Memleketimden Dinleme Manzaraları 2

Anlatıldığına göre, Özal dinlemeye de meraklıydı. Yeni teknoloji ürünü araç telefonlarının küçük bir tarayıcıyla izlenebildiğini/dinlenebildiğini öğrenince hemen uygulamaya girişti.

Memleketimden Dinleme Manzaraları 2

 MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de dinlemelerin farkındaydı ve şikâyetçiydi. Partideki odasında makam masasının üzerinde küçük transistorlu bir radyo dururdu. Radyo neşriyatının dinlemeleri engellediğine, konuşulanları anlaşılmaz kıldığına inanırdı. 

Turhan Feyzioğlu, 12 Eylül Darbesi’ni yapan askerî kadro tarafından Başbakanlık makamına getirilecekti. Evren Paşa, Feyzioğlu’nu makamına çağırıp görüşme yaptı; başbakanlık önerisi de kabul buldu. Feyzioğlu; kendine tahsis edilen odada hükümet kurma çalışmalarına girişti. Bakanlar kurulunun listesini hazırlamaya koyuldu. İddiaya göre yaptığı telefon görüşmeleri dinlenince, yeni görevi hemen duyuldu ve planları yürümedi. Siyasi tabanı çok sınırlı bir siyasetçinin liderliği benimsenmeyecekti. Feyzioğlu; başbakanlık koltuğuna oturamadan, çatısını çattığı hükümeti kuramadan ayrılmak zorunda bırakıldı.

12 Eylül liderleri, Demirel’in nefes alışını bile izlerdi. Münfesih AP (Adalet Partisi)’nin son Genel Başkanı Süleyman Demirel ve eşi, Hamzaköy’deki zorunlu tatilden döndükten sonra Güniz Sokak’taki müstakil evlerinde kalıyordu. Demirel çok zorunlu kalmadıkça dışarıya çık(a)mıyor, 4 duvar arasında kitap okuyor ve - sayıca az! - misafirlerini kabul ediyordu. Ama 12 Eylül liderlerine bakılırsa, ‘devleti yönetmeye de devam ediyor’du. Ankara siyasetinin nabzını en iyi tutan gazetecilerden Yavuz Donat’ın şahitliğini yaptığı olay ilginçti. Turizm Bakanlığı Müsteşarı Kemal Baydaş ziyaretine gelmişti. Donat ile Baydaş çok eski dosttu. Çay içip sohbet ederken, söz dönüp dolaştı Demirel’e geldi. Donat gazetedeki telefonundan Demirel’i aradı; sonra da konuşması için Baydaş’a uzattı. Demirel, vefalı dostunu çok severdi: ‘Nasılsın Kemal?’ diye hal hatır sordu, ‘Gözlerinden öperim!’ diye de konuşmasını tamamladı. Baydaş gayet saygılı şekilde; ‘Sağlıklar, afiyetler dilerim, efendim,’ dedi. Ve nezaket gereği, ‘Bir emriniz var mı?’ diye de ekledi. Görüşmeden 3 gün sonra, Baydaş görevinden alındı. Darbe liderleri, Demirel’e sempati duyan yüksek bürokratı yönetimde istememişti.

ANAP (Anavatan Partisi)’ın Kurucu Genel Başkanı Turgut Özal da dinlemelerden bıkmıştı. Partisinin kuruluşunda, seçim sonrası Başbakanlık tesliminde çok garip olaylar yaşamıştı. Partinin temel direklerinden, en güvendiği arkadaşlarından Mehmet Keçeciler’in anlatımına göre, Özal bazı taktikler geliştirmişti. Görüşme yapacağı arkadaşıyla uzun süre yüzerdi ve mola verdiğinde konuşmaya başlardı. ‘Burası güvenli, bizi kimse dinleyemez,’ derdi. Ya da görüşeceği kişiyi yanına alır, tenha bir köşede, eliyle ağzını kapatarak meramını anlatmaya çalışırdı. 

Oğlu Ahmet Özal’ın anlattıkları çok dikkat çekici ve korkutucuydu. Oğul Özal’a göre, Başbakanlık Konutu her 45 günde bir böcek aramasına tabi tutulurdu. Sadece yatak odasından en az 8 tane böcek çıkardı.

Özal’ın dinlendiğini yakın dostu, sırdaşı, danışmanı Adnan Kahveci ortaya çıkarmıştı. 1983’deki seçimlerinden sonra Özal, Başbakanlık Konutu’na taşındı. Binanın içinde, pek çok noktada gizlenmiş dinleme amaçlı böcekler bulundu. Yatak odasını, diğer odaların duvarlarını, çalışma masasını, telefonları, çiçek saksılarını böcekler basmıştı. Özal ailesi, konutta hep dinlendikleri şüphesiyle yaşadı.

Özal; dinlemeye karşı güvenlik tedbirlerini geliştirerek sürdürdü. Yine kurmaylarını yanına alıp denize girdi. Konuğuyla araba sefası yaparken görüştü. Temel atma törenlerinde, konutun bahçesinde, açık alanda, çeşitli açılışlarda mahrem konuşmalarını yaptı. 

MİT elemanlarına Başbakanlık Konutu’nda arama yaptırmıştı. Uzmanlar; saksı, tablo ve radyatör arkasında 5 böcek bulmuştu. 

Konuta özel elektronik firması elemanları da çağrılırdı. Ama yine de kesin sonuç alınamazdı. Böcekler daha çok çiçek saksılarında yuva yapardı. Biraz araştırınca perde aralandı. Konutun kadrolu bahçıvanı, ABD Büyükelçiliği’nin bahçıvanıyla arkadaştı. Saksılı, kıymetli çiçekler ABD Büyükelçiliği’nden gönderiliyordu. ABD sempatizanı bahçıvanın işine son verildi. Ardından hizmetlerine bakan şef garsonun en mahrem konuşmaları aktardığı belirlendi. Başbakanlık Konutu’nda görevli bütün garsonlar ve servis elemanları değiştirildi. Yerlerine de Ankara’da bulunan Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu’ndan güvenlik soruşturması yapılmış yeni/güvenilir elemanlar getirildi. 

Turgut Özal elektronik cihazlara düşkündü; en yeni teknolojileri öğrenmeyi/kullanmayı severdi. Adnan Kahveci ile ortak noktaları teknolojiydi. Kahveci her yurt dışı seyahati dönüşünde Özal’a en yeni aletleri/cihazları getirirdi. Araç telefonu da yeni çıkmıştı ve kullanımı hızla yayılıyordu. 

Anlatıldığına göre, Özal dinlemeye de meraklıydı. Yeni teknoloji ürünü araç telefonlarının küçük bir tarayıcıyla izlenebildiğini/dinlenebildiğini öğrenince hemen uygulamaya girişti. Danışmanı Can Çangır, Brüksel’e yaptığı geziden dönerken yanında küçük bir tarayıcı getirmişti. Özal da tarayıcı yardımıyla merak ettiği kişileri dinlemeye başladı/koyuldu.

Bir iddiaya göre Özal, Bedrettin Dalan’ı parti içinde kendisine rakip görürdü. Dalan’ın düzenlediği bir toplantıda yaptığı konuşmayı tanınmış bir politikacı vasıtasıyla banda aldırdı. Böylece rakipleri hakkında istihbarat toplama alışkanlığını sürdürdü.

Özal çok iyi satranç oyuncusuydu. 1989’da yeni Cumhurbaşkanlığı koltuğuna kimin oturacağı tartışılıyordu. Özal; Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in kendisini dinlettiğine inanırdı. Bir gün ailesini topladı; Cumhurbaşkanlığı için fikirlerini sordu. Ailesi, Özal’ın Çankaya’ya çıkmasını istedi. Ama Özal aksi fikir belirtti; Cumhurbaşkanlığı’nı düşünmediğini belirtti. Aile toplantısından iki gün sonra Evren’le görüşmek için Çankaya Köşkü’ne gitti. Bakanlarından birisi, Özal’ın aracının kapısını açtı ve dilinin altındaki baklayı çıkardı: ‘Kararınızdan ötürü sizi tebrik ediyorum, efendim. Cumhurbaşkanlığı’na aday olmanız, partimizi zora sokabilirdi!’ Özel tebessüm etmekle yetindi; dinlendiğinden şüphesi kalmamıştı. Toplanan bilgi Evren’in yakın çevresinde paylaşılabiliyordu.

Özal; çok sevdiği, yanından ayırmadığı Hasan Celal Güzel’i de dinletmişti. İddianın sahibi bizzat Güzel’di. ANAP Genel Başkanlığı’na ve dolayısıyla Başbakanlık’a adaylığını koyunca yakın markaja alınmıştı. Güzel’in delegelerle yaptığı konuşmaları dinletmiş ve duruma göre bir politika geliştirmişti.

Oysa Hasan Celal Güzel, Özal’a ölümüne bağlıydı. Bakanlık ve Hükümet Sözcülüğü yaptığı dönemde, Başbakan’ın, bakanların ve dolayısıyla kendi odasını da sürekli böcek taraması/araması yaptırırdı. Turgut Bey, Hasan Celal Güzel ile mahrem bir konu paylaşacaksa yanına çağırırdı; beraber bahçeye çıkarlardı. Özal her seferinde eliyle ağzını kapatır, dudaklarının okunmasını engellerdi.

Hasan Celal Güzel; 1970’li yıllarda da bürokraside etkindi. Makamından yapılan telefon konuşmalarının dinlendiği/kaydedildiğini fark ederdi. Konuşmasına başlarken, dinleyenleri/kaydedenleri ağza alınmayacak şekilde küfürlerle ödüllendirirdi. Halk tabiriyle en hafif küfrü, içinde ‘ana’ ‘avrat’ kelimeleri geçendi. 

Bir gün, Güzel’in özel kalem müdürü bir görüşmecisinin geldiğini söyledi. Güzel; ziyaretçinin içeriye alınmasını istedi. Misafir genç bir polis memuruydu. Kendisini tanıttıktan sonra, görevini anlattı. Kayıt süresince duyduğu hakaretlerden rahatsız olmuştu ve muhatabının dikkatini çekmek istemişti. Güzel; misafirine hak verdi ve sonraki konuşmalarında dinleyenleri/izleyenleri küfürlerinden muaf tuttuğunu tekrarladı.

Dünyanın en bilinen, en etkin liderleri de izlenmişti ve rakiplerini/düşmanlarını takip ettirmişti. Mesela Yunanistan’da Başbakan Papandreu, Cumhurbaşkanı Karamanlis’i dinletmişti. Fransa Cumhurbaşkanlarından müteveffa Mitterand, sevgilisini izletmişti. Romanya’nın halk tarafından öldürülen diktatörü Çavuşesku’nun dişindeki bir dolgunun içinde verici/böcek konulmuştu. Çeçenistan Cumhurbaşkanı Cevher Dudayev de Rus İstahbaratı’nın yakın takibindeydi. Cep telefonunun sinyalinden kaldığı yer belirlenince füze atışıyla vurulmuştu.

8 February 2019 18:46
406 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

Bilinmeyen Abdullah Gül

Genç Abdullah Gül’e göre Kısakürek; ‘ışığından yararlanılacak kutup yıldızı/mürşit’ idi. Fikir çizgisinin diğer 2 önemli isim ise; Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’ydu. Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer ve Fethi Gemuhluoğlu da etkisinde kaldığı mütefekkirlerdi.

Fakirin Hamisi Öksüzün Vasisi Valide Sultan

Osmanlı Hanedânı’nın en kuvvetli kadın üyesi, iki padişah annesi Kösem Sultan (1590 - 2 Eylül 1651), fakirleri korur; öksüzlere kol kanat gerer; yolda kalmış çaresizlere derman olurdu.

20 Lira Aylıkla Beşiktaş’ta Futbol Oynadı

Ünlü film yönetmeni Memduh Ün, sinemada olduğu kadar futbol sahalarında da becerisini göstermiş, Beşiktaş’ın futbol takımında ilk on bire girme başarısını yaşamış bir spor adamıydı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Davutoğlu’nun Mahrem Tarihi

Wikileaks tarafından sızdırılan bir belgeye göre, ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi James Jeffrey; Davutoğlu’nun Balkanlar ve Ortadoğu’da uygulamaya çalıştığı ‘yeni Osmanlıcı politikalar’ı, ülkesinin bölgedeki menfaatleri/çıkarları açısından son derece tehlike buldu.

Demirel’den Kıraç’a Cumhurbaşkanlığı Önerisi

DYP (Doğru Yol Partisi) Genel Başkanı Süleyman Demirel; Koç Holding üst düzey yöneticisi Can Kıraç’ı telefonla aradı; partiye davet etti; Cumhurbaşkanlığı veya TBMM Başkanlığı için aday göstermeyi düşünüyordu.

Gezen’in Annesinin İstemediği Evlilik

Müjdat Gezen, ikinci evliliğini ağabeyinin karısının yeğeni Leyla Turgut’la gerçekleştirdi.

Bilinmeyen Abdullah Gül

Genç Abdullah Gül’e göre Kısakürek; ‘ışığından yararlanılacak kutup yıldızı/mürşit’ idi. Fikir çizgisinin diğer 2 önemli isim ise; Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’ydu. Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer ve Fethi Gemuhluoğlu da etkisinde kaldığı mütefekkirlerdi.

MSP'li Bakan'ın Gözünden 12 Eylül’ün İlk Günleri

Malatya Milletvekili, MSP Genel Başkan Yardımcısı, İmar ve İskân eski Bakanı Recai Kutan; 12 Eylül 1980 Cuma günü yapılacak askerî darbeyi 3 gün önceden duydu/öğrendi.

‘Örtülü’den Bulgar İstihbaratı’na Hediye

Ekrem Pakdemir’in anıları, Türkiye’nin ‘Özallı Yılları’nı yaşatan-hatırlatan, dönem politikasının bilinmeyen-gizemli labirentlerinde dolaştıran, gün ışığına çıkaran, önemli bir eser konumunda…

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

100 Çocuklu Padişah

12. Osmanlı padişahı 3. Murat (1546 - 1595) hanedan tarihinin en çok çocuk sahibi olanıydı.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

Orduyu Teyakkuza Geçiren İdam

Yassı Ada, denizde gemilerin, havada uçakların, karada piyadelerin çok sıkı denetimine/gözetimine alınmıştı.

Darüşşafaka Bağışçısı Zübeyde Hanım

Bağışla ilgili vasiyetname; Darüşşafaka Cemiyeti’nin arşiv ve müzesinde yenileme/düzenleme yapılırken bulundu.

Nihat Erim’in Kıbrıs Raporu

Erim; 1956 yılında, Başbakan Adnan Menderes’e verdiği raporda; Kıbrıs’ta en iyi çözüm yolunun taksim olduğunu vurguladı.

Adnan Menderes’in Son Yasak Aşkı

Menderes’in bir yanı hep boştu/boş kaldı. Eşi Berin Hanım ve tanıdığı/birlikte olduğu bütün kadınlarda annesini aradı; daha doğrusu anne sıcaklığını/şefkatini bulmaya çalıştı. Arayış serüveninde toplumun değer yargılarını pek dikkate almadı; anı dolu dolu yaşadı… Hep kalbinin sesine uydu; kadınların peşinden gitti, koştu…

CIA’nın Yenge Merakı

CIA, Evren’in Müstakbel Eş Adayını Merak Etmiş.

Çirkin Kral, Kumar Oynayarak Dinlenirdi

Türk sinemasının ‘Çirkin Kralı’ Yılmaz Güney’in hayat hikâyesinin zenginliği/farklılığı bir dizi film yapmaya bile imkân veriyordu. Güney; inişli çıkışlı dünya serüveninde toplum sınırlarını zorladı; muhalifliğinin karşılığını da gördü. Sinema anlayışı/çizgisiyle, yaşam tarzıyla ekol yarattı.

Kenan Evren’i Mahkûm Ettiren Sanatçı

Gazeteci - ressam Fikret Otyam, bir fotoğrafını izinsiz yağlı boya tabloya aktarmaktan 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren’i mahkûm ettirmişti.

Kirkor Cezveciyan Veya Kenan Pars

Nüfusa kayıtlı adıyla Kirkor Cezveciyan, beyaz perdedeki ismiyle Kenan Pars, doğma büyüme Bakırköylü sayılırdı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Orduyu Teyakkuza Geçiren İdam

Yassı Ada, denizde gemilerin, havada uçakların, karada piyadelerin çok sıkı denetimine/gözetimine alınmıştı.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

Müslüman Mezarlığı Üzerine Tiyatro ve Helâ

Osmanlı’nın 2 hükümdarı - Abdülmecit ve Abdülaziz! -, Ayas Paşa Mezarlığı’nın sonunu getirecek hamleler yaptı. Birisi mezarlık alanının bir bölümüne tiyatro, diğeri de Alman Büyükelçiliği binası yapımına ruhsat/izin verdi.

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.