Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher (Baştaş) Şeniz, son dönemin en önemli dansözlerindendi. Prenses Banu, Leyla Sayar ve gibi, geleneksel Türk oryantal dansını günümüze aktaran zincirin son halkaları arasındaydı.

Şeniz, özel hayatında fazlasıyla utangaçtı. Bir erkeğin yüzüne dikkatle bakamazdı. Öldüğü güne kadar mahcubiyetini gideremedi; şikâyetini sürdürdü. Son röportajında da - ömür boyu! - kurtulamadığı sorunu - bir daha! - tekrarladı:

‘Utangaçlığım hiç geçmedi. Bir erkeğin yanında soyunamam; yüzüm kızarır. Gizlemek için karanlıkta çamaşırlarımı çıkarırım. Yatak odam daima karanlıktır. Hayatıma giren erkekler içinde, benimle aydınlıkta sevişen yoktur…’

- Hep Bir Gül Goncasıyla Aşk İlanı Bekledi… -

Son derece romantikti; el ele tutuşup saatlerce oturabilirdi. Şovlarında, başından aşağıya kovalar dolusu gül yaprağını döken hovardalara kızardı. Zamanında/yerinde verilen bir gül goncasına gönlünü sunabileceğini/teslim edebileceğini söylerdi.Seher - gün ortaya çıkmadan önceki zaman, tan ağartısı! - vakti doğmuştu. Ailesi de adını ‘Seher’ koymuştu. Mayıs 1948’de, İzmir’in Narlıdere ilçesinde dünyaya geldi. Babasını hiç tanımadı. - Doğumundan az sonra bırakıp gitmiş; sırra kadem basmıştı! - Annesi tarafından büyütüldü. Ablası ve ağabeyi vardı. Fakat aile bağları pek zayıftı. Sıcak, kuvvetli aile ilişkilerini özledi/hayal etti. ‘Biz, asla birbirine bağlı/kenetlenmiş aile olamadık,’ diye üzülecekti.

Ortaokul 2. sınıfa kadar okuyabildi. Küçük yaşta - 16’sında! -, çok kısa süren, mutsuz evlilik yaptı. Bir ay kadar evli kalabildi. Kocasını hiç sevmemişti. Bir tanıdığı, hukuki çıkış yolu önermişti. Ülkemizde, 18 yaşına basan/giren kişi ‘reşit’ sayılırdı. Ama evlenirse; özgürlüğüne daha önce kavuşabilirdi. Gözünü kararttı; özgürlüğünü kazanma pahasına nikâh defterini imzaladı. 

Bir röportajında o günlerdeki psikolojik durumunu özetledi:

‘Evlendiğim gün, kadın ile erkek arasındaki biyolojik farkı bile bilmiyordum. Utançtan ölüyordum. Tam 2,5 saat banyodan çıkamadım. İlk gecem felaketti. Ben de, eşim de tecrübesizdik. 25 yaşıma kadar, cinsel teması düşünmedim.’

- Artist Olmayı, Şöhreti Amaçladı… -

Bir ay sonra ayrıldı. Sabık kocası, zengin akrabasıyla hayatını birleştirince; Seher’i hemen unuttu.

Ailesiyle İstanbul’a taşındı. Kimseden destek/yardım gör(e)medi. Hayatta tek başınaydı; kendi ayakları üzerinde duracaktı. Aklında hep artist olmak vardı. Soyadını ‘Şeniz’ diye değiştirdi. Artist dergisinin 1965’de düzenlediği yarışmaya resim gönderdi. Annesine haber vermedi; hâlâ korkuyordu. Derginin arka kapağında fotoğrafı yayınlandı. Fakat yarışmanın performans bölümlerine katılamadı.Kadıköy’deki Caddebostan Plaj Gazinoları, her yıl ‘Plaj Güzellik Yarışması’ düzenlerdi. Aynı yılın - 1965! - müsabakasına girdi. ‘Plaj Güzeli’ seçilince; şansı açıldı. Aynı yarışmanın 3.’sü Seyyal Taner’di.

Güzellik yarışmalarının şöhret getirdiğini anlamakta zorlanmadı. 1966 Türkiye Güzellik Yarışması’na da katıldı. İkinci seçilince, sinirlendi. İkincilik kurdelesini jüriye fırlatıp protestosunu gösterdi. Armağanı almayı da reddetti. 

Sevtap Eti, birinci/kraliçe seçilmişti. Güzel kızdı; fakat formundan uzaktı. Seher’e göre; birincilik kendi hakkıydı. Seyirci de sonuçtan gayrı memnundu: Saatlerce, ‘Seher… Seher...’ diye bağırmış; durumu protesto etmişti. Seher Şeniz de, seyirciden destek bulmuş; ikincilik kurdelesini jüriye atmıştı.

Protestosu, magazin basınının, gazino camiasının, menajerlerin ve organizatörlerin dikkatini çekti. Kusursuz sayılacak vücuda sahipti; tek sorunu - yüzüne göre biraz büyük sayılabilecek! -burnuydu. 

- Rol Aldığı İlk Filmi ‘Kelle Koltukta’ İdi… -

Yarışma sonrası, Muhterem Nur’un başrolünü oynağı filmde küçük bir sahnesi oldu. Birkaç filmde de sıradan rollerde göründü. Aslında sinema kariyerine, ‘Kelle Koltukta’ (1962) filmiyle başlamıştı. Yılmaz Duru, Muhterem Nur ve Vahi Öz yapımın önemli isimleriydi. 22 sinema - daha çok avantür ve erotik! - eserinde oynadı. Güzelliğine karşın vamp portreler adeta üzerine oturdu/kaderiydi. Hasan Kazankaya’nın yönettiği, Yılmaz Güney’in oynadığı ‘Tehlikeli Adam’ (1965)’daki rolü kayda değerdi.

Filmleri içerisinde günümüzde en fazla tanınanı/bilineni; senaryosunu Sezgin Burak'ın yazdığı, Mehmet Aslan'ın yönettiği, başrollerini Kartal Tibet, Eva Bender'in paylaştığı, 1971 yapımı ‘Tarkan: Viking Kanı’ydı.

1970’li yılların magazin basınında, ‘ünlü çıplak!’, ‘seks sembolü!’ nitelemeleriyle anıldı. Kendisini erotik film furyasında buluverdi. Eleştirmenlere göre; yüzü ve ifadesi seyirciye samimi/çekici gelmedi. Düzgün fiziği ile dikkatleri üzerinde topladı. Yaptığı işi yine sevmedi. Adı; Feri Cansel, Arzu Okay, Melek Görgün ve Zerrin Egeliler ile beraber hatırlandı; ‘erotik filmlerin vazgeçilmez/temel taşı yıldızları’ kategorisine yazıldı.

İran yapımı bir filmde de başrol oynadı; ama arkası gel(e)medi.

Sinemada aradığını bulamadı. Sonraki durağı müzikhollerde ‘striptizcilik’di. Bir dizi estetik operasyondan sonra kendine güvenini kazandı. Dans edebilir; güzelliğini - cömertçe! -sergileyebilirdi. 

Hedeflediği şöhrete ve paraya - kısa sürede! - ulaştı. Dönemin en ünlü, en görkemli müzikhollerinden Parizyen - Parisien! -’de sahne aldı/çalıştı. Yabancı personel arasında tek Türk: Seher Şeniz’di. ‘Zora’ adını kullandı. ‘Nights of Arabian’ - Arabistan Geceleri! - adlı tablolardan oluşan görkemli dekor önünde kıvrak, iç gıdıklayan raksları göz doldurdu; müşterileri büyüledi. Şovu süresince, ahenk içinde vücudunu sergiliyor; seyircilerin göz bebeklerini irileştiriyordu/büyütüyordu. İlk günkü yevmiyesi: 150 liraydı. Bir ay sonra en çok aranan/kazanan yıldızdı; müessesenin gözdesiydi. Günlüğü, 500 liraya yükseldi. Her gece, mütevazı bir devlet memurunun aylık maaşına dans ediyordu.

- Celal Şahin, Hayatının Gidişini Değiştirdi… -

Şöhret, hayranlarının sayısını artırdı. Eğlence sektörünün ünlü çalışanlarının/patronlarının ilgisini çekti. Komedyen Celal Şahin de, Parizyen’in müdavimiydi. Seher Şeniz’le samimiydi. Şeniz, Şahin’e ‘Ağabey,’ der; tavsiyelerine dikkat ederdi/uymaya çalışırdı. Şahin, - bir gün! - yanında Fahrettin Aslan’ı getirdi. İkili, Şeniz’in şovunu izledi. Şahin, önerisini patlattı: ‘Hayatını soyunarak; striptizle sürdüremezsin. Dansözlük yapsana…’

Aslan, Şahin’e arka çıkıp; öneriyi destekledi. Şeniz de denilene/tavsiyeye uydu. Ama dansözlüğü içine sindiremedi. ‘Kötü, ayıp iş yaptığı,’ düşüncesine kapıldı. Dönemin en tanınan dans hocaları tutuldu. Uzun, yoğun ve sonuç alan çalışma/hazırlık maratonu sonunda sahneye hazır(lan)dı. 1971’in sonunda, ‘Seher Şeniz’ adı Maksim Gazinosu’nun göz alan neonlarına yazıl(ıy)dı.

Kendi ifadesine göre; ilk 6 yıl, yaptığı işten iğrendi. Ama zamanla alıştı. Oryantalin sanat olduğuna inandı; zevkle dans etmeye başladı. En beğendiği dansöz: Nesrin Topkapı’ydı.

Arap müziği eşliğinde raks ederdi. Arap tarzını bilen müzisyen azdı; kendi ifadesiyle; ‘Koskoca İstanbul’da, Arap müziğinden anlaya(bile)n 6 musikişinas vardı!’ diyecekti. Bir araya getirip, aynı sahnede çaldırmak da mümkün değildi. Bu yüzden de ‘playback’ - önceden kayda alınmış parçanın fonda çalınması! - müzikle dans edebil(ir)di.  Farklı parçalar için Mısır’a dahi gitti; 15 gün kalıp, araştırmalar yaptı. Kendi dans formuna uyan yeni melodilere şiddetle ihtiyaç duymuştu. 

- Adı Çok Sayıda Erkekle Anıldı Ama… -

Şeniz’in ifadesine göre; ‘fırtınalı’ hayat yaşamadı. Fakat yaşamı durgun da sayılmazdı. Şöhretinin doruğunda iken; adı, çok sayıda erkekle anıldı. İlişkileri daha çok ‘duygusal temelli’ydi. Yine kendi anlatımına göre amacı: Salt ilişki yaşamak değil; sıcak/mesut yuva kurabilmekti. Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan’ın oğlu Sacit Aslan ile nişanlandı. Traktör üreticisi Osman Hattat ile adı anıldı. 

Uluslar arası piyasada ‘elmas kralı’ diye tanınan Ermeni asıllı John Vahe Tosunyan ile de aşk dedikodusuna ismi karıştı. 

Tosunyan, katıksız Türk dostuydu. Türk yöneticileriyle, siyasetçileriyle yakın/sıcak ilişkiler kurmuştu. Süleyman Demirel’in ifadesine göre; Paris’teki Fahri Türkiye Büyükelçisi’ydi. ASALA’ya karşı Türkiye’nin tezlerini destekledi. Paris’te Türk Evi’nin açılması için yoğun gayret gösterdi. Evliydi; Şeniz’in ifadesine göre de; çok muhterem/modern/olgun bir hanıma sahipti. Özel hayatında muhafazakârdı; reklam yapmaktan hoşlanmazdı. Şeniz ile Eyfel Şov’unda tanıştı. Türk Turizm Bürosu’nun açılış kokteylinde yeniden karşılaştılar. 

Şeniz, Tosunyan ilişkisini hep reddetti. Eşinin de bulunduğu lokantada - beraber yemek yerken! - çekilen ortak resimlerini gösterdi; dedikoduları tekzip etti.

- Anneliği, Çocuk Sahibi Olmayı Hayal Ederdi… -

Her röportajında, Tanrı’ya ve reenkarnasyona inandığını tekrarla(r)dı. İnanışına göre; bir dahaki sefer dünyaya erkek kimliği ile gelecekti. Hayvan severdi; fakat yılan ve akrepten uzak dur(ur)du. Ölümlerini görmemek için hayvan besleme(z)di. Anneliği, çocuk doğurmayı çok arzulardı. İfadesine göre; çocukları ve aileyi çok severdi.

Aradığı sevgiyi bulduğuna inandığı - dönemin önemli/tanınmış demir tüccarı/toptancısı! - İ.Ö.’nün ihanetini kaldıramadı. Ağır bunalıma girdi; 29 Haziran 1984’de intihara kalkıştı. 4 tüp Mogadon adlı hapı içti. Nişantaşı’nda Bozyaka Apartmanı’nda dairesinde kalırdı. Ölümle adeta dans etme/kaçma kovalamaca oynadı; müdahaleden sonra eşikten döndürülebildi. Amerikan Hastanesi’ne kaldırılması en büyük şansıydı. 

İkinci resmi evliliğini, ABD vatandaşı Anthony Wilkins ile yaptı; ama uzun süre devam ettiremedi. Tek kazancı: ABD vatandaşlığı kazanmasıydı/almasıydı.Üçüncü ve sonuncu evliliğini, Ermeni asıllı, Fransız pasaportu taşıdığı ileri sürülen Teknur Kiraz ile gerçekleştirdi. Paris’e yerleşti; dünyaca bilinen Moulin Rouge gibi çok ünlü gece kulüplerinde striptiz sanatını icra etti. Fransız kamuoyunda ve dans aleminde tanındı; ‘Türk Lokumu Seher!’ diye anıldı. Meşhur erotik dergi Playboy’a da imzasını attı. Vücudunun en mahrem noktalarını sergileyen fotoğrafları yayınlandı. Adı geçen dergiye poz veren ilk Türk yıldızıydı. - Sıla Şahin ile Elif Çelik adlı genç mankenler de Playboy için resim verdi! -

- Erotik Obje Şeklinde Değerlendirilmekten Usandı… -

Seher Şeniz; 44 yıllık kısa sayılabilecek ömründe mutluluğa, huzura ve sevgiye erişemedi/ulaşamadı. Bardağın bir tarafı daima boş kaldı/doldurulamadı. ‘Cinsel meta’ şeklinde değerlendirilmekten bıkmış; insanlara güvenini yitirmişti. Hayatına son vermeyi – yeniden/bir kez daha! - planladı. 1992’nin Mayıs ayının başıydı. Bozyaka Apartmanı’ndaki evinin anahtarını, ağabeyi emekli Yarbay Turan Baştaş’a verilmesi için, kapıcıya bıraktı. ‘Avrupa’ya gidecekti; evine göz kulak ol(un)malıydı…’

Şeniz’in ağabeyi, - 15 Mayıs 1992 Cumartesi günü! - kapıcıdan anahtarı aldı; daireye girdi. İçeriyi kesif şekilde çürümüş et kokusu sarmıştı. Kız kardeşinin morarmış cesediyle karşılaştı. Odadaki boş 2 viski şişesini ve hap tüplerini gördü. Aşırı dozda içki ve hap ile hayatını sonlandırmıştı. Kısa sayılabilecek veda mektubu/vasiyetname bırakmıştı: ‘Ölümümden kimse sorumlu değildir,’ notu ile başlıyordu. Kararının gerekçelerini - kendince! - açıklamıştı:

‘Nihayet iğrenç dünyadan gitmeyi başardım. Ölmenin, ölmeye çalışmanın zorluğunu söyleselerdi; alay ederdim. İnsanların ne mal olduğunu 15 yaşımda öğrendim. Fahişelik yapmak için yaratılmadım. Hassas ve duygusalım. Öldüğümü kimse bilmesin ve üzülmesin. Peruklarımı yakın; küllerini savurun. Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum. Beni, beyaz bornoza sarın ve defnedin!’

Vasiyetine tam uyul(a)madı: Cenaze namazı, Teşvikiye Camii’nde kılındı. Müslüman geleneklerine göre kefenlendi ve mezara konuldu. Giysileri fakirlere dağıtıldı.

14 January 2020 11:18
1,621 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Altın Plak Yerine Buzdolabı

TSM (Türk Sanat Müziği) sanatçısı Nesrin Sipahi, iki bine yakın şarkıya hayat verdi ve bize sevdirdi.

Niğde’de Saklanan Kutsal Emanetler

Hükûmet ve Türk Genel Kurmayı, İstanbul'un bombalanabileceğini de ihtimal dâhiline almıştı. Böyle bir durumda, saraylar, tarihî eserler ve müzeler büyük zarar görebilirdi.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu’nun lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; bağlanan maaşı kabul etmedi; kendisinin ve ailesinin zaruretine rağmen, Kızılay’a hibe etti. Akrabalarının ne maaştan ne de bağıştan haberi olmadı. Ta ki ölümünden sonra yayınlanan taziye mesajına kadar…

Çankaya Köşkü'nde Eşek Sütüyle Güzellik Banyosu

Prenses Süreyya, İran İmparatoriçesi sıfatı ile ülkemize - 1951 ve 1956’da! - iki resmi ziyarette bulundu. Büyük ilgi gördü, el üstünde tutuldu. Güzellik reçetesini de uygulamasına fırsat tanındı…

Konta Metreslik Yapan Kraliçe

‘Ekmek bulamadılarsa pasta yesinler!’ deyişi ile tarihe geçen Fransız Kralı 16. Louis’in eşi Marie Antoinette’nin İsveçli bir kontun metresi olduğu ortaya çıkarıldı.

Prenses Diana’nın Bilinmeyen Kızı

Prenses Diana’nın İngiliz Veliaht Prensi Charles’tan Sarah isimli gizli bir kızının olduğu iddia edildi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Lise Öğrencisi Profesyonel Tiyatrocu

Kemal Sunal; tarihî Vefa Lisesi’nin tarih sayılabilecek öğrencisiydi.

Bavulda Festivale Giden Film

Umut; 1970 Adana Altın Koza Film Yarışması’nda tam altı ödül birden kazanmıştı.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Vahi Öz’ün Oğlu Üvey Annesiyle Evlendi

Vahi Öz’ün beşinci karısı Jale Öz, üvey oğlu Taner Öz ile evlendi.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Şairlerden Dayak Yiyen Eleştirmen

Nurullah Ataç, döneminin eleştirileri en çok önemsenen üstadıydı. Dilde sadeleşmeyi destekledi. Cumhuriyet ilkelerini savunan genç kabiliyetleri hep destekledi. Ömrünü Türkçe’ye adadı.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Bakire Kanıyla Yıkanan Kontes

Güzellik uğruna tarihe ilk seri katil suçlamasıyla geçen Kontes Elizabeth Bathory (1560 - 1614), ününü tek seferde 612 bakire genç güzel kızı işkenceyle öldürtüp kanları ile banyo yapmakla kazanmıştı.

Erkek Gibi Kadının ‘Çirkin Kral’ Aşkı

Bir gazete röportajında şöyle diyecekti: ‘Hayatım boyunca Yılmaz Güney gibi adam düşledim. Her arzu ettiğini alan, her istediğini koparan erkekle tanışmayı arzuladım.'

Star Olmayı Hedeflemeyen Star

Bir tarafı ile hep çocuk kaldı; içindeki çocuğu korumaya çalıştı. İçindeki çocuk, yaratıcılığını ve oyunculuğunu tetikliyordu.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Ayşen Gruda, Dümbüllü’nün Kavuğuna Talipti

En büyük isteği, izlenme rekorları kıran filmlerinden hakkına düşen telif ücretini almaktı.

Melek Girmez Sokağı’ndaki Cami

Melek Girmez Sokağı, 1812’deki veba salgını ile ününe ün kattı.

Her Piyango Biletine Bir Kutu Bayram Şekeri

(Hacı) Melek Nimet Özden; 1924’de faaliyete geçen Tayyare Piyangosu’nun ilk bayan başbayisiydi. Şartların zorlamasıyla iş hayatını seçti. Disiplinli ve girişimci ruhuyla başarıyı ilk seferde yakaladı ve hiç bırakmadı.

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

On İki Ada’yı - Maalesef! - Osmanlı Verdi

Siyasi tarihimizde 2 tane Lozan Antlaşması vardı. İlki 15 Ekim 1912’de, ikincisi 24 Temmuz 1923’de imzalandı. Osmanlı; Lozan’ın Ouchy semtinde imzalanan birinci antlaşma ile 12 Ada’yı İtalya’ya - geri alabilmek/ödünçlük koşulu ile! - bıraktı.

Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Danyal Topatan; hayatının tamamını Yeşilçam Sokağı’nda geçirdi. Her tür rolü başarıyla oynadı. Kameranın hem önünde, hem de arkasında çalıştı. Gerçek hayatta ise hep ezildi.

Solist Tokatlayan Gazino Patronu

Zeki Müren; inatçıydı; kararından geri dönmezdi; sonucuna da katlanırdı.

Viski Eşliğinde İlahi

Fahrettin Aslan’ın büyük oğlu Sacit Aslan anılarına yer verdiği ‘Kovadaki Balıklar’ kitabı yayınlandı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

Adnan Menderes’in Son Yasak Aşkı

Menderes’in bir yanı hep boştu/boş kaldı. Eşi Berin Hanım ve tanıdığı/birlikte olduğu bütün kadınlarda annesini aradı; daha doğrusu anne sıcaklığını/şefkatini bulmaya çalıştı. Arayış serüveninde toplumun değer yargılarını pek dikkate almadı; anı dolu dolu yaşadı… Hep kalbinin sesine uydu; kadınların peşinden gitti, koştu…

Solist Tokatlayan Gazino Patronu

Zeki Müren; inatçıydı; kararından geri dönmezdi; sonucuna da katlanırdı.

Viski Eşliğinde İlahi

Fahrettin Aslan’ın büyük oğlu Sacit Aslan anılarına yer verdiği ‘Kovadaki Balıklar’ kitabı yayınlandı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

KGB’nin Ölüm Listesindeki Ünlü Aktör

Sovyetler Birliği’nin 2. Genel Sekreteri Joseph Stalin (1878-1953) sıkı bir western ve John Wayne hayranıydı.

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

CIA’nın Yenge Merakı

CIA, Evren’in Müstakbel Eş Adayını Merak Etmiş.

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

Diğer Muhtelif Yazıları

İnsan Derisiyle Kaplı Kitaplar

Belirlemelere göre, kitaplardan birisinin cildi, hayatta iken derisi yüzülmüş adamdan alınmıştı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Altın Plak Yerine Buzdolabı

TSM (Türk Sanat Müziği) sanatçısı Nesrin Sipahi, iki bine yakın şarkıya hayat verdi ve bize sevdirdi.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Vinçle İdam Edilen Fil

Bakıcısını ezerek öldüren Koca Mary yargılandı ve ölüme mahkum edildi.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.