Cenazesi Moskova’ya Götürülen Türk Hükümdar

Emir Timur; taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadı. Kan dökücülük, yok edicilik, baş eğdiricilik de rol modelini - Cengiz Han’ı! - hiç aratmadı. Hep Müslüman halklar ve devletlerle didişti/dövüştü…

Cenazesi Moskova’ya Götürülen Türk Hükümdar

Aksak Timur, Timurlenk diye de bilinen Emir Timur - ‘Demir!’ - (1336 - 1405); tarihin kaydettiği çok önemli asker, komutan ve devlet adamlarındandı. Cengiz’in örnek aldı; hatta akrabalık bağı oluşturmaya çalıştı. Bazı vakanüvislere göre; döneminin en büyük imparatorluğunu kurdu. Büyük İskender, Sezar, Cengiz, vb. gibi, tarih(d)e derin iz(ler) bırakan hükümdarlar sınıfındandı. Kararlı, korkusuz, disiplinli, cihangir, gaddar yaradılışlıydı. 

Kararını uygulardı; düşmanını pes edene/teslim alana kadar üstüne giderdi. Sözünü dinlemeyen(ler); gözünde yok edilecek/ezilecek en önemli hedefti. Bu yüzden Osmanlı’yla savaştı. Özbek tarihçilerin yazdıklarına göre Timur; Bağdat civarını/bölgesini haraca kesen, yolcuları öldüren, kervanları soyup talan eden - Osmanlı Devleti’ne sığınan! - Ahmet Celayir ile Kara Yusuf’un tarafına teslimini ya da idamını istedi. Etkili/ikna edici mektuplar yazdı; Yıldırım Beyazıt’ı uyardı: ‘Sizin küffarla savaştığını biliriz. Karşı karşıya gelip zayıf düşürmek istemeyiz!’ Namelerinde, kendisini ‘Turan Hükümdarı!’, diye tanımladı; Türklüğünü ve Müslümanlığını vurguladı/hatırlattı. 

Ama tarih dilediği/düşündüğü gibi tecelli etmedi: Yıldırım; Timur’a rest çekti; küçümsedi. Sonrası malumdu.

- Ölmeden Az Önce de Çin’e Sefer Hazırlığındaydı… -

Emir Timur; çok maceralı, kanlı, heyecanlı ve aşırı yoğun hayat sürdü. Kendi tarihini kaleme aldı. Ömrünün büyük kısmı at sırtında, seferlerde ve savaşlarda geçti. Gözünü yumduğu ana kadar muharebe alanlarındaydı. Ölmeden önce de Çin’e sefer düşüncesindeydi; planları ve ordusu hazırdı. Ama ilahi proje başka çıktı; son icraatını/fütuhatını gerçekleştiremedi!

Timur’un adı tarihe fetihlerin, zulümlerin, katliamların yanında garip/farklı, olağanüstü olaylarla da geçti. Örneğin; İsfahan’da ayaklanıp, 5 bin askerini öldüren yerel halkın tamamını kılıçtan geçirdi. Tarihçilerin tahmini kayıtlarına bakılırsa; 50 binden fazla Müslüman ve Türk asıllı ahali katledildi; kelleleri kesildi ve tepeler şeklinde yığıldı. ‘Tarihi silindir!’ diye tanımlanan Moğol hükümdarı Cengiz’in yöntemini benimsediğini gösterdi. Otoritesini tesis etmek için kararından dön(e)me(z)di. Korku salmayı bilirdi; intikamını gösterişli/ses getirecek biçimde alırdı. Emevi hükümdarı, İslâm Halifesi (!) Yezit’in mezarına yaptıkları da rakiplerinin/düşmanlarının yüreklerdeki korkuyu katmerleştirdi.

Fethettiği şehirlerdeki yıkımın aksine; devletinin başkenti Semerkant’a pek itimam gösterdi. Halkın zenginleşmesini, kentin gelişmesini, ilim ve fikir adamlarının artmasını sağladı. Ticari faaliyeti yoğunlaştırdı ve düzenledi; refah seviyesini artırdı. 

Tarihe imzasını bırakan kudretli Emir Timur; ailesinden yana şanssızdı. Üzerlerine titrediği 2 oğlu, Cihangir Şah ve Ömer Şah çok genç yaşta hayata veda etti. Şehr-i Sebz’deki - 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edildi! - Yazlık Saray’ın yanına muhteşem türbe yaptırdı. Binanın içinde kendisine de mezar odası inşa ettirdi; ama buraya defnedilemedi. Timur’un mezar odasını görkemli somaki mermer lahit doldururdu. Aşırı ağırdı; bulunduğunda zorlukla açılabildi; içi boştu. 

- Şehr-i Sebz’de Yaptırılan Türbe Hiç Kullanılmadı… -

Tarihçilerin yorumuna göre Timur; Orta Asya geleneğine uydu: Cengiz gibi mezar yerinin bilinmesini istemedi.

Gönlünce hazırlattığı mezara gömülemedi; geçen asırlar türbeyi ortadan kaldırdı. 1960’da tesadüf sonucu binanın temellerine ulaşıldı. Küçük bir kız çocuğunun tepindiği toprak göçünce; Timur’un Mezar Odası ortaya çıktı. Duvardaki büyük mermer yazıt, tarihe belge gibi şahitlik ediyordu. 

Şehr-i Sebz’de yaptırılan türbe hiç kullanılmadı; - muhtemelen! - kaderine terk edildi.

Emir Timur; 18 Şubat 1405 Pazartesi günü, Çin’e düzenleyeceği seferin hazırlıklarına nezaret ederken vefat etti; 69 yaşındaydı. Düşman sınırına yakın Otrar’daydı; hava çok soğuktu; yoğun kar yağışı vardı; her taraf buzla kaplıydı. Şehr-i Sebz’de - mesafe uzaktı! - inşa edilen türbeye defnedilmedi. Torunu Halil Sultan tarafından Semerkant’a getirildi. Genç yaşta hayatını yitiren diğer torunu Muhammed Sultan için itina ile yaptırdığı ve hiçbir masraftan kaçınmadığı Gur-i Emir Türbesi’nde, - Özbek Lehçesi’nde Go'ri Amir! -  toprağa verildi. - Türbenin inşaatının bitirilmesinin üzerinden bir ay geçmişti! - Emir Timur; türbenin alt katındaki mezar odasında son uykusuna yatırıldı. Lâhitin kapağı saygı ile kapatıldı. Mermer mezarın üzerine şanına uygun görülmüş devasa yeşim taşı yerleştirildi.

- Emir Timur’un Toprağa Verildiği Mekâna Zîr-i Zemîn - Zemin Altı! - Denirdi… -

Emir Timur; torunu Muhammed Sultan’a büyük sevgi, şefkat ve ilgi gösterirdi; yerine varis düşündüğü/gördüğü söylenirdi. Tahta çıkmaya hazırlanan Muhammed Sultan; 1404’de aniden, bilinmeyen hastalıktan hayatını yitirdi; büyükbabasının umutları soluverdi.

Gur-i Emir Türbesi’nde, Timur’un yanında iki oğlu Miranşah ile Şahruh, torunu - astronominin önemli ismi, âlim, hükümdar! - Uluğ Bey - ki, yılın 365 gün sürdüğünü bilen/bulan kişi! - yatardı. Diğer iki torunu, Muhammed Sultan ile Pir Muhammed de yanındaydı. Türbenin bir diğer önemli siması da: Timur’un spritüel danışmanı - müneccimi! -, hocası Seyyid Bereke idi. Öteki danışmanı, Şah Hoca’yı da çevresinde ayırmadı.

Emir Timur’un toprağa verildiği mekâna zîr-i zemîn - zemin altı! - denirdi; Türk mezar geleneğinde hükümdarlar için uygulanırdı. Selçuklu da, Osmanlı da aynı ananeyi sürdürdü. Kağanın cenazesi, yer seviyesinin altında kazılıp hazırlanmış odaya indirilirdi; başı, kıbleye dönük mezara yatırılırdı. Üst katta, mezarın tam üzerine gelen yere de sembolik mermer lâhit yerleştirilirdi. Ziyaret, sembol kabire yapılırdı; zemin kata inilmezdi.

Zîr-i zemîn mezarın son örneği Anıtkabir’de görüldü. Mustafa Kemal Paşa’nın aziz naaşı; saygı duruşu yapılan mermer lâhitin 7 metre altındaki - ziyarete kapalı! - mezar odasındaydı. Fatih Sultan Mehmet de zîr-i zemîn kabirde medfundu.

- Arkeolog Mihail Gerasimov’un Başkanlığında Görevli Grup; Mezarı Açacaktı… -

19 Haziran 1941’e kadar mezarında huzur içinde uyuyan Emir Timur’un başına beklenmedik iş geldi. Arkeolog Mihail Gerasimov’un başkanlığında görevli grup; mezarı açıp, Cihangir’in mumyasını inceleyecekti. Emir; Stalin tarafından verilmişti. Kanlı diktatör; tarih yazan liderlerin fiziksel özelliklerini öğrenmeğe meyyaldi. Emir Timur’un başarılarını bildiğinden, hayranlık dolu merakı mezarını açtıracak boyuttaydı. 

Stalin; proje için 1 milyon rublelik bütçe sağladı.

Ekibe, tam teçhizatlı, her türlü saldırıya karşı koyabilecek sayıda asker de eşlik etti. Araştırmacılar, türbenin bekçisi/türbedarı Mesut Alaev tarafından karşılandı. Alaev; grubun geliş sebebini öğrenince; dilinin döndüğünce uyarısını yaptı. Emir Timur’un mezarında saklı vasiyetten bahsetti: ‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’ Ama sözünü dinletemedi. Haberi duyan şehir halkı galeyana geldi. Türbeye kazma vurulmasına izin vermedi. Hatta içlerinden birisi, elinde tuttuğu tarihi el yazması kitabı gösterdi; mezarı açanların lanete uğrayacaklarını, ülkesini savaş şeytanlarının saracağını iddia etti. Timur’un cengâver ruhunun dünyaya yeniden döneceğini ve düşmanlarını mahvedeceğini de söyledi.

Gerasimov ve ekibi; uyarıları dikkate almadı; çalışmaları başlattı. Ama bazı uyarılar da görüldü: Zemindeki mezar odasının aydınlatma tesisatı bozuldu. Lahit üzerindeki ağır mermer bloğu kaldırmak çok zordu. Vinç, defalarca arızalandı; zincirleri koptu. Heyecan ve korku içindeydiler. Kabir açıldığında karşılaşabilecekleri lanetten ve beklenmedik gelişmelerden çekindiler. Tutankamon’un anıt mezarında yaşananlar akıllarından hiç çıkmadı.

Lâhitin kapağı açılınca; Timur’un 5 asırdır saklı duran mumyası göründü. Ceset zarara uğramamıştı; tahnit işe yaramıştı. Dini tören eşliğinde diğer kabirler de açıldı; cenazeler ad yazılı tabutlara konuldu. Emir Timur’un mezardan atkuyruğu da çıktı. - Eski Türk mitolojisinde, önemli devlet adamlarının mezarlarına atlarının kesilmiş kuyruğu konu(lu)rdu! - 

- Timurlenk’in İskeleti En İnce Ayrıntısına Kadar İncelendi; Filme Çekildi… -

Timur ve yanındakilerin mumyaları; Moskova’da incelemeye alındı. Özellikle Timurlenk’in iskeleti en ince ayrıntısına kadar etüt edildi. Fotoğraflandı; çalışmaların bütün safahatı filme çekildi. Görsel kayıtlama, Özbek asıllı Malik Kayumov tarafından yapıldı. - Kayumov, ileriki yıllarda sinemada ünlenecek; ödüllü aktör/film yapımcısı olarak tanınacaktı. Ünlü Sovyet film yönetmeni Sergei Eisenstein’dan da destek görecek ve övgü alacaktı… - Kayumov’un kayıtları daha sonra belgesel film haline getirildi. Laboratuvarda elden geçirilip onarılan nüshası günümüze kadar ulaşabildi.

Gerasimov; Moskova’nın ünlü ortopedistlerini davet etti. Timur’un iskeletini incelettirdi. Boyu ortadan biraz uzundu; 1.73 metreydi. Geniş omuzlu, iri kemikli ve büyük elliydi. Sağ ayağı diğerine göre biraz kısaydı; ‘aksak!’ denilmesinin sebebi de anlaşıldı. Torunu Ali Kuşçu’nun da başının kılıçla kesilip koparıldığı görüldü. Aynı çalışma diğer hanedan üyeleri için de dikkatle gerçekleştirildi.

Mihail Gerasimov; Emir Timur’un başını ‘etlendirme tekniği’ ile yaşadığı dönemdeki haline benzetmeye/getirmeye çalıştı. Ulu Hakan’ın yüzünün maskesini çıkardı; büstünü yaptı. Günümüzde ressam ve heykeltıraşlara ilham veren örneği hazırladı. Timur’un büstlerini/rölyeflerini çoğalttırdı; çeşitli resimlerini çizdirdi.

- Mezara Kazma Vurulmasından 4 Gün Sonra Almanya; Sovyet Rusya’ya Savaş Açtı… -

Mezarın açılmasından 4 gün sonra tarih yeniden yazıldı: Nazi yönetimindeki Almanya; Sovyet Rusya’ya savaş açtığını açıkladı; yıldırım hızıyla saldırıya geçti. Dünyanın en kanlı savaşı, 2 Cihan Harbi sonuçlandığında 20 milyonu aşkın Sovyet vatandaşı canını yitirecekti.

Timur’a mal edilen beddua mı tuttu?

Kasım 1942’de bütün çalışmalar tamamlandı. Timur ve diğer türbe sakinlerinin mumyaları, uçakla Semerkant’a getirildi. Gur-i Emir Türbesi’nde yeniden toprağa verilirken, gerekli dini merasim uygulandı. Türbede gerekli bakım ve yenileme çalışmaları da - göstermelik de olsa! - yapıldı.

Timur; 1336’da, Özbekistan’da, Şehr-i Sebz (Yeşil Şehir!)’de doğdu. Türk asıllı Barlas Aşireti’nin reisi Turağay Beğ’in oğlu idi. Annesi Tekina Hatun’du.  Türkmenler ve Moğollar arasındaki çalışmaları sona erdirdi; 1370’de otoritesini/rüştünü ispatladı. Güçlü rakibi Emir Hüseyin’i mağlup etmeyi başardı. Maveraünnehir bölgesinin tek hâkimiydi. Hedefi: Cengiz Han’ın kurduğu imparatorluk boyutlarını ulaşan/aşan genişlikte coğrafyaya hükmetmekti. Cengiz, rol modeliydi; hakkında her şeyi araştırdı/öğrendi. Özellikle de askeri dehasına ve örgütlenmesine hayrandı. Hükümdarlığı boyunca; Cengiz gibi davrandı: Acımasızdı, toplu katliamlardan kaçınmadı; muhaliflerine acımadı.

Akrabalık tesis ederse; Cengiz’in manevi mirasına sahip çıkabileceğini düşündü. Cengiz soyundan gelen, Semerkant Valisi Kazgan Han’ın kızı Olcay Türkan ile hayatını birleştirdi. 1370’den itibaren 35 yıl süresince atının üzerinden inmedi; çok geniş toprakları fethetti. Kuzey Hindistan, İran, Irak, Suriye ve hatta Anadolu’nun büyük kesiminde tek hâkimdi.  Ama çoğunlukla Müslüman halklar ve devletlerle savaştı. Hıristiyanlarla pek cebelleşmedi. İzmir’i Venediklilerden aldı. Hıristiyanlarla ilk ve tek temasıydı. 100 bin kişiyi aşan, ağır teçhizatlı, aşırı disiplinli ve son derece hızlı manevra yapan ordusu kasırgaya benzerdi. Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmazdı. Kan dökücülük, yok edicilik, baş eğdiricilik de rol modelini aratmadı. Osmanlı’ya tarihinin en ağır zararını verdi. Bu yüzden de Anadolu Türklerince sevil(e)medi.

- Ehl-i Sünnet İnanç Sistemini Benimseyen, Nâkşibendi Tarikatı’na Bağlıydı… -

Beyanlarında ve mektuplarında samimi Müslüman olduğunu belirtti. Hatta kendini ‘İslâmın Koruyucusu!’ diye nitele(r)di. Döneminin yazılı kaynaklarında, Ehl-i Sünnet görüşünü/inanç sistemini benimseyen, Nâkşibendi Tarikatı’na bağlı, ‘dindar/dini bütün hükümdar’ şeklinde yorumlar mevcuttu. Hazret-i Ali’ye ve soyundan gelenlere özel hürmet ve sevgi beslerdi. Şam’ı fethettikten sonra, Bâbüs-Sağir Mezarlığı’nda yatan Yezit’in mezarını açtırdı; kemiklerini çıkartıp yaktırdı. Askerlerine de kabrin içine büyük ve küçük abdestlerini yapmalarını emretti. Olayın detayları, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nin 9. cildinde teferruatıyla anlatıldı. Yezit taraftarlarının binlercesini ateşe atarak katlettirdiği de yazılıydı.

Yıldırım’ı defalarca uyardı; ama isteklerinin yapılmasını isteyen mektuplara gelen cevap(lar) daima olumsuzdu. 

Dileği yerine getirilirse; Osmanlı Hükümdarı ile akrabalık tesis etmeyi bile önerdi. Karşılıklı kız alıp verecek; belki de hanedanlar arasında akrabalık sağlayacaktı. İki devlet arasındaki rekabet, yerini dayanışmaya bırakacaktı. 

Temennileri gerçekleşmeyince; topraktan savaş baltasını çıkardı; zulmünü icra etti. Ankara Savaşı’nı kazandıktan sonra ordusuna Bursa’yı talan ettirdi; Yıldırım’ın sarayında ne varsa ganimet niyetine al(dır)dı.

24 September 2019 19:37
463 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız hanımdı.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

İngiliz Kemal’in Kasasındaki Servet

Asıl adı Ahmet Esat Tomruk olan İngiliz Kemal, 1964’de İstanbul’da Fransız Hastanesi’nde gözlerini kapadığında çok az kişinin haberi vardı.

Kod Adı: ‘Fakülteli’

Mahir Kaynak - sonradan profesör! - ‘Madanoğlu Cuntası’ diye bilinen illegal örgütü izleyen, belgeleyen ve ortaya çıkaran kişiydi. Teşekkül üyesi diğer arkadaşları ile hapse girmeyi kabul etmesine rağmen arzusu reddedildi. Türk İstihbarat Tarihi’ne adı ‘açığa çıkan ilk MİT mensubu’ şeklinde geçti.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

İstanbul’a Hükümdar Olan Baldırı Çıplak

Patrona Halil adlı, Beyazıt Hamamı’nda tellâklık (kesecilik!) yapan ‘baldırı çıplak!’ fitili ateşledi. 3 kıtada hüküm süren Osmanlı’nın payitahtı İstanbul’u adeta işgal etti; bazen tek başına, bazen de kurduğu ‘ihtilal meclisi’yle yönetti. Kanun koydu; ferman saldı; dilediği adamı dilediği yere getirdi; istediği devletlûnun kellesini al(dır)dı; en önemlisi de hükümdar indirdi.

Hani O Bırakıp Giderken Seni

Yusuf Nalkesen, ünlü şair/yazar Orhan Seyfi Orhon’a ait Veda Busesi adlı şiiri 1951’de besteledi. Veda Busesi’nin tanınması/söylenmesi için tam 10 yıl sabırla bekleyecekti.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Cenazesi Kokan Padişah

7. Osmanlı padişahı 2. Mehmet, 3 Mayıs 1481’de Gebze’deki ordugâhında vefat etti.

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

Filmlerini İzlemeyen Aktrist

Leyla Sayar; Yıldız Dergisi’nin düzenlediği güzellik yarışmasında ikinci oldu; sanki Yeşilçam’a paraşütle indi.

Dokuz Defa Alkol Komasına Giren Aktör

Türkiye; onu, Ankara Radyosu’nun sabah kuşağındaki ‘Arkası Yarın’ skeçlerinin anonslarında tanıdı.

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

Zafer ve Tayyare Bayramı

‘30 Ağustos Zafer Bayramı’, ilk kez 1924 yılından itibaren ‘Zafer ve Tayyare Bayramı’ adıyla kutlanmaya başladı.

Cengiz Han’ın Hazineleri

Cengiz Han’ı defnetmekle görevli askerler, hem kendilerini gören, hem de cenaze törenini izleyenleri öldürmüştü.

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Libya'da Başbakanlık Yapan İlk Türk

Sadullah Koloğlu; 1948’den sonra Libya’da kurulan hükümetlerde Başbakanlık yapan Türk soyluların ilkiydi. Devlet cihazının oluşturulmasında önemli hizmetleri dokundu. Ahmet Maytik, Muhammet Sakızlı ve Fayiz es Serrac gibi Türkler de aynı makama gelecekti.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

Mossad Humeyni’ye Suikastı Reddetmiş

Eski bir Mossad ajanının yazdığı kitaba göre, Mossad etik olmaz gerekçesi ile Humeyni’yi öldürmeyi reddetmiş.

Çan Takılsaydı Ayasofya Havaya Uçurulacaktı!

Ayasofya, Sultan Fatih’in devletine/milletine armağanıydı. 1918’de İstanbul işgal edilince, Rumlar, ulu mabedi kilise yapmaya kalk(ış)tı. Tarihî camiyi korumakla/savunmakla görevli piyade taburu, önlerine çıkan en etkin/kararlı engeldi.

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Şairlerden Dayak Yiyen Eleştirmen

Nurullah Ataç, döneminin eleştirileri en çok önemsenen üstadıydı. Dilde sadeleşmeyi destekledi. Cumhuriyet ilkelerini savunan genç kabiliyetleri hep destekledi. Ömrünü Türkçe’ye adadı.

Ömercik: Feleğin Sillesi Ya Da Solan Bir Yaprak Gibi

Ömercik - Ömer Dönmez! -; Türk sinemasının en ünlü çocuk yıldızlarındandı. Hayat hikâyesi de canlandırdığı Yeşilçam senaryolarına benzedi. Dramı dibine kadar yaşadı. Alkışların vefasızlığını anladığında iş işten geçmişti.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Meclis Kapattıran Misak-ı Millî Haritası

Osmanlı’nın son Meclis-i Mebusan’ı ancak 90 gün açık kalabildi; Misak-ı Millî Haritası’na gösterilen tahammülsüzlük yüzünden kapatıldı.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Cenazesi Kokan Padişah

7. Osmanlı padişahı 2. Mehmet, 3 Mayıs 1481’de Gebze’deki ordugâhında vefat etti.

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

İstanbul’un Son Büyük Depremi 9 Şiddetindeydi

10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul Depremi’nin gücü ölçülebildi. Atina Rasathanesi Müdürü Mösyö Ejinitis’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı resmi rapora göre; Richter ölçeğiyle 9 şiddetindeydi.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Diplomatik Kriz Yaratan ‘Mama’

İstanbul’un ünlü ‘kadın ..ezevenk’i Lüks Nermin, Yassı Ada Mahkemeleri’nde gönüllü şahitlik yaptı. Devrin yöneticilerinin isteklerini yerine getirmişti. Hizmetlerinin karşılığı, - iddiasına göre! - devletin ‘Örtülü Ödeneği’nden karşılanmıştı.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

KGB’nin Ölüm Listesindeki Ünlü Aktör

Sovyetler Birliği’nin 2. Genel Sekreteri Joseph Stalin (1878-1953) sıkı bir western ve John Wayne hayranıydı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Piyanist Bestekâr 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit’in az bilinen bir yönü de müzisyenliğiydi. Pekiyi derecede piyano çalardı. Sultan’ın Batı müziği formlarında piyano için yaptığı besteleri de mevcuttu. Çocuklarının aynı müzik aletinde ustalaşması için özel gayret gösterdi. Avrupa’dan çok kıymetli piyanolar getirtti. Çalışmalarını yakından izledi, yanlışlarını da gösterdi.

İran Şahı, Çağlayangil’e Darbeyi Haber Verdi

‘Ordunuz birkaç ay içinde darbe yapacak!’ dedi Pehlevi. Çağlayangil hem şaşırmış, hem de böylesi ‘okkalı’ haberin nasıl olup da İran tarafından öğrenildiğini merak etmişti.

Çan Takılsaydı Ayasofya Havaya Uçurulacaktı!

Ayasofya, Sultan Fatih’in devletine/milletine armağanıydı. 1918’de İstanbul işgal edilince, Rumlar, ulu mabedi kilise yapmaya kalk(ış)tı. Tarihî camiyi korumakla/savunmakla görevli piyade taburu, önlerine çıkan en etkin/kararlı engeldi.

Tefecilik Yapan İmam

Meşhur diğer bir ‘ribahor’, Laleli Camii Selâtin Vaizi ‘Mardinî Şeyh’ idi. Sivri dilli, herkesi eleştiren, hediye göndermeyene çamur atan, pek aç gözlüydü.

Demirel Ailesi’nin Koltuk Kavgası

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, mala mülke pek kıymet vermezdi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.