Süleyman Turan: ‘Esas Oğlan’ın En Can Dostu

Süleyman Turan; hem tiyatroda, hem de sinemada birer kez başrol oynadı. Adı; Harput’ta Bir Amerikalı oyununda ve Dikkat Kan Aranıyor filminde en üste yazıldı…

Süleyman Turan: ‘Esas Oğlan’ın En Can Dostu

Süleyman Turan; çok yönlü sanatçıydı. Sinemada film çekti; tiyatro sahnesinde toz yuttu; mizah dergilerinde karikatür(ler) yayınladı; film afişleri yaptı; günlük resimli romanlar çizdi; sinema film senaryoları yazdı; kısaca hayatı boyunca - gözünü kapayıncaya kadar! - çalıştı… Hep ter döktü; rızkının/ekmeğinin peşinden koştu.

Turan; ‘İstanbul beyefendisi’ydi. Kadıköy’ün yerlisiydi; Salacak’ın hayranıydı. Denize düşkündü; yaz aylarında aşk derecesinde bağlandığı Kalamış’tan ayrılmazdı. Eski kayıkhanenin müdavimiydi. Yelkenciydi: Küçük teknesiyle Marmara’nın mavi sularında süzülmeye bayılırdı.

‘‘Hayatı roman gibiydi!’; ‘dolu dolu yaşadı!’’ den(ilebil)ecek insanlardandı. Kıt imkânlarına karşın dünyanın tamama yakınını dolaştı. Macera tutkusundan ötürü, Kore’de savaşan Türk Tugayı’na - gönüllü! - katıldı. Korkusuzdu; ama gaddar değildi. Hayatı ciddiye almaz görünse de; aksine her sorumluluğun farkındaydı; dostlarının en vefalı destekçisiydi/dayanağıydı.

- Süleyman Turan; Sinemamızın En Başarılı 2. Adamlarındandı… -

Hayatında çizdiği/benimsediği rolü, sinemaya da taşıdı. Film(ler)deki ‘esas oğlan’ın en sadık, en samimi, en can dostuydu. Tiplemeleriyle Yeşilçam’ın en başarılı 2. adamları arasına girdi. Pek çok başrol oyuncusundan daha fazla beğenildi; tanındı; saygı duyuldu.

Süleyman Turan (Başturan!); ailesine bağlıydı; mutluluğu evinde ara(yan)dı; adı dedikoduya veya sansasyonel olay(lar)a karışmadı. İş saatlerinden geri kalan zamanını yuvasında, karısı ve kızının yanında geçir(ir)di. Dışarıda yalnız görülme(z)di. Karısı ve sevgili kızı, kendisine eşlik ederdi. 3 kişilik Turan Ailesi; mutluluğu kendi aralarında/birbirleriyle paylaştı/bölüştü.

Turan; kendini bildiği/tanıdığı andan beri ‘hayat kavgası/kaygısı’nın içindeydi. Yeşilçam’ın getirdiği şöhreti ne paraya, ne de günü birlik kaçamak sevdalara çevirdi. Şöhretinin zirvesindeyken evlendi; baba olmayı tercih etti. Kadınlarla arası iyi değildi; Turan; ‘âşık olun(a)mayacak adamlar sınıfı’ndandı. Güvenilirdi; iyi sır tutardı; ama günü birlik âşk ilişkisine girmezdi. Aşk arayan kadınların ilk tercihi her zaman ‘jön prömiye’lerdi.

Süleyman Turan; İstanbullu’ydu. 19 Kasım 1936’da Kadıköy’de doğdu. Kendisini, ‘Suadiyeli!’ diye tanıttı. İlk ve ortaokulu da Kadıköy’de okudu. Tarihî Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdi. İzzet Günay sınıf arkadaşıydı. Göksel Arsoy da aynı lisenin öğrencisiydi. Kader birliği yapacağı, ünlü sinema oyuncusu Tunç Oral sıra arkadaşıydı. Oral’ın lakabı, ‘Çakır’dı. Turan’ın anlatımına göre; gençlik/delikanlılık dönemlerinde bazı renkli maceralar yaşadılar.

- Lise Sıralarında Karikatür Çizmeye, Harçlığını Kazanmaya Başladı… -

Turan’ın el yazısı, çizgisi ve deseni çok güzeldi. Lisenin son yıllarında desen, karikatür çizerek harçlığını çıkar(ır)dı. Sinemamızın en çok film senaryosu yazmış, ünlü senaristi Safa Önal’ın yönettiği dergilerde resimleri, desenleri, karikatürleri yayınlan(ır)dı. Yelpaze’nin koleksiyonları Turan’ın eserleriyle doluydu. 

Kitap kapaklarına, film afişlerine de hayat verdi.

Lise mezunları; ‘yedek subaylık’ hakkına sahipti. Askere gidecekti; - gönüllü! - Kore’deki Türk Tugayı’na katıldı. İyi derecede, hatasız, aksanlı İngilizce konuşurdu. Tercümanlık yapacaktı; birliğimizde yabancı dil bilen subaylara şiddetle ihtiyaç duyuluyordu. Halit Refiğ gibi sinema adamları, Refik Erduran gibi yazarlar da ‘mütercim’ sınıfından Kore’ye gidecekti.

Turan; Japonya’da kendini gösterdi; askerimizin moralini yükseltecek sosyal faaliyetlere de girişti. Kore’de ABD’nin yanında savaşan ülkelerin askerleri için Japonya’da yetenek yarışması düzenlendi. Turan’ın arkadaşlarıyla birlikte yazdığı; tek başına oynadığı skeç birincilik kazandı. Sahnedeki ilk denemesinda başarılıydı.

- Japonya’da Bir Barda Çekilen Kısa Filmde İlk Figüranlık Denemesini… -

Tatil günlerini iyi değerlendirdi: Hızlı, maceralı, heyecanlı anlar yaşadı. Savaştan yeni çıkan Tokyo’da hayat ucuzdu. Eğlencenin her türü neredeyse bedavaya gelirdi. Crown adlı gece kulübünün devamlı müşterisiydi. Kulüpte çekilen kısa metrajlı filmde figüranlık önerisini kabul etti.

Terhisinden sonra birliği ile Türkiye’ye dönmedi. Parasız ya da az para harcayarak dünyayı dolaşacaktı. Az konuşarak; ama sempatik görünerek başarabileceğine inandı. Japonya’dan Amerika’ya, Almanya’dan Mısır’a kadar neredeyse dünyanın tamamını gezdi. İngilizce bilmesi önünü açtı. Unutamadığı başka bir olayı da Hawaii’de yaşadı. Gecikince, bineceği uçağı kaçırdı. Bileti değiştirildi; beklemesi gerekti. Ama aldığı haberle sarsıldı: Yetişemediği uçak; Büyük Okyanus üzerinde düştü; yolcuların tamamı hayatlarını yitirdi. Hayatta kaldığına sevinemedi.

Türkiye’ye dönünce çevirmenlik yaptı: Amerikan Yardım Heyeti’nde çalıştı. Bir yandan da karikatür çizmeyi, desen yapmayı sürdürdü. Dönemin en ünlü mizah dergisi Akbaba’nın sayfalarında yerini sağlamlaştırdı. 

Yüksek öğrenimini, İstanbul Üniversitesi’nin İngiliz Filolojisi Bölümü’nde sürdürmeye çalıştı. Ama tamamlayamadı; maddi sıkıntıdaydı; para kazanma çabaları, eğitimini engelledi. 3. sınıfta kaydını dondurdu. 

Tiyatro ile de dostluğunu/yakınlığını hep önemsedi. Saim Alpago’nun sahipliğindeki Alpago Tiyatrosu’nun oyuncusu Gürdal Onur yakın arkadaşıydı. Selim Naşit, Altan Karındaş, Erdal Sıcak, Üner İlsever ve Tülin Oral gibi sevilen/bilinen sanatçılar kadrodaydı. Her akşam tiyatronun kulisine gelip hazırlığı ve sonra da oyunu izlerdi. Çok geçmeden de bütün senaryoyu ezberlerdi. Bir gün, Selim Naşit tiyatroya gelmedi; rolü de boşa çıktı. Tiyatro sahibi Saim Alpago; Süleyman Turan’ı sahneye itti ve ilk rolünü oynamaya zorladı.

- Tiyatroda da Baş Rolde Oynadı… -

Turan istikrarlıydı; zorluklar karşısında gerilemezdi. Tiyatroda da başarı sağladı: 1962’de, aynı tiyatroda sahneye konulan, - Cevat Fehmi Başkut’un eseri! - Harput’ta Bir Amerikalı’da başrole çıktı.

1963 yılında şansı dönecekti. Dönemin etkin magazin dergisi SES’in düzenlediği Sinema Artisti Yarışmasına katıldı. Müracaat ederken; ‘Sinemaya girecek gençlere doğru, dürüst, nezih bir yol açıyorsunuz!’ mealinde not yazdı. Finale kaldı. Erkeklerde Ediz Hun, hanımlarda Ajda Pekkan birinci seçildi. Ama çiziktirdiği küçük not kaderini belirledi: Kemal Film’in sahibi Osman Seden’in eline geçti. Seden; Süleyman Turan’ı sinemaya kazandırdı; Sayın Bayan’da ilk küçük rolünü verdi. Filmin önemli oyuncuları: Türkan Şoray, Gülistan Güzey, Tamer Yiğit, Mümtaz Ener, Hulusi Kentmen, Öztürk Serengil ve Ayten Çankaya’ydı. Yönetmen Mehmet Dinler’di.

Kemal Film’in yapım görevlisi Adnan İrkut; Süleyman Özturan’ın soyadını kısalttı; Turan yaptı. Önerisine/fikrine göre; adının yeni hali sinema seyircisinin aklında daha kolay kalabilecekti.

Sonraki filmi, Koçum Benim’de rolü uzundu. Kemal Film’in yapımında, Fatma Girik, Ajda Pekkan, Efgan Efekan, Mürüvvet Sim, Nubar Terziyan, Öztürk Serengil… vb. gibi dönemin en tanınmış sanatçıları oynadı. Senarist ve reijisör: Osman Seden’di.

1966’da dünya evine girdi; hayatını Canan Öncü ile birleştirdi. 17 Temmuz 1967’de de biricik kızı Beliz’i kucağına aldı. Ailesi; hayatının merkeziydi. 3 kişi, yıllarca mutluluk tablosu çizdi.

- Bütün Ödüllerini Antalya Film Festivalleri’nde Kazandı… -

1970 yapımı Dikkat Kan Aranıyor filmindeki ilk ve son başrolünde Ekrem Bora’nın karşısındaydı. Hastaneden kaçan deliyi canlandırdı. Filmin yönetmeni Temel Gürsu, senaristi Sadık Şendil, yapımcısı Ertem Eğilmez/Nahit Ataman’dı. Diğer rollerde Semra Sar, Münir Özkul, Ayşe Emel Mesçi, Yavuz Selekman göründü.

Beyaz perdedeki ilk ödülünü, 9. Antalya Film Festivali’nde kazandı. Başrolünde Yılmaz Güney’in oynadığı Yarın Son Gündür ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’ne değer bulundu. Bir yıl sonra, 1972’de, yine aynı festivalde, Güllü ile 2. defa aynı mükâfatı kazandı.

Antalya; Süleyman Turan’ı çok sevdi. 2003 yılında, 40. Antalya Film Festivali’nde Yaşam Boyu Onur Ödülü’nün sahibi oldu.

Süleyman Turan’ın son uzun metrajlı filmi: 2009 yapımı, Cemal Şan’ın yönettiği Sonsuz’du.

3 sinema filmi senaryosu yazdı: Sevgili Dayım (1977), Baş Belası (1982), Dönme Dolap (1983)… Zeki Alasya/Metin Akpınar ikilisinin çektiği komedi dizisi Zeki-Metince’nin bazı parodilerini de kaleme aldı.

1970’li yıllarda Türk sinemasının içine girdiği seks filmleri furyasından etkilendi. Ayağını beyaz perdeden çekti. Karikatüre, çizgi romana ağırlık verdi. Senaryolarını yazıp çizdiği resimli roman dizileriyle hayatını kazandı. Akşam’da 15 yıl, Sabah’ta 15 yıl mesai harcadı; evine ekmek götürdü.

Hafta sonlarında, Veli Efendi Hipodromu’nda at yarışı biletleri sattı.

Kütüphanesinde çok zengin sinema ve tiyatro eserleri bulunurdu. İngilizce yayınları izlemeye özen gösterirdi.

Son yıllarında, Kadıköy’deki evinde yalnızdı. Biricik kızı Beliz; babasının yanına gün aşırı gelirdi; yemeğini pişirir, temizliğine yardım ederdi.

12 September 2019 13:49
448 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

İran Şahı, Çağlayangil’e Darbeyi Haber Verdi

‘Ordunuz birkaç ay içinde darbe yapacak!’ dedi Pehlevi. Çağlayangil hem şaşırmış, hem de böylesi ‘okkalı’ haberin nasıl olup da İran tarafından öğrenildiğini merak etmişti.

Nazmiye Demirel’in Ajanlık Denemesi

Aslına bakılırsa Demirel, iki yıldır Cuma gününü sevmez olmuştu. Ordu’nun darbe yapmasından korkuyordu. Silâhlı kuvvetler, ülke yönetimine el koyma eylemlerini hep Cuma günü gerçekleştirmişti.

Demirel Ailesi’nin Koltuk Kavgası

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, mala mülke pek kıymet vermezdi.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu’nun lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; bağlanan maaşı kabul etmedi; kendisinin ve ailesinin zaruretine rağmen, Kızılay’a hibe etti. Akrabalarının ne maaştan ne de bağıştan haberi olmadı. Ta ki ölümünden sonra yayınlanan taziye mesajına kadar…

Cesedi Kadavra Yapılan Hikâyeci

Günümüzde kitapları - hiçbir telif ücreti ödenmeden! - milyonlarca satılan Ömer Seyfettin; son nefesini verdiğinde beş parasız ve kimsesizdi.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Lise Öğrencisi Profesyonel Tiyatrocu

Kemal Sunal; tarihî Vefa Lisesi’nin tarih sayılabilecek öğrencisiydi.

Vehbi Koç’un Feto Uyarısı

Koç Holding’in onursal başkanı - müteveffa - Vehbi Koç, Feto tehlikesini 1994 yılında görmüştü.

Cesedi Kadavra Yapılan Hikâyeci

Günümüzde kitapları - hiçbir telif ücreti ödenmeden! - milyonlarca satılan Ömer Seyfettin; son nefesini verdiğinde beş parasız ve kimsesizdi.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Vergiye Giden Ev Parası

Yeşilçam yıldızlarının çoğu günlük yaşardı. Sektör küçük bir krize girerse; geçim sıkıntısına düşerlerdi.

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Yerli James Bond Göksel Arsoy

Göksel Arsoy; daha çok romantik aşk filmleriyle tanındı.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

‘Fahri Menajer’ Öztürk Serengil

Öztürk Serengil; 1970 sonrası ekonomik krize giren Yeşilçam’ın pek çok ünlü ismine yardımcı oldu; para kazanmalarını sağladı. Sinema seyircisi; hayranlık duyduğu isimleri gazino sahnelerinde dikkatle, hayranlık dolu merakla izledi.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Dokuz Defa Alkol Komasına Giren Aktör

Türkiye; onu, Ankara Radyosu’nun sabah kuşağındaki ‘Arkası Yarın’ skeçlerinin anonslarında tanıdı.

Tanju Okan Ve ‘Kadınım’ Şarkısı

Tanju Okan; İzmir’den yetişmiş bir ses sanatçısıydı. Türk Hafif Müziği’nin kurucuları/öncüleri arasındaydı. Kısa sayılabilecek hayatında unutulmayacak/ölümsüz şarkılar seslendirdi. Son anına kadar hayata kırgındı; mutsuzdu; huzursuzdu…

Peyami Safa'nın Gizli Aşkı

Ünlü romancı Peyami Safa; kendisinden özel edebiyat dersleri alan - sonradan meşhur hikâyeci! - Sevim Burak’a deli gibi âşıkmış…

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

Mayk Hammer Yazan Türk

Kemal Tahir; hayatının beşte birini hapishanelerde geçirdi. En güzel eserlerini de cezaevinde yazdı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

Yıldız Kenter: ‘Hayatım Tiyatro…’

Tiyatromuzun temel direklerindendi. Hayatını tiyatroya adadı ve adını en yükseğe yazdırdı. Yıldız Kenter: ‘Tiyatromuzun Divası’ydı…

Gözlerini Bağışlayan TBMM Başkanı

Refik Koraltan; Demokrat Parti’nin dört kurucusundan biriydi. TBMM’nin 1950 - 1960 yılları arasındaki 10 yıl sürede başkanlığını yaptı.

Mayk Hammer Yazan Türk

Kemal Tahir; hayatının beşte birini hapishanelerde geçirdi. En güzel eserlerini de cezaevinde yazdı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

CIA’nın Yenge Merakı

CIA, Evren’in Müstakbel Eş Adayını Merak Etmiş.

Usame Bin Ladin’i Kargalar Yakalattı

ABD yetkilileri; El Kaide adlı terör örgütünün lideri Usame Bin Ladin’in sonunu getiren operasyon için tam 10 yıl hazırlık/planlama yaptı. Harekât; Beyaz Saray ve Pentagon’da canlı bağlantıyla izlendi.

Gözlerini Bağışlayan TBMM Başkanı

Refik Koraltan; Demokrat Parti’nin dört kurucusundan biriydi. TBMM’nin 1950 - 1960 yılları arasındaki 10 yıl sürede başkanlığını yaptı.

ABD; Osmanlı Sayesinde Alaska’ya Sahip Oldu

ABD Başkanı Donald Trump; politik hayatının büyük gaflarından birisini daha yaptı: Danimarka’dan Greenland’ı satmasını istedi. Trump; 1867’de ABD’nin Çarlık Rusyası’ndan Alaska’yı yok pahasına kapattığı gibi Greenland’ı da alabileceğini sandı.

En Sevimli Mafya Babası

Dinçer Çekmez, dünyamızdan ayrıldığında 73 yaşındaydı.

Lise Öğrencisi Profesyonel Tiyatrocu

Kemal Sunal; tarihî Vefa Lisesi’nin tarih sayılabilecek öğrencisiydi.

Müjdat Gezen’in Gizli Aşkı

Müjdat Gezen anılarını yazdığı, ‘Galiba Ben Sanatçıyım’ adlı kitabında G.A. koduyla hayatına giren kadından söz ediyordu.

Cahide Sonku’nun Önlenemeyen Düşüşü

Cahide Sonku; güzelliği, kabiliyeti ve zenginliği ile özlenen/imrenilen bir hayat sürdü. Kıskanıldı; sevildi; dedikodusu yapıldı ve parmakla gösterildi. Masallardan çıkıp gelmiş prensesti. Ama sonu çok kötüydü. Bir elinde büyük ispirto şişesi, öbür elinde bekçi düdüğüyle hayatın kendisine biçtiği son başrolü oynadı. Hem de kendinden geçercesine…

Lise Öğrencisi Profesyonel Tiyatrocu

Kemal Sunal; tarihî Vefa Lisesi’nin tarih sayılabilecek öğrencisiydi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Şöhret Sefaletin İkiz Kardeşi

Mesut Engin (58) kısa hayat yolculuğunda zirveyi de dibi de görüp, çaresizliği iliklerine kadar yaşadı.

Nobel Barış Ödülü Adayı Hitler

Adolf Hitler, ünlü TİME dergisi tarafından 1939’da Yılın Adamı seçildi; Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Diğer Türk Sineması Yazıları

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Darbecilere Kafa Tutan Aktör

Cahit Irgat ne çektiyse dik kafalılığından ve alkol alışkanlığından çekti. İçki hayatının her döneminde en etkin vazgeçilmeziydi.