Memleketimden Dinleme Manzaraları 2

Anlatıldığına göre, Özal dinlemeye de meraklıydı. Yeni teknoloji ürünü araç telefonlarının küçük bir tarayıcıyla izlenebildiğini/dinlenebildiğini öğrenince hemen uygulamaya girişti.

Memleketimden Dinleme Manzaraları 2

 MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de dinlemelerin farkındaydı ve şikâyetçiydi. Partideki odasında makam masasının üzerinde küçük transistorlu bir radyo dururdu. Radyo neşriyatının dinlemeleri engellediğine, konuşulanları anlaşılmaz kıldığına inanırdı. 

Turhan Feyzioğlu, 12 Eylül Darbesi’ni yapan askerî kadro tarafından Başbakanlık makamına getirilecekti. Evren Paşa, Feyzioğlu’nu makamına çağırıp görüşme yaptı; başbakanlık önerisi de kabul buldu. Feyzioğlu; kendine tahsis edilen odada hükümet kurma çalışmalarına girişti. Bakanlar kurulunun listesini hazırlamaya koyuldu. İddiaya göre yaptığı telefon görüşmeleri dinlenince, yeni görevi hemen duyuldu ve planları yürümedi. Siyasi tabanı çok sınırlı bir siyasetçinin liderliği benimsenmeyecekti. Feyzioğlu; başbakanlık koltuğuna oturamadan, çatısını çattığı hükümeti kuramadan ayrılmak zorunda bırakıldı.

12 Eylül liderleri, Demirel’in nefes alışını bile izlerdi. Münfesih AP (Adalet Partisi)’nin son Genel Başkanı Süleyman Demirel ve eşi, Hamzaköy’deki zorunlu tatilden döndükten sonra Güniz Sokak’taki müstakil evlerinde kalıyordu. Demirel çok zorunlu kalmadıkça dışarıya çık(a)mıyor, 4 duvar arasında kitap okuyor ve - sayıca az! - misafirlerini kabul ediyordu. Ama 12 Eylül liderlerine bakılırsa, ‘devleti yönetmeye de devam ediyor’du. Ankara siyasetinin nabzını en iyi tutan gazetecilerden Yavuz Donat’ın şahitliğini yaptığı olay ilginçti. Turizm Bakanlığı Müsteşarı Kemal Baydaş ziyaretine gelmişti. Donat ile Baydaş çok eski dosttu. Çay içip sohbet ederken, söz dönüp dolaştı Demirel’e geldi. Donat gazetedeki telefonundan Demirel’i aradı; sonra da konuşması için Baydaş’a uzattı. Demirel, vefalı dostunu çok severdi: ‘Nasılsın Kemal?’ diye hal hatır sordu, ‘Gözlerinden öperim!’ diye de konuşmasını tamamladı. Baydaş gayet saygılı şekilde; ‘Sağlıklar, afiyetler dilerim, efendim,’ dedi. Ve nezaket gereği, ‘Bir emriniz var mı?’ diye de ekledi. Görüşmeden 3 gün sonra, Baydaş görevinden alındı. Darbe liderleri, Demirel’e sempati duyan yüksek bürokratı yönetimde istememişti.

ANAP (Anavatan Partisi)’ın Kurucu Genel Başkanı Turgut Özal da dinlemelerden bıkmıştı. Partisinin kuruluşunda, seçim sonrası Başbakanlık tesliminde çok garip olaylar yaşamıştı. Partinin temel direklerinden, en güvendiği arkadaşlarından Mehmet Keçeciler’in anlatımına göre, Özal bazı taktikler geliştirmişti. Görüşme yapacağı arkadaşıyla uzun süre yüzerdi ve mola verdiğinde konuşmaya başlardı. ‘Burası güvenli, bizi kimse dinleyemez,’ derdi. Ya da görüşeceği kişiyi yanına alır, tenha bir köşede, eliyle ağzını kapatarak meramını anlatmaya çalışırdı. 

Oğlu Ahmet Özal’ın anlattıkları çok dikkat çekici ve korkutucuydu. Oğul Özal’a göre, Başbakanlık Konutu her 45 günde bir böcek aramasına tabi tutulurdu. Sadece yatak odasından en az 8 tane böcek çıkardı.

Özal’ın dinlendiğini yakın dostu, sırdaşı, danışmanı Adnan Kahveci ortaya çıkarmıştı. 1983’deki seçimlerinden sonra Özal, Başbakanlık Konutu’na taşındı. Binanın içinde, pek çok noktada gizlenmiş dinleme amaçlı böcekler bulundu. Yatak odasını, diğer odaların duvarlarını, çalışma masasını, telefonları, çiçek saksılarını böcekler basmıştı. Özal ailesi, konutta hep dinlendikleri şüphesiyle yaşadı.

Özal; dinlemeye karşı güvenlik tedbirlerini geliştirerek sürdürdü. Yine kurmaylarını yanına alıp denize girdi. Konuğuyla araba sefası yaparken görüştü. Temel atma törenlerinde, konutun bahçesinde, açık alanda, çeşitli açılışlarda mahrem konuşmalarını yaptı. 

MİT elemanlarına Başbakanlık Konutu’nda arama yaptırmıştı. Uzmanlar; saksı, tablo ve radyatör arkasında 5 böcek bulmuştu. 

Konuta özel elektronik firması elemanları da çağrılırdı. Ama yine de kesin sonuç alınamazdı. Böcekler daha çok çiçek saksılarında yuva yapardı. Biraz araştırınca perde aralandı. Konutun kadrolu bahçıvanı, ABD Büyükelçiliği’nin bahçıvanıyla arkadaştı. Saksılı, kıymetli çiçekler ABD Büyükelçiliği’nden gönderiliyordu. ABD sempatizanı bahçıvanın işine son verildi. Ardından hizmetlerine bakan şef garsonun en mahrem konuşmaları aktardığı belirlendi. Başbakanlık Konutu’nda görevli bütün garsonlar ve servis elemanları değiştirildi. Yerlerine de Ankara’da bulunan Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu’ndan güvenlik soruşturması yapılmış yeni/güvenilir elemanlar getirildi. 

Turgut Özal elektronik cihazlara düşkündü; en yeni teknolojileri öğrenmeyi/kullanmayı severdi. Adnan Kahveci ile ortak noktaları teknolojiydi. Kahveci her yurt dışı seyahati dönüşünde Özal’a en yeni aletleri/cihazları getirirdi. Araç telefonu da yeni çıkmıştı ve kullanımı hızla yayılıyordu. 

Anlatıldığına göre, Özal dinlemeye de meraklıydı. Yeni teknoloji ürünü araç telefonlarının küçük bir tarayıcıyla izlenebildiğini/dinlenebildiğini öğrenince hemen uygulamaya girişti. Danışmanı Can Çangır, Brüksel’e yaptığı geziden dönerken yanında küçük bir tarayıcı getirmişti. Özal da tarayıcı yardımıyla merak ettiği kişileri dinlemeye başladı/koyuldu.

Bir iddiaya göre Özal, Bedrettin Dalan’ı parti içinde kendisine rakip görürdü. Dalan’ın düzenlediği bir toplantıda yaptığı konuşmayı tanınmış bir politikacı vasıtasıyla banda aldırdı. Böylece rakipleri hakkında istihbarat toplama alışkanlığını sürdürdü.

Özal çok iyi satranç oyuncusuydu. 1989’da yeni Cumhurbaşkanlığı koltuğuna kimin oturacağı tartışılıyordu. Özal; Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in kendisini dinlettiğine inanırdı. Bir gün ailesini topladı; Cumhurbaşkanlığı için fikirlerini sordu. Ailesi, Özal’ın Çankaya’ya çıkmasını istedi. Ama Özal aksi fikir belirtti; Cumhurbaşkanlığı’nı düşünmediğini belirtti. Aile toplantısından iki gün sonra Evren’le görüşmek için Çankaya Köşkü’ne gitti. Bakanlarından birisi, Özal’ın aracının kapısını açtı ve dilinin altındaki baklayı çıkardı: ‘Kararınızdan ötürü sizi tebrik ediyorum, efendim. Cumhurbaşkanlığı’na aday olmanız, partimizi zora sokabilirdi!’ Özel tebessüm etmekle yetindi; dinlendiğinden şüphesi kalmamıştı. Toplanan bilgi Evren’in yakın çevresinde paylaşılabiliyordu.

Özal; çok sevdiği, yanından ayırmadığı Hasan Celal Güzel’i de dinletmişti. İddianın sahibi bizzat Güzel’di. ANAP Genel Başkanlığı’na ve dolayısıyla Başbakanlık’a adaylığını koyunca yakın markaja alınmıştı. Güzel’in delegelerle yaptığı konuşmaları dinletmiş ve duruma göre bir politika geliştirmişti.

Oysa Hasan Celal Güzel, Özal’a ölümüne bağlıydı. Bakanlık ve Hükümet Sözcülüğü yaptığı dönemde, Başbakan’ın, bakanların ve dolayısıyla kendi odasını da sürekli böcek taraması/araması yaptırırdı. Turgut Bey, Hasan Celal Güzel ile mahrem bir konu paylaşacaksa yanına çağırırdı; beraber bahçeye çıkarlardı. Özal her seferinde eliyle ağzını kapatır, dudaklarının okunmasını engellerdi.

Hasan Celal Güzel; 1970’li yıllarda da bürokraside etkindi. Makamından yapılan telefon konuşmalarının dinlendiği/kaydedildiğini fark ederdi. Konuşmasına başlarken, dinleyenleri/kaydedenleri ağza alınmayacak şekilde küfürlerle ödüllendirirdi. Halk tabiriyle en hafif küfrü, içinde ‘ana’ ‘avrat’ kelimeleri geçendi. 

Bir gün, Güzel’in özel kalem müdürü bir görüşmecisinin geldiğini söyledi. Güzel; ziyaretçinin içeriye alınmasını istedi. Misafir genç bir polis memuruydu. Kendisini tanıttıktan sonra, görevini anlattı. Kayıt süresince duyduğu hakaretlerden rahatsız olmuştu ve muhatabının dikkatini çekmek istemişti. Güzel; misafirine hak verdi ve sonraki konuşmalarında dinleyenleri/izleyenleri küfürlerinden muaf tuttuğunu tekrarladı.

Dünyanın en bilinen, en etkin liderleri de izlenmişti ve rakiplerini/düşmanlarını takip ettirmişti. Mesela Yunanistan’da Başbakan Papandreu, Cumhurbaşkanı Karamanlis’i dinletmişti. Fransa Cumhurbaşkanlarından müteveffa Mitterand, sevgilisini izletmişti. Romanya’nın halk tarafından öldürülen diktatörü Çavuşesku’nun dişindeki bir dolgunun içinde verici/böcek konulmuştu. Çeçenistan Cumhurbaşkanı Cevher Dudayev de Rus İstahbaratı’nın yakın takibindeydi. Cep telefonunun sinyalinden kaldığı yer belirlenince füze atışıyla vurulmuştu.

8 February 2019 18:46
1,218 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Cenazesinde Alkış İstemeyen Sanatçı

Sümer Tilmaç, anne karnında sahneye çıkmıştı. Yaşamı boyunca tiyatronun tozunu yutmayı, sinemanın spotlarında aydınlanmayı/görünmeyi kabullendi. Beyazperdede ve televizyonda unutulmaz/ölümsüz tipler çizdi/bıraktı.

Yeşilçam’ın Kara Bahtlısı

Yeşilçam’ın uygun gördüğü ad ve soyadı hayat hikâyesine tıpa tıp uydu. Yaşamı hazin olaylar manzumesiydi. Ailesini genç yaşta kaybetti. Öyküsünü bilenlerin rivayetine göre 3 defa ‘âşık oldu’! Her seferinde de kavuşamadı. İlk gençliğini dolduran sıcacık, huzur dolu yuvanın - ilerleyen yıllarında! - hep hasretini çekti. Yüksek sinema kabiliyeti, gelişmiş edebi zevki ve doğaçlama müzisyenliği yeterince değerlendirilemedi. Bu dünyadan ‘Samuel Agop Uluçyan’, hepimizin aşina olduğu ismi ile ‘Sami Hazinses’ de geçti!

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Türkiye’nin İlk Piyanist Şantörü

Gencer, Türkiye’de ilk Türkçe sözlü pop müzik parçasını seslendirdi. Çocukluk arkadaşı, Fecri Ebcioğlu, ‘Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’ adlı şarkının sözlerini yazmıştı.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.

Osmanlı’nın Tek ‘Kadın Padişahı’

Kösem Sultan, Osmanlı Hanedanı’nın tahta çıkan erkek üyelerinin çoğundan daha uzun süre hüküm sürdü. Devleti - tek başına! - 20 yılı aşkın idare etti. Bürokrasideki rakip/karşıt grupları/kanatları ustalıkla dengeledi. Ağzından çıkan her kelime ‘buyruk’/‘kanun’ kabul edildi. ‘Kadife eldiven içindeki çelik ele benzetildi!’

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

Cem Karaca’dan ‘Karabağ Şarkısı’

Cem Karaca, babası Mehmet Bey’in öğüdüne bağlı kaldı: ‘Bu toprakların ezgilerini söyledi!’ Türk Dünyası’na ilgisini hiç azaltmadı. Karabağ’ın işgalini telin etti! ‘Karabağ Şarkısı’nı besteledi. ‘Nerede Kalmıştık?’ adlı kasetinde yer verdi.

Adı Filistin Olan Sevda

Cem Karaca, ülke ve dünya sorunlarıyla yakından ilgilendi. Filistin’in ezilen halkına karşı özel alâka/sempati duydu. ‘Mutlaka Yavrum’ gibi bazı popüler parçalarını ithaf etti. Kamuoyunda farkındalık yaratmaya çalıştı.

Maksim Gorki ‘Seven Banker’

Adından daha ziyade mesleki unvanı ile tanındı. Her gün gazetelerin birinci sayfalarını haber(ler)i, iç yapraklarını da reklam(lar)ıyla doldururdu. Tek kanallı TRT televizyonunda günün her saatinde şirketlerinin ‘paralı tanıtımını’ yapan kısa bantlar dönerdi. Bankalardan daha fazla mevduat toplamayı başardı. Yüksek faiz dağıtırdı. Ama yükselişi gibi ‘inkırazı’/çöküşü de pek hızlıydı. ‘Banker Kastelli’ olarak bilinen, milyonlarca kişiyi peşinden sürükleye(bile)n Abidin Cevher Özden kimdi?

Defne Yalnız’ın Yalnızlık Korkusu

Defne Yalnız; okumayı-yazmayı öğrenmeden tiyatro sahnesinin tozunu ciğerlerine çekti.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Cem Karaca’dan ‘Karabağ Şarkısı’

Cem Karaca, babası Mehmet Bey’in öğüdüne bağlı kaldı: ‘Bu toprakların ezgilerini söyledi!’ Türk Dünyası’na ilgisini hiç azaltmadı. Karabağ’ın işgalini telin etti! ‘Karabağ Şarkısı’nı besteledi. ‘Nerede Kalmıştık?’ adlı kasetinde yer verdi.

Adı Filistin Olan Sevda

Cem Karaca, ülke ve dünya sorunlarıyla yakından ilgilendi. Filistin’in ezilen halkına karşı özel alâka/sempati duydu. ‘Mutlaka Yavrum’ gibi bazı popüler parçalarını ithaf etti. Kamuoyunda farkındalık yaratmaya çalıştı.

Babasını Ağılayan Padişah!

2. Bâyezid de, babası Fatih Sultan Mehmet gibi ‘zehirlendi’! Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun satırlarına göre, ‘pek çok müverrihin paylaştığı ortak fikir: ‘Oğlu Şehzade Selim tarafından ağılandığı’ydı! Bedduası da: ‘Oğul! Kılıcın keskin ama ömrün kısa olsun!’ idi.’

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

Fatih’in ‘Çapkın’ Şehzadesi

Fatih’in 2. oğlu, Şehzade Mustafa, askerliğe yatkındı, şiir söylerdi. Yakışıklı, hareketli ve ‘hercaî’ idi. Saray’ın ve hareminin cinsi latiflerini kendine hayran ederdi. ‘Güzelleri yalnız bırakmayı sevmediği,’ kayıtlara geçildi. Bu yüzden de hayatını yitirecekti!’

Bataklıkta Açan Çiçek: ‘Esengül’

Esengül, 24 yıllık kısacık ömründe çoğumuzun yüreğine dokunmayı başardı. Şarkılarıyla yaşamımıza karıştı, kalplerimizi sızlattı. Küllenmiş hatıralarımıza yeniden köz verdi. İstanbul’un varoşlarına yerleşe(bile)n Anadolu insanının sevda/hasret dünyasını canlı tuttu.

Her Filminde Başrol Oynayan Aktör

Ediz Hun, Yeşilçam’da, siyasette ve üniversitede disiplini, özeni ve dikkati ile tanındı. Çevre hassasiyeti ve doğa sevgisiyle bilindi. Her filminde başrolde oynayan tek aktördü. Heyecanını, yaşam sevincini, aile özenini hiç yitirmedi. Çevresine ve içinden çıktığı topluma örnek olmaya çalıştı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

‘Taş Bebek’ Gönül Yazar

Gönül Yazar, kaliteli sesi, düzgün fiziği ve renkli yaşamı ile hep zirvedeydi. 1960 yapımı ‘Taş Bebek’in senaryosu sanki kendisi için yazılmıştı. Bir anda şöhretin doruklarına ulaştı. Baş döndüren natürel güzelliği ile erkeklerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Film gibi yaşadı. Pek çok meslektaşı tarafından örnek alındı ve taklit edildi.

Üç Başbakanın Ortak Kaderi

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Mesut Yılmaz’ın oğulları intihar ederek hayatlarına son verdi.

Kenan Evren'in Yaptırdığı Asala Operasyonları

Ermeni terör örgütü ASALA’ya karşı etkin ve sonuç alacak operasyonun planlaması 1982’nin yaz aylarında Çankaya Köşkü’nde Devlet Başkanı Kenan Evren’in talimatıyla başlatıldı. Karargâhın başında da Evren’in kızı Şenay Gürvit Hanım görev yaptı.

CIA’nın Yenge Merakı

CIA, Evren’in Müstakbel Eş Adayını Merak Etmiş.

Çirkin Kral, Kumar Oynayarak Dinlenirdi

Türk sinemasının ‘Çirkin Kralı’ Yılmaz Güney’in hayat hikâyesinin zenginliği/farklılığı bir dizi film yapmaya bile imkân veriyordu. Güney; inişli çıkışlı dünya serüveninde toplum sınırlarını zorladı; muhalifliğinin karşılığını da gördü. Sinema anlayışı/çizgisiyle, yaşam tarzıyla ekol yarattı.

Kenan Evren’i Mahkûm Ettiren Sanatçı

Gazeteci - ressam Fikret Otyam, bir fotoğrafını izinsiz yağlı boya tabloya aktarmaktan 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren’i mahkûm ettirmişti.

‘Tavukları Pişirmişem!’

Çadırda doğdu, gecekonduda öldü. Uçak satın almaya yetecek para kazandı. Ailesini her şeyin üstünde tuttu. ‘Ben, ‘ordu!’ besliyorum,’ diyecekti! 3. evliliğinde mutluluğu bulabildi. Vefat edince, ‘barak’lar öksüz kaldı!

MİT’çi Aktör / I

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

MİT’çi Aktör / 2

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

‘Bilinmeyen’ İmamoğlu / 1

Ekrem İmamoğlu, 25 yıl ‘Millî Görüş’ geleneğinden gelen/yetişen kadrolarca yönetilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı - yeniden! - CHP’ye kazandırmayı başardı. AKP, İstanbul’un kaybedilmesini bir türlü kabullenemedi. İmamoğlu kimdi? Elinde ‘sihirli değnek’ mi vardı?

‘Türk Kasabı’ Kuyucu Paşa / 2

Kuyucu Murat Paşa, hac vazifesini de yerine getirdi. Yemen Beylerbeyi iken, ‘Seyfullah’ - ‘Allah’ın Kılıcı’! - diye bilinen ünlü Arap komutan Hâlid bin Velîd’in palasını bulup satın aldı! Tarihçiler, ‘Giriştiği savaşlarda Velîd’in silahını kullandığını,’ yazacaktı!

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 2

Zaro Ağa, 130 yaşından sonra çok ünlendi fakat para kazamadı. Dünyayı dolaştı. Popüler isimlerle tanıştı, fotoğraf çektirdi. Reklam kampanyalarında etkin rol aldı. Kartpostalları/foto kartları yüz binlerce satıldı. Kısacası Ağa, ülkemizin ilk ‘uluslar arası medya ikonu’ydu!

Dünyaya Doyamayan 160’lık Delikanlı / 1

Bitlisli Zaro Ağa, ömrünün tamamına yakınını İstanbul’da geçirdi. Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan adamdı. Ölünceye kadar sigara içmeyi sürdürdü. ‘Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı’ diye ünlendi. Otopsisinde 3 böbrekli olduğu ortaya çıktı.

Tahta Çıkınca ‘Sünnet Olan’ Padişah

I. Ahmet, 14 yaşında tahta oturdu. 14. Osmanlı padişahıydı. 14’ünde sünnet edildi. Saltanatı 14 yıl sürdü. Bazı müverrihlere göre 14 oğul babasıydı. İnşa ettirdiği caminin ‘Ahmediye Camii’nin - Sultan Ahmet Camii! - ilk tasarımında 14 şerefesi olduğu yazılacaktı. Sultan Ahmed-i Evvel’in hayatı ilgi çekici olaylar ve tezatlarla doluydu.

Osmanlı’nın Rum ‘Valide Sultanları’

Orhan Gâzi’nin birinci eşi ‘Holofira’ ya da ‘Nilüfer Hatun’, Osmanlı Hanedanı’na giren ilk ‘yabancı kökenli gelin’ti. Kroniklere/tarihçilere bakılırsa, oğullarının padişahlığını gören ‘ecnebi’ hanım sultanların sayısı 23 idi! Bazılarına göre, adet daha da fazlaydı!

Osmanlı’nın Tek ‘Kadın Padişahı’

Kösem Sultan, Osmanlı Hanedanı’nın tahta çıkan erkek üyelerinin çoğundan daha uzun süre hüküm sürdü. Devleti - tek başına! - 20 yılı aşkın idare etti. Bürokrasideki rakip/karşıt grupları/kanatları ustalıkla dengeledi. Ağzından çıkan her kelime ‘buyruk’/‘kanun’ kabul edildi. ‘Kadife eldiven içindeki çelik ele benzetildi!’

‘Kıbrıs’ı Veren’ 2. Abdülhamit

2. Abdülhamit’in saltanatının 2. yılında Osmanlı yok oluşun eşiğinden döndü. Tarih, ’93 Harbi’ gibi örneğine çok az rastlanır drama şahitlik etti. Ruslar, İstanbul’un tarihi surlarına kadar ulaştı. Her an şehri alabilir, her şeyi talan edebilir, binlerce insanı öldürebilirlerdi. Sultan şoka girdi, ne yapacağını bilemedi. İngiliz Büyükelçisi Sir Henry Layard’ın önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Kıbrıs’ı vermesi karşılığında şahsının ve imparatorluğun hayatiyetini garantiye alabilecekti! ‘Denize düşen yılana sarılırdı!’

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.