Susuz Yaz Nasıl Seks Filmi Yapıldı?

Susuz Yaz’ın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Türkiye’de Sansür Kurulu’nca gösterimi engellendi; Avrupa ve ABD’de para kazanma hırsıyla seks filmi yapıldı. Ama aynı film; Türk Sinema Tarihi’nin ilk en büyük başarısını kazandı.

Susuz Yaz Nasıl Seks Filmi Yapıldı?

Türk sineması, 1964’de Susuz Yaz’la, 2004’de Duvara Karşı’yla, 2010’da Bal’la Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülleri’ni 3 defa kazandı.

Berlin’deki ünlü yarışmanın kapılarını aralayan; Türk sineması için gerçek ilk dünya çıkışı kabul edilen Susuz Yaz’ın öyküsü ilginçti. Filmin omurgasını teşkil eden öykü, Necati Cumalı’nındı. Senaryo ise; bir ekibe aitti. Ekip; Metin Erksan, Kemal İnci ve İsmet Soydan’dan oluşmuştu. Yapımcısı Ulvi Doğan’ın iddiasına göreyse; senaryo kendisi tarafından yazılmıştı. Hatta ünlü karakterlerin isimleri ve olay örgüsünün çoğu ailesinin yaşadıklarıydı. 

- Hülya Koçyiğit’in İlk Başrolüydü… -

Ulvi Doğan; İstanbul Fatih’de oturan zengin bir ailenin biricik oğluydu. 2 Kasım 1931’de doğdu. İlk, orta, lise eğitimini İstanbul’da yaptı. Üniversite öğretimi için Almanya’ya gönderildi. Tekstil mühendisliği ve stilistlik lisansı alması istendi. Eğitimi sırasında dünyayı ülke ülke dolaştı. Almanca, İngilizce ve Fransızca öğrendi. Sanat ve sinema dünyasının yıldızlarıyla tanıştı, dostluklar kurdu. Sinemada kariyer yapmak istedi; ama Avrupa’da zorladığı kapılar ya hiç açılmadı ya da yüzüne kapandı. 1963’de İstanbul’a geldi; Yeşilçam Sokağı’ndaki film şirketlerini zorladı; yakışıklı ve kültürlüydü. Ama bir türlü istediği rolü kapamadı. Kendine güveni tamdı; sinemada her rolün üstesinden gelebileceğine inanırdı.

Sonunda ilginç bir karara vardı: Kendi yapım şirketini açacaktı! Arkadaşı, rejisör Metin Erksan ile anlaştı; Hitit Film’i kurdu. Doğan; hem yapımcılık yapacak, hem de uygun gördüğü rolde kamera karşısına geçebilecekti. Ellerinde hazır bir senaryo bulunuyordu. Necati Cumalı’nın su ve arazi anlaşmazlığı, kadınsızlık temalarını işleyen Susuz Yaz adlı eseri filme alınacaktı. Filmde, Hülya Koçyiğit ilk defa sinema sahnesinde görünecekti. Erol Taş’ın da ilk başrolüydü. Diğer oyuncular Ercan Yazgan ve Osman Alyanak’tı. Filmin müziklerini de ünlü Yunan besteci Manos Hacidakis yapacaktı.

- Sansür Kurulu; Susuz Yaz’a Yasak Getirdi… -

Cumalı’nın bir zamanlar avukatlık yaptığı İzmir’in Urla ilçesi çekim için düşünüldü. Sonunda olayın geçtiği Bademler Köyü’nde karar kılındı. Köylüler; filmde figüranlık yapmayı kabul etti. Çekimler, Mart 1963’de başladı; tam 9 ay sonra, Aralık 1963’de tamamlandı. Kalabalık bir kadro oluşturuldu. Bütün masraflar, yapımcı Ulvi Doğan tarafından karşılandı. Tekstilci/stilist Ulvi Doğan iyi bir film kotardıklarını düşünüyordu. Büyük hâsılat elde ede(bile)cekler; kafasındaki filmler arka arkaya gele(bile)cekti. Ama, Susuz Yaz’ın Türkiye macerası tam bir fiyaskoydu. Erksan’ın her karesini titizlenerek çektiği film; Sansür Kurulu’nu aşamadı. Ülkede gösterimine izin verilmediği gibi, yasak da geldi. Sınıf çelişkisini, seksüel açlığı, toprağa karşı gözü doymazlığı anlatan film ‘zararlı bulundu’!

Sansür Kurulu’nun kararı; Erksan ile Doğan’ın arasını ‘kara kedi’ gibi açtı. İkili birbirini suçlamaya, tartışmaya ve ağız dalaşına girişti. Doğan; aklına koyduğunu yapan ve pratik çözümler üretebilen kişiliğe sahipti. ‘Film benim!’ dedi; bütün negatiflere el koydu. Sonra da bir bavula yerleştirdi; gizlice otomobilin arkasına koydu; Almanya’nın yolunu tuttu. Berlin Film Festivali’ne katılmayı planlıyordu. Ve dediğini de yaptı. Susuz Yaz, festivale iştirak etti. Altın Ayı Ödülü’ne layık görüldü. Filmin başarısı Avrupa’da ve Türkiye’de ilgi ile karşılandı. Sansür yasağı özel bir kararla kaldırıldı. Filmin galası, çekimin gerçekleştirildiği Bademler Köyü’nde yapıldı. Köy halkı, film ekibini alkışlarla karşıladı; filmi dikkatle izledi.

- Doğan’ın Şahsi İlişkileri Ödülde Etkili Oldu… -

Ulvi Doğan; hedefine ulaştı: Hem tanınmış oyuncuydu, hem de film yapımcısıydı. Filmi yarışmaya soktuktan sonra etkili bir kulis faaliyetinde bulunmuştu. Jüri üyelerinden, (Ömer Şerif’in eşi!) Faten Hamama ile tanışıyordu. Doğan’ın ifadesine göre; Hamama ile aralarında çok özel bir ilişki vardı. Hamame; bir diğer jüri üyesi Richard Todd ile yakın dosttu. Jüri üzerinde etkili bir prodüktöre de baskı yaptı. Doğan; Faten Hamama’nın desteği olmasa tek oy alamayacağını söylüyordu. Susuz Yaz; 4’e karşı 5 oyla birinciliği göğüsleyebildi. Etkin şahsî dostluğunu ödüle çevirebilmişti.

Ulvi Doğan; filmden beklediği kazancı sağlayamadı. İddiasına göre; film maliyetini karşılayamadı. Zararının çıkarılması gerekliydi. Doğan; başrol oyuncusu Hülya Koçyiğit’e çok benzeyen bir yabancı oyuncu buldu. Birkaç pornografik yama ile filmin yeni bir montajını yaptırdı; adını da değiştirdi: I Had My Brother’s Wife (Kardeşimin Karısına Sahip Oldum)! Sonra piyasaya sürdü; görenlerin anlatımına göre; filmin yeni montajı daha çok erotik film gösteren sinemalarda yer bulabildi. O günün gazetelerinde yer alan bir habere göre Ulvi Doğan; Londra’da bir sinemada gösterilen filmi İngiliz vatandaşı bir yapımcıya 2.500 sterline sattı. Alış verişin vergisini de ödemeden ortalıktan kayboldu. 13 Nisan 1971 tarihli Saklambaç gazetesinde haber; ‘Susuz Yaz Londra’da Seks Filmi Diye Halka Yutturuldu’ başlığıyla yer aldı.

- Latin Sevgilisi, The Turkish Lover Adlı Bir Kitap Yazdı… -

Ulvi Doğan; sinema macerasına ara verdikten sonra Fransa’ya Paris’e yerleşti. Kısa süreli ilişkiler yaşadı; ama hiç evlenmedi.

Daha sonra ikametini ABD’ye taşıdı. New York’ta Esmeralda Santiago adlı çok güzel Latin asıllı bir hanımla tanıştı. İlişkileri 7 yıl sürdü. Tanıştıklarında Ulvi Doğan 36, Esmeralde 19 yaşındaydı. Esmeralda; Doğan’la yaşadığı ilişkiyi The Turkish Lover (Türk Sevgili) adlı kitabında ele aldı. Kitap; kültürel farklılıkların ve kadın haklarına bakışın değişik tezahürlerini anlatıyordu. Esmeralda Santiago; Ulvi Doğan’a sırılsıklam âşıktı. Yazdığına göre Ulvi; gerçekten yakışıklı, çekici ve zengindi. Böyle olunca da çapkınlık yapması normaldi. Her ülkede bir sevgilisi vardı. Ama son derece de kıskançtı; Esmeralda’nın bir erkekle bile konuşmasına izin vermezdi. Latin kültüründe dans etmek son derece normaldi. Ama Ulvi; Türk kanı taşıyordu; Esmeralda’nın arkadaşlarıyla dans etmesini yasaklamıştı. Güzel Latin kızı; Harvard’ı bitirdiği gün ilişkisine de noktayı koydu. Kendi ifadesine göre; kıskanılmak ve engellenmekten hayatı kâbusa dönmüştü.

Esmeralda Santiago; kitabında Susuz Yaz’la ilgili bilgiler verirken, Doğan’ı övmekten de geri durmadı. Ulvi Doğan; ABD’de yapımcılara/yönetmenlere filmini göstermişti; övgüler almıştı; daha da önemlisi kendini kabul ettirmişti. ABD film endüstrisinde hemen tanınmıştı. Santiago’nun yazdığı doğruydu: Susuz Yaz (Dry Summer) adıyla Şikago’nun büyük sinemalarından birinde gösterime girdi; 2 hafta boyunca kapalı gişe oynadı. Sinemanın önündeki büyük ışıklı tabelada Susuz Yaz’ın reklamı yapılırken, Berlin’deki Altın Ayı Ödülü’nü kazandığı da belirtildi.

- ABD’li Bazı Yönetmenlerin Garip Önerisi… -

Ulvi Doğan’ın Latin asıllı sevgilisi Esmeralda Santiago; Susuz Yaz’a eklenen erotik parçalara/yamalara da değiniyordu. Yazdığına bakılırsa; ABD’deki bazı yönetmenler, filmin açık sahnelere ihtiyacı olduğu yorumunu yapmıştı. Doğan da; Almanya’ya gitmiş; Hülya Koçyiğit’e çok benzeyen bir hanımı pornografik parçalarda oynatmış ve filme eklemişti. Doğan; bütün hayatını bir filme vakfetmişti; başarmıştı. Senaryonun çoğunluğu da Doğan’a aitti; kendi ailesinin başına gelen bazı olaylardan etkilenip yazmıştı. Hatta babasının, annesinin, ağabeyinin ve yengesinin isimleri filmdeki belli başlı karakterlere verilmişti.

Ulvi Doğan; hiç evlenmedi. 40 yıl ABD ve Avrupa’da yaşadıktan sonra ülkesine döndü. Yakacık’taki Sanatçı Yaşam Evi’ne yerleştirildi. Unutulmuştu; hiç tanıyanı, hayranı yoktu. Dolayısıyla arayanı soranı da çıkmadı; yapayalnızdı. Ağır sağlık sorunları yaşıyordu. 3 yıl boyunca kaldığı bakımevinde tek ziyaretçisi bile gelmedi. 2018’in Mart ayında aniden ağırlaşınca hastane kaldırıldı. Yoğun bakımda tutulduysa da, çoklu organ yetmezliğinden dolayı hayatını yitirdi. Takvim yaprakları 20 Ağustos 2018’i gösteriyordu. 

Susuz Yaz’a can veren adam; sıcak ve kurak bir İstanbul yaz gününde hayatına son noktayı koydu…

10 June 2019 19:55
1,896 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

Nazım’ın Hayatını Kurtaran Şair

SSCB Yazarlar Birliği Genel Sekreteri Aleksandr Fadeyev, Nazım Hikmet’in hayranı ve dostuydu.

Yerli James Bond Göksel Arsoy

Göksel Arsoy; daha çok romantik aşk filmleriyle tanındı.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Libya'da Başbakanlık Yapan İlk Türk

Sadullah Koloğlu; 1948’den sonra Libya’da kurulan hükümetlerde Başbakanlık yapan Türk soyluların ilkiydi. Devlet cihazının oluşturulmasında önemli hizmetleri dokundu. Ahmet Maytik, Muhammet Sakızlı ve Fayiz es Serrac gibi Türkler de aynı makama gelecekti.

Beşiktaş Maçı Olduğunda Derse Girmeyen Profesör

Mümtaz Soysal; Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli/yetkin ‘Anayasa Hukuku’ kuramcılarındandı. Hapishane hücresinden TBMM’ne, Dışişleri Bakanlığı’na uzanan çok renkli, zorlu, mücadele dolu, uzun hayat sürdü.

Karısından Tokat Yiyen Ulaştırma Bakanı

Mehmet Barlas; anılarını Dün Dündür/Mehmet Barlas Kitabı’nda topladı. Güncel siyasetin tanınan üstat yazarı, usta gazeteci hatıralarında ünlü/toplumun önündeki insanların şaşırtıcı hikâyelerini anlatıyor.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Yerli James Bond Göksel Arsoy

Göksel Arsoy; daha çok romantik aşk filmleriyle tanındı.

Erdal Eren’i İdama Gönderen Cerrah

Eren’in kemik yaşının 18 olduğuna dair raporu veren O.Ç. adlı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu, sonradan genel cerrahi alanında ihtisas yapmış bir cerrahtı.

MSP'li Bakan'ın Gözünden 12 Eylül’ün İlk Günleri

Malatya Milletvekili, MSP Genel Başkan Yardımcısı, İmar ve İskân eski Bakanı Recai Kutan; 12 Eylül 1980 Cuma günü yapılacak askerî darbeyi 3 gün önceden duydu/öğrendi.

Cahide Sonku’nun Önlenemeyen Düşüşü

Cahide Sonku; güzelliği, kabiliyeti ve zenginliği ile özlenen/imrenilen bir hayat sürdü. Kıskanıldı; sevildi; dedikodusu yapıldı ve parmakla gösterildi. Masallardan çıkıp gelmiş prensesti. Ama sonu çok kötüydü. Bir elinde büyük ispirto şişesi, öbür elinde bekçi düdüğüyle hayatın kendisine biçtiği son başrolü oynadı. Hem de kendinden geçercesine…

Üstün Hizmet Madalyası’yla Ödüllendirilen ‘Mama’

Müteveffa Matild Manukyan; Türkiye fuhuş tarihinin en ünlü ikonuydu. Kazandığı parayı yatırımcı titizliğiyle değerlendirdi; bürokratlar ve siyasilerle gizem dolu/merak uyandıran ilişkiler tesis etti. Devletin gazabına uğrasa da sesini çıkarmadı; tahammül gösterdi ve yarasını kendi kendine sardı. Uzun ömür sürdü; bilinmesini istediklerini miras bıraktı; asıl gizemini/sırlarını yanında götürdü…

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

Uçağa Binmekten Korkan Komedyen

Kemal Sunal; denize girmeyi, uçağa ve gemiye binmeyi sevmezdi.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Galatasaraylı Mustafa Kemal Paşa

Mustafa Kemal Paşa, mektubun sonunda, ‘Benim de gönül verdiğim kulübün …’ cümlesi ile kendisinin de Galatasaraylı olduğunu vurguluyordu.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

İngiliz Kemal’in Kasasındaki Servet

Asıl adı Ahmet Esat Tomruk olan İngiliz Kemal, 1964’de İstanbul’da Fransız Hastanesi’nde gözlerini kapadığında çok az kişinin haberi vardı.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Niğde’de Saklanan Kutsal Emanetler

Hükûmet ve Türk Genel Kurmayı, İstanbul'un bombalanabileceğini de ihtimal dâhiline almıştı. Böyle bir durumda, saraylar, tarihî eserler ve müzeler büyük zarar görebilirdi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Nazilere Mezarlarında da Rahat Yok

Nazi lideri Adolf Hitler’in anne ve babasının mezar taşları kaldırıldı. Hitler’in yardımcısı Rudolf Hess’in mezarı açıldı; kemikleri çıkarıldı ve fırında yakılıp, külleri açık denize döküldü.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Kahvesinde Garsonluk Yapan ‘Kötü Adam’

Erol Taş; Yeşilçam’ın en tanınmış karakter oyuncularındandı.

İnce Hastalığın Pençesindeki Figüran

Hakkı Haktan; Vesikalı Yarim’deki şef garsondu. Binlerce Yeşilçam figüranı gibi, rekor sayılacak filmde oynadı; ama gündelikçilikten öteye geçemedi.

Viski Eşliğinde İlahi

Fahrettin Aslan’ın büyük oğlu Sacit Aslan anılarına yer verdiği ‘Kovadaki Balıklar’ kitabı yayınlandı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Oscar Ödülleri’ni Reddeden Ünlüler

Oscar ödülünü kazanmak için her türlü çılgınlığı/tanıtımı yapanların yanında çeşitli sebeplerden reddedenler de görüldü.

Diğer Türk Sineması Yazıları

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Darbecilere Kafa Tutan Aktör

Cahit Irgat ne çektiyse dik kafalılığından ve alkol alışkanlığından çekti. İçki hayatının her döneminde en etkin vazgeçilmeziydi.