Osmanlı’nın Tek ‘Kadın Padişahı’

Kösem Sultan, Osmanlı Hanedanı’nın tahta çıkan erkek üyelerinin çoğundan daha uzun süre hüküm sürdü. Devleti - tek başına! - 20 yılı aşkın idare etti. Bürokrasideki rakip/karşıt grupları/kanatları ustalıkla dengeledi. Ağzından çıkan her kelime ‘buyruk’/‘kanun’ kabul edildi. ‘Kadife eldiven içindeki çelik ele benzetildi!’

Osmanlı’nın Tek ‘Kadın Padişahı’

Birinci Ahmet’in sevgili eşi Kösem Sultan, kimi tarihçiye göre ‘güce tapan, iktidarı elinde tutmak için her türlü melâneti yapabilen’di. Bazılarına göreyse, ‘devletin ömrünü uzatan, güvenliğine/sürekliliğine katkı sunan, tecrübelerini yeni padişah(lar)a aktaran ulu kişi’ydi. Oysa Valide Kösem Sultan da, iktidarın sihrine kapılmış, yönetmenin muhteşem cazibesinin/‘libido’sunun farkına varmış, kendisinin ‘hükmetmek için yaratıldığına inan(dırıl)mış’tı. Cihan imparatorluğunun kaderinde birinci derecede söz sahibi oldu. Bazı Batılı müverrihlerinin yorumlamasıyla ‘Osmanlı’nın Tek Kadın Padişahı’ydı! Hem de 3 defa tahta çık(arıl)mıştı!  


* * *


Venedik Cumhuriyeti’ni İstanbul’da temsil eden Elçi Simon Contarini, Kösem Sultan’ı yakından tanıma fırsatı buldu. Ülkesine gönderdiği raporlarda, Valide Sultan’ı ‘kurnaz güzel!’ şeklinde tanımladı. ‘Çok yetenekliydi, sesi güzeldi, musiki bilgisi ile kocası Sultan Birinci Ahmet’i mest ederdi,’ diyecekti. ‘Osmanlı’nın 14. padişahı Sultan Ahmed-i Evvel kendisine hayrandı, başkasını gözü görmezdi, çok severdi!’


Kösem Sultan, hem ‘Haseki Sultan’, hem ‘Valide Sultan’dı. Osmanlı Devleti’nde bir dönem etkindi. Ağzından çıkan her söz ‘buyruk’ kabul edildi. Milyonlarca insanın kaderine/geleceğine hükmetti. 20 yılı aşan süreçte, 2 oğlunun ve torununun ‘naip’liğini üstlendi. 62 yıllık hayatında 5 hükümdar gördü. Oğullarının ve torununun padişahlığına şahit oldu. ‘Osmanlı Hanedanı’nda boğularak öldürülen ilk ve tek ‘Valide Sultan’dı!’


Kösem, güzelliği, zekâsı ve tedbirli tavırlarıyla sivrildi. Birinci Ahmet’in en sevdiği, - Batı kaynaklarına göre! - nikâh kıydığı eşiydi. 4. Murat ve I. İbrahim’in annesiydi. 4. - Avcı! - Mehmet’in de büyükannesiydi. Kösem Sultan, 6 erkek çocuk doğurdu. 2’si küçük yaşta hastalıktan öldü. 2’si de - Şehzade Kasım ve Şehzade Süleyman! - ağabeyleri 4. Murat tarafından boğduruldu. Diğer 2 oğlu da, Osmanlı tahtına oturdu. 4 de kız dünyaya getirdi. Hepsine de stratejik evlilikler yaptırdı. ‘Damatlar, Kösem Sultan’a çalıştı!’ Valide Sultan, sadece Harem’in değil, ülkenin en etkin kişisiydi. ‘Sultan Ahmed-i Evvel’in ilk eşi Mahfiruz Sultan - çok genç yaşta! - 30’unda vefat etti. Meydan kendisine kalınca, gücü kat be kat arttı!’


- Adının Anlamı: ‘Sürünün Önünden Giden Koç’tu… -


Büyük Valide Safiye Sultan, kendisine ‘nur çehreli’, ‘ay gibi parlak/berrak yüzlü’ anlamında ‘Mâhpeyker’ adını verdi. Cildi bembeyaz ve pürüzsüzdü. Kocası, Osmanlı’nın 14. padişahı ise, ‘Kösem’ dedi. Eşinin uygun gördüğü ismin farklı manaları vardı. İlki: ‘Güvenilir, lider, yaptığını bilen ve yönlendiren’ demekti. İkincisi: ‘Sürünün önünde giden/yürüyen koç’ anlamındaydı. Adı, ‘karakterinin özeti’ydi. Kösem, - çeşitli tarihî kaynaklarda anlatıldığına göre! - ‘uzun boylu, iri yarı, uzun saçlı, berrak ciltli, cazibeli, şirin, konuşkan, zarif, kavrama yeteneği çok yüksek, protokol bilen ve pek akıllı’ydı. - Zekâ ve vücut bakımından erken gelişmişti! Arapça ile Farsça öğrenmişti. Güzel şiirler yazıyordu! -  Evcimen, sevgi dolu, vefalı ve duyguluydu. ‘Dini duyguları kavi, yardımsever ve hatırşinastı. Tasavvufa, tarikat öğretilerine meraklıydı!’


Sultan Birinci Ahmet ile evliliği boyunca, aktif politikanın dışında kaldı. Eşi ve çocuklarıyla baş başa olmayı seçti. Mutlu, duygu dolu süreç yaşadı. Tarihçilerin anlatımına bakılırsa, erinin sözünden çıkmadı. Kocasının saadetini, eğilimlerini, isteklerini ön planda tuttu. ‘Tasavvufa merak saldı. Tarikat/tekke ziyaretlerine katıldı!’ Siyaseti dışarıdan izledi. Hükümdarı karar alışlarında etkilemedi. Aksine fikrini(n) sor(ul)masını bekledi. Görüşlerinde ısrarcı görünmedi. Ama etkisini kavra(t)makta da gecikmedi. Düşüncelerinin önemsendiğini fark etti. Birinci Ahmet de rüştünü ispatlama gayretindeydi. Tesir altında kalmadan hüküm verme, imparatorluğu yönetme düşüncesindeydi. Kösem, ‘Fatih Kanunnamesi’ni askıya aldırıp şehzade ölümlerini sonlandıran uygulamaya destek verdi. ‘Oğullarının ve torunlarının hayatlarını teminata bağlamaya çalıştı!’


- Erkek Egemen Yönetime Kadın Eli Değdirdi… -


Kösem Sultan, eşinin ölümünden sonra Osmanlı Devleti’nin yönetimini - aralıklar halinde! - 20 yılı aşkın süre elinde tuttu. ‘Hanedanın ve ülkenin kaderinde belirleyici/birincil derecede rol üstlendi!’ 2 oğluna ve torununa ‘vasilik’ yaptı! Bazı vakanüvislerin yorumlarına bakılırsa, erkek ağırlıklı, padişahî yönetimi değiştirdi, idareye kadın elini değdirdi!’ ‘Valide-i Muazzama’, ‘Valide-i Muhtereme’, ‘Valide-i Kebire’, ‘Der-i Devlet’, ‘Ümmü'l Müminin’, vb. yüce/yüksek sıfatlarla anıldı, - resmi! - tarihe geçti.


Oğulları tahta çıkarken, kızları da - küçük yaşlarında! - devletin güçlü makamlarındaki yöneticileriyle baş göz edildi. 3. kızı Ayşe Sultan (1608 (?) - 1656), ilk evliliğini 6’sında - resmi tarihçilere göre, 1611’de! - yaptı. Damat: Vezir-i Azam Gümülcineli Nasuh Paşa’ydı. Paşa zengin, gözü kara, dik kafalıydı. Rüşvet almayı severdi. Düğün için bir yıl süre tanındı. Sultan Hanım, kocasının sarayına yerleştirildi. Törenler, ‘suri’ - ‘görünüşte olan’, ‘biçimsel’! - idi. ‘Zifaf için buluğa ermesi beklenecekti!’ Ayşe Sultan’ın ilk evliliği 3 yıl sürdü. Nasuh Paşa önce azledildi. Ardından da boğdurularak öldürüldü. Sultan Hanım, 7 evlilik daha yaptı. Sırasıyla Karakaş Mehmet Paşa, Müezzinzade Filibeli Hafız Ahmet Paşa, Murtaza Paşa, Celep Ahmet Paşa, Voynuk Ahmet Paşa, İbşir Mustafa Paşa ve Ermeni Süleyman Paşa ile hayatını birleştirdi.


Büyük kızı Fatma Sultan’ın - 1606 doğumlu! - Kaptan-ı Derya Hasan Paşa ile evlenmesini uygun gördü. Ortancasını da Öküz Kara Mehmet Paşa ile nikâhladı. Gelinler küçüktü, düğün törenleri - her zamanki gibi! - göstermelikti! ‘Zifaf için beklenilecekti!’


- Kösem Sultan’ın Kökeni… -


Osmanlı’nın en kudretli valide sultanı, ‘kadın padişah’ı Kösem Sultan’ın - çoğu tarihçinin üzerinde ittifak ettiği! - doğum tarihi 1590’dı. - Bazı müverrihlere göreyse ‘1585’di! ‘1589’ diyenler de vardı! - Doğum yeri: Yunanistan’dı. ‘Rum’ kökenli olduğu iddiaları çoğunluktaydı. - Ünlü tarihçimiz Halil İnalcık da aynı görüşteydi! - Babası, papazdı. Çerkez, Boşnak ve Hırvat soyundan geldiği de yazıldı. İlk adının ‘Anastasya’ veya ‘Nasya’ olduğu da kayıtlardaydı. Küçük yaşta öksüz kalmıştı. 6 veya 8’indeyken, Bosna Beylerbeyi tarafından satın alınıp Topkapı Sarayı’na gönderildi/sunuldu. Harem’de gerekli şekilde eğitildi. 15’ine bastığında, Sultan Birinci Ahmet’e takdim edildi. Üç yıl sonra ilk oğlunu, Şehzade Murat’ı kucağına aldı. ‘Haseki’ unvanına kavuştu. Duru güzelliği, parlak zekâsı, hoş sohbeti ile Sultan’ın kalbini mühürledi. Batılı tarihçilere göre, I. Ahmet’in nikâhlı eşi oldu. - Yerli vakanüvisler, iddiaya temkinli yaklaştı! - 


Osmanlı sultanları, eşlerine nikâh kıyardı. Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a yenilmesi ve gözdesinin esir edilmesi dönüm noktası oldu. Kanuni Sultan Süleyman’a kadar nikâh(lanma) törenlerine ara verildi. Kanuni, eski âdeti hayata geçirdi. Gözdesi, hasekisi Hürrem Sultan ile nikâh kıydı. Batılı müverrihlerin beyanlarına göre, Sultan Ahmed-i Evvel, büyük dedesinin izinden yürüdü. Kalbini sunduğu kadına ‘Mâhpeyker’ adını verdi. Anlamı: ‘Ay yüzlü’, ‘güzel ve nurlu’, ‘melek gibi iyi kalpli’, demekti. Gözdesi çok genç yaşında - 18’inde! -, ‘haseki sultan’ statüsünü kazandı. Batılı kaynakların 2. iddiasına göre Büyük Valide Safiye Sultan, oğlu ile gözdesinin yakınlaşmasına karşı çıkmaya çalıştı ancak başaramadı. Yine de bazı tedbirleri uygulamaya soktu. Kösem’in eğitimini bahane edip kocasının yanından uzaklaştırdı. Birinci Ahmed’in - ilk göz ağrısıydı! - Mahfiruz Hatun ile baş başa kalmasını sağladı. Sultan hanım, Şehzade - Genç/2.! - Osman’ın annesiydi.


- Kösem Sultan’ın Politikadaki Örnek Aldığı Kişi/Ustası Kayınvalidesiydi… -


Kösem Sultan, Büyük Valide Safiye Sultan’ın yaptıklarını unutmadı. Efendisinin her davranışının arkasında durduğunu gösterdi. ‘Babaannenin Topkapı Sarayı’ndan Eski Saray’a sürülmesine çok sevindi, adeta alkış tuttu!’ Harem-i Hümâyûn’un tek hâkimi oluverdi. 1612’de Şehzade - 4.! - Murat’ı, 1615’de Şehzade - Deli/I.! - İbrahim’i dünyaya getirdi. Ardından bahtsız Şehzade Kasım doğacaktı. Yönetim deneyimini artırdı. Devlet idaresini öğrenmeye başladı. Saraydaki ‘iktidar savaşları’nda taraf oldu. Kocasının getirdiği ‘Ekber ve Erşad Sistemi’nin takipçisi ve savunucu kesildi. Gayesi: ‘Mahfirûz Hatice Sultan’dan doğan en büyük şehzade Osman’ın padişahlığını engellemekti!’ ‘Ağırlığını koyduğu, kocası I. Ahmet’in kardeşi Şehzade - Birinci! - Mustafa’yı tahta çıkarttığı iddia edilecekti!’ Askeri, özellikle de Yeniçeri Ağalarını rüşvete bağlayıp kontrolüne aldı. Böylece hem kardeş katliamının önünü kesti, hem oğullarına iktidar kapısını aralık tutmayı başardı! Dul kaldığında 27 yaşındaydı. ‘Gözünü kapatana kadar inisiyatifini kullanmaya çalıştı!’


Birinci Ahmet’in yerine geçen I. Mustafa akıl hastasıydı. Kafes’te yaşamak, her gün öldürülmeyi beklemek psikolojisini derinden bozmuştu! Dönemin tarihçileri de, - mesela Müneccimbaşı! - ‘sağlık durumunu tafsilatıyla kayda geçirdi!’ ‘Mustafa-i Evvel’in ilk saltanatı ancak 96 gün sürdü.’ 26 Şubat 1618’de haledildi! - Eski mekânına, ‘Kafes Sarayı’na yollandı! - Hiç vakit kaybetmeden Şehzade Osman, ‘Osman-ı Sâni’ unvanıyla tahtın yeni sahibi oldu. Hükümdar değişikliğinde, Şeyhülislâm Hocazâde Esad Efendi ile Sadâret Kaymakamı - Vekili! - Sofu Mehmet Paşa’nın etkisi rivayet edildi.


Kösem Sultan, yeni hükümdarın genç yaşından yararlandı. Devlet işlerini bildiğince yürütmeye girişti. Ama Valide Mahfirûz Hatice Sultan ile aralarındaki bitmeyen rekabetin ve didişmenin kurbanı oldu. Tekraren Eski Saray’a gönderildi. 


Venedik Elçisi Christoforo Vallier'in raporlarına göre, ‘Kösem Sultan ile - küçüklüğünde! - Şehzade Osman’ın arası gayet iyiydi. Osman, üvey annesi ile araba gezintileri yapmayı severdi. ‘Yol kenarında sadaka bekleyen dilencilere para atarak, dualarını alırdı!’ Sultan I. Ahmet, eşi ile oğlunun görüşmesini yasakladı.’


- Kösem Sultan Sabrının Meyvelerini Topladı… -


Osman-ı Sâni’nin saltanatı 4 sene, 4 ay ve 7 gün sürdü. - Daha geniş bilgi için, siyasetcafe.com’da neşredilen, ‘Kulağı Ve Burnu Kesilen Padişah’ başlıklı yazımıza bakılabilir! - Yedikule Zindanları’na kapatıldı. Boğularak öldürüldü. Olaya, ‘Hâile-i Osmaniyye’ denildi. Yerine, amcası, sabık padişah, I. Mustafa yeniden/‘ikinci defa’ getirildi. Mustafa-i Evvel’in son saltanatı 1 yıl, 3 ay, 22 gün sürdü. Kösem Sultan, yeni süreçte de oğullarına dokunulmasını/canlarına kastedilmesini engellemeye çalıştı. ‘Kulis faaliyetleri başarıyla sonuçlandı!’


Birinci Mustafa, 10 Eylül 1623’de, 2. defa haledildi. Valide Kösem Sultan’ın 11 yaşındaki büyük oğlu, - bir rivayete göre 12 yaşındaydı! - Şehzade - 4.! - Murat - Murad-ı Rabi! - tahtın yeni sahibi oldu. Valide Sultan da, 6 yıl boyunca mesken edindiği Eski Saray’dan Topkapı’ya döndü. Muhteşem tören düzenletti. ‘Dostuna düşmanına kendisini hatırlattı!’ ‘Saltanat nâibesi’ sıfatıyla mahdumunu yalnız bırakmadı. Evladının kendisini bulmasına/olgunlaşmasına kadar geçecek zamanda - tarihçilerin belirlemelerine göre! - 8 yıl, 8 ay devlet yönetimini elinde bulunduracaktı. ‘Osmanlı Devleti’ni bazen perde arkasından, bazen önünden idare edecekti!’ Divan toplantılarına kadınların iştiraki uygun bulunmazdı. Fakat Valide Sultan, bütün celseleri kafes aralığından izlerdi. Fikirlerini kimi zaman yazılı, kimi zaman görevli(ler) aracılığıyla, kimi zaman da yüz yüze Vezir-i Azam’a iletirdi. ‘Beğenmediği kararların tashihini talep ederdi/sağlardı!’ 


Karşılaştığı ilk kriz ekonomikti. Yeniçeriler, Sultan 4. Murat’ın tahta oturuş törenlerinde ‘cülus bahşişi’ istemeyeceklerini beyan etmişti. Harçlığı üst üste aldıklarından hazinede yeterli para da yoktu. Ama kararlarından döndüler, ‘Cülus isteriz!’ diye direttiler. Dağıtılması öngörülen tutar 2 milyon altın civarındaydı. Sarayda ‘zer’den yapılmış bütün eşyalar toplandı. Darphaneye gönderildi, sikke kesilmesi sağlandı.


- Kösem Sultan Rüşvet Gelirlerinin Bir Kısmını Hayır İşlerine Harcadı… -


Çocuk hükümdar 4. Murat, annesinin yanından ayrılmadı, eğitimini sürdürdü. Tarihçi Necdet Sakaoğlu’nun yazdıklarına bakılırsa Valide Sultan, ‘ergenlik çağına girmekte olan Murat’ı Harem’den uzak tutmayı amaçladı. ‘İçoğlanlarıyla düşüp kalkmasına göz yumdu!’ Sakaoğlu, Reşat Ekrem Koçu’nun ‘Kösem Sultan’ adlı romanından da bazı ilgi ve dikkat çekici aktarımlar da yaptı: ‘Valide Sultan, Harem dairesindeki ‘Hünkâr Hamamı’nı yaktırdı. Çıplak cariyelerin, buluğ çağındaki 4. Murat’a, yıkamak bahanesiyle yaklaşmalarını önledi. Enderun Hamamı’ndaki içoğlanlardan ‘pakize tellaklar’a yıkattırarak hemcinslerine alışmasına yol verdi!’


Süreç içinde Bağdat elden çıktı. Abaza Mehmet Paşa isyan etti. Kırım’da iç karışıklıklar görüldü. Volga bölgesinde yaşayan Rus Kazakları, Osmanlı sınırlarına, Boğaz’a kadar geldi.


Valide Kösem Sultan, yetkilerini kazanca çevirmekte gecikmedi. Devlet makamlarını rüşvet/hediye karşılığında görücüye çıkardı. Zenginleşti, halk tabiriyle ‘servetine servet kattı!’ Yeniçeri ağalarını paraya boğdu, kendisine ram etti/bağladı. Arkasında durmalarını sağladı. Öte yandan da halk arasında imajını olumlu tutma çabasına girişti. ‘Fukarayı kollamaya, öksüzleri sevindirmeye, vakıfları aracılığıyla ahaliye ulaşmaya çalıştı!’


Sevgili oğlu, 17. Osmanlı padişahı 4. Murat’ın - buluğ çağına erdikten sonra! - gönlünü hoş etmeyi de unutmadı. Haremde en güzel, en zeki, en şuh cariyeleri hazırladı. Sıra ile sundu. Saray vakanüvislerinin rivayetine göre, en bilinen lâtif nazenin - Arnavut asıllı! - Şemsperi Haseki’ydi. Adı geçen afet, Valide Kösem Sultan’ın kızı Ayşe Sultan’ın sırdaşı, çok yakın arkadaşıydı. Son derece akıllı, çekici ve baştan çıkarıcıydı. Bilinen 2. armağan da sıra dışıydı. Adı: Sanevber Haseki’ydi. Küçücük yaşında esir edilip İstanbul’a getirilmişti. Harem’de adetleri öğrenmiş, yetiştirilmişti. 15’inde, Sultan Murad-ı Rabi’ye takdim edildi.


Tarihçilerin tespitlerine bakılırsa Valide Sultan, ‘sözünün kanun kabul edildiği’ süreçte, 8 vezir-i azam, 9 defterdar değiştirdi.


- 4. Murat, Annesinin Etkisinden Çıkınca Devletin Otoritesini Sağladı… -


4. Murat, iktidarı el(in)e alınca gerçek yüzünü gösterdi. Otoriteyi sağlamak için ‘kılıcını kınından çıkardı’! Ordunun başında sefer(ler)e çıktı. Askeri, bilhassa da Yeniçerileri hizaya getirdi. Ayak diremeye çalışan, eski alışkanlıklarını sürdürme gayretine giren ocak ağalarını idama göndermekten geri durmadı. Saray’da da kendince sert önlemler aldı. 1635’de, Revan Seferi’ne çıkarken, ana bir kardeşi Şehzade Süleyman’ı boğdurdu. Şehzade Beyazıt da aynı kanlı akıbeti paylaştı. 1638’de de, Bağdat Seferi öncesinde, diğer biraderi Şehzade Kasım’ın boğazlanması emrini verdi. ‘Kösem Sultan, gözünün önünden oğullarının birer birer kayboluşunu seyredebildi!’ 


İbrahim de aynı akıbeti paylaşacaktı. Ama annesi devreye girdi. Çeşitli bahaneler ileri sürdü, son anda kurtarabildi. Şehzade İbrahim de can verirse, Osmanlı’nın soyu kesilecekti. Valide Sultan’ın yoğun çabasıyla yakın tehlike bertaraf edildi. 


Bazı rivayetlere bakılırsa 4. Murat, ölüm döşeğinde bile Şehzade İbrahim’in katlini emretti. Talimatı yerine getirilse, padişah arayışına girilecekti. ‘Tahta uygun görülen adaylar arasında Kırım Hanı bile sayılacaktı!’


- Birinci Bölümünün Sonu… -

13 August 2023 12:50
577 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

Balığa Harçlık Veren Padişah

‘Mustafa Han-ı Evvel’, neredeyse ömrünün tamamını ‘kafes’te geçirdi. 2 defa, kısa süreli Osmanlı tahtında oturdu. Hanedan’ın erkek mensubu yokluğundan ötürü ‘zekâ geriliği’ teşhisine rağmen padişah ilan edildi. ‘Deli Mustafa’ diye tanındı. Öldüğünde, Ayasofya’da - eskiden! - ‘vaftizhane’ diye kullanılan/bilinen bölüme defnedildi.

Her Piyango Biletine Bir Kutu Bayram Şekeri

(Hacı) Melek Nimet Özden; 1924’de faaliyete geçen Tayyare Piyangosu’nun ilk bayan başbayisiydi. Şartların zorlamasıyla iş hayatını seçti. Disiplinli ve girişimci ruhuyla başarıyı ilk seferde yakaladı ve hiç bırakmadı.

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

‘Zânî!’ Maymunları İdam Ettiren Molla

Molla Abdülkerim Efendi, Sultan Murâd-ı Sâlis’in şehzadelik döneminde hocası, sonradan da saray imamı ve en güvendiği ‘akıldane’siydi. Padişah’a her dediğini yaptır(ır)dı. Rumeli Kazaskeri iken ününün/cesaretinin doruklarına tırmandı.

‘Tavukları Pişirmişem!’

Çadırda doğdu, gecekonduda öldü. Uçak satın almaya yetecek para kazandı. Ailesini her şeyin üstünde tuttu. ‘Ben, ‘ordu!’ besliyorum,’ diyecekti! 3. evliliğinde mutluluğu bulabildi. Vefat edince, ‘barak’lar öksüz kaldı!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

‘Paşanın Güzel Karısına Göz Koyan’ Padişah

Çeyrek asırlık süreçte her gün ölüm korkusuyla yaşayan Şehzade İbrahim, tahta çıkınca hayattan kâm almaya girişti. Harem, - yakın çevresinin ve yağcılarının da yardımıyla! - güzel cariyelerle dolup taştı. Ama Padişah’ın gözü doymadı. Kendine methedilen evli hanımlara da el atmaya, gönül eğlendirmeye kalkıştı!

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kral 3. Charles Müslüman mı?

‘3. Charles’ unvanı ile İngiltere Tahtı’na oturan Prens Charles, Şeyh Nazım Kıbrısî’nin iddia ettiği gibi ‘Müslüman’ mıydı? Hem Anglikan Kilisesi’nin başı hem İslâm dinine mensubiyet mümkün müydü?

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

Osmanlı'nın İlk ‘Hadım’ Sadrazamları

Osmanlı’nın Balkan’dan devşirdiği, hadım ettirip, Enderun’da eğitime aldığı sonra da devlet görevi verdiği kişiye ‘Akağa’ denirdi. Aralarından beylerbeyi, vezir, ordu komutanı ve hatta sadrazam(lar) çıktı. İlk ‘buruk vezîr-i âzam’ da, ‘Hadım Ali Paşa’ydı!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

Osmanlı'nın İlk ‘Hadım’ Sadrazamları

Osmanlı’nın Balkan’dan devşirdiği, hadım ettirip, Enderun’da eğitime aldığı sonra da devlet görevi verdiği kişiye ‘Akağa’ denirdi. Aralarından beylerbeyi, vezir, ordu komutanı ve hatta sadrazam(lar) çıktı. İlk ‘buruk vezîr-i âzam’ da, ‘Hadım Ali Paşa’ydı!

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

‘Türk Kasabı’ Devşirme - 1

Kuyucu, 90’ına ulaşmış inatçı ihtiyardı. Devleti ve padişahı, her daim ‘nimet’ bildi. Aldığı em(irle)ri, harfiyen - hatta fazlası ile abartarak! - uyguladı. ‘Devşirme yönetimindeki’ Osmanlı’nın Anadolu’da katlanılmaz dereceye varan icraatına karşı durmaktan başka çaresi kalmayan kişilere ve kitlelere karşı, tarihte örneğine pek az rastlanan kanlı sindirme harekâtına girişti!

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

Küçük Cezve

Onu ‘Ah Güzel İstanbul’ filminde, ‘Ayşe’ kimliği ile tanıdık. İzmir’den kaçıp İstanbul’a gelen, ‘artist’ olmayı düşleyen toy kızdı. Adeta çaresizliğini haykırdığı, ‘Ben bir küçük cezveyim / Elden ele gezmeyim!’ şarkısıyla da akıllarımızda kalacaktı.

Bayan Yunus Emre

Ayla Algan, Türk tasavvufuna ve mutasavvıflara özel ilgi gösterdi. Felsefesini yürekten benimsediği Yunus Emre’yi tanıtmayı vazife bildi. Pek çok ülkede Yunus şiirlerinden oluşan besteleri okudu. Biricik kızının adını da - ulu ozandan ilhamla! - ‘Sevi’ koydu!

Yeşilçam’ın Hanımağası / 2

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Yeşilçam’ın Hanımağası / I

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

‘GPS’li Bavul’ İle Taşınan Dolarlar

‘Kısa sürede yüksek kazanç sağlama’ vaadi çoğu kişiye çekici geldi. ‘Tatlı dilin yılanı yuvasından çıkarması gibi, ‘emeksiz yemek’ hayali - aslında! - bütün birikimleri yok edecekti…’

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 2

Zaro Ağa, 130 yaşından sonra çok ünlendi fakat para kazamadı. Dünyayı dolaştı. Popüler isimlerle tanıştı, fotoğraf çektirdi. Reklam kampanyalarında etkin rol aldı. Kartpostalları/foto kartları yüz binlerce satıldı. Kısacası Ağa, ülkemizin ilk ‘uluslar arası medya ikonu’ydu!

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 1

Bitlisli Zaro Ağa, ömrünün tamamına yakınını İstanbul’da geçirdi. Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan adamdı. Ölünceye kadar sigara içmeyi sürdürdü. ‘Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı’ diye ünlendi. Otopsisinde 3 böbrekli olduğu ortaya çıktı.

Tahta Çıkınca ‘Sünnet Olan’ Padişah

I. Ahmet, 14 yaşında tahta oturdu. 14. Osmanlı padişahıydı. 14’ünde sünnet edildi. Saltanatı 14 yıl sürdü. Bazı müverrihlere göre 14 oğul babasıydı. İnşa ettirdiği caminin ‘Ahmediye Camii’nin - Sultan Ahmet Camii! - ilk tasarımında 14 şerefesi olduğu yazılacaktı. Sultan Ahmed-i Evvel’in hayatı ilgi çekici olaylar ve tezatlarla doluydu.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

‘Kıbrıs’ı Veren’ 2. Abdülhamit

2. Abdülhamit’in saltanatının 2. yılında Osmanlı yok oluşun eşiğinden döndü. Tarih, ’93 Harbi’ gibi örneğine çok az rastlanır drama şahitlik etti. Ruslar, İstanbul’un tarihi surlarına kadar ulaştı. Her an şehri alabilir, her şeyi talan edebilir, binlerce insanı öldürebilirlerdi. Sultan şoka girdi, ne yapacağını bilemedi. İngiliz Büyükelçisi Sir Henry Layard’ın önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Kıbrıs’ı vermesi karşılığında şahsının ve imparatorluğun hayatiyetini garantiye alabilecekti! ‘Denize düşen yılana sarılırdı!’

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.

Ondokuz Kardeşini Boğazlatan Padişah

Tarihçi Bostanzâde Yahya, 3. Mehmet’i adeta kutsadı. 19 erkek kardeşine Cennet kapılarını açtığını, kendilerine ‘şehitlik’ payesi verdiğini/sunduğunu ileri sürdü. Şeyhülislam da, boğdurulan şehzadeleri ‘şehit’ ilan etmekten geri kalmadı. ‘Padişah oğulları, - ağabeyleri tarafından! - ‘Cennet Kayığı’na bindirilmişti!’