İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu’nun lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; bağlanan maaşı kabul etmedi; kendisinin ve ailesinin zaruretine rağmen, Kızılay’a hibe etti. Akrabalarının ne maaştan ne de bağıştan haberi olmadı. Ta ki ölümünden sonra yayınlanan taziye mesajına kadar…

İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu; Ankara’nın talimatıyla İstanbul’da kuruldu ve Anadolu’da millî hareketi destekledi; büyük yararlılıklar gösterdi. Oluşturulan yeni orduya istihbarat, silah, mühimmat, para sağlamaya çalıştı. Teşkilat-ı Mahsusa’nın son Başkanı, Mim Mim Grubu’nun Ankara Temsilcisi Hüsamettin Ertürk’ün kayıtlarına göre; örgütün İstanbul’daki lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey’di.

İzmir’e giren ilk Türk müfrezesinin komutanı, Kordon Postanesi’ne ilk Türk bayrağını çeken, - sonradan orgeneralliğe kadar yükselen! - Selahattin Salışık’ın belirttiğine göre Topkapılı Mehmet Bey; Çanakkale’de Mustafa Kemal Atatürk’ün komuta ettiği birliklerde görevliydi; düşmanla göğüs göğse çarpıştı. Başarısı, cesareti, yılmazlığı ve ataklığı ile tanındı; bizzat Atatürk tarafından çavuş rütbesiyle onurlandırıldı.

Mim Mim Grubu’nun İstanbul’daki ilk çekirdek kurucu kadrosu, Albay Esat Bey, Topkapılı Cambaz Mehmet Bey, Topkapılı İhsan Bey, Yüzbaşı Emin Ali Bey, Asteğmen Muhlis Bey ve Kaymakam Kemal (Koçer) Bey’den oluştu.

Osmanlı’nın yönetim merkezi İstanbul; 13 Kasım 1918’de fiilen işgal edildi. Müttefik kuvvetler, 16 Mart 1920’de kararı resmileştirdi. 600 yıllık imparatorluğun otoritesini  yitirmesi, vatansever kişilerin/kitlelerin örgütlenmesini getirdi. Eğitimli, milliyetperver, harp tecrübesi de olan kişilerin önderliğinde bazı gizli direniş teşkilatları oluştu. Karakol Cemiyeti, Müdafaa-ı Milliye Teşkilatı, Mim Mim Grubu, Muavenât-ı Bahriye Grubu ve Felah Grubu v.b. gibi örgütler önemli hizmetler yaptı.

Topkapılı Mehmet Bey; ilk 3 örgütün de içinde bulundu; yöneticilik/yönlendiricilik yaptı; gizli çalışmalarına/eylemlerine gönüllü katıldı. Gözüpek, çalışkan, örgütçü ve lider yapısıyla tanındı/sivrildi. Asıl mesleği ‘tulumbacılık’tı. Her tür silahı iyi kullanırdı; bıçak sallamaktaki maharetiyle tanınırdı.

Örgütte her şey ‘mahrem’di. Arkada yazılı bilgi ve belge bırakmamaya özen gösterildi. Mehmet Bey; çok mühim gizli işler/eylemler yapmasına karşın; anılarını dahi yazmadı. Hakkında bilinenlerin çoğu; ölümünden sonra yakın mesai arkadaşlarının sınırlı hatıralarından ve anlatılarından oluştu. Ankara’nın direktifi: ‘Mutlak sessizlik/gizlilik’ idi.

- Mim Mim Grubu; Komünist Örgüt Ve Kişileri De İzledi… -

Mim Mim Grubu; Anadolu’daki milli kuvvetlere silah ve cephane yolladı. İstanbul ve Anadolu’daki işgal kuvvetleri hakkında etkin istihbarat faaliyetine girişti. Muhalif kişi ve kuruluşlar hakkında da bilgi topladı; çeşitli malumat cetvelleri hazırladı. Komünist örgüt ve şahısları izledi; haber ve doküman temin etti. Bazen de kardeş/dost örgütlere etkinliğini/üstünlüğünü göstermek için çılgın denilebilecek eylemler koydu. İstanbul’daki İngiliz varlığına gözdağı vermek; Anadolu Hareketi’nin gücünü göstermek/moralini yükseltmek amacıyla planlamalara girişti. Öyle operasyon(lar) yapılmalıydı ki; işgalci düşman kuvvetler gülünç duruma düşmeliydi.

Topkapılı Mehmet Bey’in lakabı ‘Cambaz’dı. Uzun boyluydu; zayıftı; pire gibi hızlı hareket ederdi. Koşar gibi yürürdü; daima en öndeydi.

Fikir; Cambaz Mehmet Bey’e aitti. İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington’un son model, göz alıcı, her gün itina ile parlatılan ve sıkı korunan makam otomobili çalınacaktı. Eylem; az kişi ile gerçekleştirilecek ama bomba etkisi yaratacaktı. Topkapılı Cambaz Mehmet; yardımcısını seçti: Kadıköylü Şoför Murat… İyi silah kullanan; hemen paniklemeyen; zorluk(lar) karşısında yılgınlık göstermeyen/geri adam atmayan delikanlıydı. İyi şofördü; otomobili kullanacaktı/kaçıracaktı.

Gözcülük görevi de, - Topkapılı Cambaz Mehmet Bey’in! - 7 yaşındaki oğlu Ali’nindi.

- İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı’nın Makam Arabası Çalındı… -

Araba; Tepebaşı’ndaki komutanlık karargâhının önüne park edilir; başında 2-3 nöbetçi beklerdi. Özel şoför; gün boyu otomobili temizler; sonra da birinci kattaki dinlenme odasına çıkardı.

Eylem ekibi; bölgede gereken araştırmayı yaptı. Arabanın karargâha geliş ve ayrılış saatlerini belirledi. Nöbetçi sayısı, şoförün davranışları incelendi.

Grup; Tepebaşı’na vardığında, anormal durum yoktu. Topkapılı Mehmet Bey; oğlu Ali’yi uyardı; işler ters giderse; hemen uzaklaşacaktı. Küçük Ali çok heyecanlıydı; kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Ama yine de bütün metanetini topladı; babasını ve Kadıköylü Murat’ı izledi. Sonra yanlarından ayrıldı; nöbet mıntıkasına yerleşti.

Otomobil her zamanki yerindeydi. Işıl ışıl parladığına göre; az önce temizlenmişti. Binanın giriş kapısının 2 yanında, omuzlarında tüfekleri asılı 3 asker duruyordu.

Küçük Ali; gördüklerini aktardı. Topkapılı Mehmet Bey ve Kadıköylü Murat; rahat, emin adımlarla komutanlık binasına yaklaştı. Sonra aniden tabancalarını çektiler; nöbetçi askerlerin üzerine mermileri boşalttılar. Her şey göz açıp kapatıncaya kadar gerçekleşti. Kadıköylü Murat; otomobilin direksiyona geçti; motoru çalıştırdı. Mehmet Bey; arka koltuğa yerleşti ve yanına da oğlunu aldı. Eyleme başarıldı; ‘devletleştirilen’ makam arabası Beyoğlu’nun uzun ve dar sokaklarında sırra kadem bastı.

- Ermeni Asıllı Osmanlı Vatandaşı Arman Pandikyan Efendi… -

Eylemin kotarıldığı anda; İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, yakın çalışma arkadaşlarıyla toplantı halindeydi. Birleşimin konusu da: İstanbul’da asayişin temini, - önceden belirlenen! - Anadolu Hareketi’ni destekleyen eşhasın gözetim altına alınmasıydı. Komutanın tam güvenini kazanmış ‘istihbarat subayı’ Yüzbaşı Bennett da yanındaydı. Bennett’ın tercümanlığını Arman Pendikyan Efendi yapardı.

Yüzbaşı John Godolphin Bennett; Nisan 1920’den Mart 1921’e kadar İstanbul’da kaldı. İngiliz Hükümeti’nce özel görevle gönderilmişti. Deniz İstihbarat Bölümü’nün başındaydı. Osmanlı’nın Emniyet Teşkilatı’nın da reisiydi. Yani - görünürde! - Osmanlı İmparatorluğu’nun polis gücünün tek hâkimiydi. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın basılmasını organize etti. İttihatçı milletvekillerinin tutuklanması; Malta’ya sürülmesini operasyonlarını yönetti. Daha net ifadeyle Bennett; seçkin istihbaratçı, tecrübeli sömürge yöneticisi, Lawrence ile şahsını kıyaslayabilecek kadar yüksek öz güvenli/kendinden emin subaydı. Kroker Oteli’ni emrindeki elemanlarla üs halinde kullandı. Türkçe bilmediğinden; Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşı Arman Pandikyan Efendi kişisel tercümanı tayin edildi.

Pandikyan Efendi; göreve başladığında Anadolu Hareketi’ne muhalifti. Osmanlı’nın ve işgal kuvvetlerinin - özellikle de İngilizlerin! - güvenini pekiştirmek için aşırı gayret içindeydi; istihbaratçı kıvraklığıyla beklenileni söylenmeden yapardı/yapmaya çalışırdı.

Pandikyan Efendi’nin gayretkeşliği/aşırı çabası, Mim Mim’in gözünden kaçmadı. Etkin gözlem ve takip neticesince teşkilat elemanlarınca Galatasaray’da kaçırıldı. İkna sorgusuna alındı. Pandikyan Efendi; doğduğu, büyüdüğü, ekmeğini yediği topraklara bağlıydı; Osmanlı’nın sadık tebaasıydı; Padişah’ın bendesiydi. Ama katıksız İngiliz hayranıydı. - Bir iddiaya göre de; İngiliz İstihbaratı’nın kıdemli elemanıydı! -

- Pandikyan Efendi’nin Anadolu Hareketi’ne Yardımları… -

Mim Mim elemanları; Pandikyan Efendi’ye ülkenin yaşadığı dramatik durumu bütün açıklığıyla/çıplaklığıyla anlattı. Asırlarca bağımsız yaşanan topraklarda, işgal boyunduruğunda hayat sürmenin ezikliği/şerefsizliği/dayanılmazlığı vurgulandı. Bir grup vatansever, teslimi kabul etmemiş; başkaldırı/direniş hareketi başlatmıştı. Hayatlarını, aileleri, istikballerini tehlikeye atıp ‘imkânsız’ diye yorumlanan zorlu savaşa girmişlerdi. Mim Mim mensuplarına göre; bir ömrü esaret altında geçirmektense, bir gün hür yaşamak tercih edilirdi. Tutsaklık kabul edilemezdi. Tek yol: bağımsızlığı yeniden kazanmaktı.

İkna faaliyetinin faydası görüldü. Arman Pandikyan Efendi; hatasını kabul etti; nedamet gösterdi: İngiliz muhipliğinin çıkmazlığını gördü. Utandı; konuşurken kekeledi. Gözünün kamaştığını, aklının çelindiğini anladı. Kendini sorguya alan Mim Mim elemanlarına dedi ki:

‘Şerefim üzerine yemin ederim ki; ülkeme ve size bağlı kalacağım. Ailemi de rehin bırakacağım. Düşmana hizmet ediyor gibi görünsem de; parasını alsam da, daime vatanıma sadığım ve gereğini yapacağım…’

Pandikyan Efendi, sözünde durdu. İngiliz İstihbaratı’ndan, emrindeki Türk asıllı İngiliz yandaşlarından aldığı bilgileri günü güne ulaştırdı. Bilhassa Kuva-yı Milliyecilerin İstanbul’dan elde ettikleri çeşitli cephane ve silahların Anadolu’ya ulaşmasında kıymetli yardım(lar) sağladı.

Arman Pandikyan Efendi; zaferden sonra, Ankara Hükümeti tarafından berat ve istiklal madalyası ile onurlandırıldı.

Bir süre sonra İngiliz gizli yazışmaları kontrole girdi/alındı. Mektuplar açılıp okundu; sonra sahiplerine ulaştırıldı. Edinilen bilgi(ler); Ankara’ya aktarıldı.

İngiliz ajanlar; mektup yazarken klasik yöntem kullanırdı. Pembe kâğıdın yukarı kısmına mürekkeple birkaç satır yazılırdı. Aşağıda geniş bölüm - görünüşte! - boş bırakılırdı. Münhal kısım kobalt klorürlü karışımla doldurulurdu. Üzerine amonyaklı su serpildiğinde yazı görünür ve sır çözülürdü.

- Ankara’ya Gönderilen 2 İngiliz Ajan… -

İngiliz İstihbaratı’nın şifresi çözülünce; çok önemli bir suikast de önlendi. Yüzbaşı Bennett; Mustafa Kemal Paşa’yı öldürtmeyi kafasına koymuştu. Telkis ve Ohannes adlı, Ermeni orijinli İngiliz ajanlar, gerekli bilgilendirme/hazırlık döneminden sonra Ankara’ya gönderildi. 2 suikastçı, mükemmel Türkçe konuşurdu; Türk soylu olduklarını tekrarlardı. Adları da Mehmet Efendi ve Ramiz Efendi idi. - Pandikyan Efendi; İngilizlere yardım ederken; öte yandan Türk tarafına da gereken bilgi akışını sağladı! - İki suikastçı ajan; Mim Mim Örgütü’nün üyesi İshak Kaptan’ın motoru ile İnebolu’ya çıkarıldı. Tam kontrol/denetim altında Ankara’ya kadar ulaştı(rıldı)lar. Attıkları her adım izlendi ve bilindi. Düşmanın hain planı uygulanamadı. Türk Genel Kurmayı; ajanların yanlış bilgiler edinmesini sağladı; sahte belgelerle geri dönmelerini temin etti.

Bu arada, İngiliz İstihbarat Subayı Yüzbaşı Bennett; İstanbul’da tuzağa düşürüldü. Maslak’ta, Hacı Osman Bayırı’nda ökseye getirildi. Bir grup Türk direnişçisiyle çatışmaya girdi; - şahitlerin anlatımına göre! - kalçasından ağır yaralandı. Sağ çıkmayı başardı; fakat ömrünün sonuna kadar topal kaldı.

Bennett; savaş sonrası Türk dostu kesildi. Ülkemizi sık sık ziyaret etti. Akıcı şekilde Türkçe öğrendi. Mevlevi felsefesini benimsediğini tekrarladı. Merhum gazeteci Nezih Uzel ile ölümünden az önce uzun ve bilgilendirici (!) röportaj yaptı. Konuşmasının geniş bölümü kitap halinde basıldı.

Kısacası ‘cevval istihbaratçı’ emekli Yüzbaşı Bennett’in Türkiye’deki dostlukları ve ilişkileri ayrı ve hayli merak uyandıracak başka yazının konusuydu.

- Kadıköylü Murat Bey’in Akşehir Ziyareti… -

Beyoğlu’nun dar sokaklarında kayıplara karışan General Harrington’un makam otomobili Konya’nın Akşehir kazasında görüldü. Kadıköylü Şoför Murat Bey; bin bir güçlük içinde arabayı, Türk Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa’ya teslim etti. Paşa; karşısında asker selamı veren yiğit delikanlıyı tebrik etti; gönlünü aldı. ‘Akıl almaz, ses getiren büyük iş başardığını,’ söyledi. Mim Mim Örgütü’nün İstanbul kanadı yöneticilerini kutladı.

General Harrington’un makam otomobili; Mustafa Kemal Paşa’ya tahsis edildi. Atatürk; otomobili uzun süre kullandı.

General Harrington; makam otomobilinin çalındıktan sonra, TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştırıldığını öğrenince, sinir krizleri geçirdi. Yanındaki personeli fırçaladı; şehirde tutuklama fırtınası estirdi.

Yeniden Topkapılı Cambaz Mehmet (Büyükyılmazel) Bey’e dönelim.

Mehmet Bey; terhis edildikten sonra İstanbul’a döndü. Mustafa Kemal Paşa ile bağlantısını sürdürdü. Paşa’nın emri ile örgütlenme çalışmalarına girişti. İstanbul’un ne kadar cesur, vatansever suçlusu varsa; organize etti. İddialara/yazılanlara bakılırsa; çevresinde 5 ile 50 bin arasında babayiğit bulunurdu. Mehmet Bey; sivrilmiş, korkusuz, racon kesen, sözü dinlenen tanınmış kabadayıydı. Mahallinin ve şehrin sayılı külhanbeyleri de çevresini sardı.

Mehmet Bey; Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul Şişli’de kaldığı süre zarfında yakın güvenliğini sağladı. Vatansever, gözü kara adamları evin çevresinde ‘görünmeyen surlar’ ördü. Bandırma Vapuru’na intikali sırasında şahsının ve yanındakilerin güvenliğini sağladı. 15 Mayıs 1919 günü, Galata Rıhtımı’ndaki kalabalığın çoğunluğu Topkapılının ekibiydi.

- Ağır Silahlar, Anadolu’ya İtalyan Personel Tarafından Geçirilirdi… -

Mehmet Bey; Bandırma Vapuru’nun ambarına tepeden tırnağa silahlı, İnebolulu 50 kahraman/korkusuz genci yerleştirdi. Hepsi de iyi yüzücü ve keskin nişancıydı. Kafilenin, Samsun’a güven içinde inmesini temin etmeye çalıştı.

Mim Mim Grubu’nun Reisi, başka bir iddiaya göreyse İstanbul Başkanı Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; İngiliz Gizli Servisi’nin tehlikeli/sivrilmiş ajanı Papaz Fru’nun itimadını kazandı; gizli örgütüne sızmayı başardı. - Papaz Fru; Topkapı Fukaraperver Cemiyeti’nin kurucusuydu! - Elde ettiği bilgileri Ankara’ya iletti. Osmanlı Orduları’nın el konulan silah ve cephanelerinin depolandığı Maçka Kışlası’nın soyulmasını planladı. Ele geçirilen malzemeler; Mustafa Kemal Paşa’nın komutasındaki birliklere ulaştırıldı.

Gözü kara kahramanlar; Fransız korumasındaki Rami Kışlası’nı da boşalttı; Ankara’nın ağır silah açığını kapatmaya çalıştı.

Silahlar; küçük mavnalarla Karamürsel’e ulaştırılır; oradan da yaylı arabalarla Anadolu’ya geçirilirdi. Ağır silahlar da - ücretleri peşin ödenen! - İtalyan tüccarların nakliyesiyle gerçekleştirildi.

Yüzbaşı Bennett’e yapılan suikast sonucunda İstanbul’da tutuklama fırtınası esti. Tevkif edilenler arasında Topkapılı Cambaz Mehmet Bey ve arkadaşları da vardı. Duruşmalar sonucunda toplu idam kararı çıktı. Mehmet Bey ve arkadaşları kurşuna dizilecekti. Ama beklenmedik gelişme yaşandı: İngiliz Muhipleri Cemiyeti Başkanı Papaz Fru; insiyatifini kullandı. Mehmet Bey’in cemiyet üyesi ve yararlı dostu olduğunu ileri sürüp kararı uygulatmadı. Mehmet Bey’in serbest kalmasını sağladı.

- Maaşını Kızılay’a Bağışladı; Ama Kimse Bilmedi… -

Mehmet Bey bir süre görülmedi; sonradan Ankara’ya gittiği öğrenildi. Mustafa Kemal Paşa bizzat davet etmişti. Çankaya Köşkü’ne çıktı. Yaptıkları için teşekkür edildi; kendisine İstanbul Milletvekilliği önerildi. Topkapılı Mehmet Bey duygulandı; ama nezaketle reddetti. Uzun süre İstanbul’dan ayrı kalamazdı.

24 Haziran 1923’de, TBMM oy birliğiyle bir karar aldı. Mim Mim Grubu Başkanı Topkapılı Mehmet Bey’e ‘İstiklal Madalyası’ verildi. ‘Vatana Üstün Hizmet Faslı’ndan maaş bağlandı. Mehmet Özyılmazel Bey; maaşı almayı reddetti; Hilal-i Ahmer (Kızılay) Umum Merkezi’ne bağışladı. Kararını da gizli tuttu. Sırrı; ölümü üzerine eşi Huriye (Büyükyılmazel) Hanım’a - 18 Temmuz 1932 tarihinde! - gönderilen taziye mesajıyla öğrenilebildi.

Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; siyasetten uzak dursa da, istihbarat dünyasını hiç terk etmedi. Memuriyet kimliği taşımamasına karşın; ölümüne kadar devlet hizmetinde kaldı. Mim Mim Grubu’nun beyni sıfatıyla bilgisine başvuruldu. Örgüt üyesi, destekçisi, Anadolu Hareketi’nin sempatizanı subayların ve askeri elemanların belirlenmesinde/ödüllendirilmesinde önemli rol aldı; listelerini hazırlayan dar ekibin içinde yer aldı.

İstanbul Umum Amele Birliği Başkanlığı ve İstanbul Belediye Meclis Üyeliği görevlerinde bulundu. Ölümünden az önce de Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin Şehremini Şubesi’nin reisliğini yaptı.

Mehmet Büyükyılmazel; bir kız, bir oğlan iki evlat sahibiydi. Kızı Zekâvet Hanım çok genç yaşta, 2 Nisan 1928’de vefat etti. Oğlu Ali Büyükyılmazel Bey uzun yaşadı; yokluk/yoksulluk çekti. Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa’nın kaybından sonra adeta unutuldu. 19 Mayıs 1993’de gözlerini kapadığında çok mütevazı merasimle defnedildi.

‘Gölgede kalmayı tercih eden adam’ Mehmet Bey’in ölümü hüzünlüydü. İkamet ettiği apartman dairesinde çıkan yangında ağır yaralandı. Hastaneye kaldırıldı; 4 gün boyunca itimamla tedavi edilmesine rağmen kurtarılamadı. 1 Haziran 1932’de hayata gözlerini kapattı. Merkez Efendi Mezarlığı’na defnedildi.

2 December 2019 20:00
995 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Melek Girmez Sokağı’ndaki Cami

Melek Girmez Sokağı, 1812’deki veba salgını ile ününe ün kattı.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Melek Girmez Sokağı’ndaki Cami

Melek Girmez Sokağı, 1812’deki veba salgını ile ününe ün kattı.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

Nereden Sevdim Bu Zalim Kadını

Güzelliğine şarkılar yazılacak kadar alımlı, hedefine ulaşmak için polise ve kanuna kafa tutacak kadar pervasız bir kadındı Afife Jale...

Ayhan Işık’ın Doldurduğu Plak

Yeşilçam’ın taçsız kralı Ayhan Işık kısa bir süre olsa şarkıcılık yaptı ve bir de plak doldurdu.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

100 Yıl Sonra Gömülebilen Kafatasları

Almanya’nın Afrika’daki sömürgesi Namibya’da tarihin ilk soykırımını gerçekleştirdiği ve 100 bin civarındaki yerliyi öldürdüğü Birleşmiş Milletler Raporu’na girdi.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

100 Çocuklu Padişah

12. Osmanlı padişahı 3. Murat (1546 - 1595) hanedan tarihinin en çok çocuk sahibi olanıydı.

Stalin, Nazım’ı Öldürtmek İstedi

Sovyet diktatörü Stalin’in Nazım’ı öldürtmek istediği; ünlü şairin özel şoförünün operasyonla görevlendirildiği yazıldı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

KGB’nin Ölüm Listesindeki Ünlü Aktör

Sovyetler Birliği’nin 2. Genel Sekreteri Joseph Stalin (1878-1953) sıkı bir western ve John Wayne hayranıydı.

CIA’nın Yenge Merakı

CIA, Evren’in Müstakbel Eş Adayını Merak Etmiş.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Cahide Sonku’nun Önlenemeyen Düşüşü

Cahide Sonku; güzelliği, kabiliyeti ve zenginliği ile özlenen/imrenilen bir hayat sürdü. Kıskanıldı; sevildi; dedikodusu yapıldı ve parmakla gösterildi. Masallardan çıkıp gelmiş prensesti. Ama sonu çok kötüydü. Bir elinde büyük ispirto şişesi, öbür elinde bekçi düdüğüyle hayatın kendisine biçtiği son başrolü oynadı. Hem de kendinden geçercesine…

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Millî Piyango’nun Az Bilinen Tarihi

Ülkemizde ilk piyango çekilişi 1836’da İzmir’de düzenlendi; büyük ikramiye diye altın cep saati hediye edildi.

İngilizler 15 Bin Askerimizi Kör Etti

1920 yılında İngilizler tarafından esir edilen Osmanlı askerleri, kimyasal madde doldurulmuş su tanklarında zorla banyo yaptırılmak suretiyle kör edildi.

Zenci Yapışık İkizler

Yapışık ikizler Millie ve Christine McCoy, Kuzey Carolina'daki Columbus şehri kırsalında köle bir ailenin çocukları - 1851’de! - olarak doğdu.

Mussolini’den Roma’ya Cami

Kont Ciano’nun günlüklerinin yayınlanmasına İtalya’da izin verilmemiş, eşi Edda Mussolini Ciano tarafından Amerikalılara iletilmesiyle kitap okuyucuyla buluşabilmişti.

Stalin’in Dışkı Laboratuvarı

Stalin, - 1940’dan itibaren! - ülkesini ziyaret eden yabancı devlet adamlarının - liderlerin psikolojik durumlarını, zayıf-kuvvetli yönlerini analiz edebilmek için dışkı inceleyen özel birim - laboratuvar! - kurdurdu.

Kraliçe Dinçliğini Alkole Borçlu

Kraliçe, sabah kahvaltısından sonra bol limonlu cin ile güne başlıyor.

Şöhret Sefaletin İkiz Kardeşi

Mesut Engin (58) kısa hayat yolculuğunda zirveyi de dibi de görüp, çaresizliği iliklerine kadar yaşadı.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Melek Girmez Sokağı’ndaki Cami

Melek Girmez Sokağı, 1812’deki veba salgını ile ününe ün kattı.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

İran Şahı, Çağlayangil’e Darbeyi Haber Verdi

‘Ordunuz birkaç ay içinde darbe yapacak!’ dedi Pehlevi. Çağlayangil hem şaşırmış, hem de böylesi ‘okkalı’ haberin nasıl olup da İran tarafından öğrenildiğini merak etmişti.

Çan Takılsaydı Ayasofya Havaya Uçurulacaktı!

Ayasofya, Sultan Fatih’in devletine/milletine armağanıydı. 1918’de İstanbul işgal edilince, Rumlar, ulu mabedi kilise yapmaya kalk(ış)tı. Tarihî camiyi korumakla/savunmakla görevli piyade taburu, önlerine çıkan en etkin/kararlı engeldi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Demirel Ailesi’nin Koltuk Kavgası

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, mala mülke pek kıymet vermezdi.