Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Danyal Topatan; hayatının tamamını Yeşilçam Sokağı’nda geçirdi. Her tür rolü başarıyla oynadı. Kameranın hem önünde, hem de arkasında çalıştı. Gerçek hayatta ise hep ezildi.

Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Orta boylu, esmer, çopur yüzlü, kıvırcık saçlı, patlak ve sert bakışlı, zayıflıktan kemikleri gözüken, - ilk görüşte! - korku uyandıran, sevimsiz adamdı. Sert ifadesi, kolay delinebilen zırhıydı. Döneminin kısıtlı ve yetersiz şartlarına boyun eğdi. Hayata günlük tutunan, uzun vadeli plan yap(a)mayan, sıcak ve mutlu yuvanın hayalini kuran basit/sıradan insandı. Sevimsiz görünüşünün aksine altın gibi kalbe sahipti. Cebindeki parayı harcamaktan/paylaşmaktan çekinmezdi. Tanıdıkça öğrenilen, güvenilen ve samimiyet kurulabilen yapıdaydı.

Birinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli döneminde, 1916’da, Tarsus’ta dünyaya geldi. Fakir Ermeni ailenin 3 çocuğunun ortancasıydı. Gerçek adı: Danyel Bayriyan idi. Sonradan nüfusa Ahmet Danyal Bayri (Topatan) şeklinde geçti. Orta birinci sınıfa kadar okuyabildi. Babası küçük esnaftı. Ailesi, bereketli topraklar üzerinde kıt kanat geçine(bile)ndendi. 

Küçük Danyal çalışmak zorundaydı. Mersin’de pek çok iş denedi. Bir ara bir grup arkadaşı ile tiyatro grubu kurdu. Büyük şehirde rızkını aramaktan başka çıkış/çıkar yolu kalmayınca; İstanbul’un yolunu tuttu.

- Yeşilçam Sokağı’ndan Ayrılmayan Adam… -

İstanbul’da Yeşilçam Sokağı’nı ve sabahçı kahvelerini mesken tuttu. Film şirketlerinin yazıhanelerinde barındı. Set işçiliği yaptı. Filmlerde küçük rollerde oyuncu, dublör ve set amiri olarak çalıştı. Ömrünün sonuna kadar 200 kadar filmde irili ufaklı rollerde göründü. 

İlk çıkışını, 1953’de AND Film adına çekilen ‘Drakula İstanbul’da’ ile gerçekleştirdi. Filmi ‘Mehmet Muhtar’ yönetti. Başrollerini ‘Atıf Kaptan’ ve ‘Annie Ball’ paylaştı. Adı afişe ‘Ahmet Danyal’ diye yazıldı. ‘Mezarlık bekçisi’ rolünde mükemmeldi.

Danyal Topatan; Yeşilçam’ın aranan ve vazgeçilemeyen oyuncularındandı. Kötü adam, çete üyesi, tecavüzcü, düşman, kapıcı, bekçi, çete üyesi v.b. gibi rollerin başarılı canlandırıcıydı. Dram yanında komedi de oynadı. Tehlikeli sahnelerde korkmadan dublörlük yaptı. 

‘Sinemaya âşıktı!’ şeklindeki değerlendirmeyi en çok Danyal Topatan hak ederdi. 1962’de ‘Bir Haydut Sevdi’ adlı sinema filminin senaryosunu yazdı ve yönetmen koltuğuna oturdu. ‘Tütün Zamanı’ (1959), ‘Vurun Kahpeye’ (1964), ‘Gurbet Kuşları’ nın (1964) da arasında bulunduğu 6 filmin sanat yönetmeniydi. 

- Bir Dönem Yılmaz Güney’in En Yakınındaki Kişiydi… -

Yılmaz Güney’in büyük desteğini gördü. Güney’in birinci dönem diye nitelenen mesajsız filmlerinin tamama yakınında oynadı. ‘Balatlı Arif’ (1967), ‘Kozanoğlu’ (1967), ‘Canlı Hedef’ (1970), ‘Çirkin ve Cesur’ (1971), ‘Dağların Oğlu’ (1965), ‘Seyyit Han’ (1968), ‘Yedi Belalılar’ (1970), vb. gibi filmlerin temel direklerindendi. ‘Kızım İçin Canlı Hedef’deki ‘Aspirin Osman’ tiplemesi her türlü övgünün üstündeydi. Danyal; seyircinin gönlünde taht kurdu; Yeşilçam’ın ölümsüzleri listesini adını yazdırdı. ‘Seyyit Han’da sanatının/kamera önündeki şovunun zirvesindeydi.

Asıl ününü, halk arasındaki yaygın şöhretini Karaoğlan filmlerindeki ‘Camoka’ karakteriyle kazandı. Bazı sinema yorumcularına göre; Karaoğlan’a hayat veren Kartal Tibet’i bile solladı. Jokey ustalığıyla ata binişi, kılıç kullanmadaki silahşor kıvraklığıyla rejisör/senarist Suat Yalaz’ın takdirini kazandı.

Danyal Topatan; zaruret içinde bir hayat sürdü. Evlenmedi; yakın çevresinde bir sevgilisinin varlığı konuşuldu/fısıldandı. Fakat hiçbir arkadaşı tarafından görülmedi/tanınmadı. Sırrını, kutsal şifre gibi ömrünün sonuna kadar sadakatle sakladı/gizledi. 

Hüseyin Baradan ile bir dönem çok yakın dosttu. Baradan, anılarını topladığı ‘Bu Gözler Neler Gördü’ adlı kitabında, Türk sinemasının Camokası ilgili çok özel bilgiler paylaştı. Baradan’a göre Topatan; ‘altın kalpli’ydi. Mersin’den İstanbul’a gelip Yeşilçam Sokağı’nda bütün ömürünü tüketti. Hayatı, Tarlabaşı’nın arka sokaklarındaki pis bekâr evlerinde, sabahçı kahve köşelerinde geçti. Set işçiliğinden prodüksiyon amirliğine, set direktörlüğüne kadar sinemanın bütün branşlarında kahır/çile çekti. 

- Topatan Kumardan Nasıl Uzak Tutulmaya Çalışıldı… -

Topatan’ın en büyük kusuru/zaafı kumardı. Güven Film’in sahibi Yoakim Filmeridis yeni bir filme başlayacaktı. Kadroya Danyal Topatan da alındı. Baradan; Topatan’ı korumaya çalıştı; kanatlarının altına aldı. Filmeridis’e dedi ki:

‘Topatan ile anlaşmayı ben yapayım!’

İzni aldı ve düşündüğünü gerçekleştirdi. Topatan; filmden 3 taksit halinde toplam 3.000 lira ücret alacaktı. İlk taksit 1.000 lira anlaşma imzalanınca ödenecekti. 2. bin lira filmin yarısında; kalan son taksit ise, kış geldiğinde verilecekti. Daha doğrusu lapa lapa kar yağınca ödeme yapılacaktı.

Paranın tamamı tek seferde ödenirse; Topatan, kumarda hemen bitirirdi/kaybederdi. 

Danyal Topatan; kılık kıyafetine dikkat etmezdi. Soğuk kış günlerini yazlık giysilerle geçirmeye çalışırdı. Baradan; ücretin son taksiti ile kışlık giysiler almayı planladı. Dostunun soğuktan titremesini istemedi. Ceketsiz, paltosuz gezmesine gönlü rıza göstermedi.

Film çekildi; Ocak ayı gelip geçti; ama İstanbul’a kar yağmadı. Topatan; sık sık film şirketine gelip parasını istedi. Ama Yoakim kararında direndi; her seferinde, ‘Anlaşmaya uy!’ dedi. 

- Sümerbank’tan Giydirilen Danyal Topatan… -

Bir gün, Hüseyin Baradan, Yoakim Filmeridis ve Danyal Topatan, İstiklal Caddesi’ndeki Sümerbank mağazasına gitti. Topatan, tepeden tırnağa donatıldı. Biraz para eklemek gerekti. Filmeridis; elini cebine attı. ‘Kara adam’, manken gibi giydirildi. Paltosu, takım elbisesi, gömleği, kravatı, ayakkabılarıyla damada benzedi. Yeşilçam Sokağı’na geldiklerinde; Danyal’ı imrenen/kıskanç bakışlar çevreledi. Yalnız adama gıpta edildi.

Ertesi gün, kahramanlarımızı sürpriz bekliyordu. Danyal Topatan; film şirketinin alt katındaki Reşit’in Kahvesi’ndeydi. Kısa süre sonra yazıhaneye çıktı. Üzerinde paltosu yoktu. 

Baradan; ‘Palton nerede?’ diye sordu. 

‘Çaldılar! Reşit’in orada…’

İnanmadılar. Paltonun çalınması imkânsızdı. Kahveci Reşit’e sordular.

‘Çalınmadı. Kumarda kaybetti...’

Ertesi gün ceket, bir sonraki gün de pantolon ve yeni ayakkabılar ortadan çekildi. Topatan; kısa sürede eski günlerine, eski kıyafetlerine geri döndü.

- Ev Yemeklerine Hasret Giden Danyal Topatan… -

Danyal Topatan; zaman zaman ev yemeklerini, özellikle de sebze yemeklerini özlerdi. Otel odalarında, kahve köşelerinde simit, poğaça, tükürük köftesi gibi kuru yiyeceklerle yetinirdi. Kumarda parasını yitirdiğinden, lokantaya gidemezdi. Ev yemeklerine hasretti.

Hüseyin Baradan’ın eşi Hayriye Hanım; Danyal Topatan’ı çok severdi. Baradan; sevgili arkadaşı Danyal’ı sık sık evine götürürdü. Banyosunu yaptırır; çamaşırlarını yıkatır; sebze yemeklerini doyasıya yedirir; içkisini içirir; sonra da taksiye bindirip gönderirdi.

Yine Baradan’ın yazdığına göre; Danyal Topatan’ın ağzında hiç diş kalmamıştı.

Baradan’ın annesinin teyzesi misafir geldi; bir süre yanında kaldı. Diş problemi yaşayınca; dönemin meşhur diş doktoru Hilmi Beker’e hayli yüksek ücret ödeyerek, bir takım takma diş yaptırdı. Ama dişleri kullan(a)madı. Zamanı gelince de Ankara’ya döndü. 

Yine bir gün, Topatan, Baradan’ın evinde misafirdi. Kendisi için özel pişirilmiş yemekleri yiyecekti. Baradan; salondaki komedinin çekmecesinde telefon rehberini ararken; Danyal Topatan, takma dişleri gördü. Hemen sordu:

‘Bunlar da ne?’

Baradan; ‘Teyzemin kullan(a)madığı dişleri,’ diye açıklama yaptı.

Topatan hemen dişleri aldı; yıkama gereği bile duymadı; ağzına taktı. Dişler damaklarına uydu. Yaşlı teyzenin dişleri, adeta Topatan için özel yapılmıştı. Ölünceye kadar da kullandı.

Baradan; Doktor Beker’e olayı anlattığında, inandıramadı. Doktora göre; herkesin damağı aynı parmak izi gibi farklıydı. Ölçülerinin tutması mümkün değildi.

- Topatan’ın Son Demleri… -

Son deminde - ailesinin ve arkadaşlarının beyanına göre! - yanındaki tek kişi ‘Behçet Nacar’dı. Yeşilçam’da ‘Parçala Behçet’, ‘Komando Behçet’ diye tanınan Nacar’ın yanına, Bizim Film Şirketi’nin yazıhanesine gelirdi. Firmanın diğer bir müdavimi ‘Arap Celal’ adlı ‘Celal Yonat’tı. 

Topatan; - yakın çevresine! - ‘Behçet Nacar’ın maddi ve manevi desteğini gördüğünü açıkladı.

Danyal Topatan; 1975’de, 59 yaşında, bir hastane odasında gözlerini kapadı. Sigaranın yol açtığı akciğer kanserinden hayatını yitirdiği açıklandı. 

Cenazesi Şişli Camii’nden kaldırıldı. Törende kız kardeşi Hamiyet Hanım ve ağabeyi Mahmut Bey de hazır bulundu. Cenazesi Mersin’e götürülüp, Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. 

Topatan’ın ölüm haberini duyan Yılmaz Güney; ‘Danyal’ın vefatı, Türk Sineması’nın da ölümüdür,’ diye son noktayı koydu; kaybının önemi vurguladı.

9 December 2019 09:21
1,174 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

Tavşan Doğuran Kadın

İngiltere tahtında oturan, İngilizce bilmeyen, çevresi ve devlet yöneticileriyle Fransızca konuşa(bile)n I. George’un döneminde inanılması zor/garip olaylar, skandallar yaşandı. 50 kadar tavşan doğurduğunu iddia eden Mary Tofts adlı kadın da sahtekârlar arasındaydı.

‘Kanser’ Evita Perón’a Şifa Niyetine Mevlit

Ülkesinde gerçekleştirdiği reformlar ve halkına sağladığı sosyal imkânlarla sevildi. Kocası, Juan Perón’a verdiği destek ve darbecilere karşı gösterdiği direniş ile de insanının gönlünde taht kurdu. Eva Perón, dünyaca tanındı.

Mescid-i Aksa’nın Karşısına ‘Süleyman Sinagogu’ Önerisi

Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yaser Arafat’a, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri adına elçi gitti. ‘Mescid-i Aksa’nın bahçesine inşa edilecek sinagoga izin verilirse bağımsız Filistin devletinin tanınacağı’ teklifini iletti. Olayı Filistin asıllı gazeteci Abdülbari Atwan doğruladı.

Babasının Mezarını Arayan Gazeteci

Yunan Hükümeti, tarihi mezarlığı kaldır(t)mış, üstünden de geniş asfalt yol geçirmişti. Sakız Adası’nın son Mutasarrıfı Hamdi (Simavi) Bey’in mezarı da kayıplara karışmıştı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Üç Başbakanın Ortak Kaderi

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Mesut Yılmaz’ın oğulları intihar ederek hayatlarına son verdi.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

Ünlü aşk şairi Ümit Yaşar Oğuzcan’ın güftesini yazdığı rast şarkı - bestekârı Rüştü Şardağ! - bir dönem Türkiye’nin gündemindeydi.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Nazım’ın Tek Taraflı Aşkı

Suat Derviş (Hatice Saadet); güçlü, mağrur, bildiği yolda dönmeyecek kadar cesur, kartvizitinde pek çok ilki taşıyan kadındı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Zeki Müren’in Bilinmeyenleri

‘Sanat Güneşi’ diye de tanınan, ünlü TSM sanatçısı Zeki Müren, toplumun değer yargılarına azami saygı göstermeye çalıştı. İstanbul’da bir köyün okulunu, camisini, kütüphanesini ve yolunu yaptırdı. Hayırlarının kimse tarafından bilinmesini istemedi, reklâmını yapmadı. Görkemli/şaşaalı yaşadı fakat çoğu sırrını da yanında götürdü.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan kuyruklu bir yıldız gibi ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

Hayatı Durduran Ses: Hamiyet Yüceses

Hamiyet adı verilen, mavi gözlü ve sapsarı saçlı güzel kız, bir dönem Türkiye’de fırtına gibi esecek ve musikimizin nağmelerini güzel sesiyle taçlandıracaktı.

Üç Başbakanın Ortak Kaderi

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Mesut Yılmaz’ın oğulları intihar ederek hayatlarına son verdi.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Diğer Türk Sineması Yazıları

Her Filminde Başrol Oynayan Aktör

Ediz Hun, Yeşilçam’da, siyasette ve üniversitede disiplini, özeni ve dikkati ile tanındı. Çevre hassasiyeti ve doğa sevgisiyle bilindi. Her filminde başrolde oynayan tek aktördü. Heyecanını, yaşam sevincini, aile özenini hiç yitirmedi. Çevresine ve içinden çıktığı topluma örnek olmaya çalıştı.

Beşiktaşlı Kartal Tibet

Sinemanın ünlü, yakışıklı, zengin, pek kabiliyetli, çok yönlü ismiydi. İşine ve evine önem verdi. Sade, dedikodudan uzak, huzur dolu hayatı özledi, yaşadı. Mutluluğu hanesinde ve ailesinde buldu. Eşine ve çocuklarına sıkıntısız, sevgi dolu ve zengin sayılabilecek yaşam sunabilmenin gayreti içinde oldu. Kaliteli eğitim aldırdı.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

‘Taş Bebek’ Gönül Yazar

Gönül Yazar, kaliteli sesi, düzgün fiziği ve renkli yaşamı ile hep zirvedeydi. 1960 yapımı ‘Taş Bebek’in senaryosu sanki kendisi için yazılmıştı. Bir anda şöhretin doruklarına ulaştı. Baş döndüren natürel güzelliği ile erkeklerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Film gibi yaşadı. Pek çok meslektaşı tarafından örnek alındı ve taklit edildi.

Huzurevinde Sönen Yıldız

Altan Karındaş çok yönlü sanatçıydı. İlk Türk şov kadınıydı. İnsan, çocuk ve hayvan taklitlerini çok iyi yapardı. TSM’yi bilirdi, makamlara vakıftı. Makber’i kusursuz seslendirirdi. Sadece sanatçı yönüyle değil, güzelliğiyle de çekim merkeziydi.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Yıldız Yaratan Yapımcının İntiharı

Nevzat Pesen; sektör haline gelememiş acımasız Yeşilçam sinemasının ne ilk, ne de son kurbanıydı.