Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa - Mustafa Han-ı Sâlis! -; 26. Osmanlı padişahı, 91. İslâm halifesiydi. 28 Ocak 1717 Perşembe günü, İstanbul’da - bir iddiaya göre de Edirne’de! - doğdu. Babası 3. Ahmet, annesi Mihrişah Emine Sultan’dı. Babasının hükümdarlığında, saray hocalarından çok iyi seviyede eğitim aldı. Devlet idaresi, askeri bilgiler, din bilimleri, iktisat, edebiyat, tarih, coğrafya, tıp, astronomi tahsil etti. Astrolojiye - ilm-i nücum! -, yıldızlardan ahkâm çıkarmaya küçük yaşından beri meyilliydi/meraklıydı. Çevresinde hep müneccimler bulun(durur)du. Hatta tahta çıktığında, Prusya Kralı 2. Frederick’e gönderdiği elçi, Giritli Resmî Ahmet Efendi aracılığıyla ricada bulunacak: İşinde uzman/isim yapmış 3 müneccim talep edecekti.

- İlm-i Nücum - Astroloji! - Çok Özel İlgi Alanıydı… - 

Velisinin gözetiminde, sarayda aldığı özel eğitim 13 yaşına kadar sürdü. Babası 3. Ahmet, Patrona Halil İsyanı sonucunda tahttan indirildi. Eniştesi Sadrazam Damat İbrahim Paşa gözlerinin önünde öldürüldü. Topkapı Sarayı’ndaki Kafes Köşkü’ne kapatıldı. Ömrünün tam 27 yılını 4 duvar arasında geçirdi. Sıkıntı, stres ve çoğunlukla da hayati tehlike/ölüm tehdidi altında yaşadı. Zamanının çoğunu okuma, yazma, tefekküre ayırdı. Kafes - hapishane! -, bir anlamda ‘aydınlanma okulu/yuvası’ haline geldi. Sistemli okumayı, araştırmayı her şart altında sürdürdü. Tıp, edebiyat ve ilm-i nücum - astroloji! - özel, vazgeçemediği ilgi alanlarıydı; ölümüne kadar da ilişkisini kesmedi. Zehir(ler)in insan vücudu üzerindeki etkisini inceledi. Panzehir yapımını öğrenmeye çalıştı. Hatta bazı zehirleri ve panzehirleri bünyesinde deneyecek kadar gözü karaydı. Böylece zehirle suikast(ler)e karşı tedbir alabilecekti.

‘Cihangir’ mahlasıyla şiirler söyledi. Güzel yazı denedi: Hattat idi. Birkaç Avrupa dilini pekiyi konuşur, yazardı. Hatta bazı gizli aracıları vasıtasıyla dış ülkelerde - özellikle de Avrupa’da! - yazılmış/basılmış kitaplar getirtip ufkunu genişletirdi. Hükümdarlığı süresince de, tebdil gezmeyi, avlanmayı, ata binmeyi ve gezintiye çıkmayı da alışkanlıklarına dâhil etti. Batı’yı izlemenin, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri ülkeye getirmenin, kısacası ‘Batılılaşma’nın gereğine/önemine inanmıştı.

- Süveyş’e Kanal Açılmasını İlk Savunandı… -

Orta boylu, - aşırı derecede panzehir kullandığından! - kirli/kara sarı tenli, siyah sakallı, geniş ağızlı, etli dudaklı, yassı burunlu, iri gözlü ve büyükçe kulaklıydı. Bacakları kısa, belden yukarısı uzundu. At üzerinde boylu, yürürken bodur görünürdü. Cömert, tutumlu, çalışkan, saygılı ve dindardı. Yalandan, dedikodudan, rüşvetten nefret ederdi. Alçak gönüllüydü; yapamayacağı hiçbir şeyi vaat etmezdi.

Süveyş’e kanal açılmasını ilk savunandı/düşünendi. Sakarya Nehri’nin Sapanca Gölü’nü geçip İzmit Körfezi’ne akıtılması planlarını da çevresine aktarmıştı. Tasarısına göre; Anadolu’dan İstanbul’a her türlü mal ve yiyecek maddesini daha ucuza getirilebilecekti. Proje başlatıldı; fakat aşırı maliyeti yüzünden terk edildi! 

3. Osman’ın vefatı üzerine; 30 Ekim 1757 Pazar günü, tahta çıktı. 40 yaşındaydı. Cülûs bahşişini son kez dağıttı; asırlar süren geleneği sona erdirdiğini duyurdu. Tecrübeli devlet kadrosuyla çalışacaktı. İlk sadrazamı Koca Ragıp Paşa’ydı. Ragıp Paşa; Avrupa’daki teknik gelişmeleri izlemeye çalışan, yenilikçi fikirleri destekleyen, sanatsever ve şair kişiliğe sahipti. Sanatçıları korurdu; devamlı kitap okurdu; erbâb-ı kalemdi. İstanbul’da adını taşıyan - bugün de faaliyette! - kütüphanenin banisi ve hamisiydi.

Sultan 3. Mustafa’nın saltanatının ilk yılları barış ve dirlik içinde geçti. Koca Ragıp Paşa; ölümüne kadar sadrazamlık yaptı. Avrupa’nın büyük devletleri arasında, ‘Yedi Yıl Savaşları’ denilen cebelleşme sürerdi. Tarafların her biri, Osmanlı’yı yanlarına çekmek için gayret gösterir; balon misali vaatler sıralardı. Özellikle de Fransa ve Prusya, siyasî, askerî ve malî destek sözü verirdi. 3. Mustafa ve tecrübeli devlet yönetimi, ustalıklı manevralarla tarafları oyalardı/geçiştirmeyi başarırdı.

Devr-i iktidarında, 22 Mayıs 1766 Perşembe günü büyük İstanbul depremi vuku buldu. Artçı depremler aylarca sürdü; halk rahat yüzü görmedi. Şehir, tarihinin en büyük yıkımını ve çaresizliğini yaşadı.

- Yeniçeri Ocağı’nı Kaldırmaya Cesaret Edemedi… -

İktisadi ve siyasi gelişmeleri iyi takip etti. Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkan Eski Saray Baltacı Ocağı’nı kaldırdı. Sarayın masraflarını dikkatle inceletti; tasarruf tedbirleri uyguladı. Hedefinde, Yeniçeri Ocağı’nı revize etmek/tümden kapatmak vardı; ama şartların olgunlaşmadığını görüp cesaret edemedi; erteledi. Askerî sahada yenilikçi adımlar attı. Yeni gemiler yaptırdı; çağdaş metotlarla çalışan modern toplar döktürdü. Tophane ve Topçu Ocağı’nı ıslah ve modernize etmeye çalıştı. Döneminde Sürat Topçular Ocağı kuruldu. Yeni toplarla yapılan atış denemelerini bizzat izledi; çoğu zaman da yanında Şehzade (3.) Selim’i de götürdü. Oğlunun uzmanlaşmasını, yenilikçi fikirlerini sürdürmesini arzula(r)dı. 3. Selim de tahta çıkınca, topçulukla ilgili risale yazabilecek bilgi birikimine sahip olacaktı.

Hazine doluydu; bütçe açıklarını kapattı; paranın ayarını iyileştirdi/değerini artıran tedbirler aldı. Günümüzün KDV (Katma Değer Vergisi)’ne benzeyen, ‘İmdadiye Vergisi’ni koydu; Anadolu ve Rumeli’deki yöneticilerden tahsilini emretti. Planlamasına göre; savaş sırasında harcanabilecek maddî birikim oluşacaktı. 

Hazineyi dolu tutmak en önemli çabalarındandı. İmparatorluk bütçesinin fazla vermesiyle övünürdü: ‘Lüzumu halinde Edirnekapı’dan Rusçuk’a kadar altın keselerinden yol yaparım!’ Koca Ragıp Paşa da, padişahı kibarca uyarır; bir tür fren görevi görürdü: ‘İmparatorluğunuz uzaktan aslana benzetilebilir; ama yakından bakılınca, dişlerinin çürüdüğü, pençelerinin döküldüğü görülür…’

- Rusya Başının Belası Oldu… -

3. Mustafa, büyük dedeleri gibi fütuhat hayal ederdi. En büyük gayesi ‘Fatih’ unvanı alabilmekti. Ama Rusya’nın ‘tarihi büyük bela’ olduğunu da bilirdi. Komşunun değişmeyen planları: Genişlemek, açık denizlere inmek; Kırım’ı ilhak etmekti.

Rusya, Lehistan’ın iç işlerine karışmaya başladı. Prusya ile anlaşıp, Lehistan’ı aralarında paylaştılar. Rus kuvvetleri, sınırını geçip Osmanlı’ya sığınan/kaçan Lehleri izledi. Mukavemet gösteren Türkleri de kılıçtan geçirdi. Böylece 18 Eylül 1739’da, Belgrad’da imzalanmış saldırmazlık anlaşması ihlal edilmiş oldu. 

Osmanlı’nın hiçbir askeri hazırlığı yoktu. Avrupa ülkelerinden müttefik de edinememişti. Bütün olumsuz şartlara rağmen, 8 Ekim 1768 Cumartesi günü, Rusya’ya savaş açıldı. Ama cepheye gidilmesi/ulaşılması 6 ay sürdü. Ruslar boş durmadı; uzun ve çetin muharebelerden sonra Kırım’da kontrolünü ele geçirdi. Yarımadanın Müslüman ahalisinin esareti tatması, - halife padişah! - 3. Mustafa’nın moralini ve itibarını sarstı. Rus Ordusu; Tuna’yı geçip, Balkanlara ayakbastı. Savaş uzadıkça/yıllara yayıldıkça; askerin ve yönetici sınıfın morali bozuldu. Masraflar çoğaldı; düzenli maaş ödemeleri aksadı; başta yeniçeriler, her sınıftan asker cihat isteğini/şevkini yitirdi. 1770’de, İngilizlerin rehberliğinde Akdeniz’e giren Rus donanması, Çeşme’de Osmanlı donanmasına ağır kayıplar verdirdi.

- Hanımından, Kızından Ve Oğlundan Borç Aldı… -

Bütçenin doluluğu ile övünün 3. Mustafa; savaşın uzaması, bozgun haberleri karşısında çaresiz kaldı. Koca Ragıp Paşa zamansız ölmüştü. Yerine geçen, Muhsinzade Mehmet Paşa da tecrübeli ve serinkanlı veziriazamdı. Ama oyalama ve zaman kazanma siyasetinin getirisi görülmedi. Ruslar bildiklerini okuyup, savaşı sürdürdü. Mali sıkıntı/çöküntü aşılamadı. Padişah 3. Mustafa; hassas, başarısızlığı kabullenmeyen; çözüm arayan/geliştiren kişilikteydi. Şehzadesi 3. Selim’in annesi Mihrişah Valide Sultan’dan borç almayı yeğledi. Bir senet yazıp altına mührünü bastı. Toplam borcu 237 kese altın ve 55 kuruştu. Vasiyetinde de belirttiği gibi senede not düştü: ‘Borcum, savaş sonunda devlete bağışladığım vakıflarımdan fazlasıyla ödensin! Sonra da senet yırtılsın!’ 

Valide Sultan’ın servetinin kaynağı: Düğünü ve doğumları sonrasında aldığı/gönderilen hediyelerdi. Özellikle de şehzade dünyaya getirdiğinde hediyelere boğulurdu. Siniler, tepsiler dolusu kıymetli taşlar, altın/gümüş sikkeler, keseler dolusu akçeler yollanırdı. Anne kutsanmış; tebrik edilmiş sayılırdı. Birikimin tek sahibi de kendisiydi. Hanım sultan(lar), dönemlerinde imparatorluğun en varlıklı/zengin kişileri arasındaydı. Servetlerine kimse el koyamaz; hak iddia edemezdi. Bütün tasarruf yetkisi de kendilerine aitti.

Mihrişah Valide Sultan’dan alınan borç açığı kapatmaya yetmedi. 3. Mustafa; sevgili kızı, göz bebeği Şah Sultan’ın da nakit varlığına müracaat etti: yine senet karşılığı - 4 defada! - 170 bin akçe borçlandı. Biricik şehzadesi Selim’in 120 bin akçelik şahsi serveti de savaş masrafları için kullanıldı. Savaş bitince, hem kızının hem oğlunun alacağı da ödenecekti.

- Ozi Kalesi Düşünce Kalp Krizi Geçirdi… -

Ailesine borçlanmasının üzerinden bir yıl geçmişti. Ozi Kalesi’nin düştüğü haberi gelince fenalaştı; beyin kanaması - başka iddiaya göreyse; kalp krizi! - geçirdi. 21 Ocak 1774 Cuma günü öğle ezanı okunurken vefat etti. Ailesine borcunu da ödeyemedi. Mihrimah Valide Sultan’a verdiği borç senedi; Topkapı Saray Arşivi’nde 1785 ve 1001 numaralar ile kayıt altına alınıp saklandı. Günümüze intikali ve hatırlanması sağlandı.

3. Mustafa’nın 6 hanımı vardı; 2 oğul, 8 kız çocuk sahibiydi. 24 Aralık 1761 Perşembe günü dünyaya gelen, - 7 Nisan 1789’da tahta çıkacak! - Şehzade (3.) Selim’in doğumunda bayram kutlamalarını andıran, 7 gün 7 gece sürecek şenliklerin yapılmasını emretmişti. 3. Selim; babası 3. Mustafa’nın borcunu ödeyemedi; fakat bütün servetini yeni kurduğu ordu Nizam-ı Cedit için harcadı. Gayesi uğruna hayatını vermekten de çekinmedi. 

3. Mustafa, saltanatı boyunca 8 sadrazam değiştirdi. 16 yıl, 2 ay, 26 gün hüküm sürdü.

3. Mustafa - Mustafa Han-ı Sâlis! -; 1760 - 1763 yılları arasında annesinin hatırasına yaptırdığı; fakat çok sevdiği Laleli Baba’nın adını verdiği Laleli Camii’ndeki türbesine defnedildi.

4 February 2020 01:36
1,078 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Medine Kahramanı Fahrettin Paşa

Tarihimize ‘Medine Kahramanı’ diye yazılan, (Ömer) Fahrettin Türkkan Paşa, askerliğin yanında çok usta fotoğraf sanatçısıydı.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Medine Kahramanı Fahrettin Paşa

Tarihimize ‘Medine Kahramanı’ diye yazılan, (Ömer) Fahrettin Türkkan Paşa, askerliğin yanında çok usta fotoğraf sanatçısıydı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Mescid-i Aksa’nın Karşısına ‘Süleyman Sinagogu’ Önerisi

Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yaser Arafat’a, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri adına elçi gitti. ‘Mescid-i Aksa’nın bahçesine inşa edilecek sinagoga izin verilirse bağımsız Filistin devletinin tanınacağı’ teklifini iletti. Olayı Filistin asıllı gazeteci Abdülbari Atwan doğruladı.