Ali Babacan’ın Bilinmeyen Hikâyesi

Ali Babacan; - Başkentli gazetecinin benzetmesiyle! - Ankaralı, Müslüman burjuva ailenin - yurt içinde ve yurt dışında! - en iyi okullarda eğitim almış üyesiydi. ABD’ye gitti; Batı gördü; yabancı diller öğrendi. Aile şirketini yönetmesi, geliştirmesi/yükseltmesi beklendi. Babacan; kendisini aniden siyasetin içinde buldu; sonrası çorap söküğü gibi geldi…

Ali Babacan’ın Bilinmeyen Hikâyesi

Çok yakın bir çalışma arkadaşına göre; az konuşurdu; ketumdu; (sivri) siyasî söylemlere mesafeliydi; özel hayatı hakkında bilgi vermezdi; tam bir ‘kapalı kutu’ydu. Aile hayatına, evine düşkündü. Ekonomiyi, para kullanmayı, ticareti ailesinden öğrendi. Hatta büyüklerinden aldığı ve çocuklarına devrettiği bir ‘çift cüzdan kullanma’ alışkanlığı ile ünlüydü. 

Özel yemeklerde, ziyaretlerde ve ziyafetlerde kendi aracını kullanırdı; şoför ve koruma görevlisi bulundurmazdı. Çok önemli yabancı konuklarını özenle ağırlardı; deniz ürünleriyle ünlü ‘marka’ bir lokantaya götürürdü. Balık ve deniz mahsullerini (çok) severdi.

Huzur Partisi ya da Özgürlük ve Hukuk Partisi adıyla kurulması beklenen yeni oluşumun, Türkiye’nin en yeni muhalefetin lideri Ali Babacan; 4 Nisan 1967’de Ankara’da doğdu. Şereflikoçhisar ilçesine bağlı, Değirmenyolu Köyü nüfusuna kayıtlıydı. Dedesinin adı verildi. Büyük baba Ali Babacan; oğlunu okutabilmek için, 1928’de Ankara’ya taşındı. Şehir ticaretinin bir döneminin ünlü merkezi Çıkrıkçılar Yokuşu’nda ilk ticarethanesi açtı. Torun Ali Babacan dünyaya geldiğinde; dede ile baba aynı işyerindeydi.

Torun Ali Babacan; ticari hayatla ilk kez aile işletmesinde karşılaştı. Kurtuluş İlkokulu’ndayken düzenli şekilde işyerine gidip gelmeye başladı. Her öğle sonrası şirketin ‘fahri muhasebecisi’ydi. Malların depodan dükkâna getirilmesine/taşınmasına yardım etti; 25 kuruş yevmiye aldı. Bu süreçte fatura düzenlemeyi de öğrendi. Ama fatura keserken dikkat kesilmeyi, özene bezene güzel yazmayı hiç unutmadı; yaptığı iş zordu. Fatura yazmak; hem zaman alırdı; hem de yorardı. 

Yıllarca hızlı ve doğru fatura düzenlemeyi nasıl başarabileceğini düşündü. Üniversite eğitimi sırasında bilgisayarla tanışınca; kafasında asılı duran sorunu da çözdü. IBM Şirketi ile görüşüp problemini anlattı; pratik çözüm yolunu buldu. Maliye Bakanlığı yetkilileri; bilgisayardan çıkan faturayı benimsemedi; karşı durdu. Ancak Babacan’ın ikna edici dili ve işi detaylı anlatışı problemin çözümünü sağladı. Sonuç; Ali Babacan ve ailesi açısından sevindiriciydi. Babacan A.Ş.; Ankara’da bilgisayardan fatura yazdıra(bile)n ilk şirketti.

- Uyumlu, Çok Çalışkan Bir Öğrenciydi; Sosyal Faaliyetlerde Görünmezdi… -

TED Ankara Koleji’nde orta öğretimine başladı. Kendine güvenen, kavgaya bulaşmayan, uyumlu bir kişilik sergiledi. Öğretmenleriyle fikrî tartışmalara girerdi; ama her seferinde ölçülüydü. Çalışkanlığı, derslere hazırlıklı gelişiyle sivrildi. Parmağı hep kalkıktı; bütün soruları cevaplardı. Ama tek kusuru: Okuldaki sosyal faaliyetlerde görünmemesiydi. 

Arkadaşları arasındaki lakabı ‘alış veriş uzmanı’ydı. TED 1985 Mezunları Yıllığı’nda övgü dolu sözler yazılıydı: Çok iyi alış verişçiydi. Kaliteli, ucuz malın nerede satıldığını bilirdi. Neredeyse - aksatmadan! - 5 vakit namazını kılardı. Gerekli duaların hepsi ezberindeydi; dürüst yaşamaya çalışırdı.

TED’den çok yakın bir arkadaşı; ‘Okul yan uğraşıydı; Ali, aslında çok iyi bir iş adamıydı,’ diyecekti.

1985’de, TED Ankara Koleji’ni birincilikle bitirdi. Devresi adına veda konuşmasını yaptı. Diplomasını, Kara Kuvvetleri eski Komutanı, 18. Genel Kurmay Başkanı ve Millî Güvenlik Konseyi - sonradan Cumhurbaşkanlığı Konseyi! - Üyesi, Orgeneral Nurettin Ersin’in elinden aldı.

1989’da da aynı başarıyı bir kere daha tekrarladı. ODTÜ’nün Endüstri Mühendisliği’ni 4 üzerinden 4 tam not ortalamasıyla bitirdi; okul tarihine adını yazdırdı: 1.700 öğrenci arasında ODTÜ birinciydi.

Ailesinde, en az kendisi kadar ünlü bir kişi daha bulunuyordu: Halası, Hatice Babacan… Bayan Babacan; 1968’de Ankara İlahiyat Fakültesi’nde öğrenciydi. Derslere girerken başörtüsünü çıkarmadığı için önce ihtar almış, ardından okulla ilişiği kesilmişti. Yakın çevresinin ifadesine göre; Ali Babacan’ın halasıyla ilişkisi çok sıkı/samimi değildi. Dinî duyarlılığının kökeninde muhafazakâr bir aileden gelişi yatıyordu.

- Üniversitede de İdeolojik Kamplaşmalardan Uzak Durdu… -

Üniversite eğitiminde de tavrını değiştirmedi. Derslerine sıkı/sistemli çalıştı. Alkolün tadını bile merak etmedi. 5 vakit namazını kaçırmadı; orucunu düzenli tuttu. Okuldaki sosyal faaliyetlere katılmadı. Siyasî toplantılarda gören çıkmadı. İdeolojik gruplardan/gruplaşmalardan uzak kaldı. Muhafazakâr, İslâmcı öğrencilerin arasına girmedi; derneklerinde/cemaatlerinde görünmedi. Kendisiyle görüşme yapan bir gazeteciye anlattığına göre; okula giderken babasının kendisine verdiği/tahsis ettiği Mercedes otomobili kullandı. Öğrenmeye açıktı; gayretli ve çalışkandı; ama insan ilişkilerinde/sosyal faaliyetlerde mesafeliydi. Eğitim hayatı süresince hiç flörtü olmadı. Zamanının kalan kısmını ailesine ait işyerinde geçirdi.

Bir arkadaşının anlattığına bakılırsa; kişisel ilişkilerde, alış verişte çok titizdi. Özenli tavrıyla çevresini de şaşırtırdı. Aynı bölümden 4 arkadaş bir araya gelmişlerdi; ortak proje üzerinde çalışıyorlardı. Proje malzemelerini 4 farklı yerden aldı; hepsinin de tek tek alış fişleri birlikte getirdi. Kul hakkına dikkat ederdi; kimsenin tek kuruşunun geçmesine izin vermezdi.

1990’da Fulbright Bursu kazandı; ABD’ye gitti. Yüksek lisansını, Northwestern Üniversitesi Kellogg School’da ‘Pazarlama, Organizasyon ve Uluslar Arası İş İdaresi’ dallarında yaptı. Okula kabul edilebilmesi için, 3 - 4 yıllık profesyonel piyasa tecrübesi gerekliydi. İş deneyimini kanıtlayan belgeyi Ankara’daki IBM Temsilciliği’nden aldı.

Yüksek lisans (MBA) yaptığı 2 yıllık süre, Babacan’ın hayatında çok önemliydi. Biraz gecikmiş de olsa spora başladı: Koştu; yürüdü; yüzdü; barfiks yaptı; tenis ve golf oynadı. Global, profesyonel iş dünyasını daha yakından tanıdı; eğitim aldığı sahada uzmanlaştı. Üniversite; geleceğin yöneticilerini araştırma yapmaya, tecrübe kazanmaya teşvik ederdi. Dünyanın pek çok ülkesine inceleme gezisi yaptı. Master sonrası Şikago’da ünlü bir danışmanlık firmasında, QRM Inc.’de işe girdi. Firma; büyük bankalara müşavirlik yapıyordu; denetleme hizmeti de veriyordu. En önemli görülen konulardan birisi: Araştırma/tetkik gezisi yapılacak ülke ile ilgili kaynak kitapların okunmasıydı. Ön hazırlık yapmadan yola çıkıl(a)mazdı. Hazırlık döneminin yoğunluğu, seyahatin daha öğretici geçmesini sağlardı.

- Daima İki Cüzdan Taşırdı: Parasını ve Kredi Kartlarını Eşit Yerleştirirdi… -

Babacan; dedesinden devraldığı alışkanlığı ABD’de de sürdürdü. Daima iki cüzdan taşıdı; nakit parasını, kredi kartlarını eşit şekilde, ikiye bölerek yerleştirirdi. Cüzdanların ilki pantolonun arka sağ cebinde, diğeri de sağ ön cebinde olurdu. Aile; olası bir hırsızlık vakasına karşı böyle tedbir alırdı. Her zaman pasaportunun fotokopisi de yanındaydı. 

ABD’deki eğitimi esnasında cüzdanı çalındı; ama aile formülü işine yaradı; parasının yarısını kurtarmasını sağladı.

1994’de Ankara’ya döndüğünde, kafasındaki proje netti: Babasına yardım edecek, aile şirketinde sorumluluk omuzlayacaktı. Kısa dönem askerliği Burdur’da yaptı. Evlenme, yuva kurma zamanı geldi. Ama hiç flörtü, kız arkadaşı yoktu. Hedef; kendi değer yargılarına/ölçülerine uygun bir eşti. Dini değerlere saygılı, inancının gereklerini yapan/yaşayan, mükemmel yabancı dil(ler) bilen, ailesini bağlı, güzel yemek pişiren, titiz vb. gibi özellikler kafasındaydı. Ama şablonuna uygun gelin adayını nasıl bulacaktı? İmdadına kız kardeşleri yetişti. 3 kız kardeşi de, Ali Babacan gibi TED Ankara Koleji mezunuydu. Birisi, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni; diğeri de, ODTÜ Gıda Mühendisliği’ni bitirdi. Sonuncusu ise; Ankara Tıp Fakültesi mezunuydu. TED’den ortak arkadaşları Zeynep Yurter; aranılan şartları taşıyordu. Yurter; Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık 2. sınıf öğrencisiydi. Üniversiteye girdiği sene başını örtmüştü. Ailesinde başka ‘mütesettire’ yoktu. Bir röportajında; 'Ben Atatürkçü bir okulda yetişmiş; dini inançlarını yaşamaya çalışan Müslüman bir Türk kızıyım. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü'nü örtülü olarak bitirdim,’ şeklinde konuşacaktı.

Ali Babacan ile Zeynep Yurter bir araya gelince; düğüm çözüldü. Birbirleri için yaratıldıklarını anladılar. Babacan; Zeynep Hanım’ı görür görmez sevdi; buluşmanın ilk yarım saatinde evlenme teklif etti. Tutuldukları ‘yıldırım âşkı’ydı. Aile arasında nişanlandılar; Mart 1995’de evlendiler. Zeynep Hanım; 3. sınıf öğrencisiydi. Okulu bitirdikten hemen sonra, ilk çocuğu Kerem’i kucağına aldı. Sonra kızı Dilara ve son çocuğu, ikinci oğlu Hilmi Emir dünyaya geldi. TED’de aynı sırada oturdukları bir arkadaşının iddiasına göre; Zeynep Hanım’ın ikinci ismi Ülkü idi; ama kullanmıyordu. Son derece sakin, uygun. ölçülü ve saygılıydı.

Zeynep (Yurter) Babacan; yoğun ev işlerinin yanında mesleğini de ihmal etmedi. Pakistanlı ünlü İslâm tarihçisi Muhammed Hamidullah’ın Hazret-i Muhammed’in Hayatı adlı kitabını dilimize çevirdi. 

- Aktif Siyaset Bütün Hayatını Değiştirdi; Spor Bile Yapamaz Oldu… -

Eşi Ali Babacan’ın siyasete girmesi günlük rutinlerini bozmuştu; şikâyet edecekti: ‘Biz kendi kendimize yaşayan, gezen bir aileydik. Şimdi; ev hayatı, aile hayatı diye bir şey kalmadı. Eskisiyle tamamen zıt bir hayat yaşıyorum. Eşim; belli saatte eve gelen, düzenli bir insandı. Akşamları dışarı çıkardık, sinemaya giderdik. Şehir dışına kısa kaçamak ziyaretler yapardık çok sık…’

Ali Babacan evlendikten sonra, aile işletmesini yönetmeyi sürdürdü. İlk siyasi deneyimi; Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bir yıl kadar mali/finansman konularında yardımcı olması/danışmanlık yapmasıydı. Ankara BB Başkanlığı’na yeni seçilen Melih Gökçek’in isteğini kıramadı. Amacı fazladan para kazanmak değildi. Çok yakın bir arkadaşının anlatımına göre; maaşını her ay düzenli şekilde Mehmetçik Vakfı’na bağışladı.

Siyasete ilk davet eden, - tabir yerinde ise… - önünü açan, Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’dü. Babacan öneriye sıcak bakmadı; Gül’ün biraz terlemesi gerekecekti. Gül; Babacan’ın siyasete adım atışını anlatırken; ‘Gelinlik kız ister gibi babasından istedim,’ diyecekti. Ailesi; şirket işlerinin aksamasını istemezdi. Özel hayatı da sınırlanacaktı/bölünecekti.

Babacan; ‘Haftada birkaç gün ilgilenirim,’ diye kendi kendini ikna etti; öneriyi kabullendi. Ama gerçek düşündüğü gibi çıkmadı: Çalışma temposu beklemediği/düşünmediği kadar ağırdı. Haftanın her gününü ayırması, yoğun dikkat, titizlik gerekiyordu. 

AKP Kurucular Kurulu’na girdi; MKYK üyesi oldu. 2002 Genel Seçimleri hayatının dönüm noktasıydı. AKP listesinden Ankara Milletvekili seçildi. Gül; Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nı teslim etti. Ali Babacan; krizden çıkmaya çalışan ekonominin yönetimini devraldı. 36 yaşındaydı; kabinenin en genç üyesiydi. Zamanla siyasete ve konumuna ısındı. Kemal Derviş’in reçetesini harfiyen uyguladı: IMF ile ilişkileri rutininde/sorunsuz götürdü. Kendisini izleyen bir gazetecinin belirlemesine göre; Kemal Derviş’le sık sık telefonla görüştü; program hakkında detay bilgiler edindi; çalışmaları/uygulamaları hakkında malumat verdi. Önerilerini dikkate aldı ve tatbik etti. Bazı çevrelerdeki adı, ‘AKP’nin Kemal Derviş’i’ydi! 

- 12 Yıl Boyunca Hükümet Üyeliği Yaptı; 4 Dönem Milletvekili Seçildi… -

Ekonomide sağlanan olumlu gelişmeler yıldızını parlattı. Para piyasalarıyla güvene dayalı ilişkiler kurmayı başardı. 58. ve 59. Hükümetlerde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevindeydi. Bakanlığı süresince namazlarını mescitte kıldı. Aşırı kalabalık olduğunda koridordaki cemaate katıldı. 

Siyasette başarı grafiği yükselirken; evde eşinin şikâyetleri arttı. Spor yapmayı, dışarıya çıkmayı, ailece bir sofra başında toplanmayı unuttular. Ali Babacan; hızla statik bir hayat tarzına girdi; ev yemeklerinden ve düzenli beslenmeden uzaklaştı. Zeynep Babacan yine bir röportajında dert yanacaktı:

‘Yeme düzeni bozuldu; ne zaman ne yediği belli olmuyor. Genellikle Hazine’de yiyor. Orada da ‘Bakan’ diye bol porsiyon dolduruyorlar. Ali Bey; tabakta yemek bırakmaz. Sürekli masa başında…  Yürümüyor; spor da yapamıyor. Hep dışarıda karnını doyurduğu için sulu ev yemeklerini özlüyor...’

Ali Babacan; AKP hükümetlerinin çeşitli bakanlık koltuklarında 13 yıl oturdu. Her zaman mesafeli, soğukkanlı, disiplinli, çalışkan ve alçak gönüllüydü. Bilderberg Toplantıları’na 9 defa katıldı. Kendilerini İslâmî/İslâmcı diye niteleyen kişi ya da çevrelerden hiç tepki gelmedi/almadı. Bir gazetecinin belirlemesine göre; Mesut Yılmaz, Rahmi Koç ve Mustafa Koç’tan sonra en fazla iştirak edendi. Yine aynı gazeteciye göre; 2013 Haziran’ındaki Gezi Olayları sırasında, İngiltere’de düzenlenen Bilderberg Toplantısı’na, Türk Hükümeti üyeleri arasında tek davet edilendi.

- 2012’de Time Dergisi’nin Dünya’nın En Etkin 100 Kişisi Sıralaması’ndaydı… -

Time Dergisi; 2012’de Ali Babacan ve halefi Ahmet Davutoğlu’nu, ‘Dünya’nın En Etkili 100 Kişisi’ arasında gösterdi; kapağın/yazının başlığı ‘Yeni Osmanlılar’dı. - Babacan; 2007 - 2009 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı yaptı! -

Ali Babacan’ın TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile arasının her zaman iyi olduğu yazıldı. TOBB Başkanı; Babacan’ın yurt dışına yaptığı bütün gezilere davet edildi ve katıldı. 

Yine bir başka iddiaya göre; Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresine girmesi için bir süre bekledi. Baldızı, Didem Yurter’in düğünü vesile oldu. Didem Hanım; Erdoğan’ın yakın arkadaşı, Ramsey Firması’nın sahibi Remzi Gür’ün oğlu Ömer Gür ile evlendi. Remzi Gür; MÜSİAD’ın Londra temsilcisiydi. - Evinde, sadece Erdoğan değil, sayısını bil(e)mediği sayıda Türk işadamını ve siyasetçiyi misafir etti! - Oğlu Ömer Gür; Londra’da yaşıyordu; moda eğitimi almıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; Gür/Yurter çiftinin nişan yüzüklerini taktı; nikâh şahitliğini yaptı. Babacan; Gür ile tesis edilen akrabalık sonucunda, Erdoğan’ın en yakın çevresindeydi.

Merkez Bankası’nın eski Başkanı Erdem Başçı çocukluk arkadaşıydı. Babacan; Başbakan Yardımcılığı yaptığı dönemlerde Başçı’ya destek verdi. Gerek Babacan ve gerekse Başçı; zaman zaman Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirilerinden kurtulamadı.

Babacan; AKP'den 22., 23., 24. ve 26. Dönem Ankara Milletvekili seçilip, TBMM’ye girdi. 2005 Mayıs ayından 2009 Ocak’ına kadar Avrupa Birliği nezdinde Başmüzakereci’ydi. 1 Mayıs 2009’da yapılan kabine değişikliğinde Başbakan Yardımcılığı’na getirildi. Yeni görevini 61. ve 62. Hükümetlerde sürdürdü. Ahmet Davutoğlu’nun 2015’de kurduğu kabinede görev almadı. 27. Dönem Milletvekili Seçimleri’ne de katılmadı.

Bir süre aile şirketiyle uğraştı; siyasetle arasına duvar ördü. Abdullah Gül’ü uzaktan izledi. Erdoğan’ın görev önerilerini reddetti. Özbekistan Devlet Başkanı Şevket Mirziyoyev’in tam yetkili danışmanlık önerisini geri çevirdi. Teklifi kabul etseydi; Özbekistan’ın yeniden yapılandırılmasında birinci derecede söz sahibi olacaktı/olabilecekti.

Şimdi, kendisini siyasete sokan, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yeni bir yol arayışında… Babacan; Türkiye siyasetinin en yeni muhalefet lideri… 

15 July 2019 13:41
200 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Ayhan Işık’ın Doldurduğu Plak

Yeşilçam’ın taçsız kralı Ayhan Işık kısa bir süre olsa şarkıcılık yaptı ve bir de plak doldurdu.

Gürsel Cumhurbaşkanlığını ‘Kerhen’ Kabul Etmiş

27 Mayıs 1960 askeri derbesi sonunda Cumhurbaşkanlığı’na getirilen Cemal Gürsel’in bu makamı kerhen (istemeyerek-gönülsüzce) kabul ettiği ortaya çıktı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

Fakirin Hamisi Öksüzün Vasisi Valide Sultan

Osmanlı Hanedânı’nın en kuvvetli kadın üyesi, iki padişah annesi Kösem Sultan (1590 - 2 Eylül 1651), fakirleri korur; öksüzlere kol kanat gerer; yolda kalmış çaresizlere derman olurdu.

ABD’nin Açık/Gizli Derin Operasyonları

20. yüzyıl tarihi, ABD’nin menfaatlerini korumak/kollamak amacıyla yaptığı onlarca hükümet devirme/değiştirme operasyonlarıyla doluydu. ABD; Birinci Dünya Savaşı ve sonrası ‘arka bahçesi’ gördüğü Amerika kıtasının tamamında kendine sempati besleyen/kontrol edebileceği hükümetler oluşturma siyaseti benimsedi; amacına uygun operasyonlar gerçekleştirdi. Kazandığı özgüvenle de dünyanın her yerinde hamlelere girişti.

2. Abdülhamit’in Gizemli Dünyası

Sultan 2 Abdülhamit; kimi muhaliflere göre Kızıl Sultan; kimi yazarlara göre Gök Sultan; kimi siyasî İslâmcılara göreyse Evliya Sultan’dı. Osmanlı Tarihi’nde hakkında en çok kitap yazılan, eleştirilen/çekiştirilen ve övgüye/sövgüye mahzar olan başka padişah yoktu. Sonuçta; Abdülhamit Han da insandı; eksiklere, fazlalıklara, zayıflıklara ve kuvvetli yönlere sahipti. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükünü/sorumluluğunu 33 yıl omuzlarında taşıdı. Yararlı işlerin yanında, çok ciddi hatalar da yaptı. Ama son kararı tarih verecekti…

İstanbul’a Hükümdar Olan Baldırı Çıplak

Patrona Halil adlı, Beyazıt Hamamı’nda tellâklık (kesecilik!) yapan ‘baldırı çıplak!’ fitili ateşledi. 3 kıtada hüküm süren Osmanlı’nın payitahtı İstanbul’u adeta işgal etti; bazen tek başına, bazen de kurduğu ‘ihtilal meclisi’yle yönetti. Kanun koydu; ferman saldı; dilediği adamı dilediği yere getirdi; istediği devletlûnun kellesini al(dır)dı; en önemlisi de hükümdar indirdi.

Canlı Canlı Mezara İndirilen Padişah

24. Osmanlı Sultanı Mahmûd-ı Evvel ya da bilinen adıyla Birinci Mahmut; Ayasofya Camii’nde Cuma namazını kıldıktan sonra bindiği atından düştü ve derin komaya girdi. Yapılan muayenede öldüğüne hükmedildi; alelacele namazı kılınıp defnedildi. Gece boyunca başında Kur’an okumakla görevlendirilen hafız, mezardan gelen iniltileri/feryatları duyunca korktu. Sultan Birinci Mahmut’un yaşadığını saraya haber verdi. Ama…

Gülriz Sururi: Hayatı Limon Gibi Sıkan Kadın

Gülriz Sururi kendine özgü stiliyle kızıl saçlı, delici bakışlı, naif, çekici ve ilgi odağıydı. Vefalı, paylaşımcı, aydınlanmacıydı. Müthiş bir Atatürk hayranıydı.

Osmanlı Torunu İngiltere Başbakanı

Ali Kemal (Bey); tavizsiz bir liberal, tam bir Batı daha doğrusu İngiliz dostuydu/taraftarıydı. Torunu, Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi. Torununun oğlu ise İngiltere Başbakanı oldu.

Karısından Tokat Yiyen Ulaştırma Bakanı

Mehmet Barlas; anılarını Dün Dündür/Mehmet Barlas Kitabı’nda topladı. Güncel siyasetin tanınan üstat yazarı, usta gazeteci hatıralarında ünlü/toplumun önündeki insanların şaşırtıcı hikâyelerini anlatıyor.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

Susuz Yaz Nasıl Seks Filmi Yapıldı?

Susuz Yaz’ın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Türkiye’de Sansür Kurulu’nca gösterimi engellendi; Avrupa ve ABD’de para kazanma hırsıyla seks filmi yapıldı. Ama aynı film; Türk Sinema Tarihi’nin ilk en büyük başarısını kazandı.

Şöhret Sefaletin İkiz Kardeşi

Mesut Engin (58) kısa hayat yolculuğunda zirveyi de dibi de görüp, çaresizliği iliklerine kadar yaşadı.

Çifte Tabancalı Aktör: Gazanfer Özcan

Gazanfer Özcan; eski tabirle ‘nevi şahsına münhasır’ tiyatro insanıydı. Kendisiyle barışıktı; ailesine ve sanatına bağlıydı. Son nefesine kadar sahnenin tozunu yuttu; öldüğünde devlete vergi borcu çıktı.

Orhan Gencebay’ın Çok Özel Şahsi Tarihi

Gencebay; kısa süre önce kalp krizi geçirdi. Yakınlarına ve sevenlerine korkulu anlar yaşattı. 75 yıllık hayat serüveninde hepimizin duygu dünyasına girdi. Şarkı sözleri, besteleri, filmleri, konserleriyle gönül âlemimizde yer edindi/iz bıraktı. Orhan Baba büyük çoğunlumuzun ortak değeri… Renkli, farklı, sabırlı ve sporcu…

Çirkin Kral, Kumar Oynayarak Dinlenirdi

Türk sinemasının ‘Çirkin Kralı’ Yılmaz Güney’in hayat hikâyesinin zenginliği/farklılığı bir dizi film yapmaya bile imkân veriyordu. Güney; inişli çıkışlı dünya serüveninde toplum sınırlarını zorladı; muhalifliğinin karşılığını da gördü. Sinema anlayışı/çizgisiyle, yaşam tarzıyla ekol yarattı.

Osmanlı Torunu İngiltere Başbakanı

Ali Kemal (Bey); tavizsiz bir liberal, tam bir Batı daha doğrusu İngiliz dostuydu/taraftarıydı. Torunu, Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi. Torununun oğlu ise İngiltere Başbakanı oldu.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

Fakirin Hamisi Öksüzün Vasisi Valide Sultan

Osmanlı Hanedânı’nın en kuvvetli kadın üyesi, iki padişah annesi Kösem Sultan (1590 - 2 Eylül 1651), fakirleri korur; öksüzlere kol kanat gerer; yolda kalmış çaresizlere derman olurdu.

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

Çifte Tabancalı Aktör: Gazanfer Özcan

Gazanfer Özcan; eski tabirle ‘nevi şahsına münhasır’ tiyatro insanıydı. Kendisiyle barışıktı; ailesine ve sanatına bağlıydı. Son nefesine kadar sahnenin tozunu yuttu; öldüğünde devlete vergi borcu çıktı.

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

Peyami Safa'nın Gizli Aşkı

Ünlü romancı Peyami Safa; kendisinden özel edebiyat dersleri alan - sonradan meşhur hikâyeci! - Sevim Burak’a deli gibi âşıkmış…

Reçel Yapan, Örgü Ören Hüseyin Rahmi Bey

Hüseyin Rahmi Gürpınar; Heybeliada’daki evinde birkaç akrabası ve kedileriyle yaşardı; evlenmediği için çocuğu yoktu.

Diğer Muhtelif Yazıları

‘Dilenci’ Halife

Abbasi halifesi Kahir Billah; darbecilerin dediğini yapmayınca, önce gözlerini ve saltanatını, sonra servetini kaybetti; en sonunda da dilenmeye başladı.

Tanju Okan Ve ‘Kadınım’ Şarkısı

Tanju Okan; İzmir’den yetişmiş bir ses sanatçısıydı. Türk Hafif Müziği’nin kurucuları/öncüleri arasındaydı. Kısa sayılabilecek hayatında unutulmayacak/ölümsüz şarkılar seslendirdi. Son anına kadar hayata kırgındı; mutsuzdu; huzursuzdu…

Karısından Tokat Yiyen Ulaştırma Bakanı

Mehmet Barlas; anılarını Dün Dündür/Mehmet Barlas Kitabı’nda topladı. Güncel siyasetin tanınan üstat yazarı, usta gazeteci hatıralarında ünlü/toplumun önündeki insanların şaşırtıcı hikâyelerini anlatıyor.

Shakespeare’in de Kafatası Kayıp

Shakespeare’nin mezarında inceleme yapan ilim adamları ünlü edebiyat adamının kafatasının kayıp olduğunu ortaya çıkardı.

Çifte Tabancalı Aktör: Gazanfer Özcan

Gazanfer Özcan; eski tabirle ‘nevi şahsına münhasır’ tiyatro insanıydı. Kendisiyle barışıktı; ailesine ve sanatına bağlıydı. Son nefesine kadar sahnenin tozunu yuttu; öldüğünde devlete vergi borcu çıktı.

Nereden Sevdim Bu Zalim Kadını

Güzelliğine şarkılar bestelenecek kadar alımlı, hedefine ulaşmak için polise ve kanuna kafa tutacak kadar pervasız bir kadındı Afife Jale...

Ölüme Gönderilen 80 Bin Köpek

İttihat ve Terakki yönetimi, 1910 yılında İstanbul'daki bütün sokak köpeklerini toplatıp bir adaya ölüme göndermişti.