27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nin ardından, Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur gözaltına alınanlar arasındaydı. Korur’un Özel Kalem Müdürlüğü’nü yapan Mehmet Geylani; Başbakanlık binasındaki makam odasındaydı. MBK (Millî Birlik Komitesi)’(n)ca atanacak görevlinin ya da üyenin görevi devralmasını bekliyordu. Devlet yönetimi boşluk kabul etmezdi; idarede devamlılık esastı. Geylani de görevini devredecekti. 

Darbeden 3 gün sonra, 30 Mayıs 1960 Pazartesi günü beklenen kişi geldi. Başbakanlık Müsteşarlığı koltuğuna, MGK’nın kudretli üyesi Albay Alparslan Türkeş oturdu. Bir rivayete göreyse Türkeş; Başbakanlık Müsteşarlığı görevine kendi kendini getirmişti. Fiilen Başbakan olmadığından, Müsteşarlık koltuğu ülkenin 2 numaralı önemli mevkii idi. Cumhurbaşkanlığı’nı Devlet Başkanı sıfatıyla Orgeneral Cemal Gürsel doldurmuştu. Başbakanlık, Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığı da uhdesindeydi. Gürsel’in bütün görevlerini hakkıyla yerine getirmesi, her birisine ayrı zaman ayırması beklenemezdi. Alttan alta hastalığı da dillendiriliyordu. Gürsel’in Türkeş’e güveni tamdı. Komite üyeleri içinde ülke meselelerini çözmeye en hazırlıklı subay Alparslan Türkeş’ti. Ülkenin her sorunu için önerebileceği çıkış yolu hazırdı. Başbakanlık Müsteşarlığı; en etkili icracı makamdı. Hükümetin herhangi bir bakanlığından çok daha geniş imkânlara ve yetkilere sahipti.

Türkeş; hükümetle beraber bürokrasinin de değişmesini istemedi. Bürokrat; çalıştığı kurumun hafızasıydı. Neyin nerede olduğunu, kimin ne iş yaptığını… vb. gibi önemli olayları ve kişileri bilirdi. Bu yüzden de Ahmet Salih Korur’un makamına yerleşince, Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani’yi değiştirmedi. Makama geldiğinde devir teslim yapacak kimseyi bulamadı. - Görev alanını tanımak kabiliyetine ve bilgisine kalmıştı! - Korur; DP iktidarının yöneticileriyle birlikte Kara Harp Okulu’nda gözaltındaydı. DP’nin 10 yıllık iktidarı boyunca devlet bürokrasisinin en etkili/kilit ismiydi. Menderes’in tam güvenine sahipti. Örtülü Ödenek harcamalarında tek sorumluydu. Olağanüstü yetkilerinden/imtiyazlarından ötürü - politika kulislerinde… - ‘perde arkası bakan’, ‘süper müsteşar’ diye anılırdı. Bürokrasiyi baştan sona tanır ve görünmeden/hissettirmeden denetle(ti)rdi. MİT’e 2 defa müsteşar olmuştu. Örgütü A’dan Z’ye incelemiş; eleştirilerini rapor halinde Menderes’e sunmuştu. Yassı Ada Duruşmaları’nda ağır/önemli görevlerinden ötürü hayli terlemiş; aydınlatıcı açıklamalarda bulunmuştu. Bu yüzden de cezası yarı yarıya indirilmişti. 

- Müsteşar’ın Kasasını Açabilmek İçin MİT’ten Çilingir İstendi… -

Korur aynı zamanda ‘mason’du; 1955/1960 arasında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın Büyük Üstadı’ydı. Muhafazakâr bazı DP’lilerin de hedefindeydi. 

Türkeş; Müsteşar Korur’un makam odasının arkasındaki kasanın açılmasını istedi. Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani’yi çağırıp anahtarı sordu. Kasa şifreliydi. Şifre anahtarı Korur’daydı ve alınması gerekti. Şifre geldi ve kasanın açılması için çalışma başlatıldı. Hazır bulunanlar kasayı açmayı başaramadı. MİT’e başvurulup, kasayı açabilecek eleman/çilingir çağrıldı. (Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; olayı baştan sona izledi; gördüklerini Ankara’nın önemli/tanınmış gazetecilerinden Kemal Bağlum’a anlattı. Aşağıdaki detaylar; Geylani’nin anlatısından alındı/aktarıldı…) Kasanın açılması esnasında şu kişiler odadaydı: Kamil Karavelioğlu, Rifat Baykal, Numan Esin, Suphi Karaman, Fikret Kuytak… Kasa; 5 Haziran’da açıldı. Geylani; kasadan çıkanları bilmiyordu. Açma operasyonunu izleyenlerin, kasanın içindekileri paylaşıp paylaşmadıklarını da bilmiyordu. Çünkü daha önceden kasanın içinde bulunanlardan haberi yoktu. Ahmet Salih Korur’un kasada bulunan ve içinde 300 bin dolar olduğunu iddia ettiği sarı zarf boştu. Geylani’nin zarfın içinde iddia edilen miktarda para olup olmadığı hakkında bir bilgisi de yoktu. Daha sonraları Ahmet Salih Korur ile yaptığı konuşmalarda zarftan bahsettiğinde; ‘Geçmiş olayları tekrarlamakta, tazelemekte bir mana yok,’ dediğini ve daha fazla olayın üstünde durmamasını tembih ettiğini hatırlıyordu.

Başbakan Adnan Menderes’in özel kasası ise, 30 Mayıs 1960 Pazartesi günü açılmıştı. Mehmet Geylani; kasanın açılışı sırasında zabıt kâtibiydi. Kasanın açıldığı sırada hazır bulunanlar arasında; sonradan Yassı Ada Mahkemesi’nin Başsavcısı olan Ömer Altay Egesel, Askerî Hâkim Mustafa Şahin, Deniz Yüzbaşı Yusuf Yılmaz Yavuz, Rıfat Baykal, İrfan Solmazer… vb. kişiler vardı. Kasadan Ayhan Alnar’a ait bir fotoğraf, bir mektup, Testabiren ampulleri, vitamin hapları, mesir macunu, çocukların sinema diye kullandıkları kartondan yapılmış, çevirdikçe içindeki resimleri büyüten basit bir alet, bir de beyaz ipek kadın kilotu çıktı. Adnan Menderes’in kasasından çıkan eşyaların sayımı sırasında Rıfat Baykal; Menderes’in dinlenme odasından tuvalete giden Cemal Gürsel’i çevirdi. Kadın kilotunu Gürsel’e göstererek; ‘Paşam, bakın ne bulduk!’ dedi ve gösteri yapmak istedi. Gürsel önce yüzünü sıvazladı. Daha sonra; ‘Erkek adamın böyle şeyleri olur. İzmir’in işgali sırasında Rum metresim olmasaydı; ben, bugünleri idrak edemezdim. Bu tip fasarya şeylerle uğraşmayın. Memleket, millet aleyhine belge varsa, onları tespit edin,’ diyerek, Rıfat Baykal’a gereken cevabı verdi.

- Avukat Burhan Apaydın’ın Çok İlginç Kilot İddiası… -

Adnan Menderes’i Yassı Ada Duruşmaları’nda savunan Avukat Burhan Apaydın’a göreyse; Menderes’in özel kasasından kadın kilotu çıkması bir kumpastı. Adını açıklamadığı bir MBK üyesi; kendine ait bir kilotu kasa açılır açılmaz içine koymuştu. Yani bir kilot vardı; ama kadın değil erkek kilotuydu! Apaydın’ın şahidi çok ilginç ve önemli bir isimdi: MBK Üyesi/Tabii Senatör Sıtkı Ulay… Ulay; olayı Burhan Apaydın’ın kardeşi, Avukat Orhan Apaydın’a anlatmıştı. Burhan Apaydın; kilot iddiasının gerçekliğini araştırmayı kafasına koydu. 1965’de Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etti. Arşivdeki Yassı Ada Duruşmaları’nın delillerini inceleme/araştırma izni çıkarttı. Yardımcısı, Avukat Hüseyin Tataroğlu’nu Anayasa Mahkemesi’nin mahzenine yolladı. Donun/kilotun bulunmasını sağladı. Ama delil dışarıya çıkarılamazdı. Avukat Tataroğlu; donun fotokopi makinesinde kopyasını çıkardı. Burhan Apaydın; fotokopiyi dikkatle inceleyince, kilotun markasını okudu. Paris’te ünlü bir firmaya aitti. Bir adım daha ileri gitti: Fotokopi resmi bir hanım arkadaşına incelemesi için verdi. Sonuç iddiayı doğruluyordu; kilot, kadın için değil erkek için üretilmişti. Apaydın’ın iddiasına göre; sahte delil üretilmişti.

Türkeş; devlet işlerini yürütürken her zaman bir şahit tutardı. Her şey kayıt altına alınmalı ve şahitle desteklenmeliydi/doğrulanmalıydı. 

Alpaslan Türkeş; Başbakanlık Müsteşarlığı makamına geleli bir ay geçmişti. Sovyetler Birliği Büyükelçisi Rijov; görüşmek için randevu istedi. Türkeş; randevu verdi. Zamanı gelince, Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani’yi çağırdı; görüşmeyi izlemesini emretti. Geylani; kasa ile banyo arasındaki aralıkta bulunacak ve görüşmeyi takip edecekti. Büyükelçi Rijov; Türkeş’e şöyle dedi:

‘Bizim bazı direktiflerimize uyarsanız; hükümetim size 100 milyon dolar vermeye hazır!’

Türkeş’in yanıtı sert ve kesindi:

‘Türkiye; yabancıların yardımına, hele bazı direktiflere uymak şartıyla yapılmasını öngördüğünüz/önerdiğiniz bir yardıma asla ihtiyaç duymaz,’ diyerek, Sovyet Büyükelçisi’ne kibarca kapıyı gösterdi.

- İnönü; Kuracağı Kabinede Türkeş’e Millî Savunma Bakanlığı Önerdi… -

Türkeş’i ziyaret edenler arasında siyasiler ve yakınları da olurdu. 

Başka bir gün Başbakanlık Müsteşarı Türkeş; Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani’yi çağırdı; benzer talimat verdi. Yine önemli bir ziyaretçisi gelecekti; konuşmayı dinleyecekti. Geylani; randevu saatinden önce yerini aldı. Bir yandan da misafirin kimliğini merak ediyordu. İçeriye CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün damadı, gazeteci Metin Toker girdi. Hararetli bir konuşmaya başladı; çok cazip bir öneri getirmişti. Geylani’nin kayıtlarına göre; şöyle dedi:

‘Albayım! Paşa; sizi müstakbel kabinemizin Millî Savunma Bakanı olarak görmek istiyor!’

Türkeş; öneriyi dinledikten sonra dedi ki:

‘Paşa’mın teveccühüne teşekkür ederim. Ancak, ne yapacağımıza kendimiz karar vermek isteriz.’

Geylani’nin kayıtlarına göre; Türkeş; CHP’lilerin yoğun baskısı altındaydı. CHP Milletvekili Kemal Sağıroğlu; günde 2 defa telefon ederek, iktidarın CHP’ye bırakılmasını telkin ederdi. Geylani’nin belirlemesine göre Türkeş ve arkadaşları; en az 4-5 yıl iktidarda kalıp, ülkenin Millî Birlik Komitesi tarafından yönetilmesini düşünüyordu. Bu zaman zarfında da ülkenin ihtiyaçlarına uygun yeni anayasa ve seçim kanunu yapılabilecekti.

Mehmet Geylani’nin ihtilalin hemen sonrasında hatırladığı çok ilginç anısı da bulunuyordu. İhtilal sabahı, - 27 Mayıs 1960 Cuma sabahı! - yönetime el koyan Millî Birlik Kurulu; Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi binasındaydı. Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Selim Sarper’i çağrıldı. Sarper; bir çöp kamyonuna bindirilerek getirildi. Olay çok ilginçti: Görevli yüzbaşı, Sarper’i evinden almak için bir çöp kamyonunu ayarlamış ve kapısına dayanmıştı. Yatağından kaldırılan Selim Sarper’e derhal giyinmesi komutu verilmişti. Sarper de pijamasının üzerine pantolonunu çekerek, çöp kamyonuna binmek zorunda kalmıştı. Sarper; Harp Tarihi binasına girdiğinde darbeci askerler şok geçirmişti. Yüzbaşı’yı, ‘Selim Sarper’i niçin çöp kamyonuyla getirdin?’ diye sorguya çekmişlerdi. ‘Makam arabasıyla getirecek halim yoktu,’ cevabını alınca da, adam hemen emekliye sevk edilmişti. Sarper; kurulacak hükümetin Dışişleri Bakanlığı’na getirilecekti.

- Menderes’e İhtilali Haber Veren Şef Sarhoş muydu? -

Başbakanlık binasında her gece bir memur nöbetçi kalırdı. Mehmet Geylani’nin notlarına göre; 26 Mayıs 1960 Perşembe gecesinin nöbetçisi de, Özel Kalem Şefi Ethem Önür’dü. Harp Okulu öğrencileri; Başbakanlığı ateş altına alınca; Ethem Önür kendini korumayı başardı. Devlet Bakanı Medeni Berk’in odasına girebildi. Bakan Berk’in odasındaki özel telefondan Eskişehir’i, Başbakan Adnan Menderes’i aradı. Başbakan karşısındaydı. Önür; Ankara’daki durumu anlatmaya çalıştı:

‘Efendim; ihtilal başladı. Haberiniz olsun. Başbakanlık ateş altında. Ben sürüne süren Medeni Berk Bey’in odasına girdim. Oradan size telefon ediyorum...’

Ethem Önür daha cümlesini tamamlayamadan Menderes; telefonu yanındaki Özel Kalem Müdürü Ercüment Yavuzalp’e uzattı: ‘Telefondaki ses… Sarhoş mudur nedir? Bir şeyler söylüyor. Bir dinleyiver. Adam galiba delirmiş…’ 

Önür; Başbakan Adnan Menderes’in davranışından incinmişti: ‘Ben; canım pahasına ihtilal haberini vermeye çalıştım. Adnan Menderes; beni deli veya sarhoş sandı,’ diyecekti.

Alpaslan Türkeş ile Mehmet Geylani arasında zamanla güvene dayalı bir dostluk oluştu. Türkeş arada bir anılarını anlatırdı. Geylani; Türkeş’in 1950 yılına ait bir hatırasını kayda geçirmişti. Türkeş; 14 Mayıs 1950’da yapılan Genel Seçimler de Isparta’nın Keçiborlu ilçesindeydi ve yüzbaşıydı. Askerin politika yapması yasaktı. Ama Türkeş yasağa uymamış; askeri jiple komşularını seçim sandığına taşımıştı. Tek isteği de DP (Demokrat Parti)’ye oy vermeleriydi. İktidarın CHP’den DP’ye geçmesinde küçük de olsa pay sahibiydi. Geylani’nin notlarına göre diyecekti ki:

‘Şu hale bak… O yüzbaşı; şimdi iktidara getirmeye çalıştığı partinin hükümetini alaşağı eden kuvvetin başında bulunuyor...’

- Örtülü Ödenek’ten Devlet Başkanı Cemal Gürsel’e Alınan Elektrikli Tıraş Makinası… -

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani’nin ‘Örtülü Ödenek’ kaleminden yapılan harcamalarla ilgili tespitleri de önemliydi. Sabık Başbakan Adnan Menderes’e misafir gelenlere yedirilen yemeklerin parasının ‘Örtülü Ödenek’ten ödendiği iddia edilirdi. Hatta ilerleyen süreçte iddialara yenileri eklendi: Menderes’in evine aldırdığı pastırmaların, giydiği ayakkabıların ve ayakkabı boyalarının parası da aynı kalemden ödeniyordu. Geylani’nin açıklamasına göre; Menderes hakkındaki iddialar gerçek dışıydı; yalandı. Başbakan’ın değil, Başbakanlık makamı için alınanların faturası Örtülü Ödenek’ten ödenirdi; resmi kayda girerdi.

Aradan zaman geçti. Alparslan Türkeş; Örtülü Ödeneği kullanmaya başladı. Ama yine Geylani’nin şahitliğine göre Türkeş de Menderes gibi davrandı; kendisi/şahsı için harcama yapmadı. Hatta Türkeş titizlikte ileri bir adım attı: Örtülü Ödenek kayıtlarını tek tek kontrol ederdi/denetlerdi. Daha sonra işlerin/mesainin yoğunluğundan sıkıldı ki; kayıt tutma/denetim görevini güvendiği/mutemet bildiği bir kişiye devretti.

Geylani’nin kayıtlarında yeni dönemin Örtülü Ödenek harcamalarında dikkat çekici ipuçları da görüldü. Yazılanlara göre; Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’e elektrikli tıraş makinesi alındı; bedeli ödendi. Milli Birlik Komitesi üyeleri ve emrindeki görevliler de her gün gece geç saatlere kadar çalışırdı. Yemekleri, Bulvar Palas’tan getirilir ve ödemesi yapılırdı.

- Başbakanlık’taki Diğer Kasaları Mustafa Şahin Anlatıyor… -

Anayasa Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Mustafa Şahin; 27 Mayıs İhtilali sırasında yüzbaşı rütbesiyle görev yapıyordu. Başbakan Adnan Menderes, TBMM Başkanı Refik Koraltan, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur’a ait kasaların açılması esnasında görevli hâkimler heyetindeydi. Diğer iki hâkim: Halit Arnılan ve Turgut Armay idi. Hâkimlerin yanında 20’ye yakın asker ve sivil de hazır tutulmuştu. Deneyimli gazeteci Kemal Bağlum; Şahin’le de görüşmüş ve şahitlik yaptığı olayları anlattırmıştı:

‘Millî Birlik Komitesi; kasaların açılması için 3 hâkim arkadaşı görevlendirmişti. Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur’un odasında bulunan kasayı açamadık. MİT Müsteşarlığı’ndan gelen bir mütehassıs da çok uğraşmasına rağmen açamadı. Kasa tam kırılacaktı ki, açıldığı haberi geldi. Şimdi aklımda kaldığına göre, kasadan çıkan eşyaların bazıları şöyle idi: 40 bin Türk Lirası. Miktarını hatırlayamadığım ve çeşitli ülkelere ait döviz ile Ahmet Salih Korur’un Başbakan Adnan Menderes için harcadığı paraların kaydedildiği bir defter vardı. Bunun içinde cımbız alımı ile Başbakan’ın çocuğuna ait ayakkabı tamir parası da vardı. Sarı zarfı hatırlamıyorum. Başbakan’ın kayda değer iki şeyden biri naylon kilot ile 3 adet Reşat altını idi.’

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun kasasından da pembe renkli naylon bir kilot ile AKİS dergisinin kendisini kapak yaptığı sayısı çıktı.

Mustafa Şahin’in açıklamasına göre; TBMM Başkanı Refik Koraltan’ın kasası da açılamadı. Kendisine anahtar ve şifre göndermesi için haber salındı. Harp Okulu’nda gözaltında tutulan Koraltan; anahtar göndermediği gibi şifreyi de vermedi. Bunun üzerine kızı Ayhan Timurtaş arandı. Kendisi Mustafa Şahin’in fakülteden arkadaşıydı. Ayhan Hanım; anahtarın kendisinde olmadığını ve şifreyi bilmediğini haber verdi. Eğer izin verilirse; kasanın açılması sırasında hazır bulunmak istediğini iletti. Sakınca olmadığı bildirilince geldi; kasanın açılışına şahitlik etti. Koraltan’ın kasası açıldığında, ziyaret ettiği ülke büyüklerinin kendilerine verilen çok kıymetli hançer, bıçak, tabanca gibi silahlarla 143 adet Reşat altını çıktı. Altınların yakın tarihte piyasaya sürülenlerden olduğu görüldü. Koraltan’ın kızı Ayhan Timurtaş; ‘Bunlar, babaannemin altınlarıydı,’ dedi. Ama sayımdaki Merkez Bankası yetkilisi karşı çıktı: ‘Aman hanımefendi,’ dedi. ‘Babaanneniz yıllar önce öldü. Bu altınlar yakın tarihte piyasaya sürülenlerden,’ diye açıklama yapınca, iddiasından vazgeçti.

5 June 2019 21:58
1,199 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

İsmet Paşa’nın Elini Öpen TİP Lideri

Mehmet Ali Aybar, çok iyi eğitim almıştı; Sol/Sosyalist düşünce aileden mirastı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Şeriat Adına Kafası Koparılan Öğretmen

Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, kararlı, inatçı, korkusuz, tehditten yılmayan, inancını - gerektiğinde! - hayatı pahasına koruyan yapıdaydı. Cumhuriyet ilkelerinin yılmaz savunucusuydu. Milliyetçiydi ve Türk Ocağı mensubuydu. Atatürk’ün açtığı yeni yolun inanmış fedaisiydi.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

İstanbul’dan Ölüme Gönderilen 80 Bin Sokak Köpeği

İstanbul’un tarihinde 3 defa ciddi boyutlarda sokak köpeği katliamı yaşandı. 1910’daki ilk teşebbüste 80 bin köpek toplandı ve aç bırakılıp ölüme terk edildi. 1912’deki 2. girişimde 30 bin, 1980 sonrasındaki 3. itlafta da 83 bin hayvanın canına kıyıldı.

Kızlarını Ve Damatlarını Azarlayan Padişah

Sultan Abdülmecit, Osmanlı’nın son 4 padişahının da babasıydı. Uyguladığı programlar ve fikirleriyle sonraki nesillere ilham verdi. Batılılaşma ve çağdaşlaşma düşüncesinin/hareketinin savunucusuydu. Fransız ve İngiliz hanedan üyelerinin rüyaları süsleyen hayat tarzını örnek aldı/yaşadı. Dinî vecibelerini yerine getirdi fakat içkisini ve hızlı yaşantısını ihmal etmedi.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Memleketimden Dinleme Manzaraları 2

Anlatıldığına göre, Özal dinlemeye de meraklıydı. Yeni teknoloji ürünü araç telefonlarının küçük bir tarayıcıyla izlenebildiğini/dinlenebildiğini öğrenince hemen uygulamaya girişti.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Kod Adı: ‘Fakülteli’

Mahir Kaynak - sonradan profesör! - ‘Madanoğlu Cuntası’ diye bilinen illegal örgütü izleyen, belgeleyen ve ortaya çıkaran kişiydi. Teşekkül üyesi diğer arkadaşları ile hapse girmeyi kabul etmesine rağmen arzusu reddedildi. Türk İstihbarat Tarihi’ne adı ‘açığa çıkan ilk MİT mensubu’ şeklinde geçti.

Müslüman Mezarlığı Üzerine Tiyatro ve Helâ

Osmanlı’nın 2 hükümdarı - Abdülmecit ve Abdülaziz! -, Ayas Paşa Mezarlığı’nın sonunu getirecek hamleler yaptı. Birisi mezarlık alanının bir bölümüne tiyatro, diğeri de Alman Büyükelçiliği binası yapımına ruhsat/izin verdi.

İngiliz İstihbaratı’nın Gözünden Enver Paşa

İngiliz devlet arşivlerindeki istihbarat belgeleri çok farklı Enver Paşa portresi çizdi. Kayıtlara/yazılanlara göre Enver Paşa; Almanya’nın desteğiyle tahta çıkmayı arzulardı. Kendisini Napolyon ile kıyaslardı. Yakın korumasına çok dikkat ederdi.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Kaddafi’nin Uçağındaki Deniz Baykal

Kaddafi, hayatı boyunca Türk Milleti’ne olan sevgi ve saygısını hep tekrarladı. Türkiye’nin en sıkışık döneminde yaptığı stratejik yardım hiç unutulmadı.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

Ali Babacan’ın Bilinmeyen Hikâyesi

Ali Babacan; - Başkentli gazetecinin benzetmesiyle! - Ankaralı, Müslüman burjuva ailenin - yurt içinde ve yurt dışında! - en iyi okullarda eğitim almış üyesiydi. ABD’ye gitti; Batı gördü; yabancı diller öğrendi. Aile şirketini yönetmesi, geliştirmesi/yükseltmesi beklendi. Babacan; kendisini aniden siyasetin içinde buldu; sonrası çorap söküğü gibi geldi…

Asrın Casusu ‘Çiçero’ İlyas Bazna 2

Bazna’nın Almanlara verdiği belgelerde, Türkiye’ye gelen İngiliz uzmanlar; Trakya’da kurulması düşünülen çok gizli askeri havaalanı ve Normandiya Çıkarması’na ilişkin çalışmanın detayları yer almıştı…

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

‘Taş Bebek’ Gönül Yazar

Gönül Yazar, kaliteli sesi, düzgün fiziği ve renkli yaşamı ile hep zirvedeydi. 1960 yapımı ‘Taş Bebek’in senaryosu sanki kendisi için yazılmıştı. Bir anda şöhretin doruklarına ulaştı. Baş döndüren natürel güzelliği ile erkeklerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Film gibi yaşadı. Pek çok meslektaşı tarafından örnek alındı ve taklit edildi.

Cenazesi Kokan Padişah

7. Osmanlı padişahı 2. Mehmet, 3 Mayıs 1481’de Gebze’deki ordugâhında vefat etti.

Devlet Gibi Otoriter Kadın

Neriman Köksal adı ile Yeşilçam’da ünlenen Hatice Küpçü; Çetin Karamanbey tarafından sinemamıza kazandırıldı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Şeriat Adına Kafası Koparılan Öğretmen

Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, kararlı, inatçı, korkusuz, tehditten yılmayan, inancını - gerektiğinde! - hayatı pahasına koruyan yapıdaydı. Cumhuriyet ilkelerinin yılmaz savunucusuydu. Milliyetçiydi ve Türk Ocağı mensubuydu. Atatürk’ün açtığı yeni yolun inanmış fedaisiydi.

Medine Kahramanı Fahrettin Paşa

Tarihimize ‘Medine Kahramanı’ diye yazılan, (Ömer) Fahrettin Türkkan Paşa, askerliğin yanında çok usta fotoğraf sanatçısıydı.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Hastalara Şifa Dağıtan Eski Dansöz

Leyla Sayar, Yeşilçam’dan elini ayağını çektikten sonra, kendisini evliya diye tanıtmaya başlamış ve ellerindeki mucizevî güçle (!) hastalara şifa dağıttığını öne sürmüştü.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Zsa Zsa Gabor ‘Türk’ Asıllıymış

Zsa Zsa Gabor; Budapeşte’ye yerleşmiş Türk asıllı Kırım göçmeni idi; çok güzeldi; küçük yaşta da ‘Macaristan Güzellik Kraliçesi’ seçildi.

Otomobil Sahibi İlk Ses Sanatçısı

Hafız Burhan döneminin en önemli/ünlü erkek seslerindendi. Olağanüstü gür, parlak, tenor gırtlağa sahipti; müzikten bol para kazanan ve ilk otomobil sahibi ses sanatçısıydı.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Başbakan’ı Koruyan Kung-Fu Ekibi

Türkiye Cumhuriyeti’nin 23. Başbakanı Necmettin Erbakan’ın yakın korumalığını yapan, kendilerine ‘Sakaryalılar’ adı veren bir grup vardı.

Kral Hüseyin'in Yahudi Sevgilisi

CIA (Merkezi Haberalma Teşkilâtı) resmi belgelerine göre çöpçatanlık yaptı: Ürdün Kralı Hüseyin ile Yahudi asıllı Hollywood yıldızı Susan Cabot ilişkisine aracılık etti.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…

52 Nişan, 16 Nikâh Yapan Ünlü Kaleci

Beşiktaş’ta üne kavuşan kaleci Varol Ürkmez, futbol yaşamı boyunca olayların, şaşaalı hayat tarzının, şaşırtıcı sayıdaki aşkların adamıydı. Gazetecilerin en önemli haber kaynaklarındandı. Halkın, özellikle de futbolseverlerin sevgilisiydi. Sadece futbolcu değildi, sinema ve tiyatro sanatçısıydı, tepeden tırnağa şov insanıydı.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Mescid-i Aksa’nın Karşısına ‘Süleyman Sinagogu’ Önerisi

Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yaser Arafat’a, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri adına elçi gitti. ‘Mescid-i Aksa’nın bahçesine inşa edilecek sinagoga izin verilirse bağımsız Filistin devletinin tanınacağı’ teklifini iletti. Olayı Filistin asıllı gazeteci Abdülbari Atwan doğruladı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Şapkanın Sarık İle Mücadelesi

Osmanlı bürokrasisi - zaman zaman - Batı’yı takdir etse de Batılılaşmaya hep mesafeli durdu. Avrupa’dan yenilikleri getirmeye yeltenen hükümdar(lar) ya cezalandırıldı ya da hayatını yitirdi. Ulema ve ordu da diğer önemli muhaliflerdi. Genç Cumhuriyet de kurulurken - aynı zamanda! - hem işgal güçleriyle ve hem de yeni yönetime karşı duranlarla kapışacaktı.