Kaddafi’nin Uçağındaki Deniz Baykal

Kaddafi, hayatı boyunca Türk Milleti’ne olan sevgi ve saygısını hep tekrarladı. Türkiye’nin en sıkışık döneminde yaptığı stratejik yardım hiç unutulmadı.

Kaddafi’nin Uçağındaki Deniz Baykal

Kıbrıs Barış Harekâtı başarı ile yapılmıştı. Planlanan hedeflere ulaşılmış; gerekli teçhizât ve asker de belirlenen noktalarda konuşlanmıştı. ‘Yavru Vatan’ Kıbrıs’ta esaret altındaki soydaşlarımız kurtarılmıştı. Yurdun dört bir köşesinde bayram havası esiyordu. 

- Albay Kaddafi, Arap Dünyasının Parlayan Yıldızı… -

ABD ambargosu yüzünden; özellikle Türk Hava Kuvvetleri’nde uçak yedek parçası sıkıntısı vardı. Türkiye, ihtiyacını nereden karşılayabileceğini araştırdı. Irak ve İran’a soruldu; onlarda da malzeme yoktu. İran Şahı, Türkiye’nin eksiğini gidermeyi istemiyor gibiydi. Irak ise, topu Libya’ya attı; Kaddafi’de istenilen yedek parçaların bulunabileceğini işaret etti. Libya, ülkedeki ABD üslerini kapatmış; bütün silâh, mühimmat ve yedek parçalara da el koymuştu. Albay Kaddafi; anti-Amerikancı tutum ve söylemleriyle Arap dünyasının parlayan yıldızıydı. Türk yetkililer, Libya ile hemen temas kurdu. Libya, kapatılan ABD üslerinde bol miktarda silâh ve malzeme olduğunu, istenirse, hemen gönderebileceklerini bildirdi. İlk partide, 4 kargo uçağı dolusu silah ve malzeme Türkiye’ye yollandı.

- Türk Heyetini Sıcak Karşılandı… -

İktidarda CHP-MSP koalisyonu vardı; Başbakan Bülent Ecevit idi. Millî Savunma Bakanlığı koltuğundaysa Hasan Esat Işık oturuyordu. Işık; diplomat Taner Baytok’u çağırdı; Kaddafi’ye teşekkür mektubu yazmasını, ellerindeki diğer silâhları da rica etmesini söyledi. Baytok, Bakan’ı uyardı: ‘Efendim, gönderilen ve yeni alacağımız silâhların parası da vereceğimizi belirtelim!’ Mektup yazıldı; Baytok, hem mektubu götürmek, hem de hükümetin yeni isteğini iletmek üzere heyet ile Libya’ya uçtu. 

Yanındaki heyette, konularına hâkim Türk subayları da vardı. Libya Genel Kurmay Başkanı, Türk heyetini sıcak karşıladı; mektubu okudu; istenilen silahları vereceklerini, ama parayı kabul edemeyeceklerini bildirdi. Libyalı subaylar, Türk meslektaşlarını eski Amerikan üslerine götürdü; Türk tarafının işine yarayacak silâh ve malzemeler belirlendi. 4 adet DC9 kargo uçağına doldurulup Türkiye’ye yollandı. Libya Lideri Kaddafi’nin Türk tarafına gösterdiği sıcak ilgi ve sevgi de görülmeye değerdi.

Ertesi gün, 4 Eylül’dü; Libya’nın Kurtuluş Günü Törenleri yapılacaktı. Türk heyeti, bir gün daha kalıp, merasimlere katılma kararı verdi. Maliye Bakanı Deniz Baykal başkanlığında başka bir Türk delegasyonu da, 4 Eylül Törenleri’ne iştirak etmek için ülkeye gelmişti. 

- Kaddafi, Deniz Baykal’a İltifatlarda Bulundu… -

Deniz Baykal başkanlığındaki Türk heyeti, ertesi gün, Libyalıların millî günlerini kutlamak için düzenlenen törenlerdeydi. Ama Kaddafi ile görüşmek zordu. Genç liderin çevresi sevgi halesiyle örülüydü. Biraz zor olsa da, Türk Heyeti, ite kaka yol açıp, Kaddafi’nin yanına ulaşmayı başardı. Kaddafi, kendisi gibi genç ve başarılı Deniz Baykal’a iltifatlarda bulundu; Türk Milleti’ni ne kadar sevdiğini anlattı. Heyetimizden, ülkesinde birkaç gün kalıp, misafiri olmasını istedi. Ertesi gün, saat 10.00’na görüşmek için de randevu verdi. O anda, başı çok kalabalıktı; çok sayıda resmî heyet görüşmek için bekliyordu. Ayaküstü yapılan kısa süreli kabulde, meramımızı anlatmamız güçtü.

- Adanın Tamamını Neden Almadınız… -

5 Eylül 1974’de, Libya’nın Trablus şehrinde, Kaddafi’nin sarayında yapılan resmî görüşmede Deniz Baykal ilk sözü aldı. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın bütün safhalarını anlattı; Libyalı kardeşlerimizle tarihî bağlarımızdan söz etti; silâh desteğinden ötürü teşekkür etti. Kaddafi; Baykal’ın İngilizce yaptığı konuşmayı tercümanının çevirisiyle dikkatle dinledi. Sonra da, ‘Adanın tamamını neden almadınız,’ diye sordu. Ardından ilave etti: ‘Yunanistan kıpırdamaya kalkarsa; size elimizden gelen bütün desteği veririz!’ 

Libya’nın efsanevi liderinin programı yüklüydü. Ordusunun üst rütbeli subayları ile yemek yiyecekti. Baykal ve heyet üyelerini de, yemeğe davet etti. Kıbrıs Barış Harekâtı’yla ilgili bilgileri birinci elden öğrenmeleri hoşlarına giderdi. Türk Heyeti, tarifeli uçaktan bilet alabilmişti; yemeğe katılmaları halinde, uçağı kaçıracaklardı. Baykal, durumu anlatmaya çalıştı; Kaddafi başını salladı: ‘Türk kardeşlerimi özel uçağımla gönderebilirim,’ dedi. 

- Baykal, Kıbrıs’taki Haklı Müdahalemizi Anlattı… -

Baykal, Libya’nın seçkin subaylarına Kıbrıs’taki haklı müdahalemizi anlattı; Türk dostu Libya Lideri’ne teşekkür etti. Kaddafi’nin özel uçağı; Türk Heyeti’ni güven içinde, salimen ülkemize ulaştırdı.

Kaddafi, hayatı boyunca Türk Milleti’ne olan sevgi ve saygısını hep tekrarladı. Türkiye’nin en sıkışık döneminde yaptığı stratejik yardım hiç unutulmadı.

23 February 2021 08:38
978 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Nobel’e Aday Gösterilen Atatürk

Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos (1864 - 1936), 12 Ocak 1934’de bir mektup yazıp Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti.

Papaz’ı Korkutan Dosya

‘The Friends, The British Secret Intelligence Service’nin Makarios ile ilgili dosyaları, 1950’den bu yana dinî ve politik olarak önderlik ettiği halkına anlatılamayacak ölçüde rezilliklerle doluydu.

Nihat Erim’in Kıbrıs Raporu

Erim; 1956 yılında, Başbakan Adnan Menderes’e verdiği raporda; Kıbrıs’ta en iyi çözüm yolunun taksim olduğunu vurguladı.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Kenan Evren'in Yaptırdığı Asala Operasyonları

Ermeni terör örgütü ASALA’ya karşı etkin ve sonuç alacak operasyonun planlaması 1982’nin yaz aylarında Çankaya Köşkü’nde Devlet Başkanı Kenan Evren’in talimatıyla başlatıldı. Karargâhın başında da Evren’in kızı Şenay Gürvit Hanım görev yaptı.

General Trikopis'i Esir Alan Ahmet Çavuş

Afyonlu Ahmet (Ünlü) Çavuş, savaşın gidişatını değiştirdi. 2 arkadaşıyla Yunan Ordusu’nun Başkomutanı Trikopis’i ve kurmaylarını esir alarak, imkânsızı mümkün kıldı. Ordumuza yüksek moral aşıladı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

52 Nişan, 16 Nikâh Yapan Ünlü Kaleci

Beşiktaş’ta üne kavuşan kaleci Varol Ürkmez, futbol yaşamı boyunca olayların, şaşaalı hayat tarzının, şaşırtıcı sayıdaki aşkların adamıydı. Gazetecilerin en önemli haber kaynaklarındandı. Halkın, özellikle de futbolseverlerin sevgilisiydi. Sadece futbolcu değildi, sinema ve tiyatro sanatçısıydı, tepeden tırnağa şov insanıydı.

CIA’nın Yenge Merakı

CIA, Evren’in Müstakbel Eş Adayını Merak Etmiş.

Mirasını Diyanet’e Bağışlayan Başbakan

Hacı Emin Ağa rahmetli olunca, mirası çocuklarına, onlardan da torunlarına geçti.

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Cami Yaptıran’ Reis-i Cumhur

İsmet İnönü, siyaset yaptığı yarım asırlık müddette, ‘Din Düşmanı’, ‘Cami Satıcısı’, ‘Alnı Seccadeye Varmayan’ gibi çok ağır ithamlara/suçlamalara maruz kaldı. İddia sahipleri kutsal dinimizden yarar/çıkar sağlayan, kendilerini keramet sahibi sanan/gören, daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadro/ideolojiye karşıt/düşman kişi(ler) ve çevrelerdi.

Balığa Harçlık Veren Padişah

‘Mustafa Han-ı Evvel’, neredeyse ömrünün tamamını ‘kafes’te geçirdi. 2 defa, kısa süreli Osmanlı tahtında oturdu. Hanedan’ın erkek mensubu yokluğundan ötürü ‘zekâ geriliği’ teşhisine rağmen padişah ilan edildi. ‘Deli Mustafa’ diye tanındı. Öldüğünde, Ayasofya’da - eskiden! - ‘vaftizhane’ diye kullanılan/bilinen bölüme defnedildi.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Yeşilçam’ın Taçsız Kralı

Ayhan Işık, Selanik’ten hicret eden bir ailenin çocuğu idi. Eğitimini zorluklar içinde tamamladı. DGSA’den mezun olup ressamlık yapacaktı. Kendisini Yeşilçam’da buldu. ‘Türk sinemasının ilk büyük starı’ diye tanındı. Beyazperdenin tarihine geçti.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Türkiye’nin İlk Piyanist Şantörü

Gencer, Türkiye’de ilk Türkçe sözlü pop müzik parçasını seslendirdi. Çocukluk arkadaşı, Fecri Ebcioğlu, ‘Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’ adlı şarkının sözlerini yazmıştı.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

Uçağa Binmekten Korkan Komedyen

Kemal Sunal; denize girmeyi, uçağa ve gemiye binmeyi sevmezdi.

Cenaze Namazı Kıldırılmayan Ülkücü

‘Ülkücü’ Mustafa Pehlivanoğlu ile ‘Devrimci’ Necdet Adalı aynı gün asıldı; 12 Eylül’ün mimarları (!) ne sağda, ne de solda olduklarını icraatlarıyla gösterdi.

Atina’daki Adamımız

İstiklal Savaşı’nın kazanılmasında, Cumhuriyet’in kurulmasında/sağlam temellere oturtulmasında harca ter akıtan pek çok isimsiz Türk istihbaratçısı da bulunuyordu. Binbaşı Fevzi Kamacı da büyük destanın kahramanlarındandı. Asker bir ailenin üyesiydi. Ağabeyi de Türk Erkan-ı Harbiyesi’nde albay rütbesinde istihbarat subayıydı.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Cami Yaptıran’ Reis-i Cumhur

İsmet İnönü, siyaset yaptığı yarım asırlık müddette, ‘Din Düşmanı’, ‘Cami Satıcısı’, ‘Alnı Seccadeye Varmayan’ gibi çok ağır ithamlara/suçlamalara maruz kaldı. İddia sahipleri kutsal dinimizden yarar/çıkar sağlayan, kendilerini keramet sahibi sanan/gören, daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadro/ideolojiye karşıt/düşman kişi(ler) ve çevrelerdi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 2

Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik, dünya güzeli kızı Mihrimah Sultan’ın kocası, Damat Rüstem Paşa, maliyeden iyi anlardı. Devlet hazinesi ağzına kadar doldu. Sadaretinde, Osmanlı’da rüşvet yaygınlaştı. Fukara halkın özellikle de köylünün üzerine kaldırılamayacağı vergiler bindirildi. Toprak verimsiz, ürün yetersizdi. Çiftçiler, azalan kazançları karşısında ekip biçmekten vazgeçmeye başladı.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

İki Defa Gömülen Vezir-i Azam

Hekimoğlu Ali Paşa, Osmanlı coğrafyasının tamamına yakınını dolaştı/gördü. Yöneticilik yapmadığı bölge - nerede ise! - kalmadı. İmparatorluğun en yüksek makamına ‘sadrazamlığa/vezir-i azamlığa’ - tam 3 defa! - kadar yükseldi. Devleti kontrol eder duruma geldi. Daima halkın yanında durdu, sorunları çözmeye çalıştı. ‘Maaşından başkaca gelire sahip olmadı. Rüşvete, irtikâba, hediyeye bulaşmadı/tenezzül etmedi!’ Şahsi birikimini cami, külliye, çeşme, kütüphane gibi hayır işlerinde harcadı. ‘Ailesine de temiz ismini miras bıraktı!’