ABD’nin Açık/Gizli Derin Operasyonları

20. yüzyıl tarihi, ABD’nin menfaatlerini korumak/kollamak amacıyla yaptığı onlarca hükümet devirme/değiştirme operasyonlarıyla doluydu. ABD; Birinci Dünya Savaşı ve sonrası ‘arka bahçesi’ gördüğü Amerika kıtasının tamamında kendine sempati besleyen/kontrol edebileceği hükümetler oluşturma siyaseti benimsedi; amacına uygun operasyonlar gerçekleştirdi. Kazandığı özgüvenle de dünyanın her yerinde hamlelere girişti.

ABD’nin Açık/Gizli Derin Operasyonları

ABD; gerek soğuk savaş, gerekse sonrasında menfaatlerine ters düşen ülkelere ‘demokrasi getirmek!’ iddiasıyla doğrudan veya dolaylı şekilde müdahale etti. 20. yüzyıl tarihi ABD’nin menfaatlerini korumak/kollamak amacıyla yaptığı onlarca hükümet devirme/değiştirme operasyonlarıyla doluydu.

ABD; 2. Büyük Savaş’tan sonra ‘antikomünist cephe’ oluşturup, SSCB güdümlü ve türevi yönetimleri engellemeye/zorda bırakmaya çalıştı. SSCB yıkılınca da kendisini ‘dünyanın tek hâkimi’ görüp, haritaları yeniden çizmeye koyuldu/kalkıştı. Ama bütün operasyonlarının altında hâkimiyetini pekiştirmek, enerji/petrol kaynaklarını/yollarını sıkı kontrol etmek ve muhalif gördüklerinin güçlenmesini engellemek vardı. 

ABD; Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ‘arka bahçesi’ gördüğü Amerika kıtasının tamamında kendine sempati besleyen/kontrol edebileceği hükümetler oluşturma siyaseti benimsedi; amacına uygun operasyonlar gerçekleştirdi. CIA ya da ABD Ordusu’nun seçkin ‘Deniz Komandoları’nı kullandı. Ama çoğu zaman da ellerini kirletmemeye dikkat etti: Yerli maskesi takan ajanlarını/işbirlikçileri sahneye sürdü. ABD; siyaset perdesinin ünlü ‘bin bir suratı’ydı. Ayak oyunlarında Makyavel bile yarı yolda kalırdı/çırak çıkardı.

ABD’nin dış politikasında etkin/yetkin güce sahip büyük sermaye sahipleri/şirketleri de açık destekleriyle ‘bin bir surat’ın yanındaydı.

ABD’nin gazabına uğrayan ilk ülke Haiti’ydi. 1915’de eğitimsiz halk yığınları, istikrarsız yönetim, ekonomik gidişattan memnun değildi. Ülkenin önemli tek üretimi/ihracat kalemi kahveydi. ABD bankalarından alınan kredilerin geri ödenmesi imkânsızdı. Yabancılar gayrimenkul sahibi olamazdı. ABD hızlı bir darbe süreciyle yönetimi değiştirdi: Jean Vilbrun Guillaume Sam’ı iktidara taşıdı. Sam; beklenen tavizleri hemen hayata geçirdi; ama ülkesinde tam 20 yıl sürecek ciddi bir istikrarsız/kaos dönem başladı. Ülke; ABD yanlısı diktatörlerin at koşturma alanı haline geldi.

ABD Deniz Komandoları; 1916’da Dominik Cumhuriyeti’nde sahne aldı. Yönetime el koydu; kendi yanlısı yöneticiler görevlendirdi. Ülkenin en ünlü diktatörü Rafael Leonidas Trjilo’ydu. ABD tarafından özel yetiştirildi. 1930’dan başlayarak ülkeyi tam 31 yıl demir yumrukla yönetti. Sıkı antikomünistti ve Amerikan yanlısıydı. 1961’de suikast neticesi öldürüldü. Dominik Cumhuriyeti, diktatörün ölüm gününü bayram ilan etti. Ama sonraki 4 yıl boyunca ülkede istikrarsızlık ve kargaşa hâkimdi. 

ABD, 1965’de Dominik Cumhuriyeti’ni bir kere daha işgal etti. İstikrar ve düzen gelecekti. Muhalif güçler bastırıldı ve yoğun şekilde işkence uygulandı. Hayatını yitiren, kaybolan muhaliflerin sayısı hiçbir zaman net bilinemedi/öğrenilemedi. Yapılan seçimler şaibeliydi. 1966’da Joaquin Balaguer iş başına geldi; 1978’e kadar ülkeyi bildiği gibi yönetti.

ABD; 1954’de Guatemala’da ortaya çıktı. CIA; Devlet Başkanı Jacobo Arbenz’i darbeyle indirdi. Komünizme karşı etkin mücadele yürütecek askerî cuntayı başa getirdi. Albay Carlos Castillo Armas ve sonradan gelen askerlerin kanlı operasyonlarına ve insan hakkı ihlallerini görmezden geldi. Ülke tam 36 yıl süren iç savaşa sürüklendi. 200 binden fazla insan hayatını yitirdi. Yüz binlerce Guatemala vatandaşı ülkesini terk etti. Operasyon; ABD’li muz ithalatçısı şirketlerin isteği üzerine yapılmıştı. Darbe sonrası kurulan kukla yönetimlere ‘muz cumhuriyeti!’ yakıştırması yapıldı ve siyasî literatüre girdi. 

Sınır komşusu El Salvador, Guatemala’daki istikrarsızlıktan etkilendi. Ülkedeki ABD yanlısı cuntanın yürüttüğü kanlı yönetim 75 binden fazla insanın ölüme/kaybına yol açtı.

ABD; Güney Amerika ülkelerindeki hükümetleri sürekli kontrol etti. Muhalif kadroların iktidara gelmesini ‘beka sorunu’ gördü/değerlendirdi. Askeri üsler kurdu; asker ve polis okulları açtı. Kendi politikalarını benimseyen kadrolar yetiştirdi; ülkelerin kaderlerinde - her daim! - söz sahibi kalmayı amaçladı. Kurumlarda eğitilen kadrolar, ABD destekli darbe ve dizayn hareketlerinde değerlendirildi. 

1973’de Şili’nin sosyalist eğilimli Devlet Başkanı Salvador Allende, Augusto Pinochet liderliğindeki askerî darbeyle devrildi. Pinochet; ülkesindeki sosyalistlere/komünistlere demir yumruğunu indirdi. 3.200 siyasî muhalif kayıplara karıştı. 35 bin civarında Şili vatandaşı tutuklandı; ağır işkencelerden geçirildi. ABD’nin CIA vasıtasıyla Pinochet’e verdiği derin destek, 2000 yılında açıklanan örgütün resmî belgelerinde yer alacaktı.

ABD destekçisi General Augusto Pinochet (91) geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Ailesi mezar yeri istemedi ve cesedini yaktırdı. Küllerinin konulacağı/saklanacağı bir yer de bulunamadı. ABD; 2009’da Honduras’ta demokratik seçimle işbaşına gelen Devlet Başkanı Manuel Zela’nın askerî müdahaleyle indirilmesine sessiz kaldı. Ses çıkarmayışı, ‘darbecileri meşrulaştırdığı’ şeklinde yorumlandı. Askeri yönetimin çeşitli toplum kesimlerini sindiren operasyonlarına da izin vermiş göründü.

Venezüella; her dönemde ABD’nin iştahını kabarttı. Dünyanın en verimli/zengin petrol rezervlerine sahipti. El altında/emniyette tutmalıydı. Kaynaklarından ucuz ve güvenle yararlanılmalıydı. 11 Nisan 2002’de ülkede genel grev patladı/başladı. ABD yanlısı bir grup üst rütbeli komutan, Devlet Başkanı Hugo Chavez’i gözaltına alıp askerî bir üsse götürdü. Fedecamaras adlı İşveren Sendikası Başkanı Pedro Carmona ülkenin yeni devlet başkanı yapıldı. ABD Hükümeti; Venezüella’daki yeri yönetimi ilk tanıyandı. Ama kamuoyu ve Venezüella Ordusu’nun büyük çoğunluğu aynı görüşü paylaş(a)madı. 48 saat sonra, Venezüella Ordusu ağırlığını koydu: Chavez serbest bırakıldı; darbe balonu patladı/söndü.

ABD Başkanlarından Jimmy Carter, 2009’da verdiği bir mülakatta perdeyi aralar gibi yaptı. Carter’in açıklamasına göre; 2002’de Venezüella’da yapılan darbenin arkasında CIA ve Başkan George W. Bush bulunabilirdi. Uluslar arası basında da ‘olayın planlayıcısı CIA’ şeklinde haberlere yer aldı.

ABD’nin ‘derin harekât merkezleri’ ve CIA’nin operasyon reçeteleri çok yönlüydü. Bazı muhalif rejim liderleri/önderleri için yeni stratejiler geliştirilmişti: Zehirle, virüsle ya da amansız hastalıkla ortadan kaldırma… 

Son 20 yılda ABD’ye muhalif liderlerin büyük çoğunluğu kansere yakalandı. En son örnek Venezüella’nın müteveffa başkanı Hugo Chaves’di. Chaves’in de CIA hamlesiyle amansız hastalığa duçar edildiği savunuldu. İddiaya göre CIA; muhalif liderlere karşı ‘Radyasyonla Yumuşak Doku Kanseri Zerk Etme Projesi’ni geliştirdi. 2006’da Chavez için ilk operasyon düğmesine basıldı. New York’taki Birleşmiş Milletler Zirvesi toplantısında aranılan fırsat yakalandı.

İran’ın eski Meksika Büyükelçisi Muhammed Hasan Kadiri Abyaneh; CIA’nın Washington yönetimine muhalif kişileri ortadan kaldırmak için zehirlemeyi yöntem olarak kullandığını ileri sürdü.

CIA başkanlarından James Woolsey’e göre; komünistlerin/sosyalistlerin iktidara gelmesi/iktidarda kalması mutlaka engellenmeliydi. Operasyonlar demokrasinin menfaatineydi ve daha iyi/daha insani (!) bir rejim oluşturmaya yönelikti.

1953’de CIA, İran’da etkin bir harekât planladı. Ajax Operasyonu ile Başbakan Muhammed Musaddık iktidardan uzaklaştırıldı. Musaddık; ülke petrollerini millileştirme/devletleştirme kararı almıştı. Ülkede faaliyet gösteren ABD’li ve İngiliz petrol şirketlerinin faaliyetlerinin sona ermesi kabul edilemezdi. Hatta Şah Rıza Pehlevi, Musaddık yönetiminden kaçmış; Roma’ya yerleşmişti. 

Darbeden 60 yıl sonra gizliliği kalkan belgelerde durum bütün çıplaklığıyla açıklandı. Musaddık ve yandaşları; ABD dış politikasına halel getirdikleri için darbeyle uzaklaştırılmıştı. Operasyon; Washington/Londra ortak yapımıydı. ABD ve Batı yanlısı Şah Rıza Pehlevi tahtına geri döndürülmüştü. 

ABD; Afrika’ya da el attı. 1960’da demokratik seçimleri kazanan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı Patrice Lumumba, CIA destekli askeri darbeyle devrildi. Lumumba; Sovyetler’den yardım istemişti. Darbeciler tarafından ağır işkence(ler)den geçirilip öldürüldü. Darbe talimâtı bizzat ABD Başkanı Dwight Eisenhower tarafından verilmişti. Başkan’ın kayıtlarını tutan Robert Johnson; anılarını anlattığı bir mülakatta olayı/iddiayı doğruladı: ‘Eisenhower; CIA Başkanı Allen Dulles’a dönerek, ‘Lumumba’yı ortadan kaldırın!’ deyince, salonda bulunanlar 15 saniye boyunca buz kesti,’ diyecekti.

Laos’da 1950’den beri güçlenen komünist oluşum vardı. ABD Başkanı John Fitzgerald Kennedy; Vietnam’a yardım edebilecekleri ve bölgede güçlenecekleri endişesiyle operasyon emri verdi. CIA; 11 bin kişiden oluşan yerel halktan milis gücü oluşturdu; komünistlerle savaşacaklardı. Ama beklenilen başarı sağlan(a)madı. Yerel milislere hükmeden CIA; devasa eroin laboratuarları kurdu ve uyuşturucu ticaretine girişti. En büyük alıcı da ABD idi. Komünistleri ezmek için ülke yoğun şekilde bombalandı. Laos’a 1974’e kadar 2 milyon ton bomba atıldı. - 1962’de ise ABD’nin deniz piyadeleri ülkeyi işgale yeltendi! - 

Ülkede hâlâ milyonlarca patlamamış misket bombası parçası bulunuyor. Her yıl ortalama 100 kişi hayatını yitiriyor.

1983’de, Başkan Ronald Reagan’ın emriyle Granada adası işgal edildi. Ülkeyi yöneten devrimci lider Maurice Bishop öldürüldü. Destek veren bir grup asker de idam edildi. Operasyon yine ABD Deniz Kuvvetleri’nin imzasını taşıyordu. Küba’dan destek için gelen 25 asker de hayatını yitirdi.

ABD; müttefiklerine karşı da darbe planladı ve uyguladı. Vietnam’da destek verdiği Güney Vietnam Devlet Başkanı Ngo Dinh Diem’den pek memnun kalmadı. Vietnam Ordusu’nun da yardımıyla 2 Kasım 1963’de bir darbe gerçekleştirildi. Diem ve kardeşi suikasta kurban gitti. 

Vietnam Savaşı’nda 1 milyon ila 4 milyon kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

CIA; 1948’de İtalya’da yapılan seçimlere müdahale etti. Komünist Parti karşısında Hıristiyan Demokrat Parti’nin kazanması için taraftarlarına milyonlarca dolarlık fon sağladı. CIA Ajanı Mark Wyatt; 1995’te CNN’de yayınlanan röportajında ayrıntılarıyla olayı açıkladı. Dönemle ilgili kayıtların gizliliği kalkınca, İtalya’da CIA’nın 24 yıl boyunca Hıristiyan Demokrat Parti’ye destek verdiği belgelendi.

Türkiye de ABD operasyonlarından payına düşeni aldı. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Askerî Müdahalelerinde ABD’nin desteği açıktı. Hele ki 12 Eylül 1980’deki teşvik/yönlendirme aleniydi. CIA’nin Türkiye Şefi Paul Henze; ABD Başkanı Jimmy Carter’e darbeyi haber verirken, ‘Bizim çocuklar başardı!’ diyecekti.

ABD; 15 Temmuz 2016 hain Fetullahçı Terör Örgütü Kalkışması’nı kınamadı. Türk Hükümeti’ne desteğini hemen açıklamadı. Hatta terörist başı Gülen’in iadesine yanaşmayıp yanında/ardında durduğunu da zımnen açıkladı. ABD için ‘stratejik ortak’ değil, her zaman kontrol edebileceği/kullanabileceği piyon(lar) daha önemliydi.

Komşumuz Irak’ın kaderine hükmeden Saddam Hüseyin de katıksız ABD hayranı ve destekçisiydi. İran/Irak Savaşı’nda ABD’nin ciddi yardımlarına mazhar oldu. Ama 1991’de Kuveyt’i işgale yeltenince sonunu hazırladı. ABD’nin 1991 ve 2003’deki 2 operasyonuyla her şeyini kaybetti. Terör destekçisi ilan edildi; asılarak hayatına son verildi. ABD; mutlak itaat arardı; güveni sarsılınca hemen gereğini yapardı.

ABD; 2009’da Afganistan’da yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ne müdahale etti. Cumhurbaşkanı Hamid Karzai’nin yeniden seçilmesini engelledi. 2014’de de aynı tavrını sürdürdü. Dönemin ABD’nin Savunma Bakanı Robert Gates; 2009 Seçimleri’ndeki karışmayı kabul etti: ‘Ellerimiz kirliydi!’ benzetmesini yaptı.

‘Arap Baharı’ adlı sürecin ardından Mısır Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Nursi de sandalyesini koruyamadı. 2013’de, Mısırlı General Abdulfettah Sisi; Müslüman Kardeşler Örgütü üyeliğiyle/yöneticiliğiyle suçladığı Nursi ve tayfasını bir hamlede alaşağı etti. ABD; Sisi yönetimini ilk tanıyan ülkeler arasındaydı. Kontrol edemediği/edemeyeceği İslâmî/İslâmcı hareketlere/oluşumlara yaşam hakkı tanı(ya)mazdı.

18 March 2019 22:51
1,269 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Bataklıkta Açan Çiçek: ‘Esengül’

Esengül, 24 yıllık kısacık ömründe çoğumuzun yüreğine dokunmayı başardı. Şarkılarıyla yaşamımıza karıştı, kalplerimizi sızlattı. Küllenmiş hatıralarımıza yeniden köz verdi. İstanbul’un varoşlarına yerleşe(bile)n Anadolu insanının sevda/hasret dünyasını canlı tuttu.

MİT’çi Aktör / 2

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

MİT’çi Aktör / I

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

Kardeşini Zehirleten Padişah!

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Bâyezid, babasının ardından tahta çıktı. Fakat atasının izinden gitmedi. Resim, heykel gibi güzel sanatlara uzak durdu. Hatta bazı dinî saiklarla yasak(lar) getirdi. Oysa şehzadeliğinde ‘hazcı anlayışı’ benimsemişti.

‘Paşanın Güzel Karısına Göz Koyan’ Padişah

Çeyrek asırlık süreçte her gün ölüm korkusuyla yaşayan Şehzade İbrahim, tahta çıkınca hayattan kâm almaya girişti. Harem, - yakın çevresinin ve yağcılarının da yardımıyla! - güzel cariyelerle dolup taştı. Ama Padişah’ın gözü doymadı. Kendine methedilen evli hanımlara da el atmaya, gönül eğlendirmeye kalkıştı!

CIA’nin Hedefindeki ‘Düşünce Silahşoru’

Osman Nuri Koçtürk, tek başına ABD’ye kafa tuttu/savaş açtı. Süt tozu, hibrit tohum, yumurta/et tavuğu, soya yağı, yabancı menşeli gübre gibi hayati ürünlere karşı çıktı. Süper/’emperyalist’ devletlerin, ‘zayıf müttefiklerinin topraklarını ve insanlarını deneylerinin malzemesi olarak kullandığını’ ortaya koydu/ispat etti. ‘Yeniçağın yeni silahlarını teşhir etti!’

Kilisede Çocuk Tacizi

Başta Fransa olmak üzere ABD ve Almanya, geçmişindeki/günümüzdeki çocuk tacizleriyle hesaplaşıyor. Fransa’da hazırlanan resmi doküman, küçük yaştaki yavrucaklara reva görülen cinsel istismarın ürkütücü boyutlarını ortaya koydu. Almanya’nın raporuna göre ise rahibeler, ‘kendilerine emanet edilen kimsesiz sabileri zengin iş adamlarına para karşılığı taciz için kiralamış’tı!

CIA’dan Kongo’ya Jazz Festivali

ABD, 1940-1960 arasındaki süreçte Kongo’ya özel ilgi gösterdi. CIA’nin ağabeyi, Stratejik Hizmetler Ofisi, zengin uranyum yataklarını belirledi. Çok gizli operasyon(lar)la Japonya’ya atılan atom bombalarının yapımı için gereken ham maddeyi elde etti ve ülkesine taşıdı.

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

Castro’ya Zehirli Puro

Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro’ya iktidara geldiği 1959 yılından 2006’ya kadar 650’e yakın suikast girişiminde bulunulduğu iddia edildi.

Veba Mikrobu Yüklü Pire Bombaları

Hiroşima ve Nagazaki’ye art arda 2 atom bombası atılmasaydı, ABD, 2. Dünya Savaşı’nın en büyük yarasını alacak, milyonlarca vatandaşı kendisini biyolojik savaşın içinde/göbeğinde bulacaktı. Kitlesel hastalıklar ve ölümler yaşanacaktı.

Devlet Eliyle Kalpazanlık

Almanya, 2. Dünya Savaşı’nda ezeli düşmanı İngiltere ile sadece cephede karşılaşmadı. Ekonomik yıkıma uğratmak için de çok gizli ve usta işi planı devreye soktu. ‘Bernhard Operasyonu’ denilen harekâtla sahte kâğıt paraları İngilizlerin günlük hayatına soktu. Enflasyonu artırdı, fiyatları zıplattı.

‘Örtülü’den Bulgar İstihbaratı’na Hediye

Ekrem Pakdemir’in anıları, Türkiye’nin ‘Özallı Yılları’nı yaşatan-hatırlatan, dönem politikasının bilinmeyen-gizemli labirentlerinde dolaştıran, gün ışığına çıkaran, önemli bir eser konumunda…

Yeşilçam’ın Hanımağası / 2

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Yeşilçam’ın Hanımağası / I

Selda Alkor, Yeşilçam’da kabiliyeti ve gayreti sayesinde isim oldu. Kimseden torpil beklemedi. Kendisi için özel senaryo(lar) da yazılmadı. ‘Beyazperde’nin görünmeyen kanunlarına direnmesini/dik durmasını bildi. Hem sinemada, hem televizyonda yıldızlaştı!

Asit Dolu Fıçıya Atılan Başbakan

Patrice Lumumba, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin seçimle/halkın oyuyla işbaşına gelmiş ilk başbakanı idi. 4 ay görevde kalabildi. İcraatlarıyla değil de dramatik katlinin yarattığı sansasyonla/tepkiyle tanındı. CIA’nın örgütlediği onlarca kanlı darbenin talihsiz kurbanları arasındaydı.

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Yeşilçam’ın Kara Bahtlısı

Yeşilçam’ın uygun gördüğü ad ve soyadı hayat hikâyesine tıpa tıp uydu. Yaşamı hazin olaylar manzumesiydi. Ailesini genç yaşta kaybetti. Öyküsünü bilenlerin rivayetine göre 3 defa ‘âşık oldu’! Her seferinde de kavuşamadı. İlk gençliğini dolduran sıcacık, huzur dolu yuvanın - ilerleyen yıllarında! - hep hasretini çekti. Yüksek sinema kabiliyeti, gelişmiş edebi zevki ve doğaçlama müzisyenliği yeterince değerlendirilemedi. Bu dünyadan ‘Samuel Agop Uluçyan’, hepimizin aşina olduğu ismi ile ‘Sami Hazinses’ de geçti!

Dolar Yakarak Isınan Baba

El Chapo (Bücür!), mafya dünyasında her adımı ile örnek alındı. Bütçesi milyar dolarları aşan yasadışı uluslar arası organizasyon oluşturdu. Film yıldızlarını kıskandıran güzellikte kiralık kadın katilleri rakiplerine karşı kullandı. Dünyada Cennet’i yaşayacağını sandı ama…

Macron’un Özel Hayatı

Emmanuel Macron, ‘Fransa’nın en genç cumhurbaşkanı’ydı. Renkli, duygu dolu, mutlu, heyecanlı yaşam öyküsüne sahipti. Siyasette hep yükseldi ve görülmeyen bir el/kuvvet tarafından desteklendi.

CIA’nın Yumuşak Doku Kanseri Operasyonları

ABD’nin ‘kirli maşası’ CIA; 2006 yılında, DIA (Defence Intelligence Agency) ve DEA (Amerikan Uyuşturucu İstihbarat Örgütü) ortaklığıyla Kolombiya’da bir suikast merkezi kurdu. Merkez yöneticilerinin hedefindeki isim: Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chaves’di.

Dâhilerin Şaşılacak Davranışları

Dünya tarihine yazıları, buluşları, yaptıkları işlerle yön veren, hepimizin isimlerini yakından bildiğimiz/tanıdığımız dâhilerin tuhaf, hatta şaşkınlık yaratan davranışları vardı.

MOSSAD'ın Suikast Listesindeki Siyasetçi

Yaser Arafat, yaşamı boyunca MOSSAD’ın tehdidi altındaydı. Sayısız suikast girişiminden son anda/kıl payı kurtulabildi. Ama hayatını yitirdikten sonra ortaya çıkan hastane raporu ürperticiydi...

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

İran'ın Nükleer Satrancı

Hedefe konulan İranlı nükleer fizikçiler şehir içinde düzenlenen suikastlarda öldürüldü. Trafikte yaklaşan motosikletli kişiler, ya arabanın dış yüzeyine mıknatıslı bomba yerleştirdi ya da otomatik silahlar kullanıp olay yerinden hızla uzaklaştı.

Darüşşafaka Bağışçısı Zübeyde Hanım

Bağışla ilgili vasiyetname; Darüşşafaka Cemiyeti’nin arşiv ve müzesinde yenileme/düzenleme yapılırken bulundu.

Usame Bin Ladin’i Kargalar Yakalattı

ABD yetkilileri; El Kaide adlı terör örgütünün lideri Usame Bin Ladin’in sonunu getiren operasyon için tam 10 yıl hazırlık/planlama yaptı. Harekât; Beyaz Saray ve Pentagon’da canlı bağlantıyla izlendi.

Asit Dolu Fıçıya Atılan Başbakan

Patrice Lumumba, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin seçimle/halkın oyuyla işbaşına gelmiş ilk başbakanı idi. 4 ay görevde kalabildi. İcraatlarıyla değil de dramatik katlinin yarattığı sansasyonla/tepkiyle tanındı. CIA’nın örgütlediği onlarca kanlı darbenin talihsiz kurbanları arasındaydı.

CIA’dan Kongo’ya Jazz Festivali

ABD, 1940-1960 arasındaki süreçte Kongo’ya özel ilgi gösterdi. CIA’nin ağabeyi, Stratejik Hizmetler Ofisi, zengin uranyum yataklarını belirledi. Çok gizli operasyon(lar)la Japonya’ya atılan atom bombalarının yapımı için gereken ham maddeyi elde etti ve ülkesine taşıdı.

Fransız Kılıcı Sallayan Harkiler

Cezayir, 130 yılı aşkın süre (1830 - 1962) Fransız sömürgesiydi. Koloni yönetimi, yerli halkı sindirmek için her türlü insanlık dışı uygulamayı yaptı. Süreç içinde Arap ve Bedevi asıllı 10 milyona yakın Müslüman hayatını yitirdi. ‘Harki’ denilen yerli işbirlikçiler, Fransız saflarında yer aldı. Verilen emirleri uyguladılar. Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nda soydaşlarına karşı savaştılar.

Defne Yalnız’ın Yalnızlık Korkusu

Defne Yalnız; okumayı-yazmayı öğrenmeden tiyatro sahnesinin tozunu ciğerlerine çekti.

Polisiye Roman Sevdalısı Padişah

34. Osmanlı padişahı 2. Abdülhamid’in polisiye roman merakı çok ünlüydü.

‘Paşanın Güzel Karısına Göz Koyan’ Padişah

Çeyrek asırlık süreçte her gün ölüm korkusuyla yaşayan Şehzade İbrahim, tahta çıkınca hayattan kâm almaya girişti. Harem, - yakın çevresinin ve yağcılarının da yardımıyla! - güzel cariyelerle dolup taştı. Ama Padişah’ın gözü doymadı. Kendine methedilen evli hanımlara da el atmaya, gönül eğlendirmeye kalkıştı!

‘Padişah Oğlunu Boğduran’ Valide

Tarihçilerin ‘Rum asıllı!’ dedikleri Kösem Sultan, İslâm dinini benimsedi, Harem’de eğitildi/yetiştirildi. Osmanlı Devleti’ni 20 yılı aşkın süre yönetti. Sultanlığın, milletin, Sünni İslam dünyasının kaderinde birincil derecede söz/hak sahibi oldu.

Bebek Yüzlü Aktör

Tarık Akan, yarışmayı kazandıktan hemen sonra Yeşilçam’ın en yeni ve en aranılan ismiydi. Dönemin bütün ünlü kadın yıldızlarıyla filmlerde göründü. Genç kızların, güzel hanımların yüreklerini hoplattı. Kartpostalları hatıra defterlerini süsledi. Posterleri duvarlara asıldı. ‘Bebek yüzlü aktör’, bir anda Türkiye’nin sevgilisi oluverdi!

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Küçük Cezve

Onu ‘Ah Güzel İstanbul’ filminde, ‘Ayşe’ kimliği ile tanıdık. İzmir’den kaçıp İstanbul’a gelen, ‘artist’ olmayı düşleyen toy kızdı. Adeta çaresizliğini haykırdığı, ‘Ben bir küçük cezveyim / Elden ele gezmeyim!’ şarkısıyla da akıllarımızda kalacaktı.

Bayan Yunus Emre

Ayla Algan, Türk tasavvufuna ve mutasavvıflara özel ilgi gösterdi. Felsefesini yürekten benimsediği Yunus Emre’yi tanıtmayı vazife bildi. Pek çok ülkede Yunus şiirlerinden oluşan besteleri okudu. Biricik kızının adını da - ulu ozandan ilhamla! - ‘Sevi’ koydu!

Bataklıkta Açan Çiçek: ‘Esengül’

Esengül, 24 yıllık kısacık ömründe çoğumuzun yüreğine dokunmayı başardı. Şarkılarıyla yaşamımıza karıştı, kalplerimizi sızlattı. Küllenmiş hatıralarımıza yeniden köz verdi. İstanbul’un varoşlarına yerleşe(bile)n Anadolu insanının sevda/hasret dünyasını canlı tuttu.

MİT’çi Aktör / I

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

MİT’çi Aktör / 2

Avrupalı ve ABD’li ünlü yıldızlar gibi bol para kazandı. Geleceğini düşünmeden harcadı. Hovardaydı, güzel kızlara ve kadınlara düşkündü. Lüks yatında/karavanında misafir eder, ‘mirasyedi hayatı’ yaşardı. 8 kez nikâhlanıp boşandı. Sadece özel yaşantısıyla değil, filmleriyle de iz bıraktı, ‘gıpta’ ile izlendi!

Diğer Dünya Tarihi Yazıları

Putin’in Türk Asıllı Metresi

Putin’in hayatına giren veya adı beraber anılan hanım(lar)ın yüzüne şans hep güldü. Kimisi gayrimenkul(ler)e ve servete kondu. Kimisi de politikaya girdi. Medya dünyasında patron koltuğuna oturdu. Devlet protokolünde ‘görünmeyen statü’ sahibi kesildi. Alina Kabaeva, şöhretli sporcuydu. Putin’le tanıştıktan sonra ününü, variyetini ve etkinliğini artırdı. Bayan Kabaeva, ‘son göz ağrısı’na, ‘Kış öncesi gelen - kısa süreli - aldatıcı yaz’a benzetildi. Güzelliği ile sadece Putin’in değil, bütün karşı cinsin ilgisini topladı. Sadece Rusya’da değil dünyada da stardı!

Putin'in Kadınları

Ünlü şairimiz Orhan Veli, ‘Kitabe-i Sen-i Mezar’ isimli şiirine, ‘Hiçbir şeyden çekmedi dünyada / Nasırdan çektiği kadar,’ mısralarıyla başladı. Süleyman Efendi’nin sıkıntılarını anlattı. Putin de, çevresindeki güzel kadınlardan çekti. Kalbini verdiği, kanatları altına aldığı, özenle sakladığı ‘nazende’ler sayesinde merak edildi, dillere düştü, haberlere mevzu oldu. Putin ve yakın çevresini saran ‘nazenin’ler, dünyanın da ilgisini çekecekti!

Öteki Putin / 2

Putin, dünya siyaset arenasına çıkınca, hemen fark edildi. Gizli servislerin, basının ilgi alanına girdi. Özel hayatı, çalışma şekli, yakın çevresi, ailesi ve hatta akrabaları tek tek değerlendirildi. Yazıldığı gibi Putin, ‘dünyanın en zengin adamları arasında’ mıydı? ‘Birbirinden güzel 2 hanımla birlikte olmuş’ ve ‘ailesinin kalabalıklaşmasını sağlamış’ mıydı?

Öteki Putin / 1

Putin, ‘KGB okulu/geleneği’nden gelen Rusya Federasyonu Başkanı’ydı. Tarihine, devletinin derin/‘kadim’ geleneklerine ve kurumlarına bağlıydı. Hatta resmen açıklamasa bile, 20. asrın 2 numaralı süper gücü, ‘Sovyetler Birliği’nin mirasçısıydı. ‘Çarlık Rusyası ile SSCB’nin sentezi gibiydi!’

Kral Charles’ın ‘Gönül Galerisi’

Prens Charles ile Camilla arasındaki aşk öyküsü televizyon dizi(si) senaryosuna benzerdi. Taraflar, bir dargın bir barışık, bazen hoşnut bazen üzgün yarım asrı aşan ‘parçalı bulutlu’ birliktelik yaşadı. İkili - başka kişilerle evliyken dahi! - birbirlerinden vazgeçemedi. Sonunda mutlu sona ulaştılar ama hayli geç olmuştu!

Kral 3. Charles Müslüman mı?

‘3. Charles’ unvanı ile İngiltere Tahtı’na oturan Prens Charles, Şeyh Nazım Kıbrısî’nin iddia ettiği gibi ‘Müslüman’ mıydı? Hem Anglikan Kilisesi’nin başı hem İslâm dinine mensubiyet mümkün müydü?

Hitler’in Karısı da Yahudi Çıktı

Tarihe ‘Yahudi soykırımını yap(tır)an lider’ suçlamasıyla geçen, Alman Nazi Partisi’nin değişmeyen Führer’i Adolf Hitler’in son büyük aşkı, nikâhlı karısı Eva Braun Aşkenaz Yahudisi çıktı.