Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Arzu Okay’ın Dramı

‘Evlenmeyi çok istiyordum. Bir kez evlendim, boşandım. Çok çocuklu bir ev kadını olmayı düşledim, ama kısmette, erotik yıldız olmak varmış.’

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı. Arzu daha çocuk yaşta iken ayrılmış; kendilerine yeni yollar çizmişlerdi. Annesi ikinci evliliğini de yürütemedi; İstanbul’da kızı ile baş başa kaldı. Babası, Adana’ya dönmüş; kendisine yeni bir dünya kurmuştu. Okay’ın ifadesine göre; babaannesi ile Orhan Kemal’in annesi kardeş çocuğu idi.

- Fotoroman Oyunculuğu Yaptı… -

Lise birinci sınıf öğrencisi iken; hayatındaki değişim başladı. Başrolünde Zeki Müren’in oynadığı fotoroman için güzel bir genç kız aranıyordu. Arzu, 14 yaşındaydı; annesi, kızının resmini başka bir isimle gönderdi. Çok geçmeden haber geldi: Seçilmişti ve başrollerden birinde oynayacaktı. Kaç fotoromanda rol aldığını hatırlamıyordu; ama bölüm başına 500 lira ödendiğini unutamamıştı. Hafta sonlarında, o günlerin modası Pay Kuponu’nu dağıtıyor; bir tür hosteslik de yapıyordu. Günaydın Gazetesi, okuyucularına kupon karşılığı tabak, çırpıcı, saç kurutma makinesi, vb. gibi ürünleri veriyordu. Bazen de ürünlerin tanıtımını yapıyordu.

15 yaşına geldiğinde, hayatı renklendi. Günaydın’ın eki Saklambaç’ın 1970 Sinema Yüz Güzeli Yarışması’na katıldı; birinci seçildi. İtalya’daki dünya rekabetinde ise; dördüncü gelebildi. Yurda dönüşünde, ilk filmi, Her Şeyim Sensin’de (1971) Ayhan Işık’ın karşısına geçti. Okulu bırakmıştı; ailesine bakacak kimsesi yoktu. 70’li yıllar boyunca 93 film çekti. Sonra, oynamak zorunda kaldığı, ‘kırmızı noktalı filmler’ dönemi açıldı. Arzu Okay tam 24 kurdelede başrolde göründü. İçine düştüğü ruh halini/çıkmazı şöyle anlatmıştı:

- Psikolojik Destek Almak Zorunda Kaldı… -

‘Aç kalmıştım. Oyunculuktan başka mesleğim yoktu. Sadece erotik filmlerden teklif geliyordu. Bir gün, teklifleri kabul ettim. Bir ara psikolojik destek aldım; sinirlerim çok bozuldu. Erotik filmlerde oynamaya dayanamıyordum; bıraktım. Kazandığım para ile dil öğrenmeye Londra’ya gittim.’

Erotik film furyasına yakalanan sadece kendisi değildi. Ünlü rejisör-yapımcı Memduh Ün bile kırmızı noktalı filmler çekiyordu; kendi yerine başkasının ismini yazdırıyordu. Okay’ın oynadığı bir filmi de yönetmişti. 

Hiçbir filmini seyretmedi, seyretmek istemedi.

- 1 Mayıs’ta Taksim’deydi… -

Bir yandan politika da ilgisini çekiyordu; 1 Mayıs 1977’deki İşçi Bayramı’nda arkadaşları ile Taksim’deydi. Belli bir sol siyaseti benimsememişti; yani bir hizbin/fraksiyonun sempatizanı değildi. Setten çıkınca, grevdeki iş yerlerine gidiyor; işçilere yemek pişiriyor; dayanışma nöbetlerine katılıyordu.

Hayatı boyunca babasının eksikliğini hissetti. 17 yaşında, annesiyle kavga etti; ‘Gidip, babamı bulacağım,’ dedi. Adana’ya varıp, babasının çalıştığı taksi durağını buldu. Sonra da babasını… ‘Ben, Arzu,’ dedi; ‘Hangi Arzu?’ karşılığını aldı. ‘Kızın Arzu!’ deyince; hatırlandı. Bir kızı olduğunu unutmuştu; sonradan görüştüler, ama Arzu’yu sevemediler. 

- Şarkıcılık Denemesi Kısa Sürdü… -

Şarkıcılığı da denedi; İbrahim Tatlıses’in alt kadrosundaydı. Aylar sürecek konser turuna katıldı. Sesi güzel değildi; topu topu 5-6 şarkı ezberleyebilmişti. Zorlu maratona 67 gün dayanabildi; mikrofonu yere koydu; ‘Ben, bu işi bırakıyorum!’ dedi ve gitti. Sahne hayatına veda ettiğinde 27 yaşındaydı.

Sinemada ve sahnede aradığını bulamamıştı. Ticareti denedi; Aksaray’da deri ticaretine başladı. Çok zor ve sıkıntılı günlerden sonra başarıyı yakaladı. Üretime geçti; ihracat yaptı. Büyük bir fabrika kurup, yanında 600 kişi çalıştırdı. ANAP döneminde, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Işın Çelebi’nin elinden, ‘Yılın İhracatçısı Ödülü’nü aldı. Türkiye’nin en büyük 5 deri ihracatçısından biriydi. Ama nazar değdi; ekonomik kriz, varını yoğunu elinden aldı.

- Hayatını Kazanmak İçin Paris’e Yerleşti… -

1987’de Paris’e taşındı; Ahmet Neidik ile evlenmişti; kız çocuğu sahibiydi. Yine deri mamulleri satışı yapan mağaza açıp hayatını kazanmaya çalıştı. Fizik okumayı çok istemiş; ama olmamıştı. Bütün enerjisini işine ve kızına verdi.

‘Yeşilçam’ın Seks İkonu’ Arzu Okay, tam 32 yıl Paris’te kaldı. Kızı Eda’nın eğitimine önem verdi. Eda, Sorbonne’dan mezun oldu; aynı okulda yüksek lisans yaptı. Türkçe dahil 6 dil öğrendi. Okay hayatını şöyle özetledi: 

‘Kızım, güzel sanatlar okudu. Ben de yapamadıklarımı, ona yaptırdım…’

19 January 2020 16:52
2,269 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…

Star Olmayı Hedeflemeyen Star

Bir tarafı ile hep çocuk kaldı; içindeki çocuğu korumaya çalıştı. İçindeki çocuk, yaratıcılığını ve oyunculuğunu tetikliyordu.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Ayşen Gruda, Dümbüllü’nün Kavuğuna Talipti

En büyük isteği, izlenme rekorları kıran filmlerinden hakkına düşen telif ücretini almaktı.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Şeriat Adına Kafası Koparılan Öğretmen

Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, kararlı, inatçı, korkusuz, tehditten yılmayan, inancını - gerektiğinde! - hayatı pahasına koruyan yapıdaydı. Cumhuriyet ilkelerinin yılmaz savunucusuydu. Milliyetçiydi ve Türk Ocağı mensubuydu. Atatürk’ün açtığı yeni yolun inanmış fedaisiydi.

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…

Sinemamızın Aptal (!) Uşağı Cevat Kurtuluş

Cevat Kurtuluş, Yeşilçam’a Ferdi Tayfur’un hediyesiydi. Konservatuarın Opera bölümünden mezundu. Bariton sese sahipti; baştan ayağa sanatçıydı.

52 Nişan, 16 Nikâh Yapan Ünlü Kaleci

Beşiktaş’ta üne kavuşan kaleci Varol Ürkmez, futbol yaşamı boyunca olayların, şaşaalı hayat tarzının, şaşırtıcı sayıdaki aşkların adamıydı. Gazetecilerin en önemli haber kaynaklarındandı. Halkın, özellikle de futbolseverlerin sevgilisiydi. Sadece futbolcu değildi, sinema ve tiyatro sanatçısıydı, tepeden tırnağa şov insanıydı.

CIA’nın Yumuşak Doku Kanseri Operasyonları

ABD’nin ‘kirli maşası’ CIA; 2006 yılında, DIA (Defence Intelligence Agency) ve DEA (Amerikan Uyuşturucu İstihbarat Örgütü) ortaklığıyla Kolombiya’da bir suikast merkezi kurdu. Merkez yöneticilerinin hedefindeki isim: Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chaves’di.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Lise Öğrencisi Profesyonel Tiyatrocu

Kemal Sunal; tarihî Vefa Lisesi’nin tarih sayılabilecek öğrencisiydi.

General Trikopis'i Esir Alan Ahmet Çavuş

Afyonlu Ahmet (Ünlü) Çavuş, savaşın gidişatını değiştirdi. 2 arkadaşıyla Yunan Ordusu’nun Başkomutanı Trikopis’i ve kurmaylarını esir alarak, imkânsızı mümkün kıldı. Ordumuza yüksek moral aşıladı.

İnsan Derisiyle Kaplı Kitaplar

Belirlemelere göre, kitaplardan birisinin cildi, hayatta iken derisi yüzülmüş adamdan alınmıştı.

Nazmiye Demirel’in Ajanlık Denemesi

Aslına bakılırsa Demirel, iki yıldır Cuma gününü sevmez olmuştu. Ordu’nun darbe yapmasından korkuyordu. Silâhlı kuvvetler, ülke yönetimine el koyma eylemlerini hep Cuma günü gerçekleştirmişti.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Darbeyi Gazeteciden Öğrenen Başbakan

Ankara’nın en tecrübeli, kulağı delik gazetecilerinden Yavuz Donat, 28 Şubat Postmodern Darbe Teşebbüsü’nü bir hafta önceden öğrenmişti.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

‘Polis Muhbiri’ Stalin’in Tren Soygunları

Stalin; yüksek öğrenim için gittiği Tiflis’te hem Marksist gruplarla, hem de Çar’ın gizli polis örgütü OHRANA ile tanıştı. Arşiv belgelerine göre; hapishanede OHRANA için çalışmayı kabul etti. Kanlı eylemlere liderlik yaparken; yoldaşlarını ihbar etmekten de geri durmadı…

Sevgililer Günü’nün Az Bilinen Tarihi

Sevgililer Günü bilinen diğer yaygın adıyla Saint Valentine’s Day, Hıristiyanlığın sevgi dolu, toleranslı yüzünü gösterdiği iddiasıyla pompalanmış, günümüzde de uluslar arası kapitalizmin en etkin ürün pazarlama aracı halini almıştı.

‘Cinayet Şirketi’ Kuran Tetikçi

Amerikan suç dünyasında ‘Kid Twist’ diye bilinen İbrahim Reles, Mafya’nın en ünlü eli kanlı katillerindendi. Kurbanlarını çengel uçlu buz kırma aparatı ile öldürürdü. Binden fazla kişinin kanına girdiği ileri sürüldü. Cinayet işlemek için şirket dahi kurdu ve siparişleri/iş tekliflerini değerlendirdi.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Diğer Türk Sineması Yazıları

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Yıldız Yaratan Yapımcının İntiharı

Nevzat Pesen; sektör haline gelememiş acımasız Yeşilçam sinemasının ne ilk, ne de son kurbanıydı.

Seçkin Kötü Adam

Hayati Hamzaoğlu, Trabzon kökenli Yeşilçam emekçisiydi. Ömrü boyunca sinema aşkı ile yandı tutuştu. Karın tokluğuna filmlerde oynadı. 56 yaşına kadar her türlü sosyal güvenceden yoksundu. Alışılmış ‘kötü adam’ tiplemesine yeni yorum getirdi: Hemen teslim olmayan, film sonuna kadar dişe diş mukavemet eden/dövüşen kişiliğe büründürdü.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Arayışla Geçen Bir Ömür

Münir Özkul’u tiyatro oyuncusu yapan, İsmail Dümbüllü’ye aşırı hayranlığıydı. 1968’de, Arena Tiyatrosu’nda Kanlı Nigar oyununun prömiyerinde Dümbüllü’yü seyretti ve avuçları patlayıncaya kadar alkışladı.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…