‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Osmanlı tarihçisi Joseph von Hammer, ‘Osmanlı Tarihi’ adlı ünlü eserinde Sultan Birinci Ahmet ile Sadrazam Kuyucu Murat Paşa’nın yakın ilişkisini de yazdı. ‘Sultan 20, Vezir-i Azam 90 yaşındaydı. Murat Paşa, ne zaman huzura girse, I. Ahmet saygı ile ayağa kalkardı. Elini öpmeyi dener, ‘Hoş geldin, Vezir Baba!’ derdi. ‘Anadolu’daki ‘filizkıran fırtınası’nı yöneten tecrübeli askerin arkasında durduğunu, sınırsız destek verdiğini hissettirirdi!’

Osmanlı’nın 54. sadrazamı Kuyucu Murat Paşa hakkında, bir başka tarihçi İsmail Hami Danişmend’in değerlendirmesi kin ve nefret doluydu: ‘Anadolu Türk’ünün sonsuza kadar lanetle anacağı ‘Kuyucu Murat’, yaşlılığından ötürü ‘Koca’ lakabıyla da tanınan 90’lık zalimdi. Kuyucu, yalnız asilerle taraftarlarını değil, her nasılsa ekmek ve su vermiş zavallılardan başka, civarlarındaki komşularını bile kılıçtan geçirtecek derecede kana ve bilhassa Türk kanına susamış canavardı!’

Prof. Çetin Yetkin’in anlatımı ‘ürpertici’ydi: ‘Hırvat kökenli Sadrazam Kuyucu Murat Paşa döneminde, 155 bin insan doğranmış ya da diri diri kuyulara doldurulmuştur. Aman dileyen insanlara yanıtı: ‘Vurun şu pis Türk’ün başını!’ olmuştur. Cellâtların bile öldürmeye kıyamadığı çocuğu atından indirerek öldüren Kuyucu Murat Osmanlı’nın yetkilisi, katledilen yavrucak da Anadolu’nun evladı Türk’tür!’

- Kuyucu Murat Paşa, Haftada Bir Hatim İndirirdi… -

Tarihçi William J. Griswold, ‘Anadolu’da Büyük İsyan 1591 - 1611’ adı ile dilimize de kazandırılan eserinde, ‘Bosna doğumlu Hırvat asıllı Kuyucu Murat Paşa, ‘Mezarcı!’, ‘Kuyu Kazıcı Murat Paşa’ gibi sıfatlarla da tanınan Sadrazam’ı değerlendirdi: ‘Devşirme sınıfı askerlerinde, İslâm dini ve Padişah için bağlılıklarını son sınırına kadar göster(ebil)me azmine sahipliği temsil ederdi!’

Ragıp Şevki Yeşim, ‘Kuyucu Murat Paşa’ adlı yazısında manevi dünyası hakkında önemli ipuçları verdi: ‘Paşa’nın yüzü, çocuk siması kadar masum yapıdaydı. İnce, uzun boyu, geniş göğsü, beyaz sakalı ile tam bir İstanbul paşasıydı. Kılıçtan çok tespih tutmaktan hoşlanan softa görünümündeydi. Aslında Nakşibendî Tarikatı’na mensuptu. Dervişlerle haftanın birkaç gününü toplantı halinde geçirirdi. Haftada bir hatim indirir, namazını niyazını derin vecd içinde yerine getirirdi!’

Osmanlı yönetimine karşı çıkan Anadolu insan(lar)ı, ‘Celali’ diye anıldı. İlk isyan, I. Selim döneminde, Bozoklu Derviş Celâl ve adamlarınca başlatıldı. - ‘Bozok’, Yozgat’ın eski ismiydi! - Şeyh Celâl, 1519’da ortaya çıktı. ‘Mehdilik’ (!) iddiasında bulundu! ‘Mülk Allah’ındır!’ düsturunu savundu. Köylünün hakkını vermeyen, ağır vergilerle inim inim inleten, konaklarında/köşklerinde âlem yapan beylere/paşalara yanlışlarını haykırdı. Merkezi hükümete karşı durdu, otoritesini tanımadı. Osmanlı yönetimine - özellikle de ‘bürokrasideki devşirme ağırlığı’na! - duyulan yaygın memnuniyetsizlik, eşitsizlik ve Alevi Türkmenler’in sürekli kıyıma uğraması, isyanı tetikledi. Aynı bölgede daha önce, 1511’de ‘Şahkulu’ ve 1512’de de ‘Nurali’ kalkışmaları yaşandı. İstanbul idaresi, kılıç kullanarak, kan dökerek, liderlerini ipe çekerek başkaldırıları durdurabildi. ‘Saray tarihçilerine göre bölgedeki toplumsal hareketliliğin sebeplerinden birisi de: Safevî Devleti’nin tahrikleriydi!’ 

- İsyancıların Düzenli Orduları Mevcuttu… - 

Birinci büyük başkaldırının lideri, devam eden benzeri eylemlere adını verdi! En etkin ve sürekli ayaklanmalar, 1604 ile 1609 arasında görüldü. Devlet yönetimi askeri gücünün çoğunu Avrupa’ya aktarmıştı. Osmanlı ile Avusturya arasındaki savaş uzamış ve 12 yıl sürmüştü. Anadolu coğrafyası neredeyse kaderine terk edilmişti. Müverrih(lerin) kayıtlarına göre, sayıları 40’ı bulan/aşan - kendilerine ‘Sarıca’ ya da ‘Sekban’ da denilen! - Celalî toplulukları diledikleri gibi davranırdı. Muhaliflerin bazıları sayıca az, bazıları ise ordu kurabilecek kadar kalabalıktı. Kalenderoğlu ve Canbolatoğlu adlı ‘asi’lerin emrinde on binlerce silahlı kişinin varlığı söz konusuydu. Komuta edilen kuvvetlerin düzenli ordu birliklerinden farkı yoktu. Hepsi eğitimliydi. Piyade ve süvari kıtaları dönemin askeri standartlarına uygundu. Tamamı özel kıyafetliydi, yevmiye/ulufe alırdı. İsyancı grupların içinde çok sayıda cepheden, hapishaneden kaçan, verilen emre uymadığı için birliğini terk eden ‘savaş deneyimli’ firari asker(ler) vardı.

16. asrın sonuna doğru Osmanlı Devleti sorunlar yumağı ile uğraşırdı. Ekonomi batık, toplum gayrimemnun, asker bitmeyen savaşlardan şikâyetçiydi. Ağır vergiler, toprak sisteminde çiftçilerin aleyhine yapılan düzenlemeler, Yeniçeri ve asker kaçaklarının kanlı zulümleri, eşkıyalığa özenmeleri, halkı bizar etti. Merkezi yönetim meseleleri çözeceğine derinleştirdi, sonra da ‘kılıç kullanarak’ halledebileceğini sandı. Sonuç çok geç alındı. Kanlı ve pahalıya mal oldu. ‘Kimi tarihçilere göre Haçlılar’dan daha fazla zaman harcandı; meşakkat ve çile çekildi. Ülkeyi baştanbaşa mamur ede(bile)cek servet(ler) harcandı!’

Anadolu’da Celali İsyanları yoğunlaştığında, Osmanlı Devleti’nin başında Sultan Birinci Ahmet - Ahmed-i Evvel! - vardı. Hükümdar, sorunu kökünden çözecek, gözü kara, acımasız, taviz vermez, yöntemi etkili idareci peşindeydi. İnatçılığı, devlete bağlılığı, yılmayan karakteri, despotluğu ve kan dökmesiyle tanınan Sadrazam (Kuyucu) Murat Paşa, aranılan özelliklere/kumaşa sahipti. Görevi kabul etti. Klasik strateji uygulanacaktı: ‘Kan dökülecek, avamın gözü korkutulacak, ses yükseltmesine, organize hareketine izin verilmeyecekti!’ ‘Önceki dönemlerden daha etkin, daha acımasız, daha kanlı ve daha kalıcı olunacaktı!’

- Kuyucu Murat Paşa, Hırvat Asıllı ‘Devşirme’ydi… -

Tarihimize ‘Kuyucu’ lakabıyla giren, Sadaret makamına kadar yükselen Murat Paşa’nın doğum tarihi net değildi. Bazı vakanüvisler, 1520’li yılların sonunda dünyaya geldiğini rivayet ederdi. ‘Devşirme’ydi! ‘Koca’ namı ile de anılan Paşa, Hırvat veya Arnavut asıllıydı. Bosna doğumluydu. Kaydında, ailesinin Katolik olduğu yazılıydı! Saraya alındı ve Enderun’da eğitildi. Yemen Beylerbeyi Mahmut Paşa’nın hizmetine girdi. Kethüdalığını yaptı. Mısır Valiliği’ne atandığında yanındaydı. Güvenini kazanınca, kızı ile hayatını birleştirdi. Devlet yönetiminde yükselmesinin yolu/önü açıldı. 1575’de, Yemen Beylerbeyliği’ne getirildi. Görevi 4 yıla yakın sürdü. Biyografisini yazanlara bakılırsa, ‘önemli sayılacak imar faaliyetlerinde bulundu. Çok sayıda hayır eseri inşa ettirdi!’ Hakkında çıkarılan dedikoduların da kurbanı oldu. ‘Çok zenginleştiği, iddiasıyla görevinden azledildi!’ 1580’de, İstanbul’a dönmesi emredildi. Servetine el konuldu, ardından hapse atıldı. Affedilmesi uzun sürmedi. 1585’de, Özdemiroğlu Serdar Osman Paşa’nın komutasında, Tebriz Seferi’ne iştirak etti. O sırada, Karaman Beylerbeyi’ydi. Safevî kuvvetleriyle girişilen mücadele uzun sürdü. Gece yarısı emrindeki birliklerle geri çekilirken, şansı yaver gitmedi: Su kuyusuna yuvarlandı. Hayatı kurtuldu fakat esir düştü. Alamut Kalesi’ne hapsedildiği rivayet edilecekti. 5 yıla yakın süre tutsak kaldı. 1590’da, taraflarca imzalanan anlaşma gereği serbest bırakıldı. İstanbul’a döndü. 

Aynı yıl, 1590’da, Kıbrıs Beylerbeyliği’ne getirildi. 1594’de, Şam Beylerbeyi; bir sene sonra da Diyarbakır Beylerbeyi oldu. Avusturya ile Osmanlı arasında süren savaşlara da katıldı. Haçova Meydan Savaşı’nda yararlılık gösterdiği yazılacaktı. Ardından Macaristan Başkomutanlığı’na tayin edildi. ‘Belgrad ve Budin’in korunmasıyla görevlendirildi!’

1605’te, İstanbul’a çağrıldı, 4. vezirliğe atandı. Yeni tayin, ‘vezir-i azâmlık kapısının aralanması,’ diye yorumlandı. ‘Zira Osmanlı’da yeni Sadrazam, sayıları bazen 7’i bulan saygın/deneyimli - paşa rütbeli! - ‘vüzera’ arasından belirlenirdi!’

- Sultan, Sadrazam’ın Başını Hançeriyle Kopardı… -

Anadolu’yu il il atan/basan asiler, Dersaadet’in hemen yanı başındaki Bursa’ya kadar ulaştı. Ordu Komutanı/Serdar-ı Ekrem Ferhat Paşa, Konya ve Kayseri’de beklenen başarıyı sağlayamadı. Vezîr-i âzam Derviş Paşa sorumlu tutuldu. Şeyhülislâm Sunullah Efendi’nin fetvasıyla idamı uygun bulundu. Birinci Ahmet, Sadrazam Derviş Paşa’nın çadır ipi ile boğulmasını izlendi. Rağıp Şevki Yeşim’in ifadesine göre, ‘cesedinin kımıldadığını görünce kendi hançeri ile başını koparttı!’ Makama Murat Paşa’nın getirilmesi kararı alındı. Paşa, Sadaret mührünü Belgrad’da aldı. Müverrih kayıtlarında Murat Paşa, 11 Aralık 1606’da, Sadrazam yapıldı. - Paşa, uzun boyluydu! Yüzüne çocuk masumiyeti hâkimdi. Beyaz sakalı göbeğine kadar inerdi. Nezaket maskesinin ardında pek gaddar ruh taşırdı! - Hemen İstanbul’a doğru yola çıktı. 

Kendisinden Anadolu’daki Celalî isyanlarını bitirecek tedbirleri alması, devlet otoritesini yeniden/kalıcı şekilde tesis etmesi beklenirdi. Avusturya ile savaşın uzun - tam 12 yıl! - sürmesi, Anadolu, Suriye ve Irak bölgelerinin kontrolünü zorlaştırmıştı. Osmanlı’nın yerine ‘yerel asi liderler’in sözü dinlenir olmuştu. İç ayaklanmaların maliyeti de fevkalade ağırdı. Ticaret durmuş, halk fakirleşmiş, güvenlik kalmamıştı! İnsanın değeri yoktu. Köyler, kasabalar, hatta şehirler günün her saatinde basılır, ahali soyulur, cinayetler/katliamlar ‘vaka-i adiye’den sayılırdı.

- Açlık ve Yokluktan Binlerce İnsan Telef Oldu… - 

‘Celalî’ kalkışmalarının etkileri 1603’den sonra etkin şekilde hissedildi. Özellikle Orta Anadolu ve Güneydoğu’da çok büyük felaketler yaşandı. Osmanlı’nın denetimini yitirmesi, Safevî Devleti’nin bölgede nüfusunu artırması ve muhaliflere destek vermesi, lokal savaş alanları yarattı. Konya, Kayseri, Ankara, Kütahya, Afyon, Amasya, Tokat, Yozgat, Malatya, Harput, Maraş, Kastamonu gibi şehirler ile daha küçük yerleşim merkezlerinde hayat cehenneme döndü. Vilayetler, kasırgadan çıkmış felaket bölgelerine benzedi. Evler ve dükkânlar soyuldu. Medreseler, atölyeler, değirmenler, tarlalar ateşe verildi. Hasadı gelen ürünler ya yakıldı, ya tarla(lar)da kalıp çürüdü. Can ve namus derdine düşen halk, köyünden, kasabasından kaçtı. Emin gördüğü yerlere sığınmaya çalıştı. Üretim yapılamayınca, tarihte eşine ender rastlanan kıtlık(lar) yaşandı. Bir dilim ekmek, bir bardak süt bulunamadı. Nice bebek yeterli beslenemediğinden canını yitirdi. Her yaştan insan açlıktan/yoksulluktan hastalandı, çaresiz kaldı. 

Halep Beylerbeyi Ali Canbolat - ya da Canbolatoğlu! - kendi ordusunu kuran en tanınmış asi reisi idi. Tepeden tırnağa silahlı 16 bin - başka bir kayda göreyse 30 bin! - adamının varlığını iddia ederdi. Mayıs 1606’da, Dersaadet’e mektup gönderdi, taleplerini iletti. Halep Eyaleti’nin idaresi kendisine verilmeliydi. Tarsus, Sivas, Bozok, Kars, Maraş, Malatya, Çemişkezek, Samsad, Maarra, Üzeyr, Hama ve Raka gibi vilayetlerin şahsına terk edilmesini istirham etti. Akrabası ve güvendiği 14 kişinin yönetime getirilmesini beklediğini de belirtti. Planına göre hem zatını, hem de hac güzergâhını güvene alacaktı. Beklentileri yerine getirilirse, bütün kuvvetlerini Osmanlı’nın emrine verecekti. İran cephesinden arzulanan zaferin kazanılmasına yardımcı olacaktı.

- Canbolatoğlu, Kendisine Yabancı Müttefik de Buldu… -

Canbolatoğlu’nun hırsının sınırı yoktu. Devrin müverrihlerine göre, Toskana Dükü ile yazışmalar yaptı ve ittifak kurdu. Hatta cüretkârlığını göstermekten de çekinmedi. Hükümdarlığını ilan etti. Adına hutbe okuttu. Altın/gümüş sikke kestirdi.Sadrazam Murat Paşa, Anadolu’da saltanatlarını ilan eden derebeyilerle 4 yıl uğraştı. İran Şahı - Safevî Hükümdarı! - Birinci Abbâs da, süreci kendi lehine çevirme gayretindeydi. Hem Celalîlere yardım etti, hem sınırlarını genişletti. Gence, Şemahi ve Şirvan kalelerini zapt etti. Ama elinde tutamadı. 1610’daki İran Seferi’nde hepsi geri alınacaktı.

Paşa, İstanbul’dan Anadolu’ya geçtiğinde yaşı 85’e yaklaşıyordu. Yaşlılığına karşın mücadeleden kaçmazdı. İnatla yürüyüşünü sürdürür, yere düşmemek için kendini atının semerine bağlatırdı. Önüne çıkan herkesin başını vurdururdu. İfadesini almaya, mahkemeye çıkarmaya tenezzül etmezdi. En büyük suç: Huzuruna çıkmak/getirilmekti! Çocuk, yetişkin, genç kız, anne, yaşlı, hasta, sakat dinlemezdi. Cesetleri de kuyulara doldurturdu. Geçtiği yollar kanla sulandı. ‘Devlete bayrak açan Celalî’nin yanında görülmek, bir bardak su vermek, atına arpa veya saman yedirmek, büyük suçtu!’ Cezası: ‘Kılıçla başının uçurulması’ydı! Hele Safevî Hükümdarı’nın taraftarlarının ya da yerel şeyhlerin ve müritlerinin yaşama/soluk alma hakları yoktu! Devletin önünde hiç kimse, hiçbir zümre duramazdı! Hakkını savunmak için dahi yönetimin karşısına geçemezdi! ‘Ölen de, öldüren de Müslüman’dı! Olay: Aynı dinin 2 farklı mezhebine mensup hanedanların etki/yetki alanlarını koruma/genişletme mücadelesiydi! Arada kalıp kanı dökülenler: ‘Sünni’ veya ‘Alevi’ diye kategorize edilen ‘bîgünah’/masum Türkmenler’di! Sayıları da on binlerle ifade edil(ir)di!

2 January 2023 12:17
978 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Asit Dolu Fıçıya Atılan Başbakan

Patrice Lumumba, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin seçimle/halkın oyuyla işbaşına gelmiş ilk başbakanı idi. 4 ay görevde kalabildi. İcraatlarıyla değil de dramatik katlinin yarattığı sansasyonla/tepkiyle tanındı. CIA’nın örgütlediği onlarca kanlı darbenin talihsiz kurbanları arasındaydı.

Kadın Saçı Koklamayı Seven ABD Başkan Adayı

Joe Biden, uzun mesafe engelli koşusuna katılan tecrübeli atlete benzetildi. Önüne çıkan her mâniayı aştı, siyaset dünyasında adım adım yükseldi. ABD Başkanlık Seçimleri’ni kazanmasına şaşırmalıydı. İleri yaşına karşın, bir delikanlının dinamizmine ve yılmazlığına sahipti.

KGB’nin Ölüm Listesindeki Ünlü Aktör

Sovyetler Birliği’nin 2. Genel Sekreteri Joseph Stalin (1878-1953) sıkı bir western ve John Wayne hayranıydı.

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

‘Zânî!’ Maymunları İdam Ettiren Molla

Molla Abdülkerim Efendi, Sultan Murâd-ı Sâlis’in şehzadelik döneminde hocası, sonradan da saray imamı ve en güvendiği ‘akıldane’siydi. Padişah’a her dediğini yaptır(ır)dı. Rumeli Kazaskeri iken ününün/cesaretinin doruklarına tırmandı.

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Devlet Gibi Otoriter Kadın

Neriman Köksal adı ile Yeşilçam’da ünlenen Hatice Küpçü; Çetin Karamanbey tarafından sinemamıza kazandırıldı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Kral 3. Charles Müslüman mı?

‘3. Charles’ unvanı ile İngiltere Tahtı’na oturan Prens Charles, Şeyh Nazım Kıbrısî’nin iddia ettiği gibi ‘Müslüman’ mıydı? Hem Anglikan Kilisesi’nin başı hem İslâm dinine mensubiyet mümkün müydü?

Öteki Putin / 1

Putin, ‘KGB okulu/geleneği’nden gelen Rusya Federasyonu Başkanı’ydı. Tarihine, devletinin derin/‘kadim’ geleneklerine ve kurumlarına bağlıydı. Hatta resmen açıklamasa bile, 20. asrın 2 numaralı süper gücü, ‘Sovyetler Birliği’nin mirasçısıydı. ‘Çarlık Rusyası ile SSCB’nin sentezi gibiydi!’

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Çanakkale Şehidi Hemşire Erica

Alman asıllı gönüllü hemşire Erica; Kocaçimen Dağı eteklerinde Yalova mevkiindeki sahra hastanesinde Osmanlı askerlerine şifa dağıtırken; - 17 Aralık 1915 günü öğleden sonra! - İngiliz bombardımanında top mermisiyle parçalanarak şehit düştü.

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Tahta Çıkınca ‘Sünnet Olan’ Padişah

I. Ahmet, 14 yaşında tahta oturdu. 14. Osmanlı padişahıydı. 14’ünde sünnet edildi. Saltanatı 14 yıl sürdü. Bazı müverrihlere göre 14 oğul babasıydı. İnşa ettirdiği caminin ‘Ahmediye Camii’nin - Sultan Ahmet Camii! - ilk tasarımında 14 şerefesi olduğu yazılacaktı. Sultan Ahmed-i Evvel’in hayatı ilgi çekici olaylar ve tezatlarla doluydu.

Yeşilçam’ın Kara Bahtlısı

Yeşilçam’ın uygun gördüğü ad ve soyadı hayat hikâyesine tıpa tıp uydu. Yaşamı hazin olaylar manzumesiydi. Ailesini genç yaşta kaybetti. Öyküsünü bilenlerin rivayetine göre 3 defa ‘âşık oldu’! Her seferinde de kavuşamadı. İlk gençliğini dolduran sıcacık, huzur dolu yuvanın - ilerleyen yıllarında! - hep hasretini çekti. Yüksek sinema kabiliyeti, gelişmiş edebi zevki ve doğaçlama müzisyenliği yeterince değerlendirilemedi. Bu dünyadan ‘Samuel Agop Uluçyan’, hepimizin aşina olduğu ismi ile ‘Sami Hazinses’ de geçti!

Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan kuyruklu bir yıldız gibi ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

‘Paşanın Güzel Karısına Göz Koyan’ Padişah

Çeyrek asırlık süreçte her gün ölüm korkusuyla yaşayan Şehzade İbrahim, tahta çıkınca hayattan kâm almaya girişti. Harem, - yakın çevresinin ve yağcılarının da yardımıyla! - güzel cariyelerle dolup taştı. Ama Padişah’ın gözü doymadı. Kendine methedilen evli hanımlara da el atmaya, gönül eğlendirmeye kalkıştı!

Osmanlı’nın Tek ‘Kadın Padişahı’

Kösem Sultan, Osmanlı Hanedanı’nın tahta çıkan erkek üyelerinin çoğundan daha uzun süre hüküm sürdü. Devleti - tek başına! - 20 yılı aşkın idare etti. Bürokrasideki rakip/karşıt grupları/kanatları ustalıkla dengeledi. Ağzından çıkan her kelime ‘buyruk’/‘kanun’ kabul edildi. ‘Kadife eldiven içindeki çelik ele benzetildi!’

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 2

Zaro Ağa, 130 yaşından sonra çok ünlendi fakat para kazamadı. Dünyayı dolaştı. Popüler isimlerle tanıştı, fotoğraf çektirdi. Reklam kampanyalarında etkin rol aldı. Kartpostalları/foto kartları yüz binlerce satıldı. Kısacası Ağa, ülkemizin ilk ‘uluslar arası medya ikonu’ydu!

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 1

Bitlisli Zaro Ağa, ömrünün tamamına yakınını İstanbul’da geçirdi. Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan adamdı. Ölünceye kadar sigara içmeyi sürdürdü. ‘Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı’ diye ünlendi. Otopsisinde 3 böbrekli olduğu ortaya çıktı.

Tahta Çıkınca ‘Sünnet Olan’ Padişah

I. Ahmet, 14 yaşında tahta oturdu. 14. Osmanlı padişahıydı. 14’ünde sünnet edildi. Saltanatı 14 yıl sürdü. Bazı müverrihlere göre 14 oğul babasıydı. İnşa ettirdiği caminin ‘Ahmediye Camii’nin - Sultan Ahmet Camii! - ilk tasarımında 14 şerefesi olduğu yazılacaktı. Sultan Ahmed-i Evvel’in hayatı ilgi çekici olaylar ve tezatlarla doluydu.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Osmanlı’nın Tek ‘Kadın Padişahı’

Kösem Sultan, Osmanlı Hanedanı’nın tahta çıkan erkek üyelerinin çoğundan daha uzun süre hüküm sürdü. Devleti - tek başına! - 20 yılı aşkın idare etti. Bürokrasideki rakip/karşıt grupları/kanatları ustalıkla dengeledi. Ağzından çıkan her kelime ‘buyruk’/‘kanun’ kabul edildi. ‘Kadife eldiven içindeki çelik ele benzetildi!’

‘Kıbrıs’ı Veren’ 2. Abdülhamit

2. Abdülhamit’in saltanatının 2. yılında Osmanlı yok oluşun eşiğinden döndü. Tarih, ’93 Harbi’ gibi örneğine çok az rastlanır drama şahitlik etti. Ruslar, İstanbul’un tarihi surlarına kadar ulaştı. Her an şehri alabilir, her şeyi talan edebilir, binlerce insanı öldürebilirlerdi. Sultan şoka girdi, ne yapacağını bilemedi. İngiliz Büyükelçisi Sir Henry Layard’ın önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Kıbrıs’ı vermesi karşılığında şahsının ve imparatorluğun hayatiyetini garantiye alabilecekti! ‘Denize düşen yılana sarılırdı!’

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.