Yeşilçam’ın Taçsız Kralı

Ayhan Işık, Selanik’ten hicret eden bir ailenin çocuğu idi. Eğitimini zorluklar içinde tamamladı. DGSA’den mezun olup ressamlık yapacaktı. Kendisini Yeşilçam’da buldu. ‘Türk sinemasının ilk büyük starı’ diye tanındı. Beyazperdenin tarihine geçti.

Yeşilçam’ın Taçsız Kralı

Senaryo seçiminde titizdi. İşini çok ciddiye alırdı. ‘Para kazanayım,’ diye her rolü kabul etmezdi. Disiplinli aktör portresi çizerdi. Sağlığına itina gösterirdi. Her sabah spor yapmaya dikkat ederdi. Yüzerdi. Kültürfizik egzersizlerini aksatmazdı. Masaj yaptırırdı. Formuna, fiziksel görünüşüne son derece özenliydi. 1.83 metre boyundaydı. Ağırlığı 77 - 80 kilogram arasındaydı. İçki içmezdi. Bohem hayatı yaşamazdı. Şans oyunları, kumar hiç oynamazdı. Her hareketi saate bağlıydı. Zamanını titiz kullanırdı. Yüzünün dinlenmiş görünümüne önem verirdi. Ertesi gün film setine gidecekse, akşam saat 20.00’de yatağa girerdi. ‘Tanınmış insanların hayatlarının her anında dikkatli hareket ettiğine inanırdı.’ Dedikodulara sebep olmak istemezdi. Sinema insan(lar)ı, ‘sokaktaki adam gibi davranamazdı’! Ayhan Işık’a göre aktör/artist, ‘hürriyeti(ni) sınırlan(dır)mış kişi’ydi’!

Işık, kamera karşısında nereye bakacağını, en doğru açıyı nasıl bulacağını bilirdi.

Çok geniş kitlelerin sevgilisiydi. Çoğu genç kızın ilk aşkıydı. Kimi annenin/büyükannenin kalplerinin bam tellerini titreten ‘gizli sevdası’ydı. Rüyaları süsleyen, masal sayfalarından çıkıp gelen ‘beyaz atlı prens’ti. 

Görünümü, saç şekli, bıyık biçimi, giyimi, konuşması ile örnek alınandı/taklit edilendi. Pek çok hem cinsinin imrendiği/kıskandığı kişiydi. Yaşıtları, hatta daha genç nesil, Işık’a benzeme çabasındaydı. Berberlerde ‘Ayhan Işık bıyığı’ moda olmuştu!

- Işık İzmir’de Doğdu, İstanbul’da Okudu… -

Ayhan Işık - nüfustaki adı: ‘Ayhan Işıyan’dı! Mahkeme kararı ile değiştirecekti! -, 5 Mayıs 1929’da, İzmir’in Konak ilçesine bağlı Karataş semtinde, Mithatpaşa Caddesi’ne bakan bir evde dünyaya geldi. - Biyografisini yazan bazılarının iddia ettiği gibi ‘Ermeni’ değildi. ‘Türkoğlu Türk’tü! - Babası Abdülkerim Bey, annesi Servet Hanım’dı. Altı çocuklu ailenin sonuncu ferdiydi. Kendi deyimi ile ‘Işıyan Ailesi’nin tekne kazıntısı’ydı! 3 ablası, 2 ağabeyi vardı. Henüz 4 aylık bebekken sülâlece İstanbul’a geldiler. - Aile, aslen ‘Selanik muhaciri’ydi. Şehrin Yunan kuvvetlerince işgal edilmesi üzerine İzmir’e göçtüler! -  Babası ‘saraç’tı. Saraçhanebaşı’nda dükkânı vardı. 6 yaşına bastığında, atasını yitirdi.

Eğitim hayatına Fatih Çarşamba’da - Darüşşafaka karşısındaki! - 15. İlkokul’da başladı. Şişli Bomonti’deki 44. İlkokul’dan mezun oldu. Ardından Nişantaşı Birinci Ortaokulu’nu tamamladı. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin lise ve yüksek bölümüne devam etti. 6 yıllık yoğun eğitimi takiben ‘Yüksek Resim Bölümü’nden diploma alma hakkını kazandı. - Karikatürist Sururi Gümen’i örnek aldı. Amerika’ya yerleşmeyi, resim çizerek hayatını kazanmayı da düşündü. Aklında otomobil modeli tasarım ressamlığı vardı! -

Ayhan Işık, hayat mücadelesine çocuk yaşında başladı. Hatıralarında kaydettiğine göre, ortaokul sıralarında basın hayatına - Bâb-ı Âli’ye! - adım attı. İlk karikatürleri Şaka ve Karikatür dergilerinde çıktı. Eğitimini sürdürebilmesi çalışmasına bağlıydı. Günlük gazetelerde, haftalık/aylık dergilerde çizgi romanları/öyküleri yayınlandı. Desenleri oturdukça/olgunlaştıkça kitap kapağı ve sanatsal resimler çizdi. Aldığı ilk telif tutarı: 14 liraydı! Heyecanla eve koştu, müjdeyi ve kazandığı ücreti annesine ulaştırdı.

- Edebiyat Öğretmeni Rıfat Ilgaz’dı… -

İlkokul öğrencisiyken kundura tamircisinin yanına çırak girdi. Sonra Darphane’de çalışmaya başladı, lastik mühür imalatını öğrendi. Yaz tatillerinde, Paşabahçe Cam Fabrikası’nda ‘Kırık Şişe Kontrolörlüğü’ yaptı. Haftada 25 lira kazandı. İnşaat işleriyle uğraşan bir müteahhidin yanında kısa süreli çalıştı.

Evinden işine gidip gelirken 63 numaralı Sütlüce Vapuru’na binerdi. Şirket-i Hayriye’nin tarihi gemisi, genç Işık’ın resim atölyesiydi. Eli hiç boş durmazdı. Sipariş edilen resimleri çizerdi. Kapak eskizlerini hazırlardı.

Nişantaşı Ortaokulu’nun öğretmen kadrosu ‘meşhurlar takımı’ydı. Okul müdürü, şair/yazar Mahir İz’di. Müdür yardımcısı, yazar/şair Salah Birsel’di. Edebiyat öğretmeni şair/romancı - Hababam Sınıfı’nın da müellifi! - Rıfat Ilgaz’dı. Beden eğitimi öğretmeni, - Vefa Futbol Kulübü’nün ünlü kaptanı! - ‘Kör’ lakabıyla anılan ünlü futbolcu Galip Haktanır’dı. 

Ortaokuldaki sıra arkadaşları arasında da geleceğin ünlü isimleri mevcuttu. Karikatürist Semih Balcıoğlu ve Ferruh Doğan ile Yeşilçam’ın ünlü senaristi Safa Önal bilinen yârenleriydi.

DGSA’de de çok şanslıydı. Türk resminin ve şiirinin yıldız isimlerinden Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun öğrencisi olma fırsatını yakaladı. ‘On’lar Grubu’nda yer aldı. ‘Resimde empresyonizmin etkisinde kaldığını söylerdi.’ Daha çok da Fransız asıllı ressam Claude Monet’in eserlerini beğenir ve takdir ederdi. Fikret Otyam, Altan Erbulak, Orhan Peker dönem arkadaşlarıydı. Semih Balcıoğlu ile Ferruh Doğan da aynı okuldaydı.

- Şöhrete Kavuştuktan Sonra Çizgi Romanı Kitaplaştı… -

Sonraki karikatürleri Akbaba’da yayınlandı. Türkiye Yayınevi - Yıldız, Bin Bir Roman, Çocuk Haftası ve Yavru Türk dergileri ile kitaplar neşrederdi! - ve Nebioğlu Yayınları’nda çalıştı. Akşam Gazetesi’nde ressamlık yaptı. Bedri Koraman, Firuz Aşkın ve Sururi Gümen ile aynı masayı paylaştı. Resimli roman(lar) hazırladı. 1966’da, ‘Aşka İnanmıyorum’ adlı çizgi romanı kitaplaştı. Kapağında Ayhan Işık’ın fotoğrafı bulunuyordu.

İlk başrol teklifini Vedat Örfi Bengü’den aldı. Yevmiyesi 20 liraydı ve 5 gün çalışacaktı. Önerilen ücreti ‘komik’ buldu, reddetti!

Yıldız Dergisi’nde - dönemin tek sinema mecmuası! - ressam kadrosunda çalışırken hayatının akışı değişti. 1951’de, - aynı magazinin düzenlediği! - ‘Artist Yarışması’na, Yazı İşleri Müdürü Sezai Solelli’nin önerisi ve ısrarı üzerine katıldı. Erkeklerde kendisi, hanımlarda da Belgin Doruk birinci seçildi. 

Ayhan Işık, yakın çevresi ve arkadaşlarınca çok yakışıklı bulunur, Hollywood’un ünlü starı Clark Gable’ya benzetilirdi. Yeşilçam’a adımını atarken ‘Işıyan’ soyadını ‘Işık’ olarak değiştirdi. İlk filmi, ‘Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan’dı. Yönetmen, Münir Hayri Egeli’ydi. - Egeli, döneminde tanınmış yazar, heykeltıraş ve sinemacıydı! Atatürk’ün çok yakınında bulunmuştu! - İpek Film adına çekilen kordalede, ‘Karabulut Hasan’ rolüyle 1.500 lira ücret aldı. Kendisiyle başrolleri paylaşan Orhon Arıburnu, Gülistan Güzey, Nedret Güvenç, Ayla Karaca’ya ödenen miktar ise - her birisi için! - 2.000 liraydı.

Işık’ın sinema dünyasında tanınması ve şöhrete ulaşmasının yolu ‘Kanun Namına’ ile açıldı. 

- Kemal Film’in Kadrosundan Çok Şey Öğrendi… -

Işık, dönemin en tanınan/güçlü yapım şirketi Kemal Film ile anlaştı. Kurumun sahibi Osman Seden, işini bilen, akıllı, piyasayı koklayan kişiydi. Yeşilçam’a yeni yüz(ler) kazandırma düşüncesindeydi. Ayhan Işık’ı görünce, aradığı jönü bulduğuna inandı. Filmi Lütfi Akat yönetecekti. Ünlü isimlerden kadro oluşturuldu. Pola Morelli, Gülistan Güzey, Neşe Yulaç, Talat Artemel, Settar Körmükçü, Muzaffer Tema ve Nubar Terziyan önemli rolleri üstlendi. Işık, deneyimli arkadaşlarının da katkısıyla Yeşilçam’da büyük sükse yaptı, üne kavuştu. 

Ama filmin yapım serüveni inişli çıkışlıydı. Çekimlere 1952’de, Büyükada Dilburnu’nda başlandı. Herkes Ayhan Işık’ın performansını merak ediyordu. İlk 3 gün beklenen muvaffakiyet sağlanamadı. Yapımcı Seden’e göre Işık, başarısızdı. Özür dilenip Ayhan’dan vazgeçilmeli ve çekilen bölümler iptal edilmeliydi. Araya kameraman Enver Burçkin girdi. Işık’ın kaderini değiştiren öneriyi getirdi. Kendisine şans verilmeliydi. 3 gün daha beklen(il)meliydi. Nihaî karar için yönetmen Akat’ın görüşü alınmalıydı.

Burçkin’in çözüm önerisi sonucu değiştirdi. Lütfi Akat’ın ustalığı, deneyimli kadronun desteği ile Ayhan Işık beklenen çıkışı yakaladı. ‘Kanun Namına’ yılın en çok izlenen ve ciro yapan filmi oldu.

Lütfi Akat, aynı yıl, Ayhan Işık’ı ‘İngiliz Kemal Lawrence’a Karşı’da oynattı. Dönemin ünlü boksörü Vural İnanda’dan özel dersler aldırdı. Dövüş sahnelerinin gerçekçi görünmesi için hiçbir masraftan kaçınılmadı.

Işık, Akat ile ‘Katil’, ‘Vahşi Bir Kız Sevdim’, ‘Öldüren Şehir’ ve ‘Kardeş Kurşunu’nda da beraberdi. Atıf Yılmaz ile ‘Şimal Yıldızı’ filmini çekti.

- Hollywood’da Şöhret Olmayı Denedi… -

Ayhan Işık, 1953’de, DGSA’nın ‘Yüksek Resim Bölümü’nden diplomasını aldı. 1955’de de askerlik görevini yerine getirmek, yedek subaylık eğitimi için Ankara’ya gitti. 2 yıl sonra İstanbul’a dönüp işine kaldığı yerden devam etti. ‘İntikam Alevi’, ‘Beraber Ölelim’, ‘Bir Avuç Toprak’ çekti. 1958’de, ‘Meçhul Kahramanlar’ filminin çalışmaları sırasında bindiği attan düştü. Her iki eli kırıldı. Tedavisi aylarca devam etti. Mesleğinden uzaklaşmak zorunda kaldı. 

Anılarında yazdığına göre, sektörde yeterli tecrübe edinmişti. Şansını yurt dışında, özellikle de Amerika’da denemeyi düşündü/planladı. 1958’in Ekim ayında ABD’ye uçtu. 9 ay sonra, Mayıs 1959’da döndü. Aradığı ilgiyi gör(e)medi. Herhangi bir film teklifi de al(a)madı. Bir rivayete göre, Hollywood’dan öneri almıştı. İngiliz asıllı yapımcı ve yönetmen David Lean tarafından davet edildiği söylendi. ‘Doktor Jivago’ rolü için düşünülmüştü. Ama lisan bilmemesi sorun oldu. Çok önemli başrolü alamadı. Ayhan Işık ‘jönprömiye’ idi. Daha küçük performans(lar)ı kabul edemezdi. Hayal kırıklığını kalbine gömdü.

Ayhan Işık, Türk sinemasında hep başrol oynayan nadir isimlerdendi. İlk filmi ‘Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan’dan, 1977’de çektiği son kordela ‘Yangın’a kadar adını hep en üste yazdırdı. ‘Yeşilçam’ın Taçsız Kralı’ olduğunu herkese kabul ettirdi!’ 137 - 138 filmde göründü. Kendi firması adına 4 yapımın prodüktörlüğünü üstlendi.  ‘Kana Kan’ın senaryosunu yazdı. ‘Örgüt’ün yönetmenliğini omuzladı. Televizyonda yayınlanan bazı reklam filmlerinde de rol aldı.

- Işık, Yeşilçam’ın Çok Ünlü Yönetmenleriyle Çalıştı… -

Dönemin yıldız komedyeni Feridun Karakaya ile ortaklaşa film şirketi kuracaktı. Adı da: ‘Kara - Işık’ idi. Firma düşünce aşamasında kaldı, gerçekleştirilemedi.

Ayhan Işık, Türk sinemasının en önemli rejisörleriyle çalışma şansını yakaladı. Metin Erksan ile ‘Acı Hayat’; Erten Göreç ile ‘Otobüs Yolcuları’; Memduh Ün ile ‘Namusum İçin’; Halit Refiğ ile ‘Güneşe Giden Yol’ ve ‘Kızın Var Mı Derdin Var’ gibi önemli/iz bırakan yapımlarda çalıştı. 

Amerika’da şansını deneyen Türk kökenli sinema oyuncusu çok azdı. Feridun Çölgeçen ve Muzaffer Tema ilk hatırlanan 2 jöndü. Tema ile Işık aynı dönemin aktörleriydi. Aralarında ‘tatlı rekabet’in varlığı konuşulurdu. Bazı sinema yazarlarına göre, Tema’dan daha başarılı olabileceğine inan(dırıl)mıştı. Tema, Alan Ladd kadar yakışıklıydı. Işık ise Clark Gable ile yarışabilecek kadar görkemliydi. Tema, çok iyi seviyede İngilizce bilmesine karşın ABD’de sınırlı muvaffakiyet kazanabilmişti.

Ölümünden yıllar sonra - Nisan 2012’de! - ortaya çıkan/atılan iddia, sinemaseverlere Işık’ı yeniden hatırlattı: ‘Yazıldığına göre ünlü aktör, Hollywood’a Metro - Goldwyn - Mayer şirketi tarafından davet edildi. Misafir edildi ve rahat etmesi sağlandı. Bu süreçte, ABD’li ünlü gazeteci, sunucu Nick Clooney’in eşi Nisa Clooney ile tanıştı ve ‘yasak aşk’ yaşadı. Ardından Türkiye’ye geri döndü. Bayan Clooney, 2. çocuğu George Clooney’i doğurdu. ‘Yıllar sonra da Işık ile yaşadığı yasak ilişki ifşa edildi!’ İddiayı ilk dile getiren, Türk basının ünlü bir yazarıydı.’

Ayhan Işık’ı çok iyi tanıyan kimi sinema yazarları, iddiayı ‘şehir efsanesi’ olarak değerlendirdi: ‘İlgi uyandırıcıydı fakat ‘hayal ürünü’ydü!’ 

‘Işık, toplum tarafından tanınmasından itibaren hiçbir çapkınlık dedikodularına, kaçamak haberlerine konu edilmedi.’

- ‘Küçük Hanımefendi’ Filmleri Şöhretini Katmerleştirdi… -

Ertem Göreç’in yönettiği, Vedat Türkali’nin senaryosunu yazdığı ‘Otobüs Yolcuları’ ile yeni yükselişi yakaladı. 27 Mayıs İhtilali sonrasında ortaya çıkarılan ‘Güvenevler Yolsuzluğu’ adlı arazi/arsa talanı anlatan film büyük ilgi gördü. Ayhan Işık’a Türkan Şoray eşlik etti. Şoray’la oynadığı filmlerle çok geniş kadın hayran kitlesine ulaştı.

Işık, Vedat Türkali - Abdulkadir Pirhasan! -’nin - ‘Hüsamettin Gönenli’ takma adını kullandığı! - senaryolaştırdığı ‘Üç Tekerlekli Bisiklet’te de oynadı. Dul, genç ve güzel bir kadınla oğlunun yaşadığı/barındığı gecekonduya sığınan kanun kaçağının hikâyesiydi. Eser, Orhan Kemal’in ‘Kaçak’ romanından uyarlanmıştı. Sezer Sezin ile başrolleri paylaştı. Lütfi Akad’ın başladığı filmi Memduh Ün tamamladı.

Ayhan Işık asıl kalıcı şöhretini ‘Küçük Hanımefendi’ dizisi ile kazandı. Aynı yıl birinci seçilip sinemaya beraber adım attığı Belgin Doruk ile ideal ikili oluşturdu. Dizinin ilk filmi için erkek başrol oyunculuğuna Göksel Arsoy düşünüldü. Ancak Arsoy, öneriyi geri çevirdi. Ayhan Işık’ın projeyi kabul ettiği haberi üzerine de, ‘Filmi seyretmeye kimse gitmez!’ dediği yazıldı. Ancak öngörüsü tutmadı. Belgin Doruk ile Ayhan Işık ikilisinin oynadığı yapım müthiş başarı kazandı. Sinema seyircisi yoğun ilgi gösterdi. Tarihe geçen hâsılat elde edildi. 

1961 - 1970 arasında 6 ‘Küçük Hanımefendi’ filmi çekildi. Belgin Doruk 5’inde, Sadri Alışık da 4’dünde rol aldı.

- İtalyanlarla 2 Filmde Oynadı Ama Sansüre Takıldı… -

Yönetmen Lütfi Akad’a göre Ayhan Işık, ‘Kanun Namına’dan sonra çektiği bazı filmlerinde beklenen başarıyı gösteremedi. Duygusal, komedi prodüksiyonlarında daha yüksek muvaffakiyet grafiği yakaladı. Belgin Doruk’la birlikte oynadığı seride yarattığı güldürüye yakın stil çok etkileyiciydi. Jest ve mimikleri yerindeydi. Sempatik tavırları seyircide karşılık buldu, çok sevilmesini sağladı.

Ayhan Işık, 1954’de Türk Film Festivali’nce, 1962’de Ses Dergisi’nce, 1964’de de Artist Dergisi’nce ‘En Başarılı Erkek Sinema Oyuncusu’ seçildi.

Ayhan Işık, İtalyan yapımcılarla 2 proje gerçekleştirdi. 1974’de, başrollerini Sergio Garrone, Klaus Kinski ve Katia Christine ile ‘Le Amanti Del Mostro’yu - Canavarın Sevgilisi! - çekti. Yönetmen koltuğunda Sergio Garrone oturdu. 2. film, 'La Mano Che Nutre La Morte’ - Ölümün Nefesi! - Türkiye’de sansüre takıldı. Aşırı şiddet unsurları ve lezbiyen sahnelerinin varlığı ileri sürüldü. Sansür heyetinin kararına uyuldu. Sahneler makaslandı ve gösterime girdi. ‘La Amanti Del Mostro’ de aynı kaderi paylaştı. Tecavüz kısımları bahane edildi, ‘altın makas’a kurban edildi.

Ayhan Işık, ABD’li aktrist Jayne Mansfield ile bir filmde başrolleri paylaşacaktı. Senaryoyu Giovanni Scognamillo yazmıştı. Yapımcılığı da Turgut Demirağ üstlenmişti. Yapımın dünyaya pazarlanması planlanmıştı. Marilyn Monroe'ya rakip gösterilen sarışın yıldız trafik kazasında hayatını yitirdi. Proje gerçekleş(tirile)medi.

31 December 2021 10:16
124 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Hücreye Atılan Aktör

Akan, sıkı Atatürkçü idi. Büyük önderin fikirlerinin, eserlerinin, hatıralarının takipçisiydi. Mustafa Kemal Paşa’ya ait paltoyu olağanüstü dikkatle/özenle saklardı. Her 10 Kasım’da, sahibi olduğu ilkokulda öğrencilere, velilere ve öğretmenlere sergilerdi.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Şairlerden Dayak Yiyen Eleştirmen

Nurullah Ataç, döneminin eleştirileri en çok önemsenen üstadıydı. Dilde sadeleşmeyi destekledi. Cumhuriyet ilkelerini savunan genç kabiliyetleri hep destekledi. Ömrünü Türkçe’ye adadı.

Radyoevi’nde Yumruk Yumruğa Giren Şairler

Kültür adamı Hıfzı Topuz, anılarını yayınlamasa; 2 şairimiz Oktay Rifat (Horozcu), Melih Cevdet (Anday) ve ressam Avni Arbaş’ın yaşadığı renkli olayı öğrenemeyecektik.

Adnan Menderes’in Son Yasak Aşkı

Menderes’in bir yanı hep boştu/boş kaldı. Eşi Berin Hanım ve tanıdığı/birlikte olduğu bütün kadınlarda annesini aradı; daha doğrusu anne sıcaklığını/şefkatini bulmaya çalıştı. Arayış serüveninde toplumun değer yargılarını pek dikkate almadı; anı dolu dolu yaşadı… Hep kalbinin sesine uydu; kadınların peşinden gitti, koştu…

Çöpçü Maaşı Alan Müzisyenler

İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda derslere giren çok ünlü bazı saz ve ses sanatçılarına ‘Belediye Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde kadro bulundu; maaş almaları sağlandı.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

Peyami Safa'nın Gizli Aşkı

Ünlü romancı Peyami Safa; kendisinden özel edebiyat dersleri alan - sonradan meşhur hikâyeci! - Sevim Burak’a deli gibi âşıkmış…

Akıl Hastanesine Düşen Star

Yıldız dergisi sayesinde ortaokul son sınıf öğrencisi iken bütün Türkiye tarafından tanınan Belgin Doruk, ani yakaladığı şöhretin sefasından çok cefasını çekti.

Reçel Yapan, Örgü Ören Hüseyin Rahmi Bey

Hüseyin Rahmi Gürpınar; Heybeliada’daki evinde birkaç akrabası ve kedileriyle yaşardı; evlenmediği için çocuğu yoktu.

Bedri Rahmi’nin Karadut’u Ermeni Güzeliymiş

Ünlü şair Bedri Rahmi’nin ‘Karadutum, çatal karam, çingenem’ diye anlattığı güzelin Ermeni asıllı bir T.C. vatandaşı olan asistanı Mari Gerekmezyan’mış.

Bedri Rahmi’nin Karadut’u Ermeni Güzeliymiş

Ünlü şair Bedri Rahmi’nin ‘Karadutum, çatal karam, çingenem’ diye anlattığı güzelin Ermeni asıllı bir T.C. vatandaşı olan asistanı Mari Gerekmezyan’mış.

Peyami Safa'nın Gizli Aşkı

Ünlü romancı Peyami Safa; kendisinden özel edebiyat dersleri alan - sonradan meşhur hikâyeci! - Sevim Burak’a deli gibi âşıkmış…

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

Gülriz Sururi: Hayatı Limon Gibi Sıkan Kadın

Gülriz Sururi kendine özgü stiliyle kızıl saçlı, delici bakışlı, naif, çekici ve ilgi odağıydı. Vefalı, paylaşımcı, aydınlanmacıydı. Müthiş bir Atatürk hayranıydı.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

General Trikopis'i Esir Alan Ahmet Çavuş

Afyonlu Ahmet (Ünlü) Çavuş, savaşın gidişatını değiştirdi. 2 arkadaşıyla Yunan Ordusu’nun Başkomutanı Trikopis’i ve kurmaylarını esir alarak, imkânsızı mümkün kıldı. Ordumuza yüksek moral aşıladı.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Libya'da Başbakanlık Yapan İlk Türk

Sadullah Koloğlu; 1948’den sonra Libya’da kurulan hükümetlerde Başbakanlık yapan Türk soyluların ilkiydi. Devlet cihazının oluşturulmasında önemli hizmetleri dokundu. Ahmet Maytik, Muhammet Sakızlı ve Fayiz es Serrac gibi Türkler de aynı makama gelecekti.

Beşiktaş Maçı Olduğunda Derse Girmeyen Profesör

Mümtaz Soysal; Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli/yetkin ‘Anayasa Hukuku’ kuramcılarındandı. Hapishane hücresinden TBMM’ne, Dışişleri Bakanlığı’na uzanan çok renkli, zorlu, mücadele dolu, uzun hayat sürdü.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Bilinmeyen Abdullah Gül

Genç Abdullah Gül’e göre Kısakürek; ‘ışığından yararlanılacak kutup yıldızı/mürşit’ idi. Fikir çizgisinin diğer 2 önemli isim ise; Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’ydu. Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer ve Fethi Gemuhluoğlu da etkisinde kaldığı mütefekkirlerdi.

Monna Rosa: Kırık Bir Aşk Hikâyesinin Yadigârı

Bazı sevda hikâyelerinin sonunda kavuşulmazdı. Bazılarında ise âşıklar; maşuk(a)larına kendilerini anlatamazdı. Bazı şiirler reddedilebilirdi; ama her kabul edilmeyişin bitebilen/değişebilen vadesi vardı. Monna Roza az bilinen; ama vuslata erişilmeyen kırık bir sevdasının öyküsüydü…

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Yeşilçam’ın Küçük Dev Adamı

Hayri Caner, Yeşilçam’ın çok yönlü emekçisiydi. Yazdı, yönetti, rol aldı, kritize etti. Beyaz perdenin her veçhesini derinlemesine tanıdı. Babıâli’de de nefes aldı, ekmek parasını kazandı. Annesinin yardımı, manevi desteği ile hayata tutunmaya çalıştı. Sonrasında hep yokluk, çaresizlik, ümitsizlik ve yılgınlık içinde yaşadı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Arayışla Geçen Bir Ömür

Münir Özkul’u tiyatro oyuncusu yapan, İsmail Dümbüllü’ye aşırı hayranlığıydı. 1968’de, Arena Tiyatrosu’nda Kanlı Nigar oyununun prömiyerinde Dümbüllü’yü seyretti ve avuçları patlayıncaya kadar alkışladı.

Balığa Harçlık Veren Padişah

‘Mustafa Han-ı Evvel’, neredeyse ömrünün tamamını ‘kafes’te geçirdi. 2 defa, kısa süreli Osmanlı tahtında oturdu. Hanedan’ın erkek mensubu yokluğundan ötürü ‘zekâ geriliği’ teşhisine rağmen padişah ilan edildi. ‘Deli Mustafa’ diye tanındı. Öldüğünde, Ayasofya’da - eskiden! - ‘vaftizhane’ diye kullanılan/bilinen bölüme defnedildi.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

4 Yaşında Dul Kalan Hanım Sultan

Sultan İbrahim ya da halk arasındaki lakabıyla ‘Deli İbrahim’, eğlenmeyi severdi. Anlık sorunlardan uzaklaşır, çevresiyle özellikle de güzel cariyeleriyle şakalaşırdı. Çocuklarını da çok küçük yaşlarda, - göstermelik dahi olsa! - evlendirip hem kendini, hem Dersaadet ahalisini mutlu etmeye çalıştı.

Kulağı ve Burnu Kesilen Padişah

Sultan 2. Osman, çocuk denilecek yaşta tahta çıktı. Devleti kendi bildiği gibi yönetmeye kalkıştı. Sert, tavizsiz, hayli acımasız idare kurmaya çalıştı. Bilhassa asker ve ulema ile uğraştı. Kendince reformlara girişti. Muhaliflerinin ve düşmanlarının sayısını artırdı. Tarihe, ‘askeri ihtilalde öldürülen ilk Osmanlı Sultanı,’ diye geçti.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

67 Yıl Sonra Mezarı Bulunan Bakü Fatihi

Bakü’ye giren Kafkas İslam Orduları Komutanı ‘Fahri Ferik’ Nuri Bey’in anavatanındaki ‘sembolik sayılabilecek’ mezarı 67 yıl boyunca bulunamadı. Araştırmacı Atilla Oral Bey olmasa belki de kıyamete kadar kayıp kalacaktı.

Halterden Sınıfta Kalan Şampiyon Halterci

Naim Süleymanoğlu; Galatasaray’dan önce, dünya spor tarihine adını markalaşarak yazdırdı.

İngiliz İstihbaratı’nın Gözünden Enver Paşa

İngiliz devlet arşivlerindeki istihbarat belgeleri çok farklı Enver Paşa portresi çizdi. Kayıtlara/yazılanlara göre Enver Paşa; Almanya’nın desteğiyle tahta çıkmayı arzulardı. Kendisini Napolyon ile kıyaslardı. Yakın korumasına çok dikkat ederdi.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Seçkin Kötü Adam

Hayati Hamzaoğlu, Trabzon kökenli Yeşilçam emekçisiydi. Ömrü boyunca sinema aşkı ile yandı tutuştu. Karın tokluğuna filmlerde oynadı. 56 yaşına kadar her türlü sosyal güvenceden yoksundu. Alışılmış ‘kötü adam’ tiplemesine yeni yorum getirdi: Hemen teslim olmayan, film sonuna kadar dişe diş mukavemet eden/dövüşen kişiliğe büründürdü.

İran'ın Nükleer Satrancı

Hedefe konulan İranlı nükleer fizikçiler şehir içinde düzenlenen suikastlarda öldürüldü. Trafikte yaklaşan motosikletli kişiler, ya arabanın dış yüzeyine mıknatıslı bomba yerleştirdi ya da otomatik silahlar kullanıp olay yerinden hızla uzaklaştı.

2. Dünya Savaşı’nda Yunanistan’a Uzatılan Yardım Eli

Türkiye, 2. Dünya Savaşı’nda kıtlık/yokluk yaşayan Yunanistan’a gemiler dolusu kuru yiyecek, ilaç ve tıbbi malzeme yardımı yaptı. Kurtuluş gemisi Eğe’de mucizeler yarattı. Pire’de bir caddeye ‘Kurtuluş’ adı verildi.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…

General Trikopis'i Esir Alan Ahmet Çavuş

Afyonlu Ahmet (Ünlü) Çavuş, savaşın gidişatını değiştirdi. 2 arkadaşıyla Yunan Ordusu’nun Başkomutanı Trikopis’i ve kurmaylarını esir alarak, imkânsızı mümkün kıldı. Ordumuza yüksek moral aşıladı.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Kavanoza Hapsedilen Seri Katil

Diogo Alves, Portekiz’de belirlenen ilk erkek seri katildi. 19. asrın birinci yarısında yaşanan ağır ekonomik, toplumsal ve politik sarsıntıların yarattığı suçlu tipolojiydi. Lizbon’daki tarihi/anıtsal ‘Águas Livres Su Kemeri’ni üs edinip 70 kişiyi öldürmekle suçlandı. Ama farklı cürüm(ler)den hüküm giydi ve asıldı.

Hitler’in Karısı da Yahudi Çıktı

Tarihe ‘Yahudi soykırımını yap(tır)an lider’ suçlamasıyla geçen, Alman Nazi Partisi’nin değişmeyen Führer’i Adolf Hitler’in son büyük aşkı, nikâhlı karısı Eva Braun Aşkenaz Yahudisi çıktı.

Her Filminde Başrol Oynayan Aktör

Ediz Hun, Yeşilçam’da, siyasette ve üniversitede disiplini, özeni ve dikkati ile tanındı. Çevre hassasiyeti ve doğa sevgisiyle bilindi. Her filminde başrolde oynayan tek aktördü. Heyecanını, yaşam sevincini, aile özenini hiç yitirmedi. Çevresine ve içinden çıktığı topluma örnek olmaya çalıştı.

Diğer Türk Sineması Yazıları

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Yeşilçam’ın Küçük Dev Adamı

Hayri Caner, Yeşilçam’ın çok yönlü emekçisiydi. Yazdı, yönetti, rol aldı, kritize etti. Beyaz perdenin her veçhesini derinlemesine tanıdı. Babıâli’de de nefes aldı, ekmek parasını kazandı. Annesinin yardımı, manevi desteği ile hayata tutunmaya çalıştı. Sonrasında hep yokluk, çaresizlik, ümitsizlik ve yılgınlık içinde yaşadı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Hücreye Atılan Aktör

Akan, sıkı Atatürkçü idi. Büyük önderin fikirlerinin, eserlerinin, hatıralarının takipçisiydi. Mustafa Kemal Paşa’ya ait paltoyu olağanüstü dikkatle/özenle saklardı. Her 10 Kasım’da, sahibi olduğu ilkokulda öğrencilere, velilere ve öğretmenlere sergilerdi.

Bebek Yüzlü Aktör

Tarık Akan, yarışmayı kazandıktan hemen sonra Yeşilçam’ın en yeni ve en aranılan ismiydi. Dönemin bütün ünlü kadın yıldızlarıyla filmlerde göründü. Genç kızların, güzel hanımların yüreklerini hoplattı. Kartpostalları hatıra defterlerini süsledi. Posterleri duvarlara asıldı. ‘Bebek yüzlü aktör’, bir anda Türkiye’nin sevgilisi oluverdi!

Her Filminde Başrol Oynayan Aktör

Ediz Hun, Yeşilçam’da, siyasette ve üniversitede disiplini, özeni ve dikkati ile tanındı. Çevre hassasiyeti ve doğa sevgisiyle bilindi. Her filminde başrolde oynayan tek aktördü. Heyecanını, yaşam sevincini, aile özenini hiç yitirmedi. Çevresine ve içinden çıktığı topluma örnek olmaya çalıştı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.