Karısından Tokat Yiyen Ulaştırma Bakanı

Mehmet Barlas; anılarını Dün Dündür/Mehmet Barlas Kitabı’nda topladı. Güncel siyasetin tanınan üstat yazarı, usta gazeteci hatıralarında ünlü/toplumun önündeki insanların şaşırtıcı hikâyelerini anlatıyor.

Karısından Tokat Yiyen Ulaştırma Bakanı

Gazeteci Mehmet Barlas; Türk basının son 50 yılına damgasını vurdu. Dönemin en yüksek tirajlı gazetelerinde yazarlık, başyazarlık, yöneticilik yaptı. TRT’de Haber Dairesi’nin başında bulundu. STAR TV’de ana haber bülteninden sonra ‘günün yorumu’ uygulamasını başlattı. Barlas; Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Sabah, Güneş, Tercüman gibi basın tarihimizin en önemli kurumlarında mesai harcadı.

Barlas; politikacı/gazeteci Cemil Sait Barlas’ın oğluydu. 22 yaşında gazete patronuydu. Babası CHP’li hükümetlerde 2 farklı bakanlık (Ticaret ve Ekonomi, Devlet) görevinde bulundu. Küçük yaşından itibaren çok zengin kültür ve politika ortamında yaşadı. İsmet İnönü, Fahri Korutürk, Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan gibi 7 Cumhurbaşkanı ile çok yakın/samimi ilişkiler kurdu. Son 40 yılda görev yapan başbakanlarla insanî/meslekî diyaloglar geliştirdi. Siyaset, kültür, sanat, musiki dünyasının yıldızlarını evinde/sofrasında ağırladı; çok özel anlarını paylaştı. Barlas; okumayı, gezmeyi, müzik dinlemeyi, yazmayı hiç bırakmadı. Kütüphanesinin zenginliği kadar, Türk Sanat Müziği repertuvarına/metodolojisine sahipliği; zengin sayıdaki arkadaşı/dostuyla da farklı/etkin yer edindi. Türk Solu’ndan Sağı’na kadar her rengin fikir deryasıyla dosttu; ortak paydası her zaman ‘demokrasi’ydi.

- Karısından Tokat Yiyen Ulaştırma Bakanı… -

Barlas; zengin hayat tecrübesinin çok kısıtlı/özet bir bölümünü paylaştı. Hatıralarını yazmak yerine, nehir söyleşi yoluyla zengin deneyiminden bölümleri okuyucularına/meraklılarına aktardı. Dün Dündür adlı kitabın ortaya çıkmasında en önemli rol, Mehmet Barlas’ı sorularıyla konuşturmaya/sıkıştırmaya çalışan Göksan Göktaş’a aitti. Çocukluğundan başlayarak günümüze kadar gelen anılar; ‘sınırlı’ tutulmasına karşın, son derece zengin, şaşırtıcı, fevkalade doluydu. Güncel siyasetin, yakın tarihin önemli kilometre taşlarının bilinmeyen yönlerini/notlarını aktardı. Ülke kaderinde söz sahibi pek çok kişinin zayıf, kuvvetli yönlerini, aile hayatlarını, ihtiraslarını kısa/özet paylaştı.

Mesela CHP’de Genel Sekreterlik yapan Kemal Satır; Barlas Ailesi’nin yakın dostuydu. Satır da; TSM severdi, dinlerdi. Mehmet Barlas; Satır’ın musiki aşkını anlattı:

‘Evde sürekli alaturka müzik dinlenirdi. Hiç unutmam, bir gece şarkıcı Mualla Mukadder Atakan gelmişti, çok güzel, çok meşhur bir kadındı. O şarkı söyleyip saz çalıyor, biz de babamın arkadaşlarıyla dinliyoruz. Bakanlar da orada tabii… Kemal Satır’ı hatırlıyorum. Adanalıydı. Hem çapkın, hem de yakışıklı adamdı. Mualla Mukadder’in dizinin dibine oturmuş; hayran hayran bakıyor; arada bir de elini tutmaya teşebbüs ediyordu. Eşi Memduha Hanım vardı bir de. O da çok hoş, biraz da ateşli bir kadındı. ‘Kemal, gel buraya!’ diye seslendi bir ara içeriden. Bakan kalktı gitti. ‘Şak! Şak!’ tokat sesleri geldi. Döndüğünde iki yanağı da kıpkırmızıydı. Ulaştırma Bakanı’nın karısından dayak yediğini gördüm ben evde, alaturka yüzünden…’

- Cumhurbaşkanı’nın Oğulları İçin Ankara’da Açılan Üniversite… -

Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel de, Barlasların evinin müdavimiydi. Cemil Sait Barlas’ın öğretmeniydi. Sonradan politikada yolları kesişti. Mehmet Barlas’ın anlatısına göre; Millî Eğitim Bakanı Yücel, İsmet İnönü’nün kıymetli eşi Mevhibe Hanım’ın çok önemli bir isteğini yerine getirmişti:

‘İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe Hanım çağırıyor onu. 1940’ların başında, Millî Eğitim Bakanı iken. ‘Bak,’ diyor, ‘benim Ömer’le Erdal büyüyorlar, üniversite okuyacaklar. İstanbul’a göndermek istemiyorum. Burada üniversite açtır.’ Millî Eğitim Bakanı’na söylüyor bunları. Böylece Ömer ve Erdal İnönü için üniversite açılıyor.’

Hasan Ali Yücel; hem güfte yazardı, hem beste yapardı. Suzinak makamındaki, Sen Bezmimize Geldiğin Akşam Seher Olmaz, adlı şarkının sözleri de, bestesi de Yücel’indi.

Ajda Pekkan’ın çok küçük yaşta şarkıcılığa başladığını da öğreniyoruz. Pekkan; Kemal Tahir ile Aziz Nesin’in sık gittikleri Lozan Kulüp’te sahneye çıkmıştı: 

‘Biz daha sonraları arkadaş olduk Kemal Tahir’le. Aziz Nesin’le sofralar kurardı Kadıköy’de, Lozan Kulüp’te. Kemal Tahir’le oraya çok gittik. Ajda Pekkan’ı da ilk defa orada dinledik mesela. Ajda Pekkan; o zaman 12 yaşındaydı. Annesi getirmiş meğer, sahneye çıkıp şarkı söyledi.’

- Bülent Ecevit’in Köpek Derisinden Yapılmış Yeleği… -

Bülent Ecevit; Mehmet Barlas’ın sahipliğini yaptığı Son Havadis’in yazarları arasındaydı. Ecevit daha siyasete girmemişti; sadece gazeteciydi. Çetin Altan’dan duyduklarını aktaran Barlas; Ecevit hakkında şimdiye kadar bilinmeyen bir detayı veriyordu:

‘Ben o dönem fazla tanıyamadım; ama Çetin Altan anlatırdı. İngiltere’de tahsil yapmış; ama üniversiteyi bitirmemiş. Babası milletvekiliydi. ‘İngiltere’den getirdiği en önemli şey yeleği,’ derdi Çetin Altan. Köpek derisinden yeleği varmış Ecevit’in. Hava alacak deliği olmadığı için, en soğuk havada bile üşütmezmiş insanı. Köpekler terlemez, bilirsiniz; o yüzden yazın da pek rahatsız etmezmiş insanı. Atatürk Bulvarı’nda o yeleğiyle, ben de paltomla yürürdük,’ derdi Çetin Bey.’

Barlas; Vehbi Koç hakkında da ilginç bilgiler veriyor. Koç’un CHP’li olduğunu bilirdik de; 1950 öncesinde Ankara İl Başkanlığı yaptığını yeni öğren(ebil)dik. Vehbi Bey; prensip sahibiymiş: Günde 7 sigara içermiş:

‘Vehbi Bey’in bir özelliği vardı. Akşamüstü mutlaka bir bardak viski içerdi. Umre’ye benim bir arkadaşımla gitmişti. (…) Demiş ki arkadaşıma; ‘Her akşam bana bir bardak viski bul. Ben de sana her gün neler yaşadığımı anlatayım. Arkadaşım; ona Umre’de her akşam bir bardak viski bulmuş. Mesela perşembe günleri dua günüydü. Bütün gün dua okurdu.’

- Cuntanın Cumhurbaşkanı Adayı Nadir Nadi’ymiş… -

Turan Güneş de, Mehmet Barlas’ın babasından devraldığı yakın arkadaşıydı. Güneş; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni birincilikle bitirmişti. Sonradan Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim görmüştü; müthiş zeki bir adamdı:

‘Çok çapkındı; çapkınmış. Ama eşine de çok saygılıydı. Çok hoş bir arkadaştı. Beni en çok cezbeden yanı, Türk (Sanat) Müziği’ne düşkünlüğüydü. Çok iyi ney üflerdi. Telefon ederdi Ankara’dan. ‘Ne olur alaturka yapalım,’ diye. Ben de eve Muazzez Abacı’yı çağırırdım. Sazları çağırırdım. Sırf onun için evde fasıllar yapardık.’

Barlas’ın anılarında, yakın siyasi tarihimize Madanoğlu Cuntası diye geçen oluşum hakkında da ilginç bilgileri var. Barlas’ın iddiasına göre; Cumhuriyet’in sahibi ve başyazarı Nadir Nadi; Cunta’nın cumhurbaşkanı adayıymış: 

‘(…) O sırada Madanoğlu Cuntası vardı. Aslında 12 Mart’ı, 9 Mart’ta onlar yapacaklardı. Nadir Nadi’nin cumhurbaşkanı olma ihtimali vardı o cunta gelseydi. İlhan Selçuk, Doğan Avcıoğlu’yla cuntanın lideri. Cumhuriyet’in içindeydi cunta aslında. Ben cuntadan değildim aslında.’

- Maksim Gazinosu’nun Programını Düzenleyen Gazete Sahibi… -

Barlas; Babıâli’nin önemli patronlarının tamamını tanıdı ve yakın dostluklar kurdu. Hürriyet’in sahibi Erol Simavi’yi anlatırken, Maksim’de sahneye çıkacak sanatçıların listesini hazırladığını kaydediyor: 

‘(…) Erol Simavi; Hürriyet’in sahibiydi, ama sabahın köründe gelir, gazetesinin genel yayın müdürüyle toplantı yapar; sonra gider Hilton’da Berber Mehmet’in kasasında oturup para alır; tahsilât yapardı. Erol Simavi’yi görmek istediğin zaman oradaydı. Keyif için kasiyerlik yapardı. Mesela; Maksim’de Fahrettin Aslan’la oturur; hangi kızların sahneye çıkacağını konuşurdu.’

‘(…) Bodrum’la bütünleşmiş bir başka sima da Erol Simavi idi. Veli Bar diye bilinen bir mekân vardı. Her sabah orada oturur; paraya ihtiyacı olan Bodrumlulara yardım ederdi. İnsanlar kuyruk olurdu.’

Barlas’ın anlatımına göre; Milliyet Gazetesi’nin eski sahibi Ercüment Karacan; Semiramis Pekkan’la aşk yaşamıştı: 

‘Ercüment Karacan ilginç bir kişilikti. Evliydi; ama Semiramis Pekkan’la aşk yaşıyordu. O sırada, İngiltere Kraliçesi İstanbul’a gelmişti. Onların Britanya diye bir yatı vardı. Yatta eşli davet verdiler. Ercüment Karacan oraya sevgilisiyle gitti. Olay olmuştu.’

Mehmet Barlas; gazete patronları içinde Aydın Doğan’ı çok farklı bir yere oturtuyordu. Doğan’ın kafasına koyduğunu yaptığını, basının gücünü kullanarak zenginleştiğini ileri sürüyordu: 

‘Aydın Doğan; başlangıçta süper zengin değildi. Fakat müthiş fikri takibi vardı. Basın gücünü kullanarak da devletten çok şeyler istedi ve aldı. Turgut Özal bana; ‘Ne olur, Aydın Doğan’a söyle, üzerime gelmesin artık,’ derdi. (…) Müthiş bir başarı… Kırk yılda kimse basın gücünü böyle kullanamaz. İnşaata kapalı alanı belediyeye baskı yapıp değiştirtmişti.’

- Karısını Her Sabah Öperek Veda Eden Cumhurbaşkanı… -

Barlas; Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın çok yakın aile dostuydu. Turgut Özal ile Semra Özal arasındaki duygu yoğunluğuna da defalarca şahit olmuştu: 

‘Semra Hanım denge unsuruydu. Onun muhafazakâr yanını dengeliyordu. Semra Hanım’a müthiş bir sevgi duyuyordu. Canan (Barlas) anlatmıştı: Semra Hanım’la Güneş Gazetesi adına röportaj yapıyor. Orada bulunan Turgut Bey; ‘Allaha ısmarladık,’ deyip çıkıyor. Semra Hanım; ‘Birazdan dönecek,’ diyor. ‘Neden?’ diye şaşırıyor Canan. ‘Beni öpmeyi unuttu da ondan,’ diye açıklıyor Semra Hanım. Hakikaten 10 dakika sonra Turgut Bey dönüyor; Semra Hanım’ı öpüp çıkıyor.’Nurullah Ataç’ın eleştirdiği şairlerce dövülmesinden, Gönül Yazar’ın ‘gizemli turnesi’ne kadar pek çok gün yüzüne çıkmamış anı bizi hayret denizinin dalgalarına bırakıyor.

Mehmet Barlas; zengin anı arşivinin tamamını sunmuyor; ama açıkladıklarıyla da hayret uyandırıyor; merakımızı depreştiriyor. 

İlk anı kitabı, Rüzgâr Gibi Geçti’de de aynı şekilde davranmıştı.

Keşke günlük notlarını/güncelerini yayınlayabilseydi…

28 July 2019 20:51
403 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Cenazeden Sonra Kuru Fasulye Ve Yanında Rakı

Horoz Nuri’nin (Vahi Öz) Bedia’ı (Mualla Sürer) Fransızcayı akıcı konuşur, çok iyi piyano çalar ve Türk Sanat Müziği meşklerine katılırdı.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

İngiliz Kemal’in Kasasındaki Servet

Asıl adı Ahmet Esat Tomruk olan İngiliz Kemal, 1964’de İstanbul’da Fransız Hastanesi’nde gözlerini kapadığında çok az kişinin haberi vardı.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Çan Takılsaydı Ayasofya Havaya Uçurulacaktı!

Ayasofya, Sultan Fatih’in devletine/milletine armağanıydı. 1918’de İstanbul işgal edilince, Rumlar, ulu mabedi kilise yapmaya kalk(ış)tı. Tarihî camiyi korumakla/savunmakla görevli piyade taburu, önlerine çıkan en etkin/kararlı engeldi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Sait Faik’in 1000 Bursiyeri

Çağdaş Türk hikâyeciliğinin ustalarından Sait Faik (Abasıyanık) yaklaşık 1000 öğrenciye burs verip okumalarını sağladı.

Müslüman Mezarlığı Üzerine Tiyatro ve Helâ

Osmanlı’nın 2 hükümdarı - Abdülmecit ve Abdülaziz! -, Ayas Paşa Mezarlığı’nın sonunu getirecek hamleler yaptı. Birisi mezarlık alanının bir bölümüne tiyatro, diğeri de Alman Büyükelçiliği binası yapımına ruhsat/izin verdi.

Bilinmeyen Abdullah Gül

Genç Abdullah Gül’e göre Kısakürek; ‘ışığından yararlanılacak kutup yıldızı/mürşit’ idi. Fikir çizgisinin diğer 2 önemli isim ise; Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’ydu. Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer ve Fethi Gemuhluoğlu da etkisinde kaldığı mütefekkirlerdi.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Niğde’de Saklanan Kutsal Emanetler

Hükûmet ve Türk Genel Kurmayı, İstanbul'un bombalanabileceğini de ihtimal dâhiline almıştı. Böyle bir durumda, saraylar, tarihî eserler ve müzeler büyük zarar görebilirdi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Niğde’de Saklanan Kutsal Emanetler

Hükûmet ve Türk Genel Kurmayı, İstanbul'un bombalanabileceğini de ihtimal dâhiline almıştı. Böyle bir durumda, saraylar, tarihî eserler ve müzeler büyük zarar görebilirdi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Yıldız Kenter: ‘Hayatım Tiyatro…’

Tiyatromuzun temel direklerindendi. Hayatını tiyatroya adadı ve adını en yükseğe yazdırdı. Yıldız Kenter: ‘Tiyatromuzun Divası’ydı…

Demirel’den Kıraç’a Cumhurbaşkanlığı Önerisi

DYP (Doğru Yol Partisi) Genel Başkanı Süleyman Demirel; Koç Holding üst düzey yöneticisi Can Kıraç’ı telefonla aradı; partiye davet etti; Cumhurbaşkanlığı veya TBMM Başkanlığı için aday göstermeyi düşünüyordu.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

CIA’nın Yenge Merakı

CIA, Evren’in Müstakbel Eş Adayını Merak Etmiş.

Mirasını Diyanet’e Bağışlayan Başbakan

Hacı Emin Ağa rahmetli olunca, mirası çocuklarına, onlardan da torunlarına geçti.

Arayış’ı Aydın Doğan Finanse Etmişti

Arayış dergisi, 12 Eylül döneminde sosyal demokrat kanadın sesi olmuştu.

Memleketimden Dinleme Manzaraları 1

Telefon dinleme olayları, Osmanlı’da da, mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti’nde de biline geldi.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

Vehbi Koç’un Feto Uyarısı

Koç Holding’in onursal başkanı - müteveffa - Vehbi Koç, Feto tehlikesini 1994 yılında görmüştü.

Yerli James Bond Göksel Arsoy

Göksel Arsoy; daha çok romantik aşk filmleriyle tanındı.

Lady Diana’nın Sevgilisi Öldürülmüş

Lady Diana’nın eski İletişim Koçu Peter Settelen tarafından Kensington Sarayı’nda gizlice çekildiği ileri sürülen videolardan oluşan belgesel kafaları karıştırdı.

Cenaze Namazı Kıldırılmayan Ülkücü

‘Ülkücü’ Mustafa Pehlivanoğlu ile ‘Devrimci’ Necdet Adalı aynı gün asıldı; 12 Eylül’ün mimarları (!) ne sağda, ne de solda olduklarını icraatlarıyla gösterdi.

Süleyman Turan: ‘Esas Oğlan’ın En Can Dostu

Süleyman Turan; hem tiyatroda, hem de sinemada birer kez başrol oynadı. Adı; Harput’ta Bir Amerikalı oyununda ve Dikkat Kan Aranıyor filminde en üste yazıldı…

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Monna Rosa: Kırık Bir Aşk Hikâyesinin Yadigârı

Bazı sevda hikâyelerinin sonunda kavuşulmazdı. Bazılarında ise âşıklar; maşuk(a)larına kendilerini anlatamazdı. Bazı şiirler reddedilebilirdi; ama her kabul edilmeyişin bitebilen/değişebilen vadesi vardı. Monna Roza az bilinen; ama vuslata erişilmeyen kırık bir sevdasının öyküsüydü…

Yıldız Kenter: ‘Hayatım Tiyatro…’

Tiyatromuzun temel direklerindendi. Hayatını tiyatroya adadı ve adını en yükseğe yazdırdı. Yıldız Kenter: ‘Tiyatromuzun Divası’ydı…

İstanbul’a Hükümdar Olan Baldırı Çıplak

Patrona Halil adlı, Beyazıt Hamamı’nda tellâklık (kesecilik!) yapan ‘baldırı çıplak!’ fitili ateşledi. 3 kıtada hüküm süren Osmanlı’nın payitahtı İstanbul’u adeta işgal etti; bazen tek başına, bazen de kurduğu ‘ihtilal meclisi’yle yönetti. Kanun koydu; ferman saldı; dilediği adamı dilediği yere getirdi; istediği devletlûnun kellesini al(dır)dı; en önemlisi de hükümdar indirdi.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

Lavinia: Şairini Tanıyamayan Şiir

Özdemir Asaf’ın ünlü dizelerindeki adı Lavinia idi Mevhibe (Meziyet) Beyat’ın …

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Libya'da Başbakanlık Yapan İlk Türk

Sadullah Koloğlu; 1948’den sonra Libya’da kurulan hükümetlerde Başbakanlık yapan Türk soyluların ilkiydi. Devlet cihazının oluşturulmasında önemli hizmetleri dokundu. Ahmet Maytik, Muhammet Sakızlı ve Fayiz es Serrac gibi Türkler de aynı makama gelecekti.

Beşiktaş Maçı Olduğunda Derse Girmeyen Profesör

Mümtaz Soysal; Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli/yetkin ‘Anayasa Hukuku’ kuramcılarındandı. Hapishane hücresinden TBMM’ne, Dışişleri Bakanlığı’na uzanan çok renkli, zorlu, mücadele dolu, uzun hayat sürdü.

Susuz Yaz Nasıl Seks Filmi Yapıldı?

Susuz Yaz’ın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Türkiye’de Sansür Kurulu’nca gösterimi engellendi; Avrupa ve ABD’de para kazanma hırsıyla seks filmi yapıldı. Ama aynı film; Türk Sinema Tarihi’nin ilk en büyük başarısını kazandı.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Kahvesinde Garsonluk Yapan ‘Kötü Adam’

Erol Taş; Yeşilçam’ın en tanınmış karakter oyuncularındandı.

İnce Hastalığın Pençesindeki Figüran

Hakkı Haktan; Vesikalı Yarim’deki şef garsondu. Binlerce Yeşilçam figüranı gibi, rekor sayılacak filmde oynadı; ama gündelikçilikten öteye geçemedi.

Viski Eşliğinde İlahi

Fahrettin Aslan’ın büyük oğlu Sacit Aslan anılarına yer verdiği ‘Kovadaki Balıklar’ kitabı yayınlandı.

Tanju Okan Ve ‘Kadınım’ Şarkısı

Tanju Okan; İzmir’den yetişmiş bir ses sanatçısıydı. Türk Hafif Müziği’nin kurucuları/öncüleri arasındaydı. Kısa sayılabilecek hayatında unutulmayacak/ölümsüz şarkılar seslendirdi. Son anına kadar hayata kırgındı; mutsuzdu; huzursuzdu…

Diğer Muhtelif Yazıları

İnsan Derisiyle Kaplı Kitaplar

Belirlemelere göre, kitaplardan birisinin cildi, hayatta iken derisi yüzülmüş adamdan alınmıştı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Altın Plak Yerine Buzdolabı

TSM (Türk Sanat Müziği) sanatçısı Nesrin Sipahi, iki bine yakın şarkıya hayat verdi ve bize sevdirdi.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Vinçle İdam Edilen Fil

Bakıcısını ezerek öldüren Koca Mary yargılandı ve ölüme mahkum edildi.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.