Millî Piyango’nun Az Bilinen Tarihi

Ülkemizde ilk piyango çekilişi 1836’da İzmir’de düzenlendi; büyük ikramiye diye altın cep saati hediye edildi.

Millî Piyango’nun Az Bilinen Tarihi

Her yılbaşının son günü en büyük ikramiyeyi dağıtan Millî Piyango bize Osmanlı’dan miras kaldı. Pek çok yenilik gibi piyango alışkanlığı da Batı’dan geldi. Ülkemizde ilk piyango çekilişi 1836’da İzmir’de düzenlendi; büyük ikramiye diye altın cep saati hediye edildi. Piyango tertipçisi bir Levanten’di. Bir diğer tarihî kayda göre, Anadolu’da ilk piyango 1850’de Türkçe konuşan, Türk asıllı, Ortadoks Karamanlılar tarafından organize edildi. Pianko adı ile bastırılan biletler 2 bin taneydi ve 20 kuruştan satıldı. Biletlerin 10’una ikramiye çıkacaktı ve her birine 20 Mahmudiye altını verilecekti. Karamanlılar, İstanbul, Ankara, Niğde, Nevşehir (merkez), Ürgüp ilçesi, Amasya, Kırşehir, Konya, Karaman, Kayseri ile Talas ve İncesu ilçelerinde yoğun şekilde ikamet ediyordu. 1850’deki piyangoyu Kayseri’de oturan, eşraftan Karamanlılar tertip etti.

Bir diğer tarihî kayda göre, 1849’da Pera’da ilk piyango çekilişi düzenlendi. Büyük ikramiye aynı semtte görkemli/geniş bir evdi. Mükâfatın büyüklüğü dikkat çekiciydi.

İstanbul’da tiyatro tekelini elinde bulunduran Naum Efendi, tiyatro biletlerinin yanında eşya piyango biletlerini de ekleyerek gelirlerini artırmıştı. 

Osmanlı döneminde ilk piyango düzenleme işlerinde Rum ve Ermeni kişi/kuruluşlar görüldü. 1856’da, İstanbul’daki Ermeni Kilisesi maddî imkânlarını artırmak gayesiyle bir eşya piyangosu düzenledi. Piyangonun genel ilkeleri zamanın ünlü gazetesi Ceride-i Havadis’te yer aldı. İkramiyenin şanslı numarasının sahibine Yeşilköy’de müstakil bir ev ve ayrı bir arsa verilecekti.

Osmanlı’nın sınırları içinde, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde düzenlenen piyangoların biletleri de satılırdı. Biletler, elçiliklerin tayin ettiği zengin tüccarlar, kuyumcular ve seyyar bayilerce piyasa sürülürdü. Sultan Abdülmecit döneminde, 1855’de yabancı piyango biletlerinin yurda sokulması yasaklandı. Yasak kararı, elçilikleri yazılan birer resmî yazıyla bildirildi. Ardından da ülkede düzenlenen her türlü piyango çekilişlerine yasak getirildi. Men kararı, piyango bileti satıcıları arasında sıkıntı yarattı; geçim sıkıntısı çekmelerine yol açtı. 300’ü aşkın bilet satıcısı devlet yönetimine dilekçe verip zararlarının karşılanmasını istedi.

Sultan Abdülaziz’in saltanatında, 1861’de piyango yeniden ortaya çıktı. Devlet tahvillerinin yanında satıldı ve sermaye toplamanın bir aracı olarak kullanıldı. Kandilli Kız Mektebi Sultanisi’nin yapımı ve tefrişi için ayrı bir piyango düzenlendi. 

1866’da, İstanbul’un Karamanlı Cemaati, ödülü mermer bir heykel olan piyango düzenledi. Biletin tanesi 1 Mecidiye idi ve günün koşullarına göre çok yüksek bir fiyattı.

Sultan Abdülaziz döneminde, İstanbul’da çok ünlü, Rum asıllı iki banker bir emlak piyangosu düzenledi. Yeşilköy’e 3 müstakil yalı vereceklerini açıkladılar.

1880’li yıllarda, gayri Müslim cemaatlerin piyango tertipleyerek gelir sağlama yolu belli bir düzene ve kurallara bağlandı. Kişisel kâr amacı taşıyan piyangolar yasaklandı. Hayır/yardım amacı taşıyanlara da sınırlama getirildi. İkramiye tutarı 50 bin kuruşa kadar olan çekilişler için valilik veya mutasarrıflardan izin alınması şartı arandı. Daha büyük ikramiye dağıtacaklar, Ticaret Bakanlığı’ndan müsaade alacaktı.

2. Abdülhamit döneminde de çeşitli piyango çekilişleri düzenlendi. 1880/90 arasında Şark Şimendiferleri Piyangosu düzenlendi. 1898’de Bulgar Piyangosu’nun biletlerinin satılmasına izin verildi. Sultan, 1900 yılında, İzmir Hamidiye Sanayi Mektebi yararına düzenlenen piyangoya açık destek verdi. İktidarı zamanda, bilet fiyatları, satış noktaları ve satıcılar hakkında bir Piyango Nizamnamesi hazırlanmasına ön ayak oldu.

İttihat ve Terakki Partisi, piyango yönetimini daha ciddi ve sistemli işleyişe kavuşturdu. 1909’da kurulan Osmanlı Donanma Cemiyeti’ne askerî gemilerin alınabilmesi için piyango düzenleme yetkisi verildi. Karar çok başarılı oldu. Donanma Cemiyeti’nin düzenlediği Osmanlı Piyangosu’nun genel bayisi/dağıtıcısı, Devidas ve Ventura Bankası’ydı. İstanbul’un kuyumcuları piyango bileti satmaya başladı. Gazetelere ilan verip kendilerini tanıtan seyyar bilet bayileri de görüldü.

Cumhuriyet döneminde, piyango tertip, satış ve dağıtımı devlet eliyle yapıldı. 16 Şubat 1925’de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti, piyango düzenleme görevini üstlendi. Türk Hava Kuvvetleri’ne pilot yetiştirilmesi ve uçak alımından sorumlu TTC’nin ciddi gelir kaynaklarına ihtiyacı vardı. Tayyare Piyangosu da kazanç kapılarından birisiydi. Cemiyete piyango düzenleme yetkisi, 9 Ocak 1926’da çıkarılan bir kanunla verildi. İlk piyango çekilişi de 19 Nisan 1926’da gerçekleştirildi. Piyangonun kuruluş amaçlarını Mösyö Edward Mizraki belirledi. Yahudi asıllı Mizraki, Osmanlı’nın son dönemindeki Donanma Cemiyeti Piyangosu’ndan geniş deneyim sahibiydi. Tayyare Cemiyeti, İstanbul’da 193, Ankara’da 27, yurdun değişik illerinde 425 şubesi ve gezici bayisi vasıtasıyla biletlerini satıyordu. İkramiyeler nakit ödeniyordu. Harf devriminin ardından Türk Tayyare Cemiyeti’nin adı Türk Hava Kurumu olarak değiştirildi. 1939 yılına gelindiğinde yılda satılan bilet sayısı 2,5 milyon adet seviyesindeydi.

Millî Piyango İdaresi, 3670 Sayılı Kanun ile 5 Temmuz 1939’da kuruldu. Türk Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu)’nin yetkileri yeni kuruma devredildi. 19 Mayıs 1940’da yapılan çekiliş törenine 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Bakanlar Kurulu üyeleri katıldı. Sağlanan gelirle Ankara’daki 19 Mayıs Stadyumu inşa ettirildi. 1946’da başka bir çekilişin hâsılatıyla İstanbul Fenerbahçe Stadyumu yaptırıldı.

30 December 2018 14:22
1,576 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 1

Bitlisli Zaro Ağa, ömrünün tamamına yakınını İstanbul’da geçirdi. Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan adamdı. Ölünceye kadar sigara içmeyi sürdürdü. ‘Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı’ diye ünlendi. Otopsisinde 3 böbrekli olduğu ortaya çıktı.

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 2

Zaro Ağa, 130 yaşından sonra çok ünlendi fakat para kazamadı. Dünyayı dolaştı. Popüler isimlerle tanıştı, fotoğraf çektirdi. Reklam kampanyalarında etkin rol aldı. Kartpostalları/foto kartları yüz binlerce satıldı. Kısacası Ağa, ülkemizin ilk ‘uluslar arası medya ikonu’ydu!

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Babasının Mezarını Arayan Gazeteci

Yunan Hükümeti, tarihi mezarlığı kaldır(t)mış, üstünden de geniş asfalt yol geçirmişti. Sakız Adası’nın son Mutasarrıfı Hamdi (Simavi) Bey’in mezarı da kayıplara karışmıştı.

Başbakan’ı Koruyan Kung-Fu Ekibi

Türkiye Cumhuriyeti’nin 23. Başbakanı Necmettin Erbakan’ın yakın korumalığını yapan, kendilerine ‘Sakaryalılar’ adı veren bir grup vardı.

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 1

Bitlisli Zaro Ağa, ömrünün tamamına yakınını İstanbul’da geçirdi. Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan adamdı. Ölünceye kadar sigara içmeyi sürdürdü. ‘Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı’ diye ünlendi. Otopsisinde 3 böbrekli olduğu ortaya çıktı.

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 2

Zaro Ağa, 130 yaşından sonra çok ünlendi fakat para kazamadı. Dünyayı dolaştı. Popüler isimlerle tanıştı, fotoğraf çektirdi. Reklam kampanyalarında etkin rol aldı. Kartpostalları/foto kartları yüz binlerce satıldı. Kısacası Ağa, ülkemizin ilk ‘uluslar arası medya ikonu’ydu!

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Babasının Mezarını Arayan Gazeteci

Yunan Hükümeti, tarihi mezarlığı kaldır(t)mış, üstünden de geniş asfalt yol geçirmişti. Sakız Adası’nın son Mutasarrıfı Hamdi (Simavi) Bey’in mezarı da kayıplara karışmıştı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

Türkçe de Konuşan Cengiz Han

Cengiz Han; tarihe 'Moğol ulusunu tanıtan hükümdar' diye geçti.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 2

Zaro Ağa, 130 yaşından sonra çok ünlendi fakat para kazamadı. Dünyayı dolaştı. Popüler isimlerle tanıştı, fotoğraf çektirdi. Reklam kampanyalarında etkin rol aldı. Kartpostalları/foto kartları yüz binlerce satıldı. Kısacası Ağa, ülkemizin ilk ‘uluslar arası medya ikonu’ydu!

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 1

Bitlisli Zaro Ağa, ömrünün tamamına yakınını İstanbul’da geçirdi. Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan adamdı. Ölünceye kadar sigara içmeyi sürdürdü. ‘Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı’ diye ünlendi. Otopsisinde 3 böbrekli olduğu ortaya çıktı.

Tahta Çıkınca ‘Sünnet Olan’ Padişah

I. Ahmet, 14 yaşında tahta oturdu. 14. Osmanlı padişahıydı. 14’ünde sünnet edildi. Saltanatı 14 yıl sürdü. Bazı müverrihlere göre 14 oğul babasıydı. İnşa ettirdiği caminin ‘Ahmediye Camii’nin - Sultan Ahmet Camii! - ilk tasarımında 14 şerefesi olduğu yazılacaktı. Sultan Ahmed-i Evvel’in hayatı ilgi çekici olaylar ve tezatlarla doluydu.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Osmanlı’nın Tek ‘Kadın Padişahı’

Kösem Sultan, Osmanlı Hanedanı’nın tahta çıkan erkek üyelerinin çoğundan daha uzun süre hüküm sürdü. Devleti - tek başına! - 20 yılı aşkın idare etti. Bürokrasideki rakip/karşıt grupları/kanatları ustalıkla dengeledi. Ağzından çıkan her kelime ‘buyruk’/‘kanun’ kabul edildi. ‘Kadife eldiven içindeki çelik ele benzetildi!’

‘Kıbrıs’ı Veren’ 2. Abdülhamit

2. Abdülhamit’in saltanatının 2. yılında Osmanlı yok oluşun eşiğinden döndü. Tarih, ’93 Harbi’ gibi örneğine çok az rastlanır drama şahitlik etti. Ruslar, İstanbul’un tarihi surlarına kadar ulaştı. Her an şehri alabilir, her şeyi talan edebilir, binlerce insanı öldürebilirlerdi. Sultan şoka girdi, ne yapacağını bilemedi. İngiliz Büyükelçisi Sir Henry Layard’ın önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Kıbrıs’ı vermesi karşılığında şahsının ve imparatorluğun hayatiyetini garantiye alabilecekti! ‘Denize düşen yılana sarılırdı!’

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.