‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

‘Gazinocular Kralı!’ unvanını Fahrettin Aslan kadar hak eden Osman Kavran; Rize doğumluydu. Eğlence sektörüne İzmir’de girdi; İstanbul’da olgun/etkin dönemini geçirdi/yaşadı. İzmir’de Fuar Göl Gazinosu’nun kurucusuydu. Vatan Caddesi Aile Gazinosu, Bebek Aşiyan Gazinosu ve Vatan Caddesi Turistik Lunapark Gazinosu ile zincirini genişletti.

Ama daha çok da Lunapark Gazinosu ile ünlendi. ‘Döner sahne düzeni’ni ilk defa uygulattı; sektörünü pek çok yenilikle tanıştırdı. Yeşilçam’ın en meşhur aktör ve aktrislerini gazino sahnelerine çıkardı. Rüyalarında göremeyecekleri miktardaki nakit parayı bir gecelik program için ödedi. Ekonomik krizdeki Türk sinemasının en tanınmış isimlerine/yıldızlarına rahat nefes aldırdı. Beyaz perdenin efsane isimleri; Kavran’ın müesseselerinde halkla sıcak temas kurdu; konuştu/dertleşti; şarkılarına eşlik ettirdi. Sinemanın zengin, meraklı müşterisi gazinolara çekildi. 

Kavran; Yeşilçam’ın devlerini transfer ederken; ‘Hemşehrim!’ dediği, pek sevdiği, her zaman samimi davrandığı ünlü komedyen Öztürk Serengil’in yardımını gördü. Hatta Serengil; Lunapark Gazinosu’nun yeni sanatçı kadrosunu tek başına oluşturdu; adeta ‘fahri menajerlik’ yaptı.

Serengil; yeni kadronun omurgasını hazırlarken; Kavran da, gazinosunun yeni dekorasyonuyla, reklam kampanyasıyla ilgilendi. 

- Yeşilçam’ın İşsiz Sanatçıları Öztürk Serengil’in Evini İstila Etti… -

Öztürk Serengil; ilk kez sahneye çıka(rıla)cak sinema sanatçılarının angajesinde epeyce uğraştı; terledi; yoruldu. Sırtlandığı sorumluluk; dağıtmaya başladığı ballı pasta; İstanbul’un her köşesinden duyuldu. Kendi ifadesine göre; ‘Bomba gibi patladı!’ Yeşilçam’ın irili ufaklı ne kadar şöhreti/ismi varsa; Serengil’i aradı; adeta evini işgal etti. ‘Ev, Hacı Baba Tekkesi’ne benzedi!’ Osman Kavran’ın parasını ulufe gibi dağıttığı sanıldı. Gelenler, arayanlar, evin salonuna demir atanlar arasındaki kimler yoktu ki?! Krizdeki Yeşilçam; sanki ‘can suyunu bulmuştu!’

Tanıdığı kadar hiç görmediği/görüşmediği yıldızlar da geldi. Serengil’in anılarında aktardığına göre; Sezer Güvenirgil de, eşi Tunç Oral ile kapısını çalanlar arasındaydı. Genç çift; hayat mücadelesi veriyordu. Öztürk Serengil; ‘Yanlarında durmak gerekir!’ diye düşündü. Tam hatırlamamakla beraber; ikisi için 2.500’er lira yevmiye ile anlaştı; 30 bin lira da avans verdi. Genç çift sevindi; uçarak gitti. Serengil’in kanaatine göre Sezer Güvenirgil; sonraki yıllarda sahnede başarı kazanacaktı; ekmek parasını çıkaracaktı.

Serengil; hem çok tanınmış, hem çok iddialı isimler aradı. Lunapark Gazinosu’nun yeni dekoru, özellikle de döner sahnesi ülkemizde ve Balkanlar’da bir ilkti. Ayhan Işık, Kartal Tibet ve Sadri Alışık gibi devrin en büyükleriyle yola çıkmayı planladı. Ama bazı sorunlarla/engellerle karşılaştı. Ayhan Işık; - geçmişte! - sahneye çıkan bazı sinema oyuncularına veryansın etmişti. Öztürk Serengil’in önerisine de ilk anda olumlu cevap ver(e)medi. Gelebilecek eleştirilerden korktu. ‘Tükürdüğünü yalamak’ gibi bir hatayı yap(a)mazdı. Ama Serengil; kararsızlığı hemen kabul etmedi. Işık’ı ikna edebileceğini düşündü; kafasındaki planı uyguladı.

Ayhan Işık’ın sahneye çıkan sinema oyuncularını eleştiren sözleri 9 yıl öncesine aitti. Basın tarafından hatırlanması zordu. Eğer yine de ortaya çıkarılırsa; ‘Benim böyle bir beyanım yok. Sözlerin sahibi değilim,’ diyecekti. Böylece sorun çözüle(bile)cekti.

- Ayhan Işık; Öğrencilik Döneminde Büyük Maddi Sıkıntı Çekmişti… -

Ayhan Işık; gençlik yıllarında, şöhrete ulaşmadan önce ciddi sıkıntı(lar) çekmişti. Babıâli’de yayınlanan çizgi romanların kapaklarını, iç resimlerini çizmişti. Yoğun mesaisinde beklediği parayı asla kazanamamıştı. Cebinden 1 lira bile çıkmazdı. Öğrenci iken; Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne tramvay ya da otobüsle değil, yürüyerek giderdi. Yoksulluğu, gerçek hayatı çok iyi bilirdi. Serengil’in anlatımına göre; cimrilik derecesinde tutumluydu; davranışı son derece normaldi. Benzetmesi çok ilginçti: ‘Ayhan Işık’ın eli ile cebi arasında mesafe 3 kilometreydi!’

Ayhan Işık; Türk Sineması’na ‘star kanunları’nı getirdi. Her yılbaşında ücretinin ayarlamasını/açıklamasını kendisi yapardı. ‘Bu yılki ücretim!’ diye belirlediği rakamı, film yapımcılarına/şirketlerine dikte ettirdi. İstekleri yıllarca tek söz söylenmeden/karşı durulmadan kabul gördü. Geniş seyirci kitlesi, bol para kazandıran piyasa değerinden ötürü muhalefet görmedi. Ama yıllar geçip; popülaritesi/pozisyonu sarsılmaya başlayınca; yapımcıların kadrine uğradı. İntikam için kılıç çekenleri gördü. Işık muhalifi yapımcı ve rejisörler karşı saldırıya geçti. Öztürk Serengil’in anılarında anlattığına göre; hücuma ilk geçen kişi Osman Seden’di. Seden, çok sabırlıydı; çalıştığı yıldızların kaprislerine katlanır görünür; en sonunda da acısını çıkarırdı/intikamını alırdı. Adamı pırasa gibi doğrardı. Çoğu zaman da belli etmeden öcünü çıkarırdı. Serengil; Seden’in ‘sessiz ama derinden’ planını ‘Koçum Benim’ filminin ilk gösteriminde anladı. Filmin kahramanı Öztürk Serengil’di. Ayhan Işık; filmin sonuna doğru ölüyordu. Kısa süre sonra; ‘yeni star’ diye tanıtılacak Serengil lanse ediliyordu. Ayhan Işık efsanesi de sonlandırılıyordu.

- Işık; Hollywood’da Şöhret Olma Çabasına Girince; Tahtını Yeni İsimlere Kaptırdı… -

Ayhan Işık; yıllar süren bir ABD macerası yaşadı. Işık; Hollywood’da şansını denedi. Orhan Günşiray ve Göksel Arsoy; Işık’ın bıraktığı boşluğu doldurdu. Sinemadaki yerlerini sağlamlaştırdılar; kendileriyle mücadele/rekabet edilemeyecek seviyeye geldiler.

Göksel Arsoy; açık kumral tenli, çok düzgün tipli, romantik görünüşlü, Avrupai havasıyla tek filmle - Samanyolu! - milyonların sevgisini, kalbini kazandı. - O zamana kadar, Türk Sineması’na kara kaşlı, kara gözlü, gür bıyıklı jön imajı hâkimdi! - Baskın anlayışın aksi tipolojisiyle bir anda en ön sıraya geçti. Türk sinema seyircisinin profilini değiştirdi/genişletti: Boğaz’da yalıda oturan, zengin, Avrupa’dan giyinen, tatilini ülke dışında geçiren zengin burjuva kitlelerini salonlara çekti. Yeni tip film yıldızının seyircisi de kendisine benzerdi.

Orhan Günşiray; atletik yapısı, hızlı yaşantısı, magazin dergilerinde yer bulan pek renkli hayat anlayışı ile genç kitlelerin sevgilisiydi. Beyaz perdede her türden rolün üstesinden geldi. 

Ayhan Işık; Amerika’dan döndüğünde; köprünün altından akan suların değiştiğini anladı/gördü. Hollywood’da yakalamayı umduğu dünya çapındaki ün uğruna bütün birikimini harcamıştı. Ama ABD Sineması’nın star anlayışı da değişmişti. Hakikatin soğuk yüzünü bütün çıplaklığıyla gördü. Dimyat’a pirince giderken; evdeki bulguru da yitirmişti.

Işık; 1970 yılına gelindiğinde, eski popülaritesinden uzaktı. 2. sınıf film şirketlerinin yapımlarında oynamaya başladı. Prensipleri/kanunları geçerliliğini yitirdi. Koşar adım geri gidiyordu. Evleri, gayrimenkulleri, son model arabası vardı; ama nakit parası yetersizdi. Hollywood; yıllarca biriktirdiğini harcatmıştı. İş bulabilmek; ihtiyacını giderebilmek için çevresini değiştirmişti. Geçmişte yüzüne bakmadığı, ‘gereksiz!’ diye nitelediği kişilere/firmalara samimi davranmaya, arkadaş gibi görünmeye çalıştı.

- Serengil; Ayhan Işık’a 10 Bin Lira Yevmiye Önerdi… -

Serengil’in anlatımına göre; Ayhan Işık yaşadığı olumsuz şartlardan ötürü sahneye çıkabilirdi. Yeşilçam komaya girmişti; sinemadan para kazanabilmenin olanağı kalmamıştı. 1975 yılında, 10 bin lira yevmiye çok iyi öneriydi; hatta servet sayılabilirdi. Kendisine 3 ay iş garantisi de verildi. Ayhan Işık’ın başına ‘devlet kuşu konmuştu’! ‘Son büyük ikramiye’yi kaçıramazdı. Kolayca ikna edilebilecekti. 

Serengil; Ayhan Işık gelmeden hazırlığını yaptı. Büyük kesekâğıdına 500 bin lira tutarında banknot doldurdu. Işık’ın yanındaki masanın üzerine paraları boşaltıverdi. Kral’ın yüzü aniden değişti; sevindi; şaşırdı; derin haz duydu. Oturduğu koltuğa büyük memnuniyet içinde yaslandı; ellerini ensesine bağladı; başını sevinçle salladı. Pozunu değiştirmeden; Öztürk Serengil’e döndü:

‘Peki Öztürk,’ dedi. ‘Her şey çok güzel… Kazandın!’

Serengil oturduğu yerden kalktı; sarılıp tebrik etti. Ayhan Işık’ın eşi Gülşen Hanım da anlaşmadan memnundu. 

‘Kral! En doğru kararı verdin…’

Ayhan Işık doğruldu:

‘Rezil olursam; nasıl kurtulacağım?’

Öztürk Serengil; bütün ihtimalleri hesaplamıştı; hazırlıklıydı:

‘Şarkıcı olmadığını herkes biliyor. Sinemaya 25 yıl hizmet ettin. Şerefle perdeyi kapattın. Sanatçı; sanatı için vardır ve çalışır… Seni çok bilinen bir ustaya dinleteceğim. Beğenilirsen; yola çıkarız. Hayır, dediğin gün işimiz biter. Seni ateşe atmam. O zaman parayı da geri getirirsin…’

- Ayhan Işık; ODEON Firması’na 45’lik Bir Plak Yapmıştı… -

Ayhan Işık; kendisine iyi bakardı; çok planlı/programlıydı; düzenli spor yapardı; dış görünüşüne fevkalade dikkat ederdi. Hollywood starlarını örnek alırdı. Sahneye çıkmayı önceden düşünmüştü. Münir Nurettin Selçuk’dan Türk Sanat Müziği dersleri almıştı. Dönemin en ünlü müzik şirketi ODEON’da 45’lik plak bile doldurmuştu. ‘Doğdum Çile Çekmek İçin’ ve ‘Gönül Belası’ adlı şarkıları okumuştu/seslendirmişti.

Serengil; Kral Ayhan Işık’ı, Erköse Kardeşler’e yönlendirdi. Selahattin Erköse; solfej ve nota dersleri verecekti. Öztürk Serengil; Selahattin Erköse’yi severdi; musiki bilgisine güvenirdi; Işık’la ilgili objektif değerlendirme yapacağına inandı.

Sonuç için çok beklenmeyecekti. Serengil’in yüreğine su serpen telefon hemen geldi. Yeşilçam’ın Kralı; inanılmaz derecede kabiliyetliydi; sesi, TSM’ye yatkındı. Ayhan Işık; sahneye çıkacak ve gazino masalarını dolduracaktı.

Ayhan Işık; Osman Kavran ile de tanıştı. Serengil’in de dahil olduğu 3’lü; Kavran’ın evinde buluştu. Konuşmalar bitince; Kavran, - önceden hazırlattırdığı! - 250’şer bin liralık 2 senedi misafirine uzattı. Peşin ödenen avansa karşılık imzalamasını rica etti. Ayhan Işık şaşırdı; yüzü değişti; birden ciddileşti; ayağa kalktı:

‘Osman Bey! Bana borç mu verdiniz; yoksa avans mı?’

Kavran da şaşırdı. Gazino dünyasının raconu idi: Avans ödenen sanatçıdan senet alınırdı. Anlaşılan süre tamamlanınca da bonolar iade edilirdi. Işık; imza atmak istemedi:

‘Ben, Ayhan Işık isem; sözümde dururum! Dediğimi yaparım! Aldığım avans için de borç senedi imzalamam!’

Kavran; olay büyümeden kapatmayı tercih etti. Tartışmanın büyümesi kimsenin işine yaramazdı.

- Belgin Doruk da Gazino Sahnelerine Çıkmak İstedi… -

Serengil’in kapısını çalan başka bir ünlü de Belgin Doruk’tu. Sinemamızın ‘Küçük Hanımefendisi’ de ekonomik krizin etkisindeydi. Prodüktör eşi Özdemir Birsel’in işleri çıkmaza girmişti. Öztürk Serengil’in aktarımına bakılırsa; evinde ne varsa, hatta çay takımları dahi satılmıştı. Şöhretin zirvesindeyken; evinden çıkmayanlar, şöhretinden yararlananlar, el açıklığını istismar edenler - şimdi! - yanlarında yoktu. Serengil; ünlü çifte, özellikle de Özdemir Birsel’in durumuna çok üzüldü. - Birsel; çok tanınmış bir film şirketinin de sahibiydi! - İri siyah gözlerinden süzülen yaşlara dayanamadı: 300 bin liralık avansı hemen verdi.

Selahattin Erköse’nin yaptığı sınava Belgin Doruk da girdi. Ama imtihan çok kısa sürdü. Erköse; Serengil’i bir kenara çekti; açık yüreklilikle dedi ki:

‘Öztürkcüğüm; beni affet! Bu sesle şarkı söylenemez!’

Selahattin Erköse’ye çalıştırıcılığına hatırı sayılır ücret ödenirdi. Paraya tenezzül etmezdi; ‘Çalıştırdım; ama olmadı!’ demezdi. Mert ve açık yürekliydi. Sonuç alamazsa/alamayacaksa; para da talep etmezdi.

Öztürk Serengil’in ‘fahri menajerliği’ işe yaradı; eğlence dünyasında yeni/farklı dönem başladı. İzzet Günay, Ekrem Bora, Fikret Hakan, Belgin Doruk ve Fenerbahçeli ünlü futbolcu Şükrü Birant; seyircilerle/dinleyicilerle buluştu. Kadro büyük sükse yaptı. Gazinoya akan halk; ünlü isimleri dikkatle dinledi/izledi. Patlayan talebe cevap vermek mümkün değildi. Atlı polisten yardım alınıp; gazinoya giremeyenlere karşı tedbir(ler) getirildi. İzmir Fuarı’nda da aynı başarı ve ilgi artarak devam etti.

Osman Kavran; Öztürk Serengil’e İzmir’deki cirodan pay vermeyi önerdi. Ama Serengil; hem hemşerisine, hem de zor durumdaki sanatçı arkadaşlarına yardım etmeyi amaçlamıştı. Yinelenen öneriyi reddetti. Cevabı yeterince açık ve anlaşılırdı:

‘Ben öncelikle artistim; organizatör değilim. Zor durumdaki bazı arkadaşlarıma yardım edebilmişsem; kendimi mutlu sayarım…’

Büyük usta; ‘vefa’nın yalnızca tanınmış bir semtin adı olmadığını hatırlatmıştı…

21 October 2019 10:06
1,193 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

52 Nişan, 16 Nikâh Yapan Ünlü Kaleci

Beşiktaş’ta üne kavuşan kaleci Varol Ürkmez, futbol yaşamı boyunca olayların, şaşaalı hayat tarzının, şaşırtıcı sayıdaki aşkların adamıydı. Gazetecilerin en önemli haber kaynaklarındandı. Halkın, özellikle de futbolseverlerin sevgilisiydi. Sadece futbolcu değildi, sinema ve tiyatro sanatçısıydı, tepeden tırnağa şov insanıydı.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Herkesi Güldürürken, Kendisi Ağlıyordu

Film yapımcılarının ‘bildiri yayınlayarak’ kara listeye aldıkları Suphi Kaner, Türk Sineması’nın çekirdekten yetişmiş ender kabiliyetlerindendi.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Altın Plak Yerine Buzdolabı

TSM (Türk Sanat Müziği) sanatçısı Nesrin Sipahi, iki bine yakın şarkıya hayat verdi ve bize sevdirdi.

Belgin Doruk’un Suya Düşen Hayali

Beyazperdenin Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk; içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı aşmak için çareler arıyordu.

Solist Tokatlayan Gazino Patronu

Zeki Müren; inatçıydı; kararından geri dönmezdi; sonucuna da katlanırdı.

Viski Eşliğinde İlahi

Fahrettin Aslan’ın büyük oğlu Sacit Aslan anılarına yer verdiği ‘Kovadaki Balıklar’ kitabı yayınlandı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

20 Lira Aylıkla Beşiktaş’ta Futbol Oynadı

Ünlü film yönetmeni Memduh Ün, sinemada olduğu kadar futbol sahalarında da becerisini göstermiş, Beşiktaş’ın futbol takımında ilk on bire girme başarısını yaşamış bir spor adamıydı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Kaddafi’nin Uçağındaki Deniz Baykal

Kaddafi, hayatı boyunca Türk Milleti’ne olan sevgi ve saygısını hep tekrarladı. Türkiye’nin en sıkışık döneminde yaptığı stratejik yardım hiç unutulmadı.

İsmet Paşa’nın Elini Öpen TİP Lideri

Mehmet Ali Aybar, çok iyi eğitim almıştı; Sol/Sosyalist düşünce aileden mirastı.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

‘Taş Bebek’ Gönül Yazar

Gönül Yazar, kaliteli sesi, düzgün fiziği ve renkli yaşamı ile hep zirvedeydi. 1960 yapımı ‘Taş Bebek’in senaryosu sanki kendisi için yazılmıştı. Bir anda şöhretin doruklarına ulaştı. Baş döndüren natürel güzelliği ile erkeklerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Film gibi yaşadı. Pek çok meslektaşı tarafından örnek alındı ve taklit edildi.

Yıldız Yaratan Yapımcının İntiharı

Nevzat Pesen; sektör haline gelememiş acımasız Yeşilçam sinemasının ne ilk, ne de son kurbanıydı.

Aşk Filmlerinin Değişmeyen Aktörü

Göksel Arsoy; Kerime Nadir’in ünlü romanı Samanyolu (1959)’nun sinema filmi ile şöhrete ulaşmıştı.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Arayışla Geçen Bir Ömür

Münir Özkul’u tiyatro oyuncusu yapan, İsmail Dümbüllü’ye aşırı hayranlığıydı. 1968’de, Arena Tiyatrosu’nda Kanlı Nigar oyununun prömiyerinde Dümbüllü’yü seyretti ve avuçları patlayıncaya kadar alkışladı.

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…

Sinemamızın Aptal (!) Uşağı Cevat Kurtuluş

Cevat Kurtuluş, Yeşilçam’a Ferdi Tayfur’un hediyesiydi. Konservatuarın Opera bölümünden mezundu. Bariton sese sahipti; baştan ayağa sanatçıydı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Hayatı Durduran Ses: Hamiyet Yüceses

Hamiyet adı verilen, mavi gözlü ve sapsarı saçlı güzel kız, bir dönem Türkiye’de fırtına gibi esecek ve musikimizin nağmelerini güzel sesiyle taçlandıracaktı.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu’nun lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; bağlanan maaşı kabul etmedi; kendisinin ve ailesinin zaruretine rağmen, Kızılay’a hibe etti. Akrabalarının ne maaştan ne de bağıştan haberi olmadı. Ta ki ölümünden sonra yayınlanan taziye mesajına kadar…

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Yıldız Yaratan Yapımcının İntiharı

Nevzat Pesen; sektör haline gelememiş acımasız Yeşilçam sinemasının ne ilk, ne de son kurbanıydı.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Aşk Filmlerinin Değişmeyen Aktörü

Göksel Arsoy; Kerime Nadir’in ünlü romanı Samanyolu (1959)’nun sinema filmi ile şöhrete ulaşmıştı.

Beşiktaş Maçı Olduğunda Derse Girmeyen Profesör

Mümtaz Soysal; Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli/yetkin ‘Anayasa Hukuku’ kuramcılarındandı. Hapishane hücresinden TBMM’ne, Dışişleri Bakanlığı’na uzanan çok renkli, zorlu, mücadele dolu, uzun hayat sürdü.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Lavinia: Şairini Tanıyamayan Şiir

Özdemir Asaf’ın ünlü dizelerindeki adı Lavinia idi Mevhibe (Meziyet) Beyat’ın …

Peyami Safa'nın Gizli Aşkı

Ünlü romancı Peyami Safa; kendisinden özel edebiyat dersleri alan - sonradan meşhur hikâyeci! - Sevim Burak’a deli gibi âşıkmış…

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

Kızlarını Ve Damatlarını Azarlayan Padişah

Sultan Abdülmecit, Osmanlı’nın son 4 padişahının da babasıydı. Uyguladığı programlar ve fikirleriyle sonraki nesillere ilham verdi. Batılılaşma ve çağdaşlaşma düşüncesinin/hareketinin savunucusuydu. Fransız ve İngiliz hanedan üyelerinin rüyaları süsleyen hayat tarzını örnek aldı/yaşadı. Dinî vecibelerini yerine getirdi fakat içkisini ve hızlı yaşantısını ihmal etmedi.

67 Yıl Sonra Mezarı Bulunan Bakü Fatihi

Bakü’ye giren Kafkas İslam Orduları Komutanı ‘Fahri Ferik’ Nuri Bey’in anavatanındaki ‘sembolik sayılabilecek’ mezarı 67 yıl boyunca bulunamadı. Araştırmacı Atilla Oral Bey olmasa belki de kıyamete kadar kayıp kalacaktı.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

İdam Edilen Maymunlar

3. Murad’ın ünlü imamı ve - sonradan - Rumeli Kazaskeri Molla Abdülkerim Efendi, donanma gemilerinde gözcülük yapmaları için eğitilmiş maymunları toplatmış, topluca idam ettirmişti.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Şeriat Adına Kafası Koparılan Öğretmen

Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, kararlı, inatçı, korkusuz, tehditten yılmayan, inancını - gerektiğinde! - hayatı pahasına koruyan yapıdaydı. Cumhuriyet ilkelerinin yılmaz savunucusuydu. Milliyetçiydi ve Türk Ocağı mensubuydu. Atatürk’ün açtığı yeni yolun inanmış fedaisiydi.

Demirel Ailesi’nin Koltuk Kavgası

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, mala mülke pek kıymet vermezdi.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

Diğer Türk Sineması Yazıları

Bebek Yüzlü Aktör

Tarık Akan, yarışmayı kazandıktan hemen sonra Yeşilçam’ın en yeni ve en aranılan ismiydi. Dönemin bütün ünlü kadın yıldızlarıyla filmlerde göründü. Genç kızların, güzel hanımların yüreklerini hoplattı. Kartpostalları hatıra defterlerini süsledi. Posterleri duvarlara asıldı. ‘Bebek yüzlü aktör’, bir anda Türkiye’nin sevgilisi oluverdi!

Her Filminde Başrol Oynayan Aktör

Ediz Hun, Yeşilçam’da, siyasette ve üniversitede disiplini, özeni ve dikkati ile tanındı. Çevre hassasiyeti ve doğa sevgisiyle bilindi. Her filminde başrolde oynayan tek aktördü. Heyecanını, yaşam sevincini, aile özenini hiç yitirmedi. Çevresine ve içinden çıktığı topluma örnek olmaya çalıştı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

‘Taş Bebek’ Gönül Yazar

Gönül Yazar, kaliteli sesi, düzgün fiziği ve renkli yaşamı ile hep zirvedeydi. 1960 yapımı ‘Taş Bebek’in senaryosu sanki kendisi için yazılmıştı. Bir anda şöhretin doruklarına ulaştı. Baş döndüren natürel güzelliği ile erkeklerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Film gibi yaşadı. Pek çok meslektaşı tarafından örnek alındı ve taklit edildi.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.