Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

Osmanlı padişahlarına eş olan, koynuna giren, çocuk doğuran cariyeler/hanımlar zeki, iyi eğitimli, güzel, cerbezeli, - genellikle! - sanattan anlayan kişilerdi. Çoğunluğu küçük yaşta saraya gelen/gönderilen seçilmiş kölelerdi. Çok sıkı eğitimden geçirilir, harem adabı/protokolü öğretilir, hükümdarın ailesinin hizmetine/korumasına verilir ve şahsi hizmetlerine sunulurdu. Göze giren, fark edilen, temayüz eden, hükümdarın annesi valide sultanın kanatlarının altına alınırdı. Zamanı gelince de halife padişaha takdim edilir ve çocuk vermesi beklenirdi. Bazıları ilk geceden sonra kenarda kalırdı. Bazıları da ‘ilk gecenin büyüsü’nü sürdürür, etkin konuma yükselirdi/geçerdi. Sadece güzellik, cinsellik, hamaratlık yetmezdi. Zekâsını, bilgisini, görgüsünü sergilemesi de gerekirdi/beklenirdi. 

Sonuçta avuca alınan, aklı çelinen, gözü başkasını gör(e)meyecek hale gelen/’büyülenen’ halife hükümdar, naza, kaprise boyun eğerdi. Hatta bazı gözdeler, hükümdara rest çeker, bildiklerini okuyup eziyet etmekten, peşinden koşturmaktan zevk alırdı/haz duyardı. Hükümdar, kavuşamadığı gözdesine dil döker, servet yağdırır, kalp sızılarını anlatan şiirler/mektuplar kaleme alır, hatta araya hatırlı aracılar bile koyardı. 

Osmanlı’nın haremi, kölelerin efendiliğe yüksel(ebil)diği sihirli/olağanüstü mekândı.

- Hürrem, Kanuni’nin Yetkilerini Paylaştı… -

Bazı cariyeler, padişahı bağladıktan sonra kaçmazdı. Yanında durur, iktidara ortaklık eder, ram eden büyünün etkisini artırırdı. Hatta kendisine gönderilen namelerin/şiirlerin karşılığını verir, edebi zevkini/yeteneğini, hissiyatını sergilerdi. Karşılıklı ‘aşk kılıçları’ çekilirdi.

Osmanlı’nın en büyük padişahı Kanuni’yi 40 yıl elinde tutan, vazgeçilmezliğini her hamlesiyle gösteren Hürrem Sultan en bilinen örnekti. Hükümdar ile gözdesi arasındaki çok özel/mahrem satırlar, bağlanmanın boyutlarını/sınırlarını sergilerdi. Hürrem, saffetli efendisi gibi çok yetenekli şaireydi. Açığa çıkan mektuplarına, ‘Allah’tan tek dileğim’, ‘Yüreğimin biricik arzusu’, ‘Işık saçan yüzüne bakmaya dayanamadığım’ gibi son derece duygu yüklü, yürekten vuran, sevdasını faş eden ibarelerle başlardı. 

Kanuni’yi kendine ram etmek, gözünün başka nazenini görmesini önlemek için her türlü tedbiri al(ır)dı. Birlikteliklerinin ilk beş yılında tam beş yavru verip muhabbetini gösterdi, efendisini kıskıvrak bağladı. Nikâh altına alındı, evliliklerinin son 30 yılında ‘haseki’ unvanını kullandı. Devleti kontrol/yönetme mevkiine ulaştı.

- Hürrem Sultan Töreyi Değiştirdi… -

Şehzade sancağa çıktığında annesi ‘haseki sultan’ kendisine eşlik ederdi. Padişah da - elemini unutmak, yeni sevda denizlerine yelken açmak için! - yepyeni gözde(ler) seçerdi. Hürrem Sultan töreye/geleneğe uymadı. İstanbul’dan, padişahın yanından ayrılmadı. Hem efendisini gözünün önünde tutmayı sürdürdü, hem devlet içindeki etkisini sağlamlaştırdı. Danışmanlık yaptı, kendisine hizmet edenleri destekledi, muhaliflerini bertaraf etti. Hatta Muhteşem Süleyman’a hayatının hatalarını yaptırdı. Çocukluk arkadaşı, musahibi, eniştesi sonradan sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa’nın idamını organize etti.

Hürrem Sultan, Kanuni’yi adeta esir aldı. Hükümdar sefere çıktığında, Dersaadet’te tek yetkiliydi. Mektupları ile etkisini sürdürdü. Bir mektubunda diyordu ki: ‘Ömrüm, sevgilim, sultanım… Allah’tan tek dileğim… Yüreğimin soylu biricik sahibi… Tek arzum: Size yeniden kavuşabilmek… Işık saçan, nurlu yüzünüzü görebilmek, gözlerinizi kana kana seyredebilmek…’

- Osmanlı Sultanları’nın Cariyelere Yazdığı Aşk Mektupları… -

Hürrem zeki, saray içi oyunları/’fırıldakları’ bilen, insan yönetimine hâkim, iktidar erkini kullanan ama âşığına bağlı, duygularını haykırandı. Gönül bağının mükâfatını da gördü. Osmanlı tarihinde ilk ve tek gerçekleşen, dünya sultanı ile yan yana gömülme şerefine erişti. Süleymaniye Camii’nin kıble yönünde Mimar Sinan’ın ustalık şaheseri muhteşem türbede son uykusuna yatacaktı. Hürrem’in farkı tarihe şöyle geç(ecek)ti: ‘Osmanlı’da kocası halife hükümdar ile yan yana defnedilen başka hanım sultan olmadı/görülmedi!’

Tarihçi Orhan Özdil, Topkapı Saray Arşivleri’nde araştırmalarını sürdürmeseydi, Osmanlı’nın kaderine hükmeden halife sultanlar ile eşleri hanım sultanların özel hayatlarına ilişkin bazı bilgilerimiz sınırlı kalabilirdi. Özdil, Osmanlı hükümdarlarının kimi - hiç bilinmeyen ya da az bilinen! - hususi mektuplarını bulup yayınladı ve duygu dünyalarının renkliliğini/mahremiyetini öğrenmemizi sağladı.

Sultan Birinci Abdülhamit de ağzı kelam eden, eli kalem tutan, şair - sayılabilecek! - hükümdardı. Çoğunlukla da 2. Abdülhamit’in gölgesinde kaldı, pek bilinmedi, hatta varlığı bile hatırlanmadı. Ama 27. Osmanlı padişahı, 106. İslâm halifesi pek duygulu, naif, yufka yürekli ve güzel hatun kısmına düşkündü. Ömrünün son döneminde peşinden koştuğu cariyesinin nazına katlanır, kaprisine boyun eğer, dik kafasını okşar, gururunu kırmazdı/’aksine’ yüceltirdi. Cinsi latifin karşısında süklüm püklüm olur, perişan halini sergilerdi. Ruhşah adlı asi güzele yazdığı bir namede dedi ki:

- Birinci Abdülhamit, ‘Kafes Sarayı’nda 45 Yıl Hapis Yattı… -

‘Senden şefkat, muhabbet, merhamet bekliyorum, ama gelmiyorsun. Yüce Tanrı’ya yemin olsun ki, kalbimin acılarına ancak sen son verebilirsin. Ateşimi ancak sen söndürebilirsin. Bana merhamet elini uzatmazsan, ben kimden deva beklerim? Vallahi de, billahi de hep aklımdasın. Her gecem uykusuz geçiyor. Sabahlara kadar ayaktayım ve aklımda tek sen varsın…’

1. Abdülhamit’in babası 3. Ahmet, annesi Râbia Şermi Sultan’dı. Tahta çıktığında - 21 Ocak 1774’de! - 49 yaşındaydı. Kendini bildiğinden beri ‘Kafes Köşkü’nde misafir edildi/tutuldu. İstekleri/ihtiyaçları sınırlı yerine getiril(ir)di. Devlet yönetme tecrübesi yoksa da, okumaya/araştırmaya hevesliydi. Kitap dostuydu. Musikiden anlardı. Yakışıklı sayılmazdı, - karizma sahibi hiç değildi! - aksine ‘hayli çirkin’ diye betimlenirdi. Dindardı, saftı, hemen etkile(nebile)n ruh haline malikti. Mahpusluğu boyunca hiçbir kadınla/cariyeyle cinsel ilişki kurmadığı saray kayıtlarına geçmişti. Ölümü bekleyerek akan yıllar, ağır fiziki ve ruhi yıkıma uğratmıştı.  

Tahta oturduktan sonra saray hekimlerinin, özellikle de Hekimbaşı - Ermeni asıllı! - Mordukyan Efendi’nin dikkatli ve rikkatli ellerine teslim edildi. Yaşlı hükümdara seksüel güç vermesi için 41 farklı bitki özünden oluşturulan macun tedavisi uygulandı. Aynı sihirli reçete ilk defa Birinci (Deli) İbrahim döneminde oluşturulmuş, kullanıla gelmişti. Hatta o kadar ünlenmişti ki, vezirler, veziriazamlar, ulema ve zenginler tarafından tatbik edilirdi. 

Kısa süre sonra güzel hatunlara aşırı düşkünlüğü canlandı. 12 yıl süren saltanatında 17 - bir başka kayda göreyse 22! - çocuk sahibi oldu. Çağatay Uluçay’ın tesbitine göre 11, Yılmaz Öztuna’nın belirlemesiyle de 15 hanıma kocalık etti. Haremindeki cariye sayısı 100’ün üzerindeydi. 

Merhametli, şefkatli ve nazikti. Halkın dilek ve isteklerini ilk elden öğrenmeye meraklıydı. Giysilerini değiştirip ahalinin içine karışırdı. Arzuları şikâyetleri dinler, tedbir almaya çalışırdı. Devlet yönetiminden arta kalan vaktini haremde geçirirdi.

- Duygulu, Duyarlı ve Halkını Seven Bir Hükümdardı… -

Zaaflarının yanında övülecek yönleri vardı. Son derece duyarlı ve vefalıydı. 1787 - 1792 arasında cereyan eden Osmanlı - Rus savaşlarında Özi Kalesi’nin düşmesi ve ahalisinin - Hepsi Türk 25 bin kişi! - topluca katledilmesine/şehit edilmesine yüreği dayanamadı. Sol yanına felç indi, sonra yatağa düştü ve kahrından öldü. İdarede, aşk hayatındaki gibi yenilgiyi kabul edemedi. 

Halkının içinde ve yanında durmaya da çalışırdı. 1782 yazındaki ‘Büyük İstanbul Yangını’nda çalışmaları bizzat koordine etti, itfaiye eri gibi çalıştı. Şehrin tarihi siluetini oluşturan ahşap evlerin yarısına yakını - takriben 20 bin bina! - yandı. O yıl şehirde 3 büyük yangın çıktı. Kayıkhanelerde kullanılan zift ve kimyasallar aşırı sıcaktan tutuşmuş, - kısa sürede! - mahalleleri sarmıştı. 1. Abdülhamit’in gayretli çalışması ve zorlu mesaisi - halk arasında/nezdinde! - memnuniyet yarattı.

Cariyesi/’vuslata engel çıkaran’ gözdesi, sonradan nikâhına almayı başardığı Ruhşah (Hatice) Hatun’a yazdığı, yalvarış dolu ‘haykırışlar buketi’ mektuplarıyla da hatırlandı. Ruhşah, eziyetten zevk alan, peşinden koşulmasından hoşlanan, güzel cümlelerle taltif bekleyen, yalvartmayı seven bir kalpsizdi. Şımarıktı, mağrurdu, hatta hırçındı. Dedesi yaşındaki hükümdara karşı da soğuktu. Kelimelerin ruhundan anlamaz görünür, kişinin halinden bilmez davranırdı. ‘Umursamaz tavrı, yüzünden çıkarmadığı maskesiydi!’ Koskoca halife hükümdarın kıvranışını, serzenişini, yalvarışını kulak ardı ederdi. Osmanlı’nın 27. padişahı, 106. İslâm halifesi bir mektubunda diyordu ki:

- ‘Ayaklarının Altını Öpeyim Sultanım…’ -

‘Abdülhamit’in canı Ruhşah… Canım yoluna feda olsun. Allah’ın birliği adına yemin ederim ki, ayak izlerine yüzümü sürerim.’

‘Efendim; Hamit sana kurban olsun! Bu gece teşrifinle kulunu ihya eyle… Billahi sabra mecalim kalmadı… ‘

‘Efendim… Bu gece kendimi güç zapt ettim. Ayağını öpeyim. Allah aşkına beni mahzun eyleme. Sana kul ve kurban olayım!’

‘Efendim… Kulun ayağına gider, yüzünü sürerdi. İstemezsin, diye gitmedim. Böyle davranınca, ölüm bana daha hayırlı geliyor…’

Bir mektubunda da, ‘eğer bu gece gelmezse, kahrından öleceğini,’ belirtti:

‘Ruhşah’ım; Hamit’in sana kurban olsun! Efendim, sana bende olmuş kulunum! İster darp eyle, ister öldür, sana teslimim… Billahi ölümüme sebep olursun… Bu gece de gelmezsen, bilirim ki bana muhabbetin yoktur… Benim halime düşman bile rahmeder (acır/üzülür)…’

Başka bir namesi daha kalp acıtıcı, küçültücüydü:

'Ruhşah’ım! Hamit’in sana kurban olsun. Ben sana bağlanmış köleyim. İster döv, istersen öldür! Bu gece gelmen lazımdır. Aksi halde - vallahi! - hastalanmama, belki de ölmeme sebep olursun. Ayağının altına yüzümü, gözümü sürerek rica ediyorum. Allah için kendimi durduramıyorum. Bu gece gelirseniz, kulunuzu ihya edersiniz. Billahi sabretmeye mecalim kalmadı. Ayağını öpeyim, efendim!’

Bir diğer mektup ise hasretin derecesini/zirvesini gösterdi:

‘Yüzümü yere sürüp ayaklarına kapandığım sultan hazretleri… Güneşim, mahım, mutluluğumun yegâne kaynağı… Ayrılık acısıyla ciğerim kebap oldu. Gecem gündüzüme karıştı. Hasret denizinde boğulmak üzereyim. Tek kurtuluş yolumsunuz. Çaresiz, bedbaht kulunuzun halini sorarsanız, sultanından ayrı kaldığımdan ötürü, feryat ve figan eden, inleyen sevdiğine hasret biçare bülbül gibiyim…’

1. Abdülmecit, kavuşmak için yalvaran/reddiye alan ilk hükümdar değildi.

Ama ihtiyar padişah, ömrünün son 2 yılında muradına erdi. Başkadınefendi Ayşe Sultan’ın ölümü üzerine Ruhşah Sultan makamın sahibi olmayı, hükümdarın nikâhı altına girmeyi kabul etti. Saray hazinesinden, tahtın ve devletin imkânlarından sonuna kadar yararlandı. 

- 2. Mahmut ve 2 Abdülhamit de Reddedildi… -

30. Osmanlı padişahı 2. Mahmut da gözdesi bir cariye tarafından reddedildi. Tarihe Nazip Hanım adı ile giren cesur cariye, kudretli padişahın 3 teklifini de geri çevirdi. Tek eş olması kabul edilebilirse, evlenebilirdi. ‘Sultan ömrü boyunca tek eşle yetinecek ve cariye de kullanamayacaktı…’ Sultan refüze edilmekle kaldı, ama geleneksel yapıyı korudu/sürdürdü. ‘Osmanlı’nın 3. Atası’ şerhiyle kroniklerdeki yerini aldı. Osmanlı’nın son 6 padişahından 2’si oğlu, 4’ü de torunuydu.

Osmanlı’nın 34. padişahı, 113. İslâm halifesi, 2 Abdülhamit de sevip kavuşamayan talihsizler arasındaydı. Sevgili kızı Ayşe (Osmanoğlu) Sultan’ın da doğruladığı gibi, haremindeki Gürcü asıllı dünya güzeline kalbini kaptırdı. 5 yıl gözünün önünde tuttu, yanından ayır(a)madı. Her seferinde hissiyatını aktardı. Ama Gürcü güzeli ‘çetin ceviz’di. Osmanlı’nın kudretli hükümdarını - her seferinde! - nazikâne geri çevirdi ve şartını tekrarladı. ‘Kocamın tek eşi/hanımı ben olmalıyım!’ Sonra da dedi ki:

‘Yaşadığım sürece hayatımı size feda etmeye hazırım. Asla da yanınızdan ayrılmam. Bana dünyaları bağışlasanız, gözdeniz ol(a)mam. Çünkü kocam yalnızca bir eşe - bana! - sahip olmalı! Aksi takdirde kimse ile evlenmem!’

2. Abdülhamit umudunu kesince, aşkını kalbine hapsetti. Cariyeyi çok yaşlı paşa ile evlendirdi. Ama damadın hemen murada ermesini engelledi. Düğünden sonraki 5 gün boyunca Yıldız Sarayı’nda tuttu ve gelinin yanına göndermedi.

5 May 2020 23:33
2,374 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Medine Kahramanı Fahrettin Paşa

Tarihimize ‘Medine Kahramanı’ diye yazılan, (Ömer) Fahrettin Türkkan Paşa, askerliğin yanında çok usta fotoğraf sanatçısıydı.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Medine Kahramanı Fahrettin Paşa

Tarihimize ‘Medine Kahramanı’ diye yazılan, (Ömer) Fahrettin Türkkan Paşa, askerliğin yanında çok usta fotoğraf sanatçısıydı.

Her Filminde Başrol Oynayan Aktör

Ediz Hun, Yeşilçam’da, siyasette ve üniversitede disiplini, özeni ve dikkati ile tanındı. Çevre hassasiyeti ve doğa sevgisiyle bilindi. Her filminde başrolde oynayan tek aktördü. Heyecanını, yaşam sevincini, aile özenini hiç yitirmedi. Çevresine ve içinden çıktığı topluma örnek olmaya çalıştı.

Mescid-i Aksa’nın Karşısına ‘Süleyman Sinagogu’ Önerisi

Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yaser Arafat’a, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri adına elçi gitti. ‘Mescid-i Aksa’nın bahçesine inşa edilecek sinagoga izin verilirse bağımsız Filistin devletinin tanınacağı’ teklifini iletti. Olayı Filistin asıllı gazeteci Abdülbari Atwan doğruladı.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Shakespeare’in de Kafatası Kayıp

Shakespeare’nin mezarında inceleme yapan ilim adamları ünlü edebiyat adamının kafatasının kayıp olduğunu ortaya çıkardı.

Alman Konsolosluğu’nda Uyuyan Osmanlılar

Boğaz manzaralı 55 bin metrekare alan için 95 bin Taler (O dönemde kullanılan Alman parası!) ödendi. Almanlar, mezarlık halindeki alanı çevirip temizledi.

Niğde’de Saklanan Kutsal Emanetler

Hükûmet ve Türk Genel Kurmayı, İstanbul'un bombalanabileceğini de ihtimal dâhiline almıştı. Böyle bir durumda, saraylar, tarihî eserler ve müzeler büyük zarar görebilirdi.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

Önce Kurşuna Dizdiler, Sonra ‘Aziz’ Yaptılar

Devrik Rus Çarı 2. Nikolay bundan böyle mezarında rahat uyuyabilecek.

İsmet Paşa’nın Elini Öpen TİP Lideri

Mehmet Ali Aybar, çok iyi eğitim almıştı; Sol/Sosyalist düşünce aileden mirastı.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Şapkanın Sarık İle Mücadelesi

Osmanlı bürokrasisi - zaman zaman - Batı’yı takdir etse de Batılılaşmaya hep mesafeli durdu. Avrupa’dan yenilikleri getirmeye yeltenen hükümdar(lar) ya cezalandırıldı ya da hayatını yitirdi. Ulema ve ordu da diğer önemli muhaliflerdi. Genç Cumhuriyet de kurulurken - aynı zamanda! - hem işgal güçleriyle ve hem de yeni yönetime karşı duranlarla kapışacaktı.

Arayışla Geçen Bir Ömür

Münir Özkul’u tiyatro oyuncusu yapan, İsmail Dümbüllü’ye aşırı hayranlığıydı. 1968’de, Arena Tiyatrosu’nda Kanlı Nigar oyununun prömiyerinde Dümbüllü’yü seyretti ve avuçları patlayıncaya kadar alkışladı.

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Üç Başbakanın Ortak Kaderi

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Mesut Yılmaz’ın oğulları intihar ederek hayatlarına son verdi.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

Şapkanın Sarık İle Mücadelesi

Osmanlı bürokrasisi - zaman zaman - Batı’yı takdir etse de Batılılaşmaya hep mesafeli durdu. Avrupa’dan yenilikleri getirmeye yeltenen hükümdar(lar) ya cezalandırıldı ya da hayatını yitirdi. Ulema ve ordu da diğer önemli muhaliflerdi. Genç Cumhuriyet de kurulurken - aynı zamanda! - hem işgal güçleriyle ve hem de yeni yönetime karşı duranlarla kapışacaktı.

İstanbul’dan Ölüme Gönderilen 80 Bin Sokak Köpeği

İstanbul’un tarihinde 3 defa ciddi boyutlarda sokak köpeği katliamı yaşandı. 1910’daki ilk teşebbüste 80 bin köpek toplandı ve aç bırakılıp ölüme terk edildi. 1912’deki 2. girişimde 30 bin, 1980 sonrasındaki 3. itlafta da 83 bin hayvanın canına kıyıldı.

Kızlarını Ve Damatlarını Azarlayan Padişah

Sultan Abdülmecit, Osmanlı’nın son 4 padişahının da babasıydı. Uyguladığı programlar ve fikirleriyle sonraki nesillere ilham verdi. Batılılaşma ve çağdaşlaşma düşüncesinin/hareketinin savunucusuydu. Fransız ve İngiliz hanedan üyelerinin rüyaları süsleyen hayat tarzını örnek aldı/yaşadı. Dinî vecibelerini yerine getirdi fakat içkisini ve hızlı yaşantısını ihmal etmedi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

CIA’dan Kongo’ya Jazz Festivali

ABD, 1940-1960 arasındaki süreçte Kongo’ya özel ilgi gösterdi. CIA’nin ağabeyi, Stratejik Hizmetler Ofisi, zengin uranyum yataklarını belirledi. Çok gizli operasyon(lar)la Japonya’ya atılan atom bombalarının yapımı için gereken ham maddeyi elde etti ve ülkesine taşıdı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Veba Mikrobu Yüklü Pire Bombaları

Hiroşima ve Nagazaki’ye art arda 2 atom bombası atılmasaydı, ABD, 2. Dünya Savaşı’nın en büyük yarasını alacak, milyonlarca vatandaşı kendisini biyolojik savaşın içinde/göbeğinde bulacaktı. Kitlesel hastalıklar ve ölümler yaşanacaktı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

‘Taş Bebek’ Gönül Yazar

Gönül Yazar, kaliteli sesi, düzgün fiziği ve renkli yaşamı ile hep zirvedeydi. 1960 yapımı ‘Taş Bebek’in senaryosu sanki kendisi için yazılmıştı. Bir anda şöhretin doruklarına ulaştı. Baş döndüren natürel güzelliği ile erkeklerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Film gibi yaşadı. Pek çok meslektaşı tarafından örnek alındı ve taklit edildi.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Mescid-i Aksa’nın Karşısına ‘Süleyman Sinagogu’ Önerisi

Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yaser Arafat’a, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri adına elçi gitti. ‘Mescid-i Aksa’nın bahçesine inşa edilecek sinagoga izin verilirse bağımsız Filistin devletinin tanınacağı’ teklifini iletti. Olayı Filistin asıllı gazeteci Abdülbari Atwan doğruladı.