Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa - Mustafa Han-ı Sâlis! -; 26. Osmanlı padişahı, 91. İslâm halifesiydi. 28 Ocak 1717 Perşembe günü, İstanbul’da - bir iddiaya göre de Edirne’de! - doğdu. Babası 3. Ahmet, annesi Mihrişah Emine Sultan’dı. Babasının hükümdarlığında, saray hocalarından çok iyi seviyede eğitim aldı. Devlet idaresi, askeri bilgiler, din bilimleri, iktisat, edebiyat, tarih, coğrafya, tıp, astronomi tahsil etti. Astrolojiye - ilm-i nücum! -, yıldızlardan ahkâm çıkarmaya küçük yaşından beri meyilliydi/meraklıydı. Çevresinde hep müneccimler bulun(durur)du. Hatta tahta çıktığında, Prusya Kralı 2. Frederick’e gönderdiği elçi, Giritli Resmî Ahmet Efendi aracılığıyla ricada bulunacak: İşinde uzman/isim yapmış 3 müneccim talep edecekti.

- İlm-i Nücum - Astroloji! - Çok Özel İlgi Alanıydı… - 

Velisinin gözetiminde, sarayda aldığı özel eğitim 13 yaşına kadar sürdü. Babası 3. Ahmet, Patrona Halil İsyanı sonucunda tahttan indirildi. Eniştesi Sadrazam Damat İbrahim Paşa gözlerinin önünde öldürüldü. Topkapı Sarayı’ndaki Kafes Köşkü’ne kapatıldı. Ömrünün tam 27 yılını 4 duvar arasında geçirdi. Sıkıntı, stres ve çoğunlukla da hayati tehlike/ölüm tehdidi altında yaşadı. Zamanının çoğunu okuma, yazma, tefekküre ayırdı. Kafes - hapishane! -, bir anlamda ‘aydınlanma okulu/yuvası’ haline geldi. Sistemli okumayı, araştırmayı her şart altında sürdürdü. Tıp, edebiyat ve ilm-i nücum - astroloji! - özel, vazgeçemediği ilgi alanlarıydı; ölümüne kadar da ilişkisini kesmedi. Zehir(ler)in insan vücudu üzerindeki etkisini inceledi. Panzehir yapımını öğrenmeye çalıştı. Hatta bazı zehirleri ve panzehirleri bünyesinde deneyecek kadar gözü karaydı. Böylece zehirle suikast(ler)e karşı tedbir alabilecekti.

‘Cihangir’ mahlasıyla şiirler söyledi. Güzel yazı denedi: Hattat idi. Birkaç Avrupa dilini pekiyi konuşur, yazardı. Hatta bazı gizli aracıları vasıtasıyla dış ülkelerde - özellikle de Avrupa’da! - yazılmış/basılmış kitaplar getirtip ufkunu genişletirdi. Hükümdarlığı süresince de, tebdil gezmeyi, avlanmayı, ata binmeyi ve gezintiye çıkmayı da alışkanlıklarına dâhil etti. Batı’yı izlemenin, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri ülkeye getirmenin, kısacası ‘Batılılaşma’nın gereğine/önemine inanmıştı.

- Süveyş’e Kanal Açılmasını İlk Savunandı… -

Orta boylu, - aşırı derecede panzehir kullandığından! - kirli/kara sarı tenli, siyah sakallı, geniş ağızlı, etli dudaklı, yassı burunlu, iri gözlü ve büyükçe kulaklıydı. Bacakları kısa, belden yukarısı uzundu. At üzerinde boylu, yürürken bodur görünürdü. Cömert, tutumlu, çalışkan, saygılı ve dindardı. Yalandan, dedikodudan, rüşvetten nefret ederdi. Alçak gönüllüydü; yapamayacağı hiçbir şeyi vaat etmezdi.

Süveyş’e kanal açılmasını ilk savunandı/düşünendi. Sakarya Nehri’nin Sapanca Gölü’nü geçip İzmit Körfezi’ne akıtılması planlarını da çevresine aktarmıştı. Tasarısına göre; Anadolu’dan İstanbul’a her türlü mal ve yiyecek maddesini daha ucuza getirilebilecekti. Proje başlatıldı; fakat aşırı maliyeti yüzünden terk edildi! 

3. Osman’ın vefatı üzerine; 30 Ekim 1757 Pazar günü, tahta çıktı. 40 yaşındaydı. Cülûs bahşişini son kez dağıttı; asırlar süren geleneği sona erdirdiğini duyurdu. Tecrübeli devlet kadrosuyla çalışacaktı. İlk sadrazamı Koca Ragıp Paşa’ydı. Ragıp Paşa; Avrupa’daki teknik gelişmeleri izlemeye çalışan, yenilikçi fikirleri destekleyen, sanatsever ve şair kişiliğe sahipti. Sanatçıları korurdu; devamlı kitap okurdu; erbâb-ı kalemdi. İstanbul’da adını taşıyan - bugün de faaliyette! - kütüphanenin banisi ve hamisiydi.

Sultan 3. Mustafa’nın saltanatının ilk yılları barış ve dirlik içinde geçti. Koca Ragıp Paşa; ölümüne kadar sadrazamlık yaptı. Avrupa’nın büyük devletleri arasında, ‘Yedi Yıl Savaşları’ denilen cebelleşme sürerdi. Tarafların her biri, Osmanlı’yı yanlarına çekmek için gayret gösterir; balon misali vaatler sıralardı. Özellikle de Fransa ve Prusya, siyasî, askerî ve malî destek sözü verirdi. 3. Mustafa ve tecrübeli devlet yönetimi, ustalıklı manevralarla tarafları oyalardı/geçiştirmeyi başarırdı.

Devr-i iktidarında, 22 Mayıs 1766 Perşembe günü büyük İstanbul depremi vuku buldu. Artçı depremler aylarca sürdü; halk rahat yüzü görmedi. Şehir, tarihinin en büyük yıkımını ve çaresizliğini yaşadı.

- Yeniçeri Ocağı’nı Kaldırmaya Cesaret Edemedi… -

İktisadi ve siyasi gelişmeleri iyi takip etti. Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkan Eski Saray Baltacı Ocağı’nı kaldırdı. Sarayın masraflarını dikkatle inceletti; tasarruf tedbirleri uyguladı. Hedefinde, Yeniçeri Ocağı’nı revize etmek/tümden kapatmak vardı; ama şartların olgunlaşmadığını görüp cesaret edemedi; erteledi. Askerî sahada yenilikçi adımlar attı. Yeni gemiler yaptırdı; çağdaş metotlarla çalışan modern toplar döktürdü. Tophane ve Topçu Ocağı’nı ıslah ve modernize etmeye çalıştı. Döneminde Sürat Topçular Ocağı kuruldu. Yeni toplarla yapılan atış denemelerini bizzat izledi; çoğu zaman da yanında Şehzade (3.) Selim’i de götürdü. Oğlunun uzmanlaşmasını, yenilikçi fikirlerini sürdürmesini arzula(r)dı. 3. Selim de tahta çıkınca, topçulukla ilgili risale yazabilecek bilgi birikimine sahip olacaktı.

Hazine doluydu; bütçe açıklarını kapattı; paranın ayarını iyileştirdi/değerini artıran tedbirler aldı. Günümüzün KDV (Katma Değer Vergisi)’ne benzeyen, ‘İmdadiye Vergisi’ni koydu; Anadolu ve Rumeli’deki yöneticilerden tahsilini emretti. Planlamasına göre; savaş sırasında harcanabilecek maddî birikim oluşacaktı. 

Hazineyi dolu tutmak en önemli çabalarındandı. İmparatorluk bütçesinin fazla vermesiyle övünürdü: ‘Lüzumu halinde Edirnekapı’dan Rusçuk’a kadar altın keselerinden yol yaparım!’ Koca Ragıp Paşa da, padişahı kibarca uyarır; bir tür fren görevi görürdü: ‘İmparatorluğunuz uzaktan aslana benzetilebilir; ama yakından bakılınca, dişlerinin çürüdüğü, pençelerinin döküldüğü görülür…’

- Rusya Başının Belası Oldu… -

3. Mustafa, büyük dedeleri gibi fütuhat hayal ederdi. En büyük gayesi ‘Fatih’ unvanı alabilmekti. Ama Rusya’nın ‘tarihi büyük bela’ olduğunu da bilirdi. Komşunun değişmeyen planları: Genişlemek, açık denizlere inmek; Kırım’ı ilhak etmekti.

Rusya, Lehistan’ın iç işlerine karışmaya başladı. Prusya ile anlaşıp, Lehistan’ı aralarında paylaştılar. Rus kuvvetleri, sınırını geçip Osmanlı’ya sığınan/kaçan Lehleri izledi. Mukavemet gösteren Türkleri de kılıçtan geçirdi. Böylece 18 Eylül 1739’da, Belgrad’da imzalanmış saldırmazlık anlaşması ihlal edilmiş oldu. 

Osmanlı’nın hiçbir askeri hazırlığı yoktu. Avrupa ülkelerinden müttefik de edinememişti. Bütün olumsuz şartlara rağmen, 8 Ekim 1768 Cumartesi günü, Rusya’ya savaş açıldı. Ama cepheye gidilmesi/ulaşılması 6 ay sürdü. Ruslar boş durmadı; uzun ve çetin muharebelerden sonra Kırım’da kontrolünü ele geçirdi. Yarımadanın Müslüman ahalisinin esareti tatması, - halife padişah! - 3. Mustafa’nın moralini ve itibarını sarstı. Rus Ordusu; Tuna’yı geçip, Balkanlara ayakbastı. Savaş uzadıkça/yıllara yayıldıkça; askerin ve yönetici sınıfın morali bozuldu. Masraflar çoğaldı; düzenli maaş ödemeleri aksadı; başta yeniçeriler, her sınıftan asker cihat isteğini/şevkini yitirdi. 1770’de, İngilizlerin rehberliğinde Akdeniz’e giren Rus donanması, Çeşme’de Osmanlı donanmasına ağır kayıplar verdirdi.

- Hanımından, Kızından Ve Oğlundan Borç Aldı… -

Bütçenin doluluğu ile övünün 3. Mustafa; savaşın uzaması, bozgun haberleri karşısında çaresiz kaldı. Koca Ragıp Paşa zamansız ölmüştü. Yerine geçen, Muhsinzade Mehmet Paşa da tecrübeli ve serinkanlı veziriazamdı. Ama oyalama ve zaman kazanma siyasetinin getirisi görülmedi. Ruslar bildiklerini okuyup, savaşı sürdürdü. Mali sıkıntı/çöküntü aşılamadı. Padişah 3. Mustafa; hassas, başarısızlığı kabullenmeyen; çözüm arayan/geliştiren kişilikteydi. Şehzadesi 3. Selim’in annesi Mihrişah Valide Sultan’dan borç almayı yeğledi. Bir senet yazıp altına mührünü bastı. Toplam borcu 237 kese altın ve 55 kuruştu. Vasiyetinde de belirttiği gibi senede not düştü: ‘Borcum, savaş sonunda devlete bağışladığım vakıflarımdan fazlasıyla ödensin! Sonra da senet yırtılsın!’ 

Valide Sultan’ın servetinin kaynağı: Düğünü ve doğumları sonrasında aldığı/gönderilen hediyelerdi. Özellikle de şehzade dünyaya getirdiğinde hediyelere boğulurdu. Siniler, tepsiler dolusu kıymetli taşlar, altın/gümüş sikkeler, keseler dolusu akçeler yollanırdı. Anne kutsanmış; tebrik edilmiş sayılırdı. Birikimin tek sahibi de kendisiydi. Hanım sultan(lar), dönemlerinde imparatorluğun en varlıklı/zengin kişileri arasındaydı. Servetlerine kimse el koyamaz; hak iddia edemezdi. Bütün tasarruf yetkisi de kendilerine aitti.

Mihrişah Valide Sultan’dan alınan borç açığı kapatmaya yetmedi. 3. Mustafa; sevgili kızı, göz bebeği Şah Sultan’ın da nakit varlığına müracaat etti: yine senet karşılığı - 4 defada! - 170 bin akçe borçlandı. Biricik şehzadesi Selim’in 120 bin akçelik şahsi serveti de savaş masrafları için kullanıldı. Savaş bitince, hem kızının hem oğlunun alacağı da ödenecekti.

- Ozi Kalesi Düşünce Kalp Krizi Geçirdi… -

Ailesine borçlanmasının üzerinden bir yıl geçmişti. Ozi Kalesi’nin düştüğü haberi gelince fenalaştı; beyin kanaması - başka iddiaya göreyse; kalp krizi! - geçirdi. 21 Ocak 1774 Cuma günü öğle ezanı okunurken vefat etti. Ailesine borcunu da ödeyemedi. Mihrimah Valide Sultan’a verdiği borç senedi; Topkapı Saray Arşivi’nde 1785 ve 1001 numaralar ile kayıt altına alınıp saklandı. Günümüze intikali ve hatırlanması sağlandı.

3. Mustafa’nın 6 hanımı vardı; 2 oğul, 8 kız çocuk sahibiydi. 24 Aralık 1761 Perşembe günü dünyaya gelen, - 7 Nisan 1789’da tahta çıkacak! - Şehzade (3.) Selim’in doğumunda bayram kutlamalarını andıran, 7 gün 7 gece sürecek şenliklerin yapılmasını emretmişti. 3. Selim; babası 3. Mustafa’nın borcunu ödeyemedi; fakat bütün servetini yeni kurduğu ordu Nizam-ı Cedit için harcadı. Gayesi uğruna hayatını vermekten de çekinmedi. 

3. Mustafa, saltanatı boyunca 8 sadrazam değiştirdi. 16 yıl, 2 ay, 26 gün hüküm sürdü.

3. Mustafa - Mustafa Han-ı Sâlis! -; 1760 - 1763 yılları arasında annesinin hatırasına yaptırdığı; fakat çok sevdiği Laleli Baba’nın adını verdiği Laleli Camii’ndeki türbesine defnedildi.

4 February 2020 01:36
539 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

Nobel’e Aday Gösterilen Atatürk

Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos (1864 - 1936), 12 Ocak 1934’de bir mektup yazıp Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

Nobel’e Aday Gösterilen Atatürk

Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos (1864 - 1936), 12 Ocak 1934’de bir mektup yazıp Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

İngiliz Kemal’in Kasasındaki Servet

Asıl adı Ahmet Esat Tomruk olan İngiliz Kemal, 1964’de İstanbul’da Fransız Hastanesi’nde gözlerini kapadığında çok az kişinin haberi vardı.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Vinçle İdam Edilen Fil

Bakıcısını ezerek öldüren Koca Mary yargılandı ve ölüme mahkum edildi.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

100 Çocuklu Padişah

12. Osmanlı padişahı 3. Murat (1546 - 1595) hanedan tarihinin en çok çocuk sahibi olanıydı.

Cenazesi Kokan Padişah

7. Osmanlı padişahı 2. Mehmet, 3 Mayıs 1481’de Gebze’deki ordugâhında vefat etti.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

İran Şahı, Çağlayangil’e Darbeyi Haber Verdi

‘Ordunuz birkaç ay içinde darbe yapacak!’ dedi Pehlevi. Çağlayangil hem şaşırmış, hem de böylesi ‘okkalı’ haberin nasıl olup da İran tarafından öğrenildiğini merak etmişti.

Çan Takılsaydı Ayasofya Havaya Uçurulacaktı!

Ayasofya, Sultan Fatih’in devletine/milletine armağanıydı. 1918’de İstanbul işgal edilince, Rumlar, ulu mabedi kilise yapmaya kalk(ış)tı. Tarihî camiyi korumakla/savunmakla görevli piyade taburu, önlerine çıkan en etkin/kararlı engeldi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Demirel Ailesi’nin Koltuk Kavgası

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, mala mülke pek kıymet vermezdi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.