Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Ünlü çizer Suat Yalaz’ın çizgi roman dünyasına kazandırdığı, en bilinen Türk çizgi roman kahramanı Karaoğlan’ın beyazperde de canlandırılması macerası ilginç ve pek çok bilinmeyeni de içinde barındıran olaylar dizisiydi. 

Karaoğlan’ın sinema filminin çekileceğini duyan, Yeşilçam’ın çok sayıda ünlü erkek starı, rolü kapmak için adeta yarışa girdi, Yalaz’ın kapısını aşındırdı. Ayhan Işık, Cüneyt Arkın, Yılmaz Güney, vb. gibi ünlüler rolün kendilerine verilmesini istedi. Ama Karaoğlan’a hayat veren Suat Yalaz, hepsine birer bahane bulup geri çevirdi.

- Suat Yalaz’ın İlk Rejisörlük Denemesi… -

İlk Karaoğlan, Orhan Günşiray’dı. Yalaz, Günşiray’ın rolü almasına karşı çıkmıştı. Atıf Yılmaz’ın yönettiği Cengiz Han’ın Hazineleri adlı film hedeflenen/beklenen başarıyı sağlayamadı. Ticarî başarı bir yana, Günşiray, Karaoğlan rolünde zayıf kaldı.

Suat Yalaz; ilk denemenin başarısızlığı üzerine, direksiyona kendisi geçti. 

Senaryonun her satırından, oyuncuların belirlenmesine kadar bütün sorumluluğuüstlendi. Gazetelere tam sayfa ilânlar verdi. İstanbul’un sokakları Karaoğlan’ın afişleriyle donatıldı. Hepsinin üzerinde de ‘Karaoğlan Aranıyor!’ yazıyordu. Yalaz, Karaoğlan’ı beyaz perdede ete kemiğe büründürebilecek, yakışıklı, atletik, akrobatik hareketleri kolayca yapabilecek, kılıcı ustalıkla kullanacak, jokey gibi ata binebilecek, adı sanı duyulmamış bir delikanlı arıyordu. Rol için seçilen kişinin film gösterime girer girmez şöhrete kavuşacağı belliydi. Rol için kendileri uygun gören Yeşilçam’ın dev starlarının asıl amacı da, şöhretlerini tazelemek/artırmaktı.

- Güney, ‘Ben Doğuştan Karaoğlan’ım,’ Dedi… -

Afişlerin asılmasının hemen ertesi günü, Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinek kaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti. ‘Ağam,’ diye söze girdi. ‘Kapkara karşında duruyorum. Sen, kalkmış çevrende Karaoğlan arıyorsun. Ben varken, başkasını araman gereksiz, değil mi?’

Suat Yalaz’ın yanıtı kısa ve netti: ‘Yılmazcığım; sen çok meşhursun. Ben ünlü olmayan, sade birini arıyorum…’ Yalaz’a göre, Yılmaz Güney hareketli rollerin aktörü değildi. Film baştan sona aksiyon doluydu.

Yeşilçam’ın romantik jönü Cüneyt Arkın da, Karaoğlan rolüne talipti. Nabız yoklaması için menejeri Leon Sason’u yolladı. Yalaz, Sason’a da aynı kararlılıkla karşı çıktı: ‘Cüneyt; her hafta ayrı bir filmde oynuyor. Bir hafta önce kör kemancı, bir hafta sonra şoför, iki hafta sonra da zengin adam oluyor. Bir hafta da ‘Altay’dan Gelen Yiğit: Karaoğlan’ olacak… İnandırıcılıktan uzak,’ diye anlattı. Bir süre sonra, Arkın ile Memduh Ün’ün yazıhanesinde karşılaştı. Cüneyt Arkın, yaptığı akrobatik hareketleri, aldığı binicilik derslerini anlattı. Yalaz, ‘Sen Asyalı tip değilsin, kardeşim,’ dedi. Alain Delon’la Marcello Mastroianni arası Avrupalı bir tipsin. Mavi gözlü Karaoğlan olur mu?’

- Ayhan Işık da Karaoğlan’ı Oynamak İstedi… -

Yeşilçam’ın ‘Taçsız Kralı’ Ayhan Işık da Karaoğlan’ı canlandırmak istiyordu. Işık, esprilerle yol açmaya çalışıyordu. Şaka ile karışık sitemler yolluyordu. ‘Suatçığım; rol için Ayhan kardeşini düşünüyorsun herhalde…’ Yalaz’ın cevabı her seferinde aynıydı: ‘Hayır hayatım! Sen, Karaoğlan rolü için bıyığını kesmezsin…’ Ama Işık’ın cevabı hâlâ ümit doluydu: ‘Olur mu öyle şey? Sen söyle hemen keserim…’ Kral, unvanına yakışanı yaptı: Rol için fazla üstelemedi.

Yalaz; Karaoğlan için isimsiz/tanınmamış aktör ararken belli bir amaç güdüyordu: İlk filmle şöhrete ve paraya kavuşacağından, Yalaz’a minnet duyacaktı. 

Sonunda Kartal Tibet de karar kılındı. 1965-1970 arasında tam 6 Karaoğlan filmi çekildi ve Tibet hepsinde de başroldeydi. 

Aslında Suat Yalaz, yakışıklı, uzun boylu, atletik yapılı olsaydı, Karaoğlan rolünü kimseye kaptırmaz, kendisi oynardı. Ünlü çizgi roman kahramanını kendisine benzetiyordu. Terbiyeli, efendi, dürüst ve küçük çapkınlıkların adamıydı. Karaoğlan da bir şeyler buluyordu…

Ali Hikmet İnce yazdı.

18 June 2020 07:56
633 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Danyal Topatan; hayatının tamamını Yeşilçam Sokağı’nda geçirdi. Her tür rolü başarıyla oynadı. Kameranın hem önünde, hem de arkasında çalıştı. Gerçek hayatta ise hep ezildi.

Nazım’ın Tek Taraflı Aşkı

Suat Derviş (Hatice Saadet); güçlü, mağrur, bildiği yolda dönmeyecek kadar cesur, kartvizitinde pek çok ilki taşıyan kadındı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

Nereden Sevdim Bu Zalim Kadını

Güzelliğine şarkılar yazılacak kadar alımlı, hedefine ulaşmak için polise ve kanuna kafa tutacak kadar pervasız bir kadındı Afife Jale...

Zeki Müren’in İlkleri

Zeki Müren; Türk Sanat Müziği’nde geleneksel yapıyı-anlayışı değiştirdi; pek çok yeniliğe imzasını attı.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Belediyenin Kazdığı Çukura Düşen Şair

Geleneksel kalıpları kırıp, sokaktaki insana şiiri sevdiren, anlamasını/kendini bulmasını sağlayan şairdi Orhan Veli (Kanık).

Üç Başbakanın Ortak Kaderi

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Mesut Yılmaz’ın oğulları intihar ederek hayatlarına son verdi.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Defne Yalnız’ın Yalnızlık Korkusu

Defne Yalnız; okumayı-yazmayı öğrenmeden tiyatro sahnesinin tozunu ciğerlerine çekti.

Türkiye’nin İlk Piyanist Şantörü

Gencer, Türkiye’de ilk Türkçe sözlü pop müzik parçasını seslendirdi. Çocukluk arkadaşı, Fecri Ebcioğlu, ‘Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’ adlı şarkının sözlerini yazmıştı.

Eski Eşlerine Boşanma Günlerinde Hediye Veren Aktör

Mehmet Ali Erbil; ünlü bir babanın, Sadettin Erbil’in oğluydu. Aileden tiyatrocu/sinemacıydı. Babasının yolundan gitti; ata mesleğini seçti. Her hareketi ilgi çekti; her esprisi yüzümüzü güldürdü. Bazen güldürüde çizgiyi aşsa da, hep tolerans gördü.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Kulak Çeken Senarist

Asıl adı Abdulkadir Pirhasan’dı; geniş kitlelerce Vedat Türkali diye tanıdı.

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Kışı Paltosuz Geçiren Camoka

Danyal Topatan; hayatının tamamını Yeşilçam Sokağı’nda geçirdi. Her tür rolü başarıyla oynadı. Kameranın hem önünde, hem de arkasında çalıştı. Gerçek hayatta ise hep ezildi.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Diğer Türk Sineması Yazıları

Erotik Filmlerin Unutulmayan Yıldızı

70’li yılların sonunda Yeşilçam’ı ‘veba salgını’ gibi sarıp, gerçek sanatçıları tribünlere hapseden ‘erotik/porno film dalgası’nın yıldızlarından Tülin Tan, hayatının son günlerini Darülaceze’de geçiriyor.

Fukara Babası Kemal Sunal

‘Türk Sineması’nın Şaban’ı aslında bir ‘fukara babası’ydı, ama ‘eli sıkı’ (!) bilinirdi…

Sinemamızın Aptal (!) Uşağı Cevat Kurtuluş

Cevat Kurtuluş, Yeşilçam’a Ferdi Tayfur’un hediyesiydi. Konservatuarın Opera bölümünden mezundu. Bariton sese sahipti; baştan ayağa sanatçıydı.

Defne Yalnız’ın Yalnızlık Korkusu

Defne Yalnız; okumayı-yazmayı öğrenmeden tiyatro sahnesinin tozunu ciğerlerine çekti.

Star Olmayı Hedeflemeyen Star

Bir tarafı ile hep çocuk kaldı; içindeki çocuğu korumaya çalıştı. İçindeki çocuk, yaratıcılığını ve oyunculuğunu tetikliyordu.

Aşk Filmlerinin Değişmeyen Aktörü

Göksel Arsoy; Kerime Nadir’in ünlü romanı Samanyolu (1959)’nun sinema filmi ile şöhrete ulaşmıştı.

Hastalara Şifa Dağıtan Eski Dansöz

Leyla Sayar, Yeşilçam’dan elini ayağını çektikten sonra, kendisini evliya diye tanıtmaya başlamış ve ellerindeki mucizevî güçle (!) hastalara şifa dağıttığını öne sürmüştü.