‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

‘Gazinocular Kralı!’ unvanını Fahrettin Aslan kadar hak eden Osman Kavran; Rize doğumluydu. Eğlence sektörüne İzmir’de girdi; İstanbul’da olgun/etkin dönemini geçirdi/yaşadı. İzmir’de Fuar Göl Gazinosu’nun kurucusuydu. Vatan Caddesi Aile Gazinosu, Bebek Aşiyan Gazinosu ve Vatan Caddesi Turistik Lunapark Gazinosu ile zincirini genişletti.

Ama daha çok da Lunapark Gazinosu ile ünlendi. ‘Döner sahne düzeni’ni ilk defa uygulattı; sektörünü pek çok yenilikle tanıştırdı. Yeşilçam’ın en meşhur aktör ve aktrislerini gazino sahnelerine çıkardı. Rüyalarında göremeyecekleri miktardaki nakit parayı bir gecelik program için ödedi. Ekonomik krizdeki Türk sinemasının en tanınmış isimlerine/yıldızlarına rahat nefes aldırdı. Beyaz perdenin efsane isimleri; Kavran’ın müesseselerinde halkla sıcak temas kurdu; konuştu/dertleşti; şarkılarına eşlik ettirdi. Sinemanın zengin, meraklı müşterisi gazinolara çekildi. 

Kavran; Yeşilçam’ın devlerini transfer ederken; ‘Hemşehrim!’ dediği, pek sevdiği, her zaman samimi davrandığı ünlü komedyen Öztürk Serengil’in yardımını gördü. Hatta Serengil; Lunapark Gazinosu’nun yeni sanatçı kadrosunu tek başına oluşturdu; adeta ‘fahri menajerlik’ yaptı.

Serengil; yeni kadronun omurgasını hazırlarken; Kavran da, gazinosunun yeni dekorasyonuyla, reklam kampanyasıyla ilgilendi. 

- Yeşilçam’ın İşsiz Sanatçıları Öztürk Serengil’in Evini İstila Etti… -

Öztürk Serengil; ilk kez sahneye çıka(rıla)cak sinema sanatçılarının angajesinde epeyce uğraştı; terledi; yoruldu. Sırtlandığı sorumluluk; dağıtmaya başladığı ballı pasta; İstanbul’un her köşesinden duyuldu. Kendi ifadesine göre; ‘Bomba gibi patladı!’ Yeşilçam’ın irili ufaklı ne kadar şöhreti/ismi varsa; Serengil’i aradı; adeta evini işgal etti. ‘Ev, Hacı Baba Tekkesi’ne benzedi!’ Osman Kavran’ın parasını ulufe gibi dağıttığı sanıldı. Gelenler, arayanlar, evin salonuna demir atanlar arasındaki kimler yoktu ki?! Krizdeki Yeşilçam; sanki ‘can suyunu bulmuştu!’

Tanıdığı kadar hiç görmediği/görüşmediği yıldızlar da geldi. Serengil’in anılarında aktardığına göre; Sezer Güvenirgil de, eşi Tunç Oral ile kapısını çalanlar arasındaydı. Genç çift; hayat mücadelesi veriyordu. Öztürk Serengil; ‘Yanlarında durmak gerekir!’ diye düşündü. Tam hatırlamamakla beraber; ikisi için 2.500’er lira yevmiye ile anlaştı; 30 bin lira da avans verdi. Genç çift sevindi; uçarak gitti. Serengil’in kanaatine göre Sezer Güvenirgil; sonraki yıllarda sahnede başarı kazanacaktı; ekmek parasını çıkaracaktı.

Serengil; hem çok tanınmış, hem çok iddialı isimler aradı. Lunapark Gazinosu’nun yeni dekoru, özellikle de döner sahnesi ülkemizde ve Balkanlar’da bir ilkti. Ayhan Işık, Kartal Tibet ve Sadri Alışık gibi devrin en büyükleriyle yola çıkmayı planladı. Ama bazı sorunlarla/engellerle karşılaştı. Ayhan Işık; - geçmişte! - sahneye çıkan bazı sinema oyuncularına veryansın etmişti. Öztürk Serengil’in önerisine de ilk anda olumlu cevap ver(e)medi. Gelebilecek eleştirilerden korktu. ‘Tükürdüğünü yalamak’ gibi bir hatayı yap(a)mazdı. Ama Serengil; kararsızlığı hemen kabul etmedi. Işık’ı ikna edebileceğini düşündü; kafasındaki planı uyguladı.

Ayhan Işık’ın sahneye çıkan sinema oyuncularını eleştiren sözleri 9 yıl öncesine aitti. Basın tarafından hatırlanması zordu. Eğer yine de ortaya çıkarılırsa; ‘Benim böyle bir beyanım yok. Sözlerin sahibi değilim,’ diyecekti. Böylece sorun çözüle(bile)cekti.

- Ayhan Işık; Öğrencilik Döneminde Büyük Maddi Sıkıntı Çekmişti… -

Ayhan Işık; gençlik yıllarında, şöhrete ulaşmadan önce ciddi sıkıntı(lar) çekmişti. Babıâli’de yayınlanan çizgi romanların kapaklarını, iç resimlerini çizmişti. Yoğun mesaisinde beklediği parayı asla kazanamamıştı. Cebinden 1 lira bile çıkmazdı. Öğrenci iken; Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne tramvay ya da otobüsle değil, yürüyerek giderdi. Yoksulluğu, gerçek hayatı çok iyi bilirdi. Serengil’in anlatımına göre; cimrilik derecesinde tutumluydu; davranışı son derece normaldi. Benzetmesi çok ilginçti: ‘Ayhan Işık’ın eli ile cebi arasında mesafe 3 kilometreydi!’

Ayhan Işık; Türk Sineması’na ‘star kanunları’nı getirdi. Her yılbaşında ücretinin ayarlamasını/açıklamasını kendisi yapardı. ‘Bu yılki ücretim!’ diye belirlediği rakamı, film yapımcılarına/şirketlerine dikte ettirdi. İstekleri yıllarca tek söz söylenmeden/karşı durulmadan kabul gördü. Geniş seyirci kitlesi, bol para kazandıran piyasa değerinden ötürü muhalefet görmedi. Ama yıllar geçip; popülaritesi/pozisyonu sarsılmaya başlayınca; yapımcıların kadrine uğradı. İntikam için kılıç çekenleri gördü. Işık muhalifi yapımcı ve rejisörler karşı saldırıya geçti. Öztürk Serengil’in anılarında anlattığına göre; hücuma ilk geçen kişi Osman Seden’di. Seden, çok sabırlıydı; çalıştığı yıldızların kaprislerine katlanır görünür; en sonunda da acısını çıkarırdı/intikamını alırdı. Adamı pırasa gibi doğrardı. Çoğu zaman da belli etmeden öcünü çıkarırdı. Serengil; Seden’in ‘sessiz ama derinden’ planını ‘Koçum Benim’ filminin ilk gösteriminde anladı. Filmin kahramanı Öztürk Serengil’di. Ayhan Işık; filmin sonuna doğru ölüyordu. Kısa süre sonra; ‘yeni star’ diye tanıtılacak Serengil lanse ediliyordu. Ayhan Işık efsanesi de sonlandırılıyordu.

- Işık; Hollywood’da Şöhret Olma Çabasına Girince; Tahtını Yeni İsimlere Kaptırdı… -

Ayhan Işık; yıllar süren bir ABD macerası yaşadı. Işık; Hollywood’da şansını denedi. Orhan Günşiray ve Göksel Arsoy; Işık’ın bıraktığı boşluğu doldurdu. Sinemadaki yerlerini sağlamlaştırdılar; kendileriyle mücadele/rekabet edilemeyecek seviyeye geldiler.

Göksel Arsoy; açık kumral tenli, çok düzgün tipli, romantik görünüşlü, Avrupai havasıyla tek filmle - Samanyolu! - milyonların sevgisini, kalbini kazandı. - O zamana kadar, Türk Sineması’na kara kaşlı, kara gözlü, gür bıyıklı jön imajı hâkimdi! - Baskın anlayışın aksi tipolojisiyle bir anda en ön sıraya geçti. Türk sinema seyircisinin profilini değiştirdi/genişletti: Boğaz’da yalıda oturan, zengin, Avrupa’dan giyinen, tatilini ülke dışında geçiren zengin burjuva kitlelerini salonlara çekti. Yeni tip film yıldızının seyircisi de kendisine benzerdi.

Orhan Günşiray; atletik yapısı, hızlı yaşantısı, magazin dergilerinde yer bulan pek renkli hayat anlayışı ile genç kitlelerin sevgilisiydi. Beyaz perdede her türden rolün üstesinden geldi. 

Ayhan Işık; Amerika’dan döndüğünde; köprünün altından akan suların değiştiğini anladı/gördü. Hollywood’da yakalamayı umduğu dünya çapındaki ün uğruna bütün birikimini harcamıştı. Ama ABD Sineması’nın star anlayışı da değişmişti. Hakikatin soğuk yüzünü bütün çıplaklığıyla gördü. Dimyat’a pirince giderken; evdeki bulguru da yitirmişti.

Işık; 1970 yılına gelindiğinde, eski popülaritesinden uzaktı. 2. sınıf film şirketlerinin yapımlarında oynamaya başladı. Prensipleri/kanunları geçerliliğini yitirdi. Koşar adım geri gidiyordu. Evleri, gayrimenkulleri, son model arabası vardı; ama nakit parası yetersizdi. Hollywood; yıllarca biriktirdiğini harcatmıştı. İş bulabilmek; ihtiyacını giderebilmek için çevresini değiştirmişti. Geçmişte yüzüne bakmadığı, ‘gereksiz!’ diye nitelediği kişilere/firmalara samimi davranmaya, arkadaş gibi görünmeye çalıştı.

- Serengil; Ayhan Işık’a 10 Bin Lira Yevmiye Önerdi… -

Serengil’in anlatımına göre; Ayhan Işık yaşadığı olumsuz şartlardan ötürü sahneye çıkabilirdi. Yeşilçam komaya girmişti; sinemadan para kazanabilmenin olanağı kalmamıştı. 1975 yılında, 10 bin lira yevmiye çok iyi öneriydi; hatta servet sayılabilirdi. Kendisine 3 ay iş garantisi de verildi. Ayhan Işık’ın başına ‘devlet kuşu konmuştu’! ‘Son büyük ikramiye’yi kaçıramazdı. Kolayca ikna edilebilecekti. 

Serengil; Ayhan Işık gelmeden hazırlığını yaptı. Büyük kesekâğıdına 500 bin lira tutarında banknot doldurdu. Işık’ın yanındaki masanın üzerine paraları boşaltıverdi. Kral’ın yüzü aniden değişti; sevindi; şaşırdı; derin haz duydu. Oturduğu koltuğa büyük memnuniyet içinde yaslandı; ellerini ensesine bağladı; başını sevinçle salladı. Pozunu değiştirmeden; Öztürk Serengil’e döndü:

‘Peki Öztürk,’ dedi. ‘Her şey çok güzel… Kazandın!’

Serengil oturduğu yerden kalktı; sarılıp tebrik etti. Ayhan Işık’ın eşi Gülşen Hanım da anlaşmadan memnundu. 

‘Kral! En doğru kararı verdin…’

Ayhan Işık doğruldu:

‘Rezil olursam; nasıl kurtulacağım?’

Öztürk Serengil; bütün ihtimalleri hesaplamıştı; hazırlıklıydı:

‘Şarkıcı olmadığını herkes biliyor. Sinemaya 25 yıl hizmet ettin. Şerefle perdeyi kapattın. Sanatçı; sanatı için vardır ve çalışır… Seni çok bilinen bir ustaya dinleteceğim. Beğenilirsen; yola çıkarız. Hayır, dediğin gün işimiz biter. Seni ateşe atmam. O zaman parayı da geri getirirsin…’

- Ayhan Işık; ODEON Firması’na 45’lik Bir Plak Yapmıştı… -

Ayhan Işık; kendisine iyi bakardı; çok planlı/programlıydı; düzenli spor yapardı; dış görünüşüne fevkalade dikkat ederdi. Hollywood starlarını örnek alırdı. Sahneye çıkmayı önceden düşünmüştü. Münir Nurettin Selçuk’dan Türk Sanat Müziği dersleri almıştı. Dönemin en ünlü müzik şirketi ODEON’da 45’lik plak bile doldurmuştu. ‘Doğdum Çile Çekmek İçin’ ve ‘Gönül Belası’ adlı şarkıları okumuştu/seslendirmişti.

Serengil; Kral Ayhan Işık’ı, Erköse Kardeşler’e yönlendirdi. Selahattin Erköse; solfej ve nota dersleri verecekti. Öztürk Serengil; Selahattin Erköse’yi severdi; musiki bilgisine güvenirdi; Işık’la ilgili objektif değerlendirme yapacağına inandı.

Sonuç için çok beklenmeyecekti. Serengil’in yüreğine su serpen telefon hemen geldi. Yeşilçam’ın Kralı; inanılmaz derecede kabiliyetliydi; sesi, TSM’ye yatkındı. Ayhan Işık; sahneye çıkacak ve gazino masalarını dolduracaktı.

Ayhan Işık; Osman Kavran ile de tanıştı. Serengil’in de dahil olduğu 3’lü; Kavran’ın evinde buluştu. Konuşmalar bitince; Kavran, - önceden hazırlattırdığı! - 250’şer bin liralık 2 senedi misafirine uzattı. Peşin ödenen avansa karşılık imzalamasını rica etti. Ayhan Işık şaşırdı; yüzü değişti; birden ciddileşti; ayağa kalktı:

‘Osman Bey! Bana borç mu verdiniz; yoksa avans mı?’

Kavran da şaşırdı. Gazino dünyasının raconu idi: Avans ödenen sanatçıdan senet alınırdı. Anlaşılan süre tamamlanınca da bonolar iade edilirdi. Işık; imza atmak istemedi:

‘Ben, Ayhan Işık isem; sözümde dururum! Dediğimi yaparım! Aldığım avans için de borç senedi imzalamam!’

Kavran; olay büyümeden kapatmayı tercih etti. Tartışmanın büyümesi kimsenin işine yaramazdı.

- Belgin Doruk da Gazino Sahnelerine Çıkmak İstedi… -

Serengil’in kapısını çalan başka bir ünlü de Belgin Doruk’tu. Sinemamızın ‘Küçük Hanımefendisi’ de ekonomik krizin etkisindeydi. Prodüktör eşi Özdemir Birsel’in işleri çıkmaza girmişti. Öztürk Serengil’in aktarımına bakılırsa; evinde ne varsa, hatta çay takımları dahi satılmıştı. Şöhretin zirvesindeyken; evinden çıkmayanlar, şöhretinden yararlananlar, el açıklığını istismar edenler - şimdi! - yanlarında yoktu. Serengil; ünlü çifte, özellikle de Özdemir Birsel’in durumuna çok üzüldü. - Birsel; çok tanınmış bir film şirketinin de sahibiydi! - İri siyah gözlerinden süzülen yaşlara dayanamadı: 300 bin liralık avansı hemen verdi.

Selahattin Erköse’nin yaptığı sınava Belgin Doruk da girdi. Ama imtihan çok kısa sürdü. Erköse; Serengil’i bir kenara çekti; açık yüreklilikle dedi ki:

‘Öztürkcüğüm; beni affet! Bu sesle şarkı söylenemez!’

Selahattin Erköse’ye çalıştırıcılığına hatırı sayılır ücret ödenirdi. Paraya tenezzül etmezdi; ‘Çalıştırdım; ama olmadı!’ demezdi. Mert ve açık yürekliydi. Sonuç alamazsa/alamayacaksa; para da talep etmezdi.

Öztürk Serengil’in ‘fahri menajerliği’ işe yaradı; eğlence dünyasında yeni/farklı dönem başladı. İzzet Günay, Ekrem Bora, Fikret Hakan, Belgin Doruk ve Fenerbahçeli ünlü futbolcu Şükrü Birant; seyircilerle/dinleyicilerle buluştu. Kadro büyük sükse yaptı. Gazinoya akan halk; ünlü isimleri dikkatle dinledi/izledi. Patlayan talebe cevap vermek mümkün değildi. Atlı polisten yardım alınıp; gazinoya giremeyenlere karşı tedbir(ler) getirildi. İzmir Fuarı’nda da aynı başarı ve ilgi artarak devam etti.

Osman Kavran; Öztürk Serengil’e İzmir’deki cirodan pay vermeyi önerdi. Ama Serengil; hem hemşerisine, hem de zor durumdaki sanatçı arkadaşlarına yardım etmeyi amaçlamıştı. Yinelenen öneriyi reddetti. Cevabı yeterince açık ve anlaşılırdı:

‘Ben öncelikle artistim; organizatör değilim. Zor durumdaki bazı arkadaşlarıma yardım edebilmişsem; kendimi mutlu sayarım…’

Büyük usta; ‘vefa’nın yalnızca tanınmış bir semtin adı olmadığını hatırlatmıştı…

21 October 2019 10:06
436 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Herkesi Güldürürken, Kendisi Ağlıyordu

Film yapımcılarının ‘bildiri yayınlayarak’ kara listeye aldıkları Suphi Kaner, Türk Sineması’nın çekirdekten yetişmiş ender kabiliyetlerindendi.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Danyal Topatan; hayatının tamamını Yeşilçam Sokağı’nda geçirdi. Her tür rolü başarıyla oynadı. Kameranın hem önünde, hem de arkasında çalıştı. Gerçek hayatta ise hep ezildi.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Belgin Doruk’un Suya Düşen Hayali

Beyazperdenin Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk; içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı aşmak için çareler arıyordu.

Solist Tokatlayan Gazino Patronu

Zeki Müren; inatçıydı; kararından geri dönmezdi; sonucuna da katlanırdı.

Viski Eşliğinde İlahi

Fahrettin Aslan’ın büyük oğlu Sacit Aslan anılarına yer verdiği ‘Kovadaki Balıklar’ kitabı yayınlandı.

20 Lira Aylıkla Beşiktaş’ta Futbol Oynadı

Ünlü film yönetmeni Memduh Ün, sinemada olduğu kadar futbol sahalarında da becerisini göstermiş, Beşiktaş’ın futbol takımında ilk on bire girme başarısını yaşamış bir spor adamıydı.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Kulak Çeken Senarist

Asıl adı Abdulkadir Pirhasan’dı; geniş kitlelerce Vedat Türkali diye tanıdı.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Vergiye Giden Ev Parası

Yeşilçam yıldızlarının çoğu günlük yaşardı. Sektör küçük bir krize girerse; geçim sıkıntısına düşerlerdi.

Terziden Film Yıldızı

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde kendi halinde bir terziydi.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Libya'da Başbakanlık Yapan İlk Türk

Sadullah Koloğlu; 1948’den sonra Libya’da kurulan hükümetlerde Başbakanlık yapan Türk soyluların ilkiydi. Devlet cihazının oluşturulmasında önemli hizmetleri dokundu. Ahmet Maytik, Muhammet Sakızlı ve Fayiz es Serrac gibi Türkler de aynı makama gelecekti.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Yerli James Bond Göksel Arsoy

Göksel Arsoy; daha çok romantik aşk filmleriyle tanındı.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Süleyman Turan: ‘Esas Oğlan’ın En Can Dostu

Süleyman Turan; hem tiyatroda, hem de sinemada birer kez başrol oynadı. Adı; Harput’ta Bir Amerikalı oyununda ve Dikkat Kan Aranıyor filminde en üste yazıldı…

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Danyal Topatan; hayatının tamamını Yeşilçam Sokağı’nda geçirdi. Her tür rolü başarıyla oynadı. Kameranın hem önünde, hem de arkasında çalıştı. Gerçek hayatta ise hep ezildi.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

Yıldız Kenter: ‘Hayatım Tiyatro…’

Tiyatromuzun temel direklerindendi. Hayatını tiyatroya adadı ve adını en yükseğe yazdırdı. Yıldız Kenter: ‘Tiyatromuzun Divası’ydı…

Bilinmeyen Abdullah Gül

Genç Abdullah Gül’e göre Kısakürek; ‘ışığından yararlanılacak kutup yıldızı/mürşit’ idi. Fikir çizgisinin diğer 2 önemli isim ise; Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’ydu. Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer ve Fethi Gemuhluoğlu da etkisinde kaldığı mütefekkirlerdi.

İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu’nun lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; bağlanan maaşı kabul etmedi; kendisinin ve ailesinin zaruretine rağmen, Kızılay’a hibe etti. Akrabalarının ne maaştan ne de bağıştan haberi olmadı. Ta ki ölümünden sonra yayınlanan taziye mesajına kadar…

Nereden Sevdim Bu Zalim Kadını

Güzelliğine şarkılar yazılacak kadar alımlı, hedefine ulaşmak için polise ve kanuna kafa tutacak kadar pervasız bir kadındı Afife Jale...

Ayhan Işık’ın Doldurduğu Plak

Yeşilçam’ın taçsız kralı Ayhan Işık kısa bir süre olsa şarkıcılık yaptı ve bir de plak doldurdu.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Belgin Doruk’un Suya Düşen Hayali

Beyazperdenin Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk; içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı aşmak için çareler arıyordu.

Hayvansever Feridun Çölgeçen

Yeşilçam Sokağı’nın Amerika görmüş; Hollywood’un havasını solumuş ve filmlerde rol almış oyuncularından birisi de Feridun Çölgeçen’di.

Ayakkabısından Şampanya İçilen Kadın

Cahide Sonku’nun tabutunu taşıyacak sekizinci adam zor bulundu. Hayattaki tek varlığı, kızı, Ender de annesinin cenazesine katılmadı.

Beşiktaş Maçı Olduğunda Derse Girmeyen Profesör

Mümtaz Soysal; Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli/yetkin ‘Anayasa Hukuku’ kuramcılarındandı. Hapishane hücresinden TBMM’ne, Dışişleri Bakanlığı’na uzanan çok renkli, zorlu, mücadele dolu, uzun hayat sürdü.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Lavinia: Şairini Tanıyamayan Şiir

Özdemir Asaf’ın ünlü dizelerindeki adı Lavinia idi Mevhibe (Meziyet) Beyat’ın …

Peyami Safa'nın Gizli Aşkı

Ünlü romancı Peyami Safa; kendisinden özel edebiyat dersleri alan - sonradan meşhur hikâyeci! - Sevim Burak’a deli gibi âşıkmış…

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Vergiye Giden Ev Parası

Yeşilçam yıldızlarının çoğu günlük yaşardı. Sektör küçük bir krize girerse; geçim sıkıntısına düşerlerdi.

Süleyman Turan: ‘Esas Oğlan’ın En Can Dostu

Süleyman Turan; hem tiyatroda, hem de sinemada birer kez başrol oynadı. Adı; Harput’ta Bir Amerikalı oyununda ve Dikkat Kan Aranıyor filminde en üste yazıldı…

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

İdam Edilen Maymunlar

3. Murad’ın ünlü imamı ve - sonradan - Rumeli Kazaskeri Molla Abdülkerim Efendi, donanma gemilerinde gözcülük yapmaları için eğitilmiş maymunları toplatmış, topluca idam ettirmişti.

‘Örtülü’den Bulgar İstihbaratı’na Hediye

Ekrem Pakdemir’in anıları, Türkiye’nin ‘Özallı Yılları’nı yaşatan-hatırlatan, dönem politikasının bilinmeyen-gizemli labirentlerinde dolaştıran, gün ışığına çıkaran, önemli bir eser konumunda…

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

Memleketimden Dinleme Manzaraları 1

Telefon dinleme olayları, Osmanlı’da da, mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti’nde de biline geldi.

20 Lira Aylıkla Beşiktaş’ta Futbol Oynadı

Ünlü film yönetmeni Memduh Ün, sinemada olduğu kadar futbol sahalarında da becerisini göstermiş, Beşiktaş’ın futbol takımında ilk on bire girme başarısını yaşamış bir spor adamıydı.

4 Hamalın Omuzladığı Şair

Cenaze için resmi tören hazırlanmamıştı. Ne İstanbul, ne de Ankara Radyoları olağan programlarının dışına çıkmamıştı.

Diğer Türk Sineması Yazıları

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Darbecilere Kafa Tutan Aktör

Cahit Irgat ne çektiyse dik kafalılığından ve alkol alışkanlığından çekti. İçki hayatının her döneminde en etkin vazgeçilmeziydi.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

En Sevimli Mafya Babası

Dinçer Çekmez, dünyamızdan ayrıldığında 73 yaşındaydı.

Ömercik: Feleğin Sillesi Ya Da Solan Bir Yaprak Gibi

Ömercik - Ömer Dönmez! -; Türk sinemasının en ünlü çocuk yıldızlarındandı. Hayat hikâyesi de canlandırdığı Yeşilçam senaryolarına benzedi. Dramı dibine kadar yaşadı. Alkışların vefasızlığını anladığında iş işten geçmişti.

Gezen’in Annesinin İstemediği Evlilik

Müjdat Gezen, ikinci evliliğini ağabeyinin karısının yeğeni Leyla Turgut’la gerçekleştirdi.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.