Şairlerden Dayak Yiyen Eleştirmen

Nurullah Ataç, döneminin eleştirileri en çok önemsenen üstadıydı. Dilde sadeleşmeyi destekledi. Cumhuriyet ilkelerini savunan genç kabiliyetleri hep destekledi. Ömrünü Türkçe’ye adadı.

Şairlerden Dayak Yiyen Eleştirmen

Nurullah Ataç; ‘Garip Akım’ı çıkışında destekledi. Daha sonra muhalefet etmeye başladı. Orhan Veli’yi aforoz edip, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday’ın şiirlerini de eleştirince, olanlar oldu: Şairler, - Kızının anlatımına/yazdığına göre! - ülkenin en ünlü eleştirmenini dövdü.

Kızı Meral Tolluoğlu; ‘Babam Nurullah Ataç’ adlı anı kitabında, döneminin önemli/tanınmış/görüşleri büyük kabul gören; eleştiri/deneme yazarı Nurullah Ataç’ın günlük hayatını ve edebiyat/sanat çevresinde geçen/gördüğü olayları yazdı. Tolluoğlu’nun aktardığına göre; açık sözlülüğü/sert kalemi nedeniyle babasının birçok kimse ile arası iyi değildi. Hatta dayak bile yedi. 

- Ataç, Melih Cevdet’e Küs… -

Tolluoğlu; babasının tanıştığı, konuştuğu yazarların/şairlerin çoğunu, özellikle de gençleri tanırdı. Birkaç kez, Melih Cevdet Anday’ı sordu. Melih Cevdet; dönemin ünlü çocuk doktorlarından Kadri Raşit Paşa’nın yakın akrabasıydı. Kadri Raşit Paşa; çocukluğunda Meral Tolluoğlu’nu muayene ederdi. Her gördüğünde de hal hatır sorardı. Tüm Ataç ailesi; Paşa’ya sonsuz saygı ve sevgi duyardı.

Meral Tolluoğlu bir gün, ‘Baba! Melih Cevdet Bey nerelerde?’ diye sordu. Birkaç kez tekrarlayınca, babasının sinirlendiğini fark etti. Melih Cevdet ile dargınlığını bilmiyordu. O güne kadar ne babası söylemiş, ne de başkalarından duymuştu. Çok şaşırmıştı. Nedenini öğrenmek istedi. Ataç sinirli sinirli; ‘Beni dövdü de ondan,’ deyince büsbütün afalladı. ‘Babacığım! Neler söylüyorsunuz; Melih Cevdet, sizi nasıl dövermiş?’ diye hayretini saklayamadı. Ünlü eleştirmen daha fazla konuşmak istemedi. ‘Bir daha sorma, dargınız, dedim; işte o kadar,’ deyip konuyu kestirip attı.

- Eleştirmenin Yolunu Kesen Şairler… -

Meral Tolluoğlu kayıtlarında olayı anlattı:

‘Duyduklarıma inanamadım. Sorduğuma soracağıma pişman oldum. Gerçi Melih Cevdet’in zaman zaman, hele biraz içince, böyle davranışlarda bulunduğunu duymuştum. Bir kez de yıllar önce, biz İzmir Caddesi’nde otururken; benzer bir olay yaşanmıştı. Melih Cevdet ile Oktay Rıfat; babamın yolunu kesip tekme atmışlardı. Babam; akşamüzeri eve gelirken; tam sokağın köşesinde, şimdiki Anadolu Kulübü’nün bulunduğu yerde önüne geçip; ‘Sen, nasıl bizim şiirlerimizi beğenmediğini söylersin?’ diye vurmuşlar. Babamın aldığı helvalar elinden fırlayıp paltosuna yapışmış; şapkası başından düşüp toz içinde kalmıştı. Pantolonunun paçalarında da iki gencin tekmelerinin izleri vardı. Babam nefes nefese içeri girince halini görüp düştüğünü sanmıştık.’

Ataç’ın ailesi, o gün, iki ünlü şair-yazarın eleştirilince, kaba kuvvete başvurduklarını görmüştü. Attıkları tekmeler, Ataç’ın iki dizini de morartmıştı. Çok geçmeden Melih Cevdet ve Oktay Rifat, Ataç’ın evine gelip, özür diledi. Üstat, genç edebiyatçıları bağışladı. Çok deneyimsiz olduklarını düşünüp, yaptıklarını ‘gençlik yanılgısı’ şeklinde kabullendi.

- Misafire Atılan Tokat… -

Ataç’ın biricik kızı Meral Tolluoğlu’nun anlatımına göre Melih Cevdet Anday, evine misafir gelen Nurullah Ataç’a bir defa da tokat atmıştı:

‘Babam, Melih Cevdet’in bir yazısını mı yoksa bir şiirini mi ne beğenmeyip eleştirmiş. Melih Cevdet bu nedenle çok kızmış. Her önüne gelene babam için, ‘Onu nerede görürsem döveceğim,’ diyormuş. Babam, bu sözleri duyduğu halde Melih Cevdet’in eşi Sabahat Hanım’ı çok göresi geldiğini, evine gidip ziyaret edeceğini söylüyormuş. Fuat Ömer Keskinoğlu - Dönemin ünlü avukatı, Ataç’ın yakın arkadaşı ve aile dostu! - , ‘Nurullah gitme! Sana çok kızgın, seni dövecek,’ dediyse de, babam evlerine gidip, Sabahat Hanım’ı görmekte direnmiş. Babam içeri girdikten bir süre sonra Melih Cevdet eve gelmiş. Babamı görünce, ‘Sen bir de benim evime mi geliyorsun,’ diye babama el kaldırıp vurmuş.’

Ataç’ın biricik kızı Meral Tolluoğlu’nun anıları, mazide kalmış/ebediyete göçmüş çok sayıda edebiyat insanına/emekçisine ilişkin ilgi çekici anekdotlar barındırıyor.

17 February 2020 15:11
600 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Radyoevi’nde Yumruk Yumruğa Giren Şairler

Kültür adamı Hıfzı Topuz, anılarını yayınlamasa; 2 şairimiz Oktay Rifat (Horozcu), Melih Cevdet (Anday) ve ressam Avni Arbaş’ın yaşadığı renkli olayı öğrenemeyecektik.

İdam Edilen Maymunlar

3. Murad’ın ünlü imamı ve - sonradan - Rumeli Kazaskeri Molla Abdülkerim Efendi, donanma gemilerinde gözcülük yapmaları için eğitilmiş maymunları toplatmış, topluca idam ettirmişti.

Edison’un İdam Ettiği Fil

Topsy adlı gösteri fili, ABD’de bir mahkemede yargılandı ve idama mahkûm oldu. Topsy’nin cellâdı da ünlü kaşif Thomas Edison idi.

52 Nişan, 16 Nikâh Yapan Ünlü Kaleci

Beşiktaş’ta üne kavuşan kaleci Varol Ürkmez, futbol yaşamı boyunca olayların, şaşaalı hayat tarzının, şaşırtıcı sayıdaki aşkların adamıydı. Gazetecilerin en önemli haber kaynaklarındandı. Halkın, özellikle de futbolseverlerin sevgilisiydi. Sadece futbolcu değildi, sinema ve tiyatro sanatçısıydı, tepeden tırnağa şov insanıydı.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Radyoevi’nde Yumruk Yumruğa Giren Şairler

Kültür adamı Hıfzı Topuz, anılarını yayınlamasa; 2 şairimiz Oktay Rifat (Horozcu), Melih Cevdet (Anday) ve ressam Avni Arbaş’ın yaşadığı renkli olayı öğrenemeyecektik.

Lavinia: Şairini Tanıyamayan Şiir

Özdemir Asaf’ın ünlü dizelerindeki adı Lavinia idi Mevhibe (Meziyet) Beyat’ın …

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

İstanbul’dan Ölüme Gönderilen 80 Bin Sokak Köpeği

İstanbul’un tarihinde 3 defa ciddi boyutlarda sokak köpeği katliamı yaşandı. 1910’daki ilk teşebbüste 80 bin köpek toplandı ve aç bırakılıp ölüme terk edildi. 1912’deki 2. girişimde 30 bin, 1980 sonrasındaki 3. itlafta da 83 bin hayvanın canına kıyıldı.

Kızlarını Ve Damatlarını Azarlayan Padişah

Sultan Abdülmecit, Osmanlı’nın son 4 padişahının da babasıydı. Uyguladığı programlar ve fikirleriyle sonraki nesillere ilham verdi. Batılılaşma ve çağdaşlaşma düşüncesinin/hareketinin savunucusuydu. Fransız ve İngiliz hanedan üyelerinin rüyaları süsleyen hayat tarzını örnek aldı/yaşadı. Dinî vecibelerini yerine getirdi fakat içkisini ve hızlı yaşantısını ihmal etmedi.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Sinemamızın Aptal (!) Uşağı Cevat Kurtuluş

Cevat Kurtuluş, Yeşilçam’a Ferdi Tayfur’un hediyesiydi. Konservatuarın Opera bölümünden mezundu. Bariton sese sahipti; baştan ayağa sanatçıydı.

Radyoevi’nde Yumruk Yumruğa Giren Şairler

Kültür adamı Hıfzı Topuz, anılarını yayınlamasa; 2 şairimiz Oktay Rifat (Horozcu), Melih Cevdet (Anday) ve ressam Avni Arbaş’ın yaşadığı renkli olayı öğrenemeyecektik.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

‘Kanser’ Evita Perón’a Şifa Niyetine Mevlit

Ülkesinde gerçekleştirdiği reformlar ve halkına sağladığı sosyal imkânlarla sevildi. Kocası, Juan Perón’a verdiği destek ve darbecilere karşı gösterdiği direniş ile de insanının gönlünde taht kurdu. Eva Perón, dünyaca tanındı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

Babasının Mezarını Arayan Gazeteci

Yunan Hükümeti, tarihi mezarlığı kaldır(t)mış, üstünden de geniş asfalt yol geçirmişti. Sakız Adası’nın son Mutasarrıfı Hamdi (Simavi) Bey’in mezarı da kayıplara karışmıştı.

Diğer Muhtelif Yazıları

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Kurbanlarını Gazete İlanıyla Bulan Kadın Seri Katil

Bayan Belle Gunness, yeni hayat kurmak için ABD’ye geldi. ‘Amerikan rüyası’nı gerçekleştirmek, zenginleşmek amacıyla kendince yol tuttu. Servet sahibi oldu fakat gönlünce harcayamadı. Kurbanlarıyla aynı kaderi paylaştı. Suç ortağının hedefine oturdu.

Tavşan Doğuran Kadın

İngiltere tahtında oturan, İngilizce bilmeyen, çevresi ve devlet yöneticileriyle Fransızca konuşa(bile)n I. George’un döneminde inanılması zor/garip olaylar, skandallar yaşandı. 50 kadar tavşan doğurduğunu iddia eden Mary Tofts adlı kadın da sahtekârlar arasındaydı.

‘Kanser’ Evita Perón’a Şifa Niyetine Mevlit

Ülkesinde gerçekleştirdiği reformlar ve halkına sağladığı sosyal imkânlarla sevildi. Kocası, Juan Perón’a verdiği destek ve darbecilere karşı gösterdiği direniş ile de insanının gönlünde taht kurdu. Eva Perón, dünyaca tanındı.

Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan kuyruklu bir yıldız gibi ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

6 Milyar Doları Yiyen Fareler

Pablo Escobar, ‘beyaz zehir’ ticaretinin - bilinen! - ilk ve en önemli ismiydi. ‘ABD’yi dizlerinin üzerine çökertmeyi amaçladığını,’ tekrarlardı. ‘Büyük Şeytan’ın amansız düşmanıydı. Güçlü, mutlu, zengin ve uluslar arası alanda etkin Kolombiya düşlediğini söylerdi.