Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan kuyruklu bir yıldız gibi ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; ülkemizdeki piyanist şantörlerin öncülerindendi. Elimizde çok az plağı, şarkı videosu ve ses kaydı bulunan Güvenir; ölümünden sonra bile eserleriyle yaşamaya devam etti. ‘Sensiz Saadet Neymiş’, ’Ben Ağlarken Gülümserim’, ‘Ayrılık Belki Ölümden Beter’, ’Çaresizim’ vb. gibi romantik/soft şarkılarıyla dünyamıza girdi; hikâyelerimize ortak oldu; hatıralarımızda yer aldı. Güvenir; yaşarken de, öldükten sonra da değeri bilin(e)meyen sanatçılarımızdandı.

- Güvenir’in Babası Kanun Sanatçısıydı… -

Yaşar Güvenir; Ankaralı müzisyen bir ailenin ferdi olarak dünyaya geldi. Babası, Osman Güvenir; Ankara Radyosu’nda kanun sanatçısıydı. Yaşar’dan önce beş erkek çocuğu doğmuş; ancak hiçbiri yaşa(ya)mamıştı. ‘Bari bu yaşasın!’ denilerek; 6’ncı bebeğe, ‘Mesut Yaşar’ adı verilmişti. 

Yaşar; müzik dolu evde büyüdü. Ailenin maddi durumu iyiydi; babası, evinde özel kanun dersleri de veriyordu. Küçük oğlu, kapının arkasından kanun sedalarını dinleyerek büyüyordu. 6 yaşına geldiğinde; kanun çalmaya, alaturka bazı şarkıları seslendirmeye başlamıştı. Hatta babasının kanununa küçücük bir zarar verdiğinde; ilk kez kulağı da çekildi. Aile toplantılarında kanun çalıp, Türkçe şarkılar söylerken; dostları ve arkadaşları sesinin güzelliğini dile getirecekti.

- Güvenir, Radyo Çocuk Kulübü’nden Yetişti… -

Ankara Radyosu’nun aile tarihi üzerinde etkin rolü vardı. Küçük Yaşar, okulundan kalan zamanın tamamını Sıhhiye Meydanı’ndaki tarihî binada geçiriyordu. Babası; oğlunu, Radyo Çocuk Kulübü’ne yazdırmış; musiki eğitimi/kültürünü kaynağından edinmesini istemişti. Kulüp; 1940’lı yıllarda, pek çok çocuk sanatçının yetişmesinde rol oynamıştı. Yaşar; Batı dillerinde yazılmış, günün en bilinen/tanınan moda şarkılarını öğrendi/söyledi. Aslında, Yaşar’ın gönlünde tangolar vardı; dönemin en ünlü tangocusu Celal İnce’ye hayrandı. İnce; radyoda program yaparken; kumanda odasından defalarca izleme şansı olmuştu. 

- Üniversitede Profesyonel Piyanistti… -

Güvenir; kanun yanında, akordeon ve piyano dersleri alıp, enstrümanları çalmaya başladı. Liseye geldiğinde; Ankara’daki ünlü Amerikan Kulübü’nde profesyonel solist-piyanist olarak çalıştı. Kazandığı para ile bir yandan harçlığını çıkarıyor; bir yandan da ailesinin geçimine katkı sağlıyordu. Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Edebiyat Bölümü’ne kayıt yaptırdığında; tanınmış bir ses sanatçısıydı. Ankara Radyosu’nda haftada bir program yapan Şevket Yücesaz Orkestrası’nda solistti; canlı yayınlarda da sesini duyuruyordu. Ağırlıklı şekilde İngilizce şarkılar ve Türkçe tangolar söylüyordu. İspanyolca parçalar da repertuarında bulunuyordu. Celal İnce, askerlik görevini yapmak için İzmir’e gidince; Ankara Radyosu’ndaki programları sona ermiş; yerine de Yaşar Güvenir getirilmişti. 

Yaşar Güvenir, Ankara’daki yüksek öğrenim kurumlarında okuyan öğrencilerin düzenlediği balo, konser ve çay toplantılarına katılıyor, günün sevilen tangolarını söylüyordu. 1947’de Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde sahneye çıkışını hatırlayacak; bir röportajında heyecanını anlatacaktı. Her ne kadar ekmeğini caz müziğinden sağlıyorsa da, alaturkayı da zevkle dinleyebiliyordu.

- Plağa Okuduğu İlk Parca: ‘Sensiz Saadet Neymiş’ti… -

Yine 1940’lı yıllarda, ‘Sahibinin Sesi’ adlı plak şirketiyle mukavele imzaladı. Şirketin İstiklal Caddesi’nde, Tünel’e yakın bürosunun merdivenlerini çıkarken; bambaşka/tarifi imkânsız heyecan içindeydi. 10 plak doldurması kabul edilmişti. Fakat yurt dışından gelen plak hammaddesinin yetersizliğinden, ancak bir plak yapabilmişti. Fehmi Ege’nin ‘Yıllarca Sabrettim’ ve ‘Sensiz Saadet Neymiş’ bestelerini seçmişti.

Dönemin magazin dergilerinde haberleri ve röportajları yayınlanıyordu. Radyo Dergisi’nde hakkında çıkan yazıda, ‘Hayranlarından sürekli mektuplar gelen Yaşar Güvenir’in 1.80 metre boyunda, 70 kilogram ağırlığında; kumral, dalgalı saçlı; kahve rengi gözleriyle genç kızların sevgilisi olduğu,’ belirtiliyordu. Romantik insandı; Elvis Presley’in romantik şarkılarını dinliyordu. Beatles Grubu’nu beğenmemişti. Aynı zamanda çapkın mizaçlıydı.

1951’de ilk bestesini yaptı: ‘Daha Dün Yanımdaydın; Bilmem Şimdi Neredesin?’

1954’de ‘Kimbilir’; 1956’da ‘My Crazy Baby’ (Benim Çılgın Bebeğim)’i melodilere döktü. Şarkıyı plağa okuyan Mina, dünya çapında şöhreti yakaladı. Güvenir; bestesinde arkadaşının mahcup ve hüzün dolu gönül hikâyesini anlatmıştı. Çok samimi arkadaşı, Avusturyalı diplomatın kızına gönlünü kaptırmış; ama kavuşamamıştı.

- Güvenir, CACEM’in İlk Türk Üyesiydi… -

Güvenir; 1959’da CACEM (Milletlerarası Kompozitörler Tescil Komitesi)’in sınavına girip, ilk Türk Bestecisi ve Kompozitörü unvanını da aldı.

Yoğun müzik koşuşturmaları arasında evlenmeye de fırsat buldu; iki çocuk sahibi oldu. Sorumluluğu bir kat daha artmıştı. İzmir Caddesi’nde bir mekân açıp, işletmeciliğe soyundu. Lokalinde program da yapıyor; günün sevilen parçalarını seslendiriyordu. 1967’nin kışında işi iyi gitmeyince; lokalini kapatmak zorunda kaldı. Çok sevdiği, üzerine titrediği eşi ile de arası bozuldu; ayrıldılar. 

Ardından acıları katlandı; eşini trafik kazasında kaybetti. Romantik sanatçının kökleri bir bir kopuyordu.

- Sensiz Saadet Neymiş, 17 Bin Beste Arasından Birinci Seçildi… -

Eşini kaybettiği yıl, 1967’de, haftalık gazetenin açtığı Altın Beste Yarışmasına katıldı. Sensiz Saadet Neymiş; yarışmaya katılan 17 bin eser arasından birinci seçilecekti. Bir heykel ile 10 bin lira para ödülü kazanacaktı. Eserleri Zeki Müren, Gönül Yazar, Nil Burak gibi dönemin ünlü pek çok sanatçısı tarafından plaklara okunacaktı.

Gönül Yazar tarafından plağa dökülen; ‘Gel Desen Gelemem ki’, 100 bini aşan satış rakamı yakalamış; Altın Plak Ödülü’ne layık bulunmuştu.

Üstat Yaşar Güvenir; kemanî-bestekâr Fehmi Ege’nin eserlerini yorumlamakta çok başarılıydı; büyük zevk alırdı. Kendi orkestrasının yanında, Vasfi Uçaroğlu Orkestrası ile de çalışmalar yapmıştı.

- Kızının Ölümünü de Gördü… -

Kötü kader, Güvenir’in yakasını hiç bırakmadı. Amansız/sinsi hastalığa yakalanan kızını çok genç yaşta yitirdi. Onun hatırasına, üzüntüsünü dile getiren, ‘Çaresizim’ şarkısını yazıp besteledi. Şarkı, Ahmet Özhan tarafından okundu; büyük sükse yaptı; ün sağladı.

Ankara gibi İstanbul da ona iyi gelmedi; şans getirmedi. Geçirdiği kalp ameliyatı sonunda, sol tarafına felç geldi. Kolunu oynatamayınca; piyano da çalamadı. Aktif çalışma hayatından, sahneden çekilmek zorunda kaldı. 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

3 June 2021 18:16
158 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Hayatı Durduran Ses: Hamiyet Yüceses

Hamiyet adı verilen, mavi gözlü ve sapsarı saçlı güzel kız, bir dönem Türkiye’de fırtına gibi esecek ve musikimizin nağmelerini güzel sesiyle taçlandıracaktı.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

Nazım’ın Tek Taraflı Aşkı

Suat Derviş (Hatice Saadet); güçlü, mağrur, bildiği yolda dönmeyecek kadar cesur, kartvizitinde pek çok ilki taşıyan kadındı.

Cenazeden Sonra Kuru Fasulye Ve Yanında Rakı

Horoz Nuri’nin (Vahi Öz) Bedia’ı (Mualla Sürer) Fransızcayı akıcı konuşur, çok iyi piyano çalar ve Türk Sanat Müziği meşklerine katılırdı.

Hayatı Durduran Ses: Hamiyet Yüceses

Hamiyet adı verilen, mavi gözlü ve sapsarı saçlı güzel kız, bir dönem Türkiye’de fırtına gibi esecek ve musikimizin nağmelerini güzel sesiyle taçlandıracaktı.

Üç Başbakanın Ortak Kaderi

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Mesut Yılmaz’ın oğulları intihar ederek hayatlarına son verdi.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Şapkanın Sarık İle Mücadelesi

Osmanlı bürokrasisi - zaman zaman - Batı’yı takdir etse de Batılılaşmaya hep mesafeli durdu. Avrupa’dan yenilikleri getirmeye yeltenen hükümdar(lar) ya cezalandırıldı ya da hayatını yitirdi. Ulema ve ordu da diğer önemli muhaliflerdi. Genç Cumhuriyet de kurulurken - aynı zamanda! - hem işgal güçleriyle ve hem de yeni yönetime karşı duranlarla kapışacaktı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

MSP'li Bakan'ın Gözünden 12 Eylül’ün İlk Günleri

Malatya Milletvekili, MSP Genel Başkan Yardımcısı, İmar ve İskân eski Bakanı Recai Kutan; 12 Eylül 1980 Cuma günü yapılacak askerî darbeyi 3 gün önceden duydu/öğrendi.

Ali Babacan’ın Bilinmeyen Hikâyesi

Ali Babacan; - Başkentli gazetecinin benzetmesiyle! - Ankaralı, Müslüman burjuva ailenin - yurt içinde ve yurt dışında! - en iyi okullarda eğitim almış üyesiydi. ABD’ye gitti; Batı gördü; yabancı diller öğrendi. Aile şirketini yönetmesi, geliştirmesi/yükseltmesi beklendi. Babacan; kendisini aniden siyasetin içinde buldu; sonrası çorap söküğü gibi geldi…

‘Kamu Hizmeti’ Veren Lüks Mama

Lüks Nermin; İstanbul’un en ünlü - yerli! - kadın satıcılarındandı; dönemin iktidarına yakın durmuş; kendisinden istenileni yapmış ve politikacıların desteğini görmüştü.

Veba Mikrobu Yüklü Pire Bombaları

Hiroşima ve Nagazaki’ye art arda 2 atom bombası atılmasaydı, ABD, 2. Dünya Savaşı’nın en büyük yarasını alacak, milyonlarca vatandaşı kendisini biyolojik savaşın içinde/göbeğinde bulacaktı. Kitlesel hastalıklar ve ölümler yaşanacaktı.

Ezilen Bütün Kadınlar Birleşin!

BM - Birleşmiş Milletler! - istatistiklerine göre, kadınlar tarih boyunca sömürüldü, tecavüze uğradı, şiddet gördü ve zorlu/sert yaşam koşullarına mahkûm edildi. Günümüzde de durum pek değişmedi: Emeğe dayalı işlerin yüzde 66’sı kadınlar tarafından yapıldı. Kazancın yüzde 10’u hanelerine yazılabildi.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Şeriat Adına Kafası Koparılan Öğretmen

Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, kararlı, inatçı, korkusuz, tehditten yılmayan, inancını - gerektiğinde! - hayatı pahasına koruyan yapıdaydı. Cumhuriyet ilkelerinin yılmaz savunucusuydu. Milliyetçiydi ve Türk Ocağı mensubuydu. Atatürk’ün açtığı yeni yolun inanmış fedaisiydi.

Orduyu Teyakkuza Geçiren İdam

Yassı Ada, denizde gemilerin, havada uçakların, karada piyadelerin çok sıkı denetimine/gözetimine alınmıştı.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Tanju Okan Ve ‘Kadınım’ Şarkısı

Tanju Okan; İzmir’den yetişmiş bir ses sanatçısıydı. Türk Hafif Müziği’nin kurucuları/öncüleri arasındaydı. Kısa sayılabilecek hayatında unutulmayacak/ölümsüz şarkılar seslendirdi. Son anına kadar hayata kırgındı; mutsuzdu; huzursuzdu…

Çifte Tabancalı Aktör: Gazanfer Özcan

Gazanfer Özcan; eski tabirle ‘nevi şahsına münhasır’ tiyatro insanıydı. Kendisiyle barışıktı; ailesine ve sanatına bağlıydı. Son nefesine kadar sahnenin tozunu yuttu; öldüğünde devlete vergi borcu çıktı.

Diğer Muhtelif Yazıları

Kurbanlarını Gazete İlanıyla Bulan Kadın Seri Katil

Bayan Belle Gunness, yeni hayat kurmak için ABD’ye geldi. ‘Amerikan rüyası’nı gerçekleştirmek, zenginleşmek amacıyla kendince yol tuttu. Servet sahibi oldu fakat gönlünce harcayamadı. Kurbanlarıyla aynı kaderi paylaştı. Suç ortağının hedefine oturdu.

Tavşan Doğuran Kadın

İngiltere tahtında oturan, İngilizce bilmeyen, çevresi ve devlet yöneticileriyle Fransızca konuşa(bile)n I. George’un döneminde inanılması zor/garip olaylar, skandallar yaşandı. 50 kadar tavşan doğurduğunu iddia eden Mary Tofts adlı kadın da sahtekârlar arasındaydı.

‘Kanser’ Evita Perón’a Şifa Niyetine Mevlit

Ülkesinde gerçekleştirdiği reformlar ve halkına sağladığı sosyal imkânlarla sevildi. Kocası, Juan Perón’a verdiği destek ve darbecilere karşı gösterdiği direniş ile de insanının gönlünde taht kurdu. Eva Perón, dünyaca tanındı.

6 Milyar Doları Yiyen Fareler

Pablo Escobar, ‘beyaz zehir’ ticaretinin - bilinen! - ilk ve en önemli ismiydi. ‘ABD’yi dizlerinin üzerine çökertmeyi amaçladığını,’ tekrarlardı. ‘Büyük Şeytan’ın amansız düşmanıydı. Güçlü, mutlu, zengin ve uluslar arası alanda etkin Kolombiya düşlediğini söylerdi.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

İsmet Paşa’nın Elini Öpen TİP Lideri

Mehmet Ali Aybar, çok iyi eğitim almıştı; Sol/Sosyalist düşünce aileden mirastı.