Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Danyal Topatan; hayatının tamamını Yeşilçam Sokağı’nda geçirdi. Her tür rolü başarıyla oynadı. Kameranın hem önünde, hem de arkasında çalıştı. Gerçek hayatta ise hep ezildi.

Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Orta boylu, esmer, çopur yüzlü, kıvırcık saçlı, patlak ve sert bakışlı, zayıflıktan kemikleri gözüken, - ilk görüşte! - korku uyandıran, sevimsiz adamdı. Sert ifadesi, kolay delinebilen zırhıydı. Döneminin kısıtlı ve yetersiz şartlarına boyun eğdi. Hayata günlük tutunan, uzun vadeli plan yap(a)mayan, sıcak ve mutlu yuvanın hayalini kuran basit/sıradan insandı. Sevimsiz görünüşünün aksine altın gibi kalbe sahipti. Cebindeki parayı harcamaktan/paylaşmaktan çekinmezdi. Tanıdıkça öğrenilen, güvenilen ve samimiyet kurulabilen yapıdaydı.

Birinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli döneminde, 1916’da, Tarsus’ta dünyaya geldi. Fakir Ermeni ailenin 3 çocuğunun ortancasıydı. Gerçek adı: Danyel Bayriyan idi. Sonradan nüfusa Ahmet Danyal Bayri (Topatan) şeklinde geçti. Orta birinci sınıfa kadar okuyabildi. Babası küçük esnaftı. Ailesi, bereketli topraklar üzerinde kıt kanat geçine(bile)ndendi. 

Küçük Danyal çalışmak zorundaydı. Mersin’de pek çok iş denedi. Bir ara bir grup arkadaşı ile tiyatro grubu kurdu. Büyük şehirde rızkını aramaktan başka çıkış/çıkar yolu kalmayınca; İstanbul’un yolunu tuttu.

- Yeşilçam Sokağı’ndan Ayrılmayan Adam… -

İstanbul’da Yeşilçam Sokağı’nı ve sabahçı kahvelerini mesken tuttu. Film şirketlerinin yazıhanelerinde barındı. Set işçiliği yaptı. Filmlerde küçük rollerde oyuncu, dublör ve set amiri olarak çalıştı. Ömrünün sonuna kadar 200 kadar filmde irili ufaklı rollerde göründü. 

İlk çıkışını, 1953’de AND Film adına çekilen ‘Drakula İstanbul’da’ ile gerçekleştirdi. Filmi ‘Mehmet Muhtar’ yönetti. Başrollerini ‘Atıf Kaptan’ ve ‘Annie Ball’ paylaştı. Adı afişe ‘Ahmet Danyal’ diye yazıldı. ‘Mezarlık bekçisi’ rolünde mükemmeldi.

Danyal Topatan; Yeşilçam’ın aranan ve vazgeçilemeyen oyuncularındandı. Kötü adam, çete üyesi, tecavüzcü, düşman, kapıcı, bekçi, çete üyesi v.b. gibi rollerin başarılı canlandırıcıydı. Dram yanında komedi de oynadı. Tehlikeli sahnelerde korkmadan dublörlük yaptı. 

‘Sinemaya âşıktı!’ şeklindeki değerlendirmeyi en çok Danyal Topatan hak ederdi. 1962’de ‘Bir Haydut Sevdi’ adlı sinema filminin senaryosunu yazdı ve yönetmen koltuğuna oturdu. ‘Tütün Zamanı’ (1959), ‘Vurun Kahpeye’ (1964), ‘Gurbet Kuşları’ nın (1964) da arasında bulunduğu 6 filmin sanat yönetmeniydi. 

- Bir Dönem Yılmaz Güney’in En Yakınındaki Kişiydi… -

Yılmaz Güney’in büyük desteğini gördü. Güney’in birinci dönem diye nitelenen mesajsız filmlerinin tamama yakınında oynadı. ‘Balatlı Arif’ (1967), ‘Kozanoğlu’ (1967), ‘Canlı Hedef’ (1970), ‘Çirkin ve Cesur’ (1971), ‘Dağların Oğlu’ (1965), ‘Seyyit Han’ (1968), ‘Yedi Belalılar’ (1970), vb. gibi filmlerin temel direklerindendi. ‘Kızım İçin Canlı Hedef’deki ‘Aspirin Osman’ tiplemesi her türlü övgünün üstündeydi. Danyal; seyircinin gönlünde taht kurdu; Yeşilçam’ın ölümsüzleri listesini adını yazdırdı. ‘Seyyit Han’da sanatının/kamera önündeki şovunun zirvesindeydi.

Asıl ününü, halk arasındaki yaygın şöhretini Karaoğlan filmlerindeki ‘Camoka’ karakteriyle kazandı. Bazı sinema yorumcularına göre; Karaoğlan’a hayat veren Kartal Tibet’i bile solladı. Jokey ustalığıyla ata binişi, kılıç kullanmadaki silahşor kıvraklığıyla rejisör/senarist Suat Yalaz’ın takdirini kazandı.

Danyal Topatan; zaruret içinde bir hayat sürdü. Evlenmedi; yakın çevresinde bir sevgilisinin varlığı konuşuldu/fısıldandı. Fakat hiçbir arkadaşı tarafından görülmedi/tanınmadı. Sırrını, kutsal şifre gibi ömrünün sonuna kadar sadakatle sakladı/gizledi. 

Hüseyin Baradan ile bir dönem çok yakın dosttu. Baradan, anılarını topladığı ‘Bu Gözler Neler Gördü’ adlı kitabında, Türk sinemasının Camokası ilgili çok özel bilgiler paylaştı. Baradan’a göre Topatan; ‘altın kalpli’ydi. Mersin’den İstanbul’a gelip Yeşilçam Sokağı’nda bütün ömürünü tüketti. Hayatı, Tarlabaşı’nın arka sokaklarındaki pis bekâr evlerinde, sabahçı kahve köşelerinde geçti. Set işçiliğinden prodüksiyon amirliğine, set direktörlüğüne kadar sinemanın bütün branşlarında kahır/çile çekti. 

- Topatan Kumardan Nasıl Uzak Tutulmaya Çalışıldı… -

Topatan’ın en büyük kusuru/zaafı kumardı. Güven Film’in sahibi Yoakim Filmeridis yeni bir filme başlayacaktı. Kadroya Danyal Topatan da alındı. Baradan; Topatan’ı korumaya çalıştı; kanatlarının altına aldı. Filmeridis’e dedi ki:

‘Topatan ile anlaşmayı ben yapayım!’

İzni aldı ve düşündüğünü gerçekleştirdi. Topatan; filmden 3 taksit halinde toplam 3.000 lira ücret alacaktı. İlk taksit 1.000 lira anlaşma imzalanınca ödenecekti. 2. bin lira filmin yarısında; kalan son taksit ise, kış geldiğinde verilecekti. Daha doğrusu lapa lapa kar yağınca ödeme yapılacaktı.

Paranın tamamı tek seferde ödenirse; Topatan, kumarda hemen bitirirdi/kaybederdi. 

Danyal Topatan; kılık kıyafetine dikkat etmezdi. Soğuk kış günlerini yazlık giysilerle geçirmeye çalışırdı. Baradan; ücretin son taksiti ile kışlık giysiler almayı planladı. Dostunun soğuktan titremesini istemedi. Ceketsiz, paltosuz gezmesine gönlü rıza göstermedi.

Film çekildi; Ocak ayı gelip geçti; ama İstanbul’a kar yağmadı. Topatan; sık sık film şirketine gelip parasını istedi. Ama Yoakim kararında direndi; her seferinde, ‘Anlaşmaya uy!’ dedi. 

- Sümerbank’tan Giydirilen Danyal Topatan… -

Bir gün, Hüseyin Baradan, Yoakim Filmeridis ve Danyal Topatan, İstiklal Caddesi’ndeki Sümerbank mağazasına gitti. Topatan, tepeden tırnağa donatıldı. Biraz para eklemek gerekti. Filmeridis; elini cebine attı. ‘Kara adam’, manken gibi giydirildi. Paltosu, takım elbisesi, gömleği, kravatı, ayakkabılarıyla damada benzedi. Yeşilçam Sokağı’na geldiklerinde; Danyal’ı imrenen/kıskanç bakışlar çevreledi. Yalnız adama gıpta edildi.

Ertesi gün, kahramanlarımızı sürpriz bekliyordu. Danyal Topatan; film şirketinin alt katındaki Reşit’in Kahvesi’ndeydi. Kısa süre sonra yazıhaneye çıktı. Üzerinde paltosu yoktu. 

Baradan; ‘Palton nerede?’ diye sordu. 

‘Çaldılar! Reşit’in orada…’

İnanmadılar. Paltonun çalınması imkânsızdı. Kahveci Reşit’e sordular.

‘Çalınmadı. Kumarda kaybetti...’

Ertesi gün ceket, bir sonraki gün de pantolon ve yeni ayakkabılar ortadan çekildi. Topatan; kısa sürede eski günlerine, eski kıyafetlerine geri döndü.

- Ev Yemeklerine Hasret Giden Danyal Topatan… -

Danyal Topatan; zaman zaman ev yemeklerini, özellikle de sebze yemeklerini özlerdi. Otel odalarında, kahve köşelerinde simit, poğaça, tükürük köftesi gibi kuru yiyeceklerle yetinirdi. Kumarda parasını yitirdiğinden, lokantaya gidemezdi. Ev yemeklerine hasretti.

Hüseyin Baradan’ın eşi Hayriye Hanım; Danyal Topatan’ı çok severdi. Baradan; sevgili arkadaşı Danyal’ı sık sık evine götürürdü. Banyosunu yaptırır; çamaşırlarını yıkatır; sebze yemeklerini doyasıya yedirir; içkisini içirir; sonra da taksiye bindirip gönderirdi.

Yine Baradan’ın yazdığına göre; Danyal Topatan’ın ağzında hiç diş kalmamıştı.

Baradan’ın annesinin teyzesi misafir geldi; bir süre yanında kaldı. Diş problemi yaşayınca; dönemin meşhur diş doktoru Hilmi Beker’e hayli yüksek ücret ödeyerek, bir takım takma diş yaptırdı. Ama dişleri kullan(a)madı. Zamanı gelince de Ankara’ya döndü. 

Yine bir gün, Topatan, Baradan’ın evinde misafirdi. Kendisi için özel pişirilmiş yemekleri yiyecekti. Baradan; salondaki komedinin çekmecesinde telefon rehberini ararken; Danyal Topatan, takma dişleri gördü. Hemen sordu:

‘Bunlar da ne?’

Baradan; ‘Teyzemin kullan(a)madığı dişleri,’ diye açıklama yaptı.

Topatan hemen dişleri aldı; yıkama gereği bile duymadı; ağzına taktı. Dişler damaklarına uydu. Yaşlı teyzenin dişleri, adeta Topatan için özel yapılmıştı. Ölünceye kadar da kullandı.

Baradan; Doktor Beker’e olayı anlattığında, inandıramadı. Doktora göre; herkesin damağı aynı parmak izi gibi farklıydı. Ölçülerinin tutması mümkün değildi.

- Topatan’ın Son Demleri… -

Son deminde - ailesinin ve arkadaşlarının beyanına göre! - yanındaki tek kişi ‘Behçet Nacar’dı. Yeşilçam’da ‘Parçala Behçet’, ‘Komando Behçet’ diye tanınan Nacar’ın yanına, Bizim Film Şirketi’nin yazıhanesine gelirdi. Firmanın diğer bir müdavimi ‘Arap Celal’ adlı ‘Celal Yonat’tı. 

Topatan; - yakın çevresine! - ‘Behçet Nacar’ın maddi ve manevi desteğini gördüğünü açıkladı.

Danyal Topatan; 1975’de, 59 yaşında, bir hastane odasında gözlerini kapadı. Sigaranın yol açtığı akciğer kanserinden hayatını yitirdiği açıklandı. 

Cenazesi Şişli Camii’nden kaldırıldı. Törende kız kardeşi Hamiyet Hanım ve ağabeyi Mahmut Bey de hazır bulundu. Cenazesi Mersin’e götürülüp, Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. 

Topatan’ın ölüm haberini duyan Yılmaz Güney; ‘Danyal’ın vefatı, Türk Sineması’nın da ölümüdür,’ diye son noktayı koydu; kaybının önemi vurguladı.

9 December 2019 09:21
1,621 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 2

Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik, dünya güzeli kızı Mihrimah Sultan’ın kocası, Damat Rüstem Paşa, maliyeden iyi anlardı. Devlet hazinesi ağzına kadar doldu. Sadaretinde, Osmanlı’da rüşvet yaygınlaştı. Fukara halkın özellikle de köylünün üzerine kaldırılamayacağı vergiler bindirildi. Toprak verimsiz, ürün yetersizdi. Çiftçiler, azalan kazançları karşısında ekip biçmekten vazgeçmeye başladı.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Menekşe Gözlü Kadın

Fatma Girik ile Memduh Ün’ün ilişkisi salt aşk öyküsü değildi. Aynı zamanda mesleki dayanışma, hayata birlikte tutunma, bilgi/tecrübe aktarımıydı. Yarım asırdan fazla birbirlerini etkilediler. Girik’in ifadesine göre Memduh Ün, onun hayata bakışını değiştirdi/geliştirdi. Sinemayı, yaşamı, edebiyatı, müziği, kısaca kültürün pek çok boyutunu öğretmeye/aktarmaya çalıştı. Adeta üniversitesi oldu.

Hücreye Atılan Aktör

Akan, sıkı Atatürkçü idi. Büyük önderin fikirlerinin, eserlerinin, hatıralarının takipçisiydi. Mustafa Kemal Paşa’ya ait paltoyu olağanüstü dikkatle/özenle saklardı. Her 10 Kasım’da, sahibi olduğu ilkokulda öğrencilere, velilere ve öğretmenlere sergilerdi.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Menekşe Gözlü Kadın

Fatma Girik ile Memduh Ün’ün ilişkisi salt aşk öyküsü değildi. Aynı zamanda mesleki dayanışma, hayata birlikte tutunma, bilgi/tecrübe aktarımıydı. Yarım asırdan fazla birbirlerini etkilediler. Girik’in ifadesine göre Memduh Ün, onun hayata bakışını değiştirdi/geliştirdi. Sinemayı, yaşamı, edebiyatı, müziği, kısaca kültürün pek çok boyutunu öğretmeye/aktarmaya çalıştı. Adeta üniversitesi oldu.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

Balığa Harçlık Veren Padişah

‘Mustafa Han-ı Evvel’, neredeyse ömrünün tamamını ‘kafes’te geçirdi. 2 defa, kısa süreli Osmanlı tahtında oturdu. Hanedan’ın erkek mensubu yokluğundan ötürü ‘zekâ geriliği’ teşhisine rağmen padişah ilan edildi. ‘Deli Mustafa’ diye tanındı. Öldüğünde, Ayasofya’da - eskiden! - ‘vaftizhane’ diye kullanılan/bilinen bölüme defnedildi.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Yeşilçam’ın Taçsız Kralı

Ayhan Işık, Selanik’ten hicret eden bir ailenin çocuğu idi. Eğitimini zorluklar içinde tamamladı. DGSA’den mezun olup ressamlık yapacaktı. Kendisini Yeşilçam’da buldu. ‘Türk sinemasının ilk büyük starı’ diye tanındı. Beyazperdenin tarihine geçti.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Nazım’ın Tek Taraflı Aşkı

Suat Derviş (Hatice Saadet); güçlü, mağrur, bildiği yolda dönmeyecek kadar cesur, kartvizitinde pek çok ilki taşıyan kadındı.

Bebek Yüzlü Aktör

Tarık Akan, yarışmayı kazandıktan hemen sonra Yeşilçam’ın en yeni ve en aranılan ismiydi. Dönemin bütün ünlü kadın yıldızlarıyla filmlerde göründü. Genç kızların, güzel hanımların yüreklerini hoplattı. Kartpostalları hatıra defterlerini süsledi. Posterleri duvarlara asıldı. ‘Bebek yüzlü aktör’, bir anda Türkiye’nin sevgilisi oluverdi!

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Yeşilçam’ın Kara Bahtlısı

Yeşilçam’ın uygun gördüğü ad ve soyadı hayat hikâyesine tıpa tıp uydu. Yaşamı hazin olaylar manzumesiydi. Ailesini genç yaşta kaybetti. Öyküsünü bilenlerin rivayetine göre 3 defa ‘âşık oldu’! Her seferinde de kavuşamadı. İlk gençliğini dolduran sıcacık, huzur dolu yuvanın - ilerleyen yıllarında! - hep hasretini çekti. Yüksek sinema kabiliyeti, gelişmiş edebi zevki ve doğaçlama müzisyenliği yeterince değerlendirilemedi. Bu dünyadan ‘Samuel Agop Uluçyan’, hepimizin aşina olduğu ismi ile ‘Sami Hazinses’ de geçti!

Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan kuyruklu bir yıldız gibi ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

Hayatı Durduran Ses: Hamiyet Yüceses

Hamiyet adı verilen, mavi gözlü ve sapsarı saçlı güzel kız, bir dönem Türkiye’de fırtına gibi esecek ve musikimizin nağmelerini güzel sesiyle taçlandıracaktı.

Üç Başbakanın Ortak Kaderi

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Mesut Yılmaz’ın oğulları intihar ederek hayatlarına son verdi.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Diğer Türk Sineması Yazıları

Yeşilçam’ın Kara Bahtlısı

Yeşilçam’ın uygun gördüğü ad ve soyadı hayat hikâyesine tıpa tıp uydu. Yaşamı hazin olaylar manzumesiydi. Ailesini genç yaşta kaybetti. Öyküsünü bilenlerin rivayetine göre 3 defa ‘âşık oldu’! Her seferinde de kavuşamadı. İlk gençliğini dolduran sıcacık, huzur dolu yuvanın - ilerleyen yıllarında! - hep hasretini çekti. Yüksek sinema kabiliyeti, gelişmiş edebi zevki ve doğaçlama müzisyenliği yeterince değerlendirilemedi. Bu dünyadan ‘Samuel Agop Uluçyan’, hepimizin aşina olduğu ismi ile ‘Sami Hazinses’ de geçti!

Evini Satıp İşçi Maaşlarını Ödeyen Başkan

Fatma Girik, ‘içimizden/bizden birisi’ydi. Yeşilçam’ın ve Memduh Ün’ün ‘Fato’suydu. İnandığı gibi yaşadı. Engelleri aşmasını bildi. Kendini daima yenilemeye/geliştirmeye gayret etti. Tecessüs sahibiydi, öğrenmeye açtı. Sinemayı ve siyaseti tecrübeli ustalardan kavrama şansını yakaladı. Evinde çok zengin kitaplığı vardı. Her gün düzenli şekilde okurdu, tartışırdı. Hayatı sorgulardı.

Menekşe Gözlü Kadın

Fatma Girik ile Memduh Ün’ün ilişkisi salt aşk öyküsü değildi. Aynı zamanda mesleki dayanışma, hayata birlikte tutunma, bilgi/tecrübe aktarımıydı. Yarım asırdan fazla birbirlerini etkilediler. Girik’in ifadesine göre Memduh Ün, onun hayata bakışını değiştirdi/geliştirdi. Sinemayı, yaşamı, edebiyatı, müziği, kısaca kültürün pek çok boyutunu öğretmeye/aktarmaya çalıştı. Adeta üniversitesi oldu.

Hükümet Gibi Adam

Ayhan Işık, Yeşilçam’da kendi kanunlarını uyguladı. Ücretini belirledi ve yapımcılara kabul ettirdi. Hakkını cesaretle savundu, kimsenin sömürmesine izin vermedi. Sinema emekçilerinin sendikalaşmasının, haftada bir gün de olsa izin yapmasının yolunu açtı. ‘Türkan Şoray, Işık’ın yolundan yürüdü!’

Yeşilçam’ın Taçsız Kralı

Ayhan Işık, Selanik’ten hicret eden bir ailenin çocuğu idi. Eğitimini zorluklar içinde tamamladı. DGSA’den mezun olup ressamlık yapacaktı. Kendisini Yeşilçam’da buldu. ‘Türk sinemasının ilk büyük starı’ diye tanındı. Beyazperdenin tarihine geçti.

Yeşilçam’ın Küçük Dev Adamı

Hayri Caner, Yeşilçam’ın çok yönlü emekçisiydi. Yazdı, yönetti, rol aldı, kritize etti. Beyaz perdenin her veçhesini derinlemesine tanıdı. Babıâli’de de nefes aldı, ekmek parasını kazandı. Annesinin yardımı, manevi desteği ile hayata tutunmaya çalıştı. Sonrasında hep yokluk, çaresizlik, ümitsizlik ve yılgınlık içinde yaşadı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.