı. İlginç bir liste ortaya çıktı: ‘Ben Bir Sokak Kadınıyım’, ‘Kimse Fatma Gibi Öpemez’, ‘Sevişmek Yasak’, ‘Kucaktan Kucağa’, ‘Cici Kâtibem’, ‘Yavaş Gel Güzelim’, ‘Seviştiğimiz Günler’…

Yılmaz Güney ile beraber çektiği filmlerin ayrı yeri vardı. ‘Acı’, ‘Kambur’ ve ‘Ağıt’ filmlerinde gösterdiği performansı beğenirdi. 1968’de, Tugay Toksöz ile başrolünü paylaştığı ‘Boş Beşik’ unutamadığı diğer bir yapıttı. ‘Sevmeden oynadığım, senaryolarını beğenmediğim filmlerim de vardı,’ diyecekti. 200’e yakın yapımda yer aldı. Her birinin farklı anısını dağarcığında saklıyordu.

Döneminin erkek oyuncularının çoğu başarılı ve yüksek kabiliyetteydi. Ayhan Işık, Sadri Alışık, Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, İzzet Günay, Togay Toksöz, Kadir İnanır ve Tarık Akan beğendiği aktörlerdi.

- Yeni Nesil Kadın Sinema Oyuncularından Tuba Büyüküstün’ü Beğenirdi… -

Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit gibi dönem arkadaşlarını takdir ederdi.

Genç neslin erkek oyuncularından beğendiği isimleri açıklamadı. Hemcinslerinden Tuba Büyüküstün’ü başarılı bulurdu. Kendi gençliğine benzetirdi. Bir röportajında ‘veliaht’ı olarak niteledi: ‘Çok müthiş kız! Beni anımsatıyor. Bahtının açık olmasını dilerim…’

Fatma Girik, sosyal medyayı kullanmadı. Hiçbir platformda hesap açıp paylaşım yapmadı.

Ün’ü kaybettikten sonra ailesine daha fazla bağlandı. Hepsinin üzerine kol kanat gerdi. Ölmekten korkuyordu. Kendisine ihtiyaç duyan akrabalarını yalnız bırakmaktan ödü kopuyordu: ‘Annemden önce gözlerimi kapatmak istemem!’ Beyanına göre, manevi kızı Ahu’nun hiçbir akrabası yoktu. 

Girik, 24 Ocak 2022’de, İstanbul’da tedavi edildiği özel hastanede vefat etti. Ölüm sebebinin ‘COVID - 19’a bağlı çoklu organ yetmezliği’ olduğu açıklandı. 79 yaşındaydı. Cenazesi, Bodrum’da, ‘hayat arkadaşı’ Memduh Ün’ün yanında toprağa verildi. 

25 February 2022 16:29
1,401 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

‘Çöpten Çıkan’ Tiyatro Oyunu

Fatma Nudiye Yalçı, erkek egemen dünyada hemcinslerinin sesi/öncüsü olmayı amaçladı. Türkiye’deki pek çok ilkin sahibiydi. Okudu, yazdı, eleştirdi ve en önemlisi de sorguladı. İdeallerinin peşinden yürüdü. Ömrünün beşte birini hapishanelerde geçirdi.

Cenazesinde Alkış İstemeyen Sanatçı

Sümer Tilmaç, anne karnında sahneye çıkmıştı. Yaşamı boyunca tiyatronun tozunu yutmayı, sinemanın spotlarında aydınlanmayı/görünmeyi kabullendi. Beyazperdede ve televizyonda unutulmaz/ölümsüz tipler çizdi/bıraktı.

Menekşe Gözlü Kadın

Fatma Girik ile Memduh Ün’ün ilişkisi salt aşk öyküsü değildi. Aynı zamanda mesleki dayanışma, hayata birlikte tutunma, bilgi/tecrübe aktarımıydı. Yarım asırdan fazla birbirlerini etkilediler. Girik’in ifadesine göre Memduh Ün, onun hayata bakışını değiştirdi/geliştirdi. Sinemayı, yaşamı, edebiyatı, müziği, kısaca kültürün pek çok boyutunu öğretmeye/aktarmaya çalıştı. Adeta üniversitesi oldu.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Yeşilçam’ın Hanımağası / 2

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Yeşilçam’ın Hanımağası / I

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Cenazesinde Alkış İstemeyen Sanatçı

Sümer Tilmaç, anne karnında sahneye çıkmıştı. Yaşamı boyunca tiyatronun tozunu yutmayı, sinemanın spotlarında aydınlanmayı/görünmeyi kabullendi. Beyazperdede ve televizyonda unutulmaz/ölümsüz tipler çizdi/bıraktı.

Menekşe Gözlü Kadın

Fatma Girik ile Memduh Ün’ün ilişkisi salt aşk öyküsü değildi. Aynı zamanda mesleki dayanışma, hayata birlikte tutunma, bilgi/tecrübe aktarımıydı. Yarım asırdan fazla birbirlerini etkilediler. Girik’in ifadesine göre Memduh Ün, onun hayata bakışını değiştirdi/geliştirdi. Sinemayı, yaşamı, edebiyatı, müziği, kısaca kültürün pek çok boyutunu öğretmeye/aktarmaya çalıştı. Adeta üniversitesi oldu.

‘Çöpten Çıkan’ Tiyatro Oyunu

Fatma Nudiye Yalçı, erkek egemen dünyada hemcinslerinin sesi/öncüsü olmayı amaçladı. Türkiye’deki pek çok ilkin sahibiydi. Okudu, yazdı, eleştirdi ve en önemlisi de sorguladı. İdeallerinin peşinden yürüdü. Ömrünün beşte birini hapishanelerde geçirdi.

Küçük Cezve

Onu ‘Ah Güzel İstanbul’ filminde, ‘Ayşe’ kimliği ile tanıdık. İzmir’den kaçıp İstanbul’a gelen, ‘artist’ olmayı düşleyen toy kızdı. Adeta çaresizliğini haykırdığı, ‘Ben bir küçük cezveyim / Elden ele gezmeyim!’ şarkısıyla da akıllarımızda kalacaktı.

Bayan Yunus Emre

Ayla Algan, Türk tasavvufuna ve mutasavvıflara özel ilgi gösterdi. Felsefesini yürekten benimsediği Yunus Emre’yi tanıtmayı vazife bildi. Pek çok ülkede Yunus şiirlerinden oluşan besteleri okudu. Biricik kızının adını da - ulu ozandan ilhamla! - ‘Sevi’ koydu!

‘Zânî!’ Maymunları İdam Ettiren Molla

Molla Abdülkerim Efendi, Sultan Murâd-ı Sâlis’in şehzadelik döneminde hocası, sonradan da saray imamı ve en güvendiği ‘akıldane’siydi. Padişah’a her dediğini yaptır(ır)dı. Rumeli Kazaskeri iken ününün/cesaretinin doruklarına tırmandı.

Ondokuz Kardeşini Boğazlatan Padişah

Tarihçi Bostanzâde Yahya, 3. Mehmet’i adeta kutsadı. 19 erkek kardeşine Cennet kapılarını açtığını, kendilerine ‘şehitlik’ payesi verdiğini/sunduğunu ileri sürdü. Şeyhülislam da, boğdurulan şehzadeleri ‘şehit’ ilan etmekten geri kalmadı. ‘Padişah oğulları, - ağabeyleri tarafından! - ‘Cennet Kayığı’na bindirilmişti!’

Küçük Cezve

Onu ‘Ah Güzel İstanbul’ filminde, ‘Ayşe’ kimliği ile tanıdık. İzmir’den kaçıp İstanbul’a gelen, ‘artist’ olmayı düşleyen toy kızdı. Adeta çaresizliğini haykırdığı, ‘Ben bir küçük cezveyim / Elden ele gezmeyim!’ şarkısıyla da akıllarımızda kalacaktı.

Bayan Yunus Emre

Ayla Algan, Türk tasavvufuna ve mutasavvıflara özel ilgi gösterdi. Felsefesini yürekten benimsediği Yunus Emre’yi tanıtmayı vazife bildi. Pek çok ülkede Yunus şiirlerinden oluşan besteleri okudu. Biricik kızının adını da - ulu ozandan ilhamla! - ‘Sevi’ koydu!

CIA’nin Hedefindeki ‘Düşünce Silahşoru’

Osman Nuri Koçtürk, tek başına ABD’ye kafa tuttu/savaş açtı. Süt tozu, hibrit tohum, yumurta/et tavuğu, soya yağı, yabancı menşeli gübre gibi hayati ürünlere karşı çıktı. Süper/’emperyalist’ devletlerin, ‘zayıf müttefiklerinin topraklarını ve insanlarını deneylerinin malzemesi olarak kullandığını’ ortaya koydu/ispat etti. ‘Yeniçağın yeni silahlarını teşhir etti!’

Menekşe Gözlü Kadın

Fatma Girik ile Memduh Ün’ün ilişkisi salt aşk öyküsü değildi. Aynı zamanda mesleki dayanışma, hayata birlikte tutunma, bilgi/tecrübe aktarımıydı. Yarım asırdan fazla birbirlerini etkilediler. Girik’in ifadesine göre Memduh Ün, onun hayata bakışını değiştirdi/geliştirdi. Sinemayı, yaşamı, edebiyatı, müziği, kısaca kültürün pek çok boyutunu öğretmeye/aktarmaya çalıştı. Adeta üniversitesi oldu.

Bataklıkta Açan Çiçek: ‘Esengül’

Esengül, 24 yıllık kısacık ömründe çoğumuzun yüreğine dokunmayı başardı. Şarkılarıyla yaşamımıza karıştı, kalplerimizi sızlattı. Küllenmiş hatıralarımıza yeniden köz verdi. İstanbul’un varoşlarına yerleşe(bile)n Anadolu insanının sevda/hasret dünyasını canlı tuttu.

Bebek Yüzlü Aktör

Tarık Akan, yarışmayı kazandıktan hemen sonra Yeşilçam’ın en yeni ve en aranılan ismiydi. Dönemin bütün ünlü kadın yıldızlarıyla filmlerde göründü. Genç kızların, güzel hanımların yüreklerini hoplattı. Kartpostalları hatıra defterlerini süsledi. Posterleri duvarlara asıldı. ‘Bebek yüzlü aktör’, bir anda Türkiye’nin sevgilisi oluverdi!

Hücreye Atılan Aktör

Akan, sıkı Atatürkçü idi. Büyük önderin fikirlerinin, eserlerinin, hatıralarının takipçisiydi. Mustafa Kemal Paşa’ya ait paltoyu olağanüstü dikkatle/özenle saklardı. Her 10 Kasım’da, sahibi olduğu ilkokulda öğrencilere, velilere ve öğretmenlere sergilerdi.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Karısından Tokat Yiyen Ulaştırma Bakanı

Mehmet Barlas; anılarını Dün Dündür/Mehmet Barlas Kitabı’nda topladı. Güncel siyasetin tanınan üstat yazarı, usta gazeteci hatıralarında ünlü/toplumun önündeki insanların şaşırtıcı hikâyelerini anlatıyor.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Şöhret Sefaletin İkiz Kardeşi

Mesut Engin (58) kısa hayat yolculuğunda zirveyi de dibi de görüp, çaresizliği iliklerine kadar yaşadı.

Gülriz Sururi: Hayatı Limon Gibi Sıkan Kadın

Gülriz Sururi kendine özgü stiliyle kızıl saçlı, delici bakışlı, naif, çekici ve ilgi odağıydı. Vefalı, paylaşımcı, aydınlanmacıydı. Müthiş bir Atatürk hayranıydı.

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Maksim Gorki ‘Seven Banker’

Adından daha ziyade mesleki unvanı ile tanındı. Her gün gazetelerin birinci sayfalarını haber(ler)i, iç yapraklarını da reklam(lar)ıyla doldururdu. Tek kanallı TRT televizyonunda günün her saatinde şirketlerinin ‘paralı tanıtımını’ yapan kısa bantlar dönerdi. Bankalardan daha fazla mevduat toplamayı başardı. Yüksek faiz dağıtırdı. Ama yükselişi gibi ‘inkırazı’/çöküşü de pek hızlıydı. ‘Banker Kastelli’ olarak bilinen, milyonlarca kişiyi peşinden sürükleye(bile)n Abidin Cevher Özden kimdi?

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

Bataklıkta Açan Çiçek: ‘Esengül’

Esengül, 24 yıllık kısacık ömründe çoğumuzun yüreğine dokunmayı başardı. Şarkılarıyla yaşamımıza karıştı, kalplerimizi sızlattı. Küllenmiş hatıralarımıza yeniden köz verdi. İstanbul’un varoşlarına yerleşe(bile)n Anadolu insanının sevda/hasret dünyasını canlı tuttu.

MİT’çi Aktör / I

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

MİT’çi Aktör / 2

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

‘Bilinmeyen’ İmamoğlu / 1

Ekrem İmamoğlu, 25 yıl ‘Millî Görüş’ geleneğinden gelen/yetişen kadrolarca yönetilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı - yeniden! - CHP’ye kazandırmayı başardı. AKP, İstanbul’un kaybedilmesini bir türlü kabullenemedi. İmamoğlu kimdi? Elinde ‘sihirli değnek’ mi vardı?

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Bavulda Festivale Giden Film

Umut; 1970 Adana Altın Koza Film Yarışması’nda tam altı ödül birden kazanmıştı.

Nebahat Çehre’nin Başındaki Bardak

Yılmaz Güney ile Nebahat Çehre arasındaki gönül ilişkisi inişli çıkışlıydı.

MSP'li Bakan'ın Gözünden 12 Eylül’ün İlk Günleri

Malatya Milletvekili, MSP Genel Başkan Yardımcısı, İmar ve İskân eski Bakanı Recai Kutan; 12 Eylül 1980 Cuma günü yapılacak askerî darbeyi 3 gün önceden duydu/öğrendi.

Çanakkale’den Dönmeyen Futbolcular

Çanakkale Savaşı’na katılan futbolcuların neredeyse tamama yakını şehit düştü.

‘Çöpten Çıkan’ Tiyatro Oyunu

Fatma Nudiye Yalçı, erkek egemen dünyada hemcinslerinin sesi/öncüsü olmayı amaçladı. Türkiye’deki pek çok ilkin sahibiydi. Okudu, yazdı, eleştirdi ve en önemlisi de sorguladı. İdeallerinin peşinden yürüdü. Ömrünün beşte birini hapishanelerde geçirdi.

‘Bilinmeyen’ İmamoğlu / 1

Ekrem İmamoğlu, 25 yıl ‘Millî Görüş’ geleneğinden gelen/yetişen kadrolarca yönetilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı - yeniden! - CHP’ye kazandırmayı başardı. AKP, İstanbul’un kaybedilmesini bir türlü kabullenemedi. İmamoğlu kimdi? Elinde ‘sihirli değnek’ mi vardı?

‘Bilinmeyen’ İmamoğlu / 2

Ekrem İmamoğlu, 25 yıl ‘Millî Görüş’ geleneğinden gelen/yetişen kadrolarca yönetilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı - yeniden! - CHP’ye kazandırmayı başardı. AKP, İstanbul’un kaybedilmesini bir türlü kabullenemedi. İmamoğlu kimdi? Elinde ‘sihirli değnek’ mi vardı?

Osmanlı'nın İlk ‘Hadım’ Sadrazamları

Osmanlı’nın Balkan’dan devşirdiği, hadım ettirip, Enderun’da eğitime aldığı sonra da devlet görevi verdiği kişiye ‘Akağa’ denirdi. Aralarından beylerbeyi, vezir, ordu komutanı ve hatta sadrazam(lar) çıktı. İlk ‘buruk vezîr-i âzam’ da, ‘Hadım Ali Paşa’ydı!

‘Zânî!’ Maymunları İdam Ettiren Molla

Molla Abdülkerim Efendi, Sultan Murâd-ı Sâlis’in şehzadelik döneminde hocası, sonradan da saray imamı ve en güvendiği ‘akıldane’siydi. Padişah’a her dediğini yaptır(ır)dı. Rumeli Kazaskeri iken ününün/cesaretinin doruklarına tırmandı.

Bebek Yüzlü Aktör

Tarık Akan, yarışmayı kazandıktan hemen sonra Yeşilçam’ın en yeni ve en aranılan ismiydi. Dönemin bütün ünlü kadın yıldızlarıyla filmlerde göründü. Genç kızların, güzel hanımların yüreklerini hoplattı. Kartpostalları hatıra defterlerini süsledi. Posterleri duvarlara asıldı. ‘Bebek yüzlü aktör’, bir anda Türkiye’nin sevgilisi oluverdi!

Hücreye Atılan Aktör

Akan, sıkı Atatürkçü idi. Büyük önderin fikirlerinin, eserlerinin, hatıralarının takipçisiydi. Mustafa Kemal Paşa’ya ait paltoyu olağanüstü dikkatle/özenle saklardı. Her 10 Kasım’da, sahibi olduğu ilkokulda öğrencilere, velilere ve öğretmenlere sergilerdi.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 1

Bitlisli Zaro Ağa, ömrünün tamamına yakınını İstanbul’da geçirdi. Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan adamdı. Ölünceye kadar sigara içmeyi sürdürdü. ‘Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı’ diye ünlendi. Otopsisinde 3 böbrekli olduğu ortaya çıktı.

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 2

Zaro Ağa, 130 yaşından sonra çok ünlendi fakat para kazamadı. Dünyayı dolaştı. Popüler isimlerle tanıştı, fotoğraf çektirdi. Reklam kampanyalarında etkin rol aldı. Kartpostalları/foto kartları yüz binlerce satıldı. Kısacası Ağa, ülkemizin ilk ‘uluslar arası medya ikonu’ydu!

Hitler’in Karısı da Yahudi Çıktı

Tarihe ‘Yahudi soykırımını yap(tır)an lider’ suçlamasıyla geçen, Alman Nazi Partisi’nin değişmeyen Führer’i Adolf Hitler’in son büyük aşkı, nikâhlı karısı Eva Braun Aşkenaz Yahudisi çıktı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

‘Cami Yaptıran’ Reis-i Cumhur

İsmet İnönü, siyaset yaptığı yarım asırlık müddette, ‘Din Düşmanı’, ‘Cami Satıcısı’, ‘Alnı Seccadeye Varmayan’ gibi çok ağır ithamlara/suçlamalara maruz kaldı. İddia sahipleri kutsal dinimizden yarar/çıkar sağlayan, kendilerini keramet sahibi sanan/gören, daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadro/ideolojiye karşıt/düşman kişi(ler) ve çevrelerdi.

2. Abdülhamit'e Rest Çeken Cariye

2. Abdülhamit, Osmanlı Hanedanı’nın en çok tartışılan, konuşulan ve hakkında yazılan üyesiydi. Eylemleri ile bazen eleştirildi, bazen göklere çıkarıldı. Özel hayatı da merak edildi. Kimi kaynaklara göre 13, kimi tarihçilere göre 16 hanımı oldu. Çerkez soyluları tercih ettiği yazıldı.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

İsmet Paşa’nın Elini Öpen TİP Lideri

Mehmet Ali Aybar, çok iyi eğitim almıştı; Sol/Sosyalist düşünce aileden mirastı.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Sinemamızın Aptal (!) Uşağı Cevat Kurtuluş

Cevat Kurtuluş, Yeşilçam’a Ferdi Tayfur’un hediyesiydi. Konservatuarın Opera bölümünden mezundu. Bariton sese sahipti; baştan ayağa sanatçıydı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Yıldız Kenter: ‘Hayatım Tiyatro…’

Tiyatromuzun temel direklerindendi. Hayatını tiyatroya adadı ve adını en yükseğe yazdırdı. Yıldız Kenter: ‘Tiyatromuzun Divası’ydı…

Yeşilçam’ın Hanımağası / 2

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Yeşilçam’ın Hanımağası / I

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Diğer Türk Sineması Yazıları

‘İyi Yürekli’ Kötü Adam

Erzurum’dan kağnı ile yola çıkıldı. Konya’ya sonra da Yalova’ya ulaşıldı. İstanbul’a varıldığında çuvallardaki eşyaların çoğu taşınmaktan/aşınmaktan kullanılmaz haldeydi. Bir ahşap konakta 2 oda kiralandı. Anne hem çalışacak, hem oğluna bakacaktı. Taş Ailesi, ekmeğini taştan çıkaracaktı!

Kesilen Ayağı Çalınan Aktör

Ünlü aktörün ömrünün son yılları çile ve keder doluydu. Ağır sağlık sorunları ile boğuştu. Sol ayak parmakları kesildi. Sonra bacağını yitirdi. Tahmin(ler)e göre kendisinden nefret eden hayranı veya düşmanı, mezarı kazıp kefenlenmiş uzvu çalma cüretinde bulundu!

Bayan Yunus Emre

Ayla Algan, Türk tasavvufuna ve mutasavvıflara özel ilgi gösterdi. Felsefesini yürekten benimsediği Yunus Emre’yi tanıtmayı vazife bildi. Pek çok ülkede Yunus şiirlerinden oluşan besteleri okudu. Biricik kızının adını da - ulu ozandan ilhamla! - ‘Sevi’ koydu!

MİT’çi Aktör / 2

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

Yeşilçam’ın Hanımağası / 2

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Küçük Cezve

Onu ‘Ah Güzel İstanbul’ filminde, ‘Ayşe’ kimliği ile tanıdık. İzmir’den kaçıp İstanbul’a gelen, ‘artist’ olmayı düşleyen toy kızdı. Adeta çaresizliğini haykırdığı, ‘Ben bir küçük cezveyim / Elden ele gezmeyim!’ şarkısıyla da akıllarımızda kalacaktı.

Yeşilçam’ın Hanımağası / I

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!