Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

Osmanlı padişahlarına eş olan, koynuna giren, çocuk doğuran cariyeler/hanımlar zeki, iyi eğitimli, güzel, cerbezeli, - genellikle! - sanattan anlayan kişilerdi. Çoğunluğu küçük yaşta saraya gelen/gönderilen seçilmiş kölelerdi. Çok sıkı eğitimden geçirilir, harem adabı/protokolü öğretilir, hükümdarın ailesinin hizmetine/korumasına verilir ve şahsi hizmetlerine sunulurdu. Göze giren, fark edilen, temayüz eden, hükümdarın annesi valide sultanın kanatlarının altına alınırdı. Zamanı gelince de halife padişaha takdim edilir ve çocuk vermesi beklenirdi. Bazıları ilk geceden sonra kenarda kalırdı. Bazıları da ‘ilk gecenin büyüsü’nü sürdürür, etkin konuma yükselirdi/geçerdi. Sadece güzellik, cinsellik, hamaratlık yetmezdi. Zekâsını, bilgisini, görgüsünü sergilemesi de gerekirdi/beklenirdi. 

Sonuçta avuca alınan, aklı çelinen, gözü başkasını gör(e)meyecek hale gelen/’büyülenen’ halife hükümdar, naza, kaprise boyun eğerdi. Hatta bazı gözdeler, hükümdara rest çeker, bildiklerini okuyup eziyet etmekten, peşinden koşturmaktan zevk alırdı/haz duyardı. Hükümdar, kavuşamadığı gözdesine dil döker, servet yağdırır, kalp sızılarını anlatan şiirler/mektuplar kaleme alır, hatta araya hatırlı aracılar bile koyardı. 

Osmanlı’nın haremi, kölelerin efendiliğe yüksel(ebil)diği sihirli/olağanüstü mekândı.

- Hürrem, Kanuni’nin Yetkilerini Paylaştı… -

Bazı cariyeler, padişahı bağladıktan sonra kaçmazdı. Yanında durur, iktidara ortaklık eder, ram eden büyünün etkisini artırırdı. Hatta kendisine gönderilen namelerin/şiirlerin karşılığını verir, edebi zevkini/yeteneğini, hissiyatını sergilerdi. Karşılıklı ‘aşk kılıçları’ çekilirdi.

Osmanlı’nın en büyük padişahı Kanuni’yi 40 yıl elinde tutan, vazgeçilmezliğini her hamlesiyle gösteren Hürrem Sultan en bilinen örnekti. Hükümdar ile gözdesi arasındaki çok özel/mahrem satırlar, bağlanmanın boyutlarını/sınırlarını sergilerdi. Hürrem, saffetli efendisi gibi çok yetenekli şaireydi. Açığa çıkan mektuplarına, ‘Allah’tan tek dileğim’, ‘Yüreğimin biricik arzusu’, ‘Işık saçan yüzüne bakmaya dayanamadığım’ gibi son derece duygu yüklü, yürekten vuran, sevdasını faş eden ibarelerle başlardı. 

Kanuni’yi kendine ram etmek, gözünün başka nazenini görmesini önlemek için her türlü tedbiri al(ır)dı. Birlikteliklerinin ilk beş yılında tam beş yavru verip muhabbetini gösterdi, efendisini kıskıvrak bağladı. Nikâh altına alındı, evliliklerinin son 30 yılında ‘haseki’ unvanını kullandı. Devleti kontrol/yönetme mevkiine ulaştı.

- Hürrem Sultan Töreyi Değiştirdi… -

Şehzade sancağa çıktığında annesi ‘haseki sultan’ kendisine eşlik ederdi. Padişah da - elemini unutmak, yeni sevda denizlerine yelken açmak için! - yepyeni gözde(ler) seçerdi. Hürrem Sultan töreye/geleneğe uymadı. İstanbul’dan, padişahın yanından ayrılmadı. Hem efendisini gözünün önünde tutmayı sürdürdü, hem devlet içindeki etkisini sağlamlaştırdı. Danışmanlık yaptı, kendisine hizmet edenleri destekledi, muhaliflerini bertaraf etti. Hatta Muhteşem Süleyman’a hayatının hatalarını yaptırdı. Çocukluk arkadaşı, musahibi, eniştesi sonradan sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa’nın idamını organize etti.

Hürrem Sultan, Kanuni’yi adeta esir aldı. Hükümdar sefere çıktığında, Dersaadet’te tek yetkiliydi. Mektupları ile etkisini sürdürdü. Bir mektubunda diyordu ki: ‘Ömrüm, sevgilim, sultanım… Allah’tan tek dileğim… Yüreğimin soylu biricik sahibi… Tek arzum: Size yeniden kavuşabilmek… Işık saçan, nurlu yüzünüzü görebilmek, gözlerinizi kana kana seyredebilmek…’

- Osmanlı Sultanları’nın Cariyelere Yazdığı Aşk Mektupları… -

Hürrem zeki, saray içi oyunları/’fırıldakları’ bilen, insan yönetimine hâkim, iktidar erkini kullanan ama âşığına bağlı, duygularını haykırandı. Gönül bağının mükâfatını da gördü. Osmanlı tarihinde ilk ve tek gerçekleşen, dünya sultanı ile yan yana gömülme şerefine erişti. Süleymaniye Camii’nin kıble yönünde Mimar Sinan’ın ustalık şaheseri muhteşem türbede son uykusuna yatacaktı. Hürrem’in farkı tarihe şöyle geç(ecek)ti: ‘Osmanlı’da kocası halife hükümdar ile yan yana defnedilen başka hanım sultan olmadı/görülmedi!’

Tarihçi Orhan Özdil, Topkapı Saray Arşivleri’nde araştırmalarını sürdürmeseydi, Osmanlı’nın kaderine hükmeden halife sultanlar ile eşleri hanım sultanların özel hayatlarına ilişkin bazı bilgilerimiz sınırlı kalabilirdi. Özdil, Osmanlı hükümdarlarının kimi - hiç bilinmeyen ya da az bilinen! - hususi mektuplarını bulup yayınladı ve duygu dünyalarının renkliliğini/mahremiyetini öğrenmemizi sağladı.

Sultan Birinci Abdülhamit de ağzı kelam eden, eli kalem tutan, şair - sayılabilecek! - hükümdardı. Çoğunlukla da 2. Abdülhamit’in gölgesinde kaldı, pek bilinmedi, hatta varlığı bile hatırlanmadı. Ama 27. Osmanlı padişahı, 106. İslâm halifesi pek duygulu, naif, yufka yürekli ve güzel hatun kısmına düşkündü. Ömrünün son döneminde peşinden koştuğu cariyesinin nazına katlanır, kaprisine boyun eğer, dik kafasını okşar, gururunu kırmazdı/’aksine’ yüceltirdi. Cinsi latifin karşısında süklüm püklüm olur, perişan halini sergilerdi. Ruhşah adlı asi güzele yazdığı bir namede dedi ki:

- Birinci Abdülhamit, ‘Kafes Sarayı’nda 45 Yıl Hapis Yattı… -

‘Senden şefkat, muhabbet, merhamet bekliyorum, ama gelmiyorsun. Yüce Tanrı’ya yemin olsun ki, kalbimin acılarına ancak sen son verebilirsin. Ateşimi ancak sen söndürebilirsin. Bana merhamet elini uzatmazsan, ben kimden deva beklerim? Vallahi de, billahi de hep aklımdasın. Her gecem uykusuz geçiyor. Sabahlara kadar ayaktayım ve aklımda tek sen varsın…’

1. Abdülhamit’in babası 3. Ahmet, annesi Râbia Şermi Sultan’dı. Tahta çıktığında - 21 Ocak 1774’de! - 49 yaşındaydı. Kendini bildiğinden beri ‘Kafes Köşkü’nde misafir edildi/tutuldu. İstekleri/ihtiyaçları sınırlı yerine getiril(ir)di. Devlet yönetme tecrübesi yoksa da, okumaya/araştırmaya hevesliydi. Kitap dostuydu. Musikiden anlardı. Yakışıklı sayılmazdı, - karizma sahibi hiç değildi! - aksine ‘hayli çirkin’ diye betimlenirdi. Dindardı, saftı, hemen etkile(nebile)n ruh haline malikti. Mahpusluğu boyunca hiçbir kadınla/cariyeyle cinsel ilişki kurmadığı saray kayıtlarına geçmişti. Ölümü bekleyerek akan yıllar, ağır fiziki ve ruhi yıkıma uğratmıştı.  

Tahta oturduktan sonra saray hekimlerinin, özellikle de Hekimbaşı - Ermeni asıllı! - Mordukyan Efendi’nin dikkatli ve rikkatli ellerine teslim edildi. Yaşlı hükümdara seksüel güç vermesi için 41 farklı bitki özünden oluşturulan macun tedavisi uygulandı. Aynı sihirli reçete ilk defa Birinci (Deli) İbrahim döneminde oluşturulmuş, kullanıla gelmişti. Hatta o kadar ünlenmişti ki, vezirler, veziriazamlar, ulema ve zenginler tarafından tatbik edilirdi. 

Kısa süre sonra güzel hatunlara aşırı düşkünlüğü canlandı. 12 yıl süren saltanatında 17 - bir başka kayda göreyse 22! - çocuk sahibi oldu. Çağatay Uluçay’ın tesbitine göre 11, Yılmaz Öztuna’nın belirlemesiyle de 15 hanıma kocalık etti. Haremindeki cariye sayısı 100’ün üzerindeydi. 

Merhametli, şefkatli ve nazikti. Halkın dilek ve isteklerini ilk elden öğrenmeye meraklıydı. Giysilerini değiştirip ahalinin içine karışırdı. Arzuları şikâyetleri dinler, tedbir almaya çalışırdı. Devlet yönetiminden arta kalan vaktini haremde geçirirdi.

- Duygulu, Duyarlı ve Halkını Seven Bir Hükümdardı… -

Zaaflarının yanında övülecek yönleri vardı. Son derece duyarlı ve vefalıydı. 1787 - 1792 arasında cereyan eden Osmanlı - Rus savaşlarında Özi Kalesi’nin düşmesi ve ahalisinin - Hepsi Türk 25 bin kişi! - topluca katledilmesine/şehit edilmesine yüreği dayanamadı. Sol yanına felç indi, sonra yatağa düştü ve kahrından öldü. İdarede, aşk hayatındaki gibi yenilgiyi kabul edemedi. 

Halkının içinde ve yanında durmaya da çalışırdı. 1782 yazındaki ‘Büyük İstanbul Yangını’nda çalışmaları bizzat koordine etti, itfaiye eri gibi çalıştı. Şehrin tarihi siluetini oluşturan ahşap evlerin yarısına yakını - takriben 20 bin bina! - yandı. O yıl şehirde 3 büyük yangın çıktı. Kayıkhanelerde kullanılan zift ve kimyasallar aşırı sıcaktan tutuşmuş, - kısa sürede! - mahalleleri sarmıştı. 1. Abdülhamit’in gayretli çalışması ve zorlu mesaisi - halk arasında/nezdinde! - memnuniyet yarattı.

Cariyesi/’vuslata engel çıkaran’ gözdesi, sonradan nikâhına almayı başardığı Ruhşah (Hatice) Hatun’a yazdığı, yalvarış dolu ‘haykırışlar buketi’ mektuplarıyla da hatırlandı. Ruhşah, eziyetten zevk alan, peşinden koşulmasından hoşlanan, güzel cümlelerle taltif bekleyen, yalvartmayı seven bir kalpsizdi. Şımarıktı, mağrurdu, hatta hırçındı. Dedesi yaşındaki hükümdara karşı da soğuktu. Kelimelerin ruhundan anlamaz görünür, kişinin halinden bilmez davranırdı. ‘Umursamaz tavrı, yüzünden çıkarmadığı maskesiydi!’ Koskoca halife hükümdarın kıvranışını, serzenişini, yalvarışını kulak ardı ederdi. Osmanlı’nın 27. padişahı, 106. İslâm halifesi bir mektubunda diyordu ki:

- ‘Ayaklarının Altını Öpeyim Sultanım…’ -

‘Abdülhamit’in canı Ruhşah… Canım yoluna feda olsun. Allah’ın birliği adına yemin ederim ki, ayak izlerine yüzümü sürerim.’

‘Efendim; Hamit sana kurban olsun! Bu gece teşrifinle kulunu ihya eyle… Billahi sabra mecalim kalmadı… ‘

‘Efendim… Bu gece kendimi güç zapt ettim. Ayağını öpeyim. Allah aşkına beni mahzun eyleme. Sana kul ve kurban olayım!’

‘Efendim… Kulun ayağına gider, yüzünü sürerdi. İstemezsin, diye gitmedim. Böyle davranınca, ölüm bana daha hayırlı geliyor…’

Bir mektubunda da, ‘eğer bu gece gelmezse, kahrından öleceğini,’ belirtti:

‘Ruhşah’ım; Hamit’in sana kurban olsun! Efendim, sana bende olmuş kulunum! İster darp eyle, ister öldür, sana teslimim… Billahi ölümüme sebep olursun… Bu gece de gelmezsen, bilirim ki bana muhabbetin yoktur… Benim halime düşman bile rahmeder (acır/üzülür)…’

Başka bir namesi daha kalp acıtıcı, küçültücüydü:

'Ruhşah’ım! Hamit’in sana kurban olsun. Ben sana bağlanmış köleyim. İster döv, istersen öldür! Bu gece gelmen lazımdır. Aksi halde - vallahi! - hastalanmama, belki de ölmeme sebep olursun. Ayağının altına yüzümü, gözümü sürerek rica ediyorum. Allah için kendimi durduramıyorum. Bu gece gelirseniz, kulunuzu ihya edersiniz. Billahi sabretmeye mecalim kalmadı. Ayağını öpeyim, efendim!’

Bir diğer mektup ise hasretin derecesini/zirvesini gösterdi:

‘Yüzümü yere sürüp ayaklarına kapandığım sultan hazretleri… Güneşim, mahım, mutluluğumun yegâne kaynağı… Ayrılık acısıyla ciğerim kebap oldu. Gecem gündüzüme karıştı. Hasret denizinde boğulmak üzereyim. Tek kurtuluş yolumsunuz. Çaresiz, bedbaht kulunuzun halini sorarsanız, sultanından ayrı kaldığımdan ötürü, feryat ve figan eden, inleyen sevdiğine hasret biçare bülbül gibiyim…’

1. Abdülmecit, kavuşmak için yalvaran/reddiye alan ilk hükümdar değildi.

Ama ihtiyar padişah, ömrünün son 2 yılında muradına erdi. Başkadınefendi Ayşe Sultan’ın ölümü üzerine Ruhşah Sultan makamın sahibi olmayı, hükümdarın nikâhı altına girmeyi kabul etti. Saray hazinesinden, tahtın ve devletin imkânlarından sonuna kadar yararlandı. 

- 2. Mahmut ve 2 Abdülhamit de Reddedildi… -

30. Osmanlı padişahı 2. Mahmut da gözdesi bir cariye tarafından reddedildi. Tarihe Nazip Hanım adı ile giren cesur cariye, kudretli padişahın 3 teklifini de geri çevirdi. Tek eş olması kabul edilebilirse, evlenebilirdi. ‘Sultan ömrü boyunca tek eşle yetinecek ve cariye de kullanamayacaktı…’ Sultan refüze edilmekle kaldı, ama geleneksel yapıyı korudu/sürdürdü. ‘Osmanlı’nın 3. Atası’ şerhiyle kroniklerdeki yerini aldı. Osmanlı’nın son 6 padişahından 2’si oğlu, 4’ü de torunuydu.

Osmanlı’nın 34. padişahı, 113. İslâm halifesi, 2 Abdülhamit de sevip kavuşamayan talihsizler arasındaydı. Sevgili kızı Ayşe (Osmanoğlu) Sultan’ın da doğruladığı gibi, haremindeki Gürcü asıllı dünya güzeline kalbini kaptırdı. 5 yıl gözünün önünde tuttu, yanından ayır(a)madı. Her seferinde hissiyatını aktardı. Ama Gürcü güzeli ‘çetin ceviz’di. Osmanlı’nın kudretli hükümdarını - her seferinde! - nazikâne geri çevirdi ve şartını tekrarladı. ‘Kocamın tek eşi/hanımı ben olmalıyım!’ Sonra da dedi ki:

‘Yaşadığım sürece hayatımı size feda etmeye hazırım. Asla da yanınızdan ayrılmam. Bana dünyaları bağışlasanız, gözdeniz ol(a)mam. Çünkü kocam yalnızca bir eşe - bana! - sahip olmalı! Aksi takdirde kimse ile evlenmem!’

2. Abdülhamit umudunu kesince, aşkını kalbine hapsetti. Cariyeyi çok yaşlı paşa ile evlendirdi. Ama damadın hemen murada ermesini engelledi. Düğünden sonraki 5 gün boyunca Yıldız Sarayı’nda tuttu ve gelinin yanına göndermedi.

5 May 2020 23:33
1,848 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

67 Yıl Sonra Mezarı Bulunan Bakü Fatihi

Bakü’ye giren Kafkas İslam Orduları Komutanı ‘Fahri Ferik’ Nuri Bey’in anavatanındaki ‘sembolik sayılabilecek’ mezarı 67 yıl boyunca bulunamadı. Araştırmacı Atilla Oral Bey olmasa belki de kıyamete kadar kayıp kalacaktı.

General Trikopis'i Esir Alan Ahmet Çavuş

Afyonlu Ahmet (Ünlü) Çavuş, savaşın gidişatını değiştirdi. 2 arkadaşıyla Yunan Ordusu’nun Başkomutanı Trikopis’i ve kurmaylarını esir alarak, imkânsızı mümkün kıldı. Ordumuza yüksek moral aşıladı.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

İngiliz İstihbaratı’nın Vahdettin Dosyası

İngiliz İstihbaratı; Sultan Vahdettin’i şehzadeliğinden itibaren izledi; kısa hükümdarlığı döneminde de takibini yoğunlaştırdı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

İngiliz İstihbaratı’nın Vahdettin Dosyası

İngiliz İstihbaratı; Sultan Vahdettin’i şehzadeliğinden itibaren izledi; kısa hükümdarlığı döneminde de takibini yoğunlaştırdı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

İngiliz İstihbaratı’nın Vahdettin Dosyası

İngiliz İstihbaratı; Sultan Vahdettin’i şehzadeliğinden itibaren izledi; kısa hükümdarlığı döneminde de takibini yoğunlaştırdı.

Kenan Evren'in Yaptırdığı Asala Operasyonları

Ermeni terör örgütü ASALA’ya karşı etkin ve sonuç alacak operasyonun planlaması 1982’nin yaz aylarında Çankaya Köşkü’nde Devlet Başkanı Kenan Evren’in talimatıyla başlatıldı. Karargâhın başında da Evren’in kızı Şenay Gürvit Hanım görev yaptı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Shakespeare’in de Kafatası Kayıp

Shakespeare’nin mezarında inceleme yapan ilim adamları ünlü edebiyat adamının kafatasının kayıp olduğunu ortaya çıkardı.

Alman Konsolosluğu’nda Uyuyan Osmanlılar

Boğaz manzaralı 55 bin metrekare alan için 95 bin Taler (O dönemde kullanılan Alman parası!) ödendi. Almanlar, mezarlık halindeki alanı çevirip temizledi.

Niğde’de Saklanan Kutsal Emanetler

Hükûmet ve Türk Genel Kurmayı, İstanbul'un bombalanabileceğini de ihtimal dâhiline almıştı. Böyle bir durumda, saraylar, tarihî eserler ve müzeler büyük zarar görebilirdi.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

Önce Kurşuna Dizdiler, Sonra ‘Aziz’ Yaptılar

Devrik Rus Çarı 2. Nikolay bundan böyle mezarında rahat uyuyabilecek.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Melek Girmez Sokağı’ndaki Cami

Melek Girmez Sokağı, 1812’deki veba salgını ile ününe ün kattı.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

Darüşşafaka Bağışçısı Zübeyde Hanım

Bağışla ilgili vasiyetname; Darüşşafaka Cemiyeti’nin arşiv ve müzesinde yenileme/düzenleme yapılırken bulundu.

İngiliz İstihbaratı’nın Vahdettin Dosyası

İngiliz İstihbaratı; Sultan Vahdettin’i şehzadeliğinden itibaren izledi; kısa hükümdarlığı döneminde de takibini yoğunlaştırdı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

İngiliz İstihbaratı’nın Vahdettin Dosyası

İngiliz İstihbaratı; Sultan Vahdettin’i şehzadeliğinden itibaren izledi; kısa hükümdarlığı döneminde de takibini yoğunlaştırdı.

Kenan Evren'in Yaptırdığı Asala Operasyonları

Ermeni terör örgütü ASALA’ya karşı etkin ve sonuç alacak operasyonun planlaması 1982’nin yaz aylarında Çankaya Köşkü’nde Devlet Başkanı Kenan Evren’in talimatıyla başlatıldı. Karargâhın başında da Evren’in kızı Şenay Gürvit Hanım görev yaptı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

67 Yıl Sonra Mezarı Bulunan Bakü Fatihi

Bakü’ye giren Kafkas İslam Orduları Komutanı ‘Fahri Ferik’ Nuri Bey’in anavatanındaki ‘sembolik sayılabilecek’ mezarı 67 yıl boyunca bulunamadı. Araştırmacı Atilla Oral Bey olmasa belki de kıyamete kadar kayıp kalacaktı.

General Trikopis'i Esir Alan Ahmet Çavuş

Afyonlu Ahmet (Ünlü) Çavuş, savaşın gidişatını değiştirdi. 2 arkadaşıyla Yunan Ordusu’nun Başkomutanı Trikopis’i ve kurmaylarını esir alarak, imkânsızı mümkün kıldı. Ordumuza yüksek moral aşıladı.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Melek Girmez Sokağı’ndaki Cami

Melek Girmez Sokağı, 1812’deki veba salgını ile ününe ün kattı.