Cenazesi Moskova’ya Götürülen Türk Hükümdar

Emir Timur; taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadı. Kan dökücülük, yok edicilik, baş eğdiricilik de rol modelini - Cengiz Han’ı! - hiç aratmadı. Hep Müslüman halklar ve devletlerle didişti/dövüştü…

Cenazesi Moskova’ya Götürülen Türk Hükümdar

Aksak Timur, Timurlenk diye de bilinen Emir Timur - ‘Demir!’ - (1336 - 1405); tarihin kaydettiği çok önemli asker, komutan ve devlet adamlarındandı. Cengiz’in örnek aldı; hatta akrabalık bağı oluşturmaya çalıştı. Bazı vakanüvislere göre; döneminin en büyük imparatorluğunu kurdu. Büyük İskender, Sezar, Cengiz, vb. gibi, tarih(d)e derin iz(ler) bırakan hükümdarlar sınıfındandı. Kararlı, korkusuz, disiplinli, cihangir, gaddar yaradılışlıydı. 

Kararını uygulardı; düşmanını pes edene/teslim alana kadar üstüne giderdi. Sözünü dinlemeyen(ler); gözünde yok edilecek/ezilecek en önemli hedefti. Bu yüzden Osmanlı’yla savaştı. Özbek tarihçilerin yazdıklarına göre Timur; Bağdat civarını/bölgesini haraca kesen, yolcuları öldüren, kervanları soyup talan eden - Osmanlı Devleti’ne sığınan! - Ahmet Celayir ile Kara Yusuf’un tarafına teslimini ya da idamını istedi. Etkili/ikna edici mektuplar yazdı; Yıldırım Beyazıt’ı uyardı: ‘Sizin küffarla savaştığını biliriz. Karşı karşıya gelip zayıf düşürmek istemeyiz!’ Namelerinde, kendisini ‘Turan Hükümdarı!’, diye tanımladı; Türklüğünü ve Müslümanlığını vurguladı/hatırlattı. 

Ama tarih dilediği/düşündüğü gibi tecelli etmedi: Yıldırım; Timur’a rest çekti; küçümsedi. Sonrası malumdu.

- Ölmeden Az Önce de Çin’e Sefer Hazırlığındaydı… -

Emir Timur; çok maceralı, kanlı, heyecanlı ve aşırı yoğun hayat sürdü. Kendi tarihini kaleme aldı. Ömrünün büyük kısmı at sırtında, seferlerde ve savaşlarda geçti. Gözünü yumduğu ana kadar muharebe alanlarındaydı. Ölmeden önce de Çin’e sefer düşüncesindeydi; planları ve ordusu hazırdı. Ama ilahi proje başka çıktı; son icraatını/fütuhatını gerçekleştiremedi!

Timur’un adı tarihe fetihlerin, zulümlerin, katliamların yanında garip/farklı, olağanüstü olaylarla da geçti. Örneğin; İsfahan’da ayaklanıp, 5 bin askerini öldüren yerel halkın tamamını kılıçtan geçirdi. Tarihçilerin tahmini kayıtlarına bakılırsa; 50 binden fazla Müslüman ve Türk asıllı ahali katledildi; kelleleri kesildi ve tepeler şeklinde yığıldı. ‘Tarihi silindir!’ diye tanımlanan Moğol hükümdarı Cengiz’in yöntemini benimsediğini gösterdi. Otoritesini tesis etmek için kararından dön(e)me(z)di. Korku salmayı bilirdi; intikamını gösterişli/ses getirecek biçimde alırdı. Emevi hükümdarı, İslâm Halifesi (!) Yezit’in mezarına yaptıkları da rakiplerinin/düşmanlarının yüreklerdeki korkuyu katmerleştirdi.

Fethettiği şehirlerdeki yıkımın aksine; devletinin başkenti Semerkant’a pek itimam gösterdi. Halkın zenginleşmesini, kentin gelişmesini, ilim ve fikir adamlarının artmasını sağladı. Ticari faaliyeti yoğunlaştırdı ve düzenledi; refah seviyesini artırdı. 

Tarihe imzasını bırakan kudretli Emir Timur; ailesinden yana şanssızdı. Üzerlerine titrediği 2 oğlu, Cihangir Şah ve Ömer Şah çok genç yaşta hayata veda etti. Şehr-i Sebz’deki - 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edildi! - Yazlık Saray’ın yanına muhteşem türbe yaptırdı. Binanın içinde kendisine de mezar odası inşa ettirdi; ama buraya defnedilemedi. Timur’un mezar odasını görkemli somaki mermer lahit doldururdu. Aşırı ağırdı; bulunduğunda zorlukla açılabildi; içi boştu. 

- Şehr-i Sebz’de Yaptırılan Türbe Hiç Kullanılmadı… -

Tarihçilerin yorumuna göre Timur; Orta Asya geleneğine uydu: Cengiz gibi mezar yerinin bilinmesini istemedi.

Gönlünce hazırlattığı mezara gömülemedi; geçen asırlar türbeyi ortadan kaldırdı. 1960’da tesadüf sonucu binanın temellerine ulaşıldı. Küçük bir kız çocuğunun tepindiği toprak göçünce; Timur’un Mezar Odası ortaya çıktı. Duvardaki büyük mermer yazıt, tarihe belge gibi şahitlik ediyordu. 

Şehr-i Sebz’de yaptırılan türbe hiç kullanılmadı; - muhtemelen! - kaderine terk edildi.

Emir Timur; 18 Şubat 1405 Pazartesi günü, Çin’e düzenleyeceği seferin hazırlıklarına nezaret ederken vefat etti; 69 yaşındaydı. Düşman sınırına yakın Otrar’daydı; hava çok soğuktu; yoğun kar yağışı vardı; her taraf buzla kaplıydı. Şehr-i Sebz’de - mesafe uzaktı! - inşa edilen türbeye defnedilmedi. Torunu Halil Sultan tarafından Semerkant’a getirildi. Genç yaşta hayatını yitiren diğer torunu Muhammed Sultan için itina ile yaptırdığı ve hiçbir masraftan kaçınmadığı Gur-i Emir Türbesi’nde, - Özbek Lehçesi’nde Go'ri Amir! -  toprağa verildi. - Türbenin inşaatının bitirilmesinin üzerinden bir ay geçmişti! - Emir Timur; türbenin alt katındaki mezar odasında son uykusuna yatırıldı. Lâhitin kapağı saygı ile kapatıldı. Mermer mezarın üzerine şanına uygun görülmüş devasa yeşim taşı yerleştirildi.

- Emir Timur’un Toprağa Verildiği Mekâna Zîr-i Zemîn - Zemin Altı! - Denirdi… -

Emir Timur; torunu Muhammed Sultan’a büyük sevgi, şefkat ve ilgi gösterirdi; yerine varis düşündüğü/gördüğü söylenirdi. Tahta çıkmaya hazırlanan Muhammed Sultan; 1404’de aniden, bilinmeyen hastalıktan hayatını yitirdi; büyükbabasının umutları soluverdi.

Gur-i Emir Türbesi’nde, Timur’un yanında iki oğlu Miranşah ile Şahruh, torunu - astronominin önemli ismi, âlim, hükümdar! - Uluğ Bey - ki, yılın 365 gün sürdüğünü bilen/bulan kişi! - yatardı. Diğer iki torunu, Muhammed Sultan ile Pir Muhammed de yanındaydı. Türbenin bir diğer önemli siması da: Timur’un spritüel danışmanı - müneccimi! -, hocası Seyyid Bereke idi. Öteki danışmanı, Şah Hoca’yı da çevresinde ayırmadı.

Emir Timur’un toprağa verildiği mekâna zîr-i zemîn - zemin altı! - denirdi; Türk mezar geleneğinde hükümdarlar için uygulanırdı. Selçuklu da, Osmanlı da aynı ananeyi sürdürdü. Kağanın cenazesi, yer seviyesinin altında kazılıp hazırlanmış odaya indirilirdi; başı, kıbleye dönük mezara yatırılırdı. Üst katta, mezarın tam üzerine gelen yere de sembolik mermer lâhit yerleştirilirdi. Ziyaret, sembol kabire yapılırdı; zemin kata inilmezdi.

Zîr-i zemîn mezarın son örneği Anıtkabir’de görüldü. Mustafa Kemal Paşa’nın aziz naaşı; saygı duruşu yapılan mermer lâhitin 7 metre altındaki - ziyarete kapalı! - mezar odasındaydı. Fatih Sultan Mehmet de zîr-i zemîn kabirde medfundu.

- Arkeolog Mihail Gerasimov’un Başkanlığında Görevli Grup; Mezarı Açacaktı… -

19 Haziran 1941’e kadar mezarında huzur içinde uyuyan Emir Timur’un başına beklenmedik iş geldi. Arkeolog Mihail Gerasimov’un başkanlığında görevli grup; mezarı açıp, Cihangir’in mumyasını inceleyecekti. Emir; Stalin tarafından verilmişti. Kanlı diktatör; tarih yazan liderlerin fiziksel özelliklerini öğrenmeğe meyyaldi. Emir Timur’un başarılarını bildiğinden, hayranlık dolu merakı mezarını açtıracak boyuttaydı. 

Stalin; proje için 1 milyon rublelik bütçe sağladı.

Ekibe, tam teçhizatlı, her türlü saldırıya karşı koyabilecek sayıda asker de eşlik etti. Araştırmacılar, türbenin bekçisi/türbedarı Mesut Alaev tarafından karşılandı. Alaev; grubun geliş sebebini öğrenince; dilinin döndüğünce uyarısını yaptı. Emir Timur’un mezarında saklı vasiyetten bahsetti: ‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’ Ama sözünü dinletemedi. Haberi duyan şehir halkı galeyana geldi. Türbeye kazma vurulmasına izin vermedi. Hatta içlerinden birisi, elinde tuttuğu tarihi el yazması kitabı gösterdi; mezarı açanların lanete uğrayacaklarını, ülkesini savaş şeytanlarının saracağını iddia etti. Timur’un cengâver ruhunun dünyaya yeniden döneceğini ve düşmanlarını mahvedeceğini de söyledi.

Gerasimov ve ekibi; uyarıları dikkate almadı; çalışmaları başlattı. Ama bazı uyarılar da görüldü: Zemindeki mezar odasının aydınlatma tesisatı bozuldu. Lahit üzerindeki ağır mermer bloğu kaldırmak çok zordu. Vinç, defalarca arızalandı; zincirleri koptu. Heyecan ve korku içindeydiler. Kabir açıldığında karşılaşabilecekleri lanetten ve beklenmedik gelişmelerden çekindiler. Tutankamon’un anıt mezarında yaşananlar akıllarından hiç çıkmadı.

Lâhitin kapağı açılınca; Timur’un 5 asırdır saklı duran mumyası göründü. Ceset zarara uğramamıştı; tahnit işe yaramıştı. Dini tören eşliğinde diğer kabirler de açıldı; cenazeler ad yazılı tabutlara konuldu. Emir Timur’un mezardan atkuyruğu da çıktı. - Eski Türk mitolojisinde, önemli devlet adamlarının mezarlarına atlarının kesilmiş kuyruğu konu(lu)rdu! - 

- Timurlenk’in İskeleti En İnce Ayrıntısına Kadar İncelendi; Filme Çekildi… -

Timur ve yanındakilerin mumyaları; Moskova’da incelemeye alındı. Özellikle Timurlenk’in iskeleti en ince ayrıntısına kadar etüt edildi. Fotoğraflandı; çalışmaların bütün safahatı filme çekildi. Görsel kayıtlama, Özbek asıllı Malik Kayumov tarafından yapıldı. - Kayumov, ileriki yıllarda sinemada ünlenecek; ödüllü aktör/film yapımcısı olarak tanınacaktı. Ünlü Sovyet film yönetmeni Sergei Eisenstein’dan da destek görecek ve övgü alacaktı… - Kayumov’un kayıtları daha sonra belgesel film haline getirildi. Laboratuvarda elden geçirilip onarılan nüshası günümüze kadar ulaşabildi.

Gerasimov; Moskova’nın ünlü ortopedistlerini davet etti. Timur’un iskeletini incelettirdi. Boyu ortadan biraz uzundu; 1.73 metreydi. Geniş omuzlu, iri kemikli ve büyük elliydi. Sağ ayağı diğerine göre biraz kısaydı; ‘aksak!’ denilmesinin sebebi de anlaşıldı. Torunu Ali Kuşçu’nun da başının kılıçla kesilip koparıldığı görüldü. Aynı çalışma diğer hanedan üyeleri için de dikkatle gerçekleştirildi.

Mihail Gerasimov; Emir Timur’un başını ‘etlendirme tekniği’ ile yaşadığı dönemdeki haline benzetmeye/getirmeye çalıştı. Ulu Hakan’ın yüzünün maskesini çıkardı; büstünü yaptı. Günümüzde ressam ve heykeltıraşlara ilham veren örneği hazırladı. Timur’un büstlerini/rölyeflerini çoğalttırdı; çeşitli resimlerini çizdirdi.

- Mezara Kazma Vurulmasından 4 Gün Sonra Almanya; Sovyet Rusya’ya Savaş Açtı… -

Mezarın açılmasından 4 gün sonra tarih yeniden yazıldı: Nazi yönetimindeki Almanya; Sovyet Rusya’ya savaş açtığını açıkladı; yıldırım hızıyla saldırıya geçti. Dünyanın en kanlı savaşı, 2 Cihan Harbi sonuçlandığında 20 milyonu aşkın Sovyet vatandaşı canını yitirecekti.

Timur’a mal edilen beddua mı tuttu?

Kasım 1942’de bütün çalışmalar tamamlandı. Timur ve diğer türbe sakinlerinin mumyaları, uçakla Semerkant’a getirildi. Gur-i Emir Türbesi’nde yeniden toprağa verilirken, gerekli dini merasim uygulandı. Türbede gerekli bakım ve yenileme çalışmaları da - göstermelik de olsa! - yapıldı.

Timur; 1336’da, Özbekistan’da, Şehr-i Sebz (Yeşil Şehir!)’de doğdu. Türk asıllı Barlas Aşireti’nin reisi Turağay Beğ’in oğlu idi. Annesi Tekina Hatun’du.  Türkmenler ve Moğollar arasındaki çalışmaları sona erdirdi; 1370’de otoritesini/rüştünü ispatladı. Güçlü rakibi Emir Hüseyin’i mağlup etmeyi başardı. Maveraünnehir bölgesinin tek hâkimiydi. Hedefi: Cengiz Han’ın kurduğu imparatorluk boyutlarını ulaşan/aşan genişlikte coğrafyaya hükmetmekti. Cengiz, rol modeliydi; hakkında her şeyi araştırdı/öğrendi. Özellikle de askeri dehasına ve örgütlenmesine hayrandı. Hükümdarlığı boyunca; Cengiz gibi davrandı: Acımasızdı, toplu katliamlardan kaçınmadı; muhaliflerine acımadı.

Akrabalık tesis ederse; Cengiz’in manevi mirasına sahip çıkabileceğini düşündü. Cengiz soyundan gelen, Semerkant Valisi Kazgan Han’ın kızı Olcay Türkan ile hayatını birleştirdi. 1370’den itibaren 35 yıl süresince atının üzerinden inmedi; çok geniş toprakları fethetti. Kuzey Hindistan, İran, Irak, Suriye ve hatta Anadolu’nun büyük kesiminde tek hâkimdi.  Ama çoğunlukla Müslüman halklar ve devletlerle savaştı. Hıristiyanlarla pek cebelleşmedi. İzmir’i Venediklilerden aldı. Hıristiyanlarla ilk ve tek temasıydı. 100 bin kişiyi aşan, ağır teçhizatlı, aşırı disiplinli ve son derece hızlı manevra yapan ordusu kasırgaya benzerdi. Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmazdı. Kan dökücülük, yok edicilik, baş eğdiricilik de rol modelini aratmadı. Osmanlı’ya tarihinin en ağır zararını verdi. Bu yüzden de Anadolu Türklerince sevil(e)medi.

- Ehl-i Sünnet İnanç Sistemini Benimseyen, Nâkşibendi Tarikatı’na Bağlıydı… -

Beyanlarında ve mektuplarında samimi Müslüman olduğunu belirtti. Hatta kendini ‘İslâmın Koruyucusu!’ diye nitele(r)di. Döneminin yazılı kaynaklarında, Ehl-i Sünnet görüşünü/inanç sistemini benimseyen, Nâkşibendi Tarikatı’na bağlı, ‘dindar/dini bütün hükümdar’ şeklinde yorumlar mevcuttu. Hazret-i Ali’ye ve soyundan gelenlere özel hürmet ve sevgi beslerdi. Şam’ı fethettikten sonra, Bâbüs-Sağir Mezarlığı’nda yatan Yezit’in mezarını açtırdı; kemiklerini çıkartıp yaktırdı. Askerlerine de kabrin içine büyük ve küçük abdestlerini yapmalarını emretti. Olayın detayları, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nin 9. cildinde teferruatıyla anlatıldı. Yezit taraftarlarının binlercesini ateşe atarak katlettirdiği de yazılıydı.

Yıldırım’ı defalarca uyardı; ama isteklerinin yapılmasını isteyen mektuplara gelen cevap(lar) daima olumsuzdu. 

Dileği yerine getirilirse; Osmanlı Hükümdarı ile akrabalık tesis etmeyi bile önerdi. Karşılıklı kız alıp verecek; belki de hanedanlar arasında akrabalık sağlayacaktı. İki devlet arasındaki rekabet, yerini dayanışmaya bırakacaktı. 

Temennileri gerçekleşmeyince; topraktan savaş baltasını çıkardı; zulmünü icra etti. Ankara Savaşı’nı kazandıktan sonra ordusuna Bursa’yı talan ettirdi; Yıldırım’ın sarayında ne varsa ganimet niyetine al(dır)dı.

24 September 2019 19:37
1,014 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Başı Koparılan İkinci Osman

Genç Osman, babasını kaybettiğinde 13 yaşındaydı. Fevkalâde zeki bir gençti; kuvvetli tahsil almıştı; edebiyatla uğraşıyordu.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Kod Adı: ‘Fakülteli’

Mahir Kaynak - sonradan profesör! - ‘Madanoğlu Cuntası’ diye bilinen illegal örgütü izleyen, belgeleyen ve ortaya çıkaran kişiydi. Teşekkül üyesi diğer arkadaşları ile hapse girmeyi kabul etmesine rağmen arzusu reddedildi. Türk İstihbarat Tarihi’ne adı ‘açığa çıkan ilk MİT mensubu’ şeklinde geçti.

Menderes’in Sürgün Ettiği Cami

Karaköy Camisi, bilinen diğer ismiyle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi, - Demokrat Parti’nin iktidarında, Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde! - Karaköy Meydanı’nı genişletmek amacıyla yıktırıldı.

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Cenazesi Kokan Padişah

7. Osmanlı padişahı 2. Mehmet, 3 Mayıs 1481’de Gebze’deki ordugâhında vefat etti.

Karısı Yarı Çıplak Oynatılan Padişah

Yıldırım Beyazıt’ın eşi Olivera Despina, yarı çıplak vaziyette oynatıldı ve huzurda bulunanlara içki servisi yapmak zorunda bırakıldı.

Filmlerini İzlemeyen Aktrist

Leyla Sayar; Yıldız Dergisi’nin düzenlediği güzellik yarışmasında ikinci oldu; sanki Yeşilçam’a paraşütle indi.

Dokuz Defa Alkol Komasına Giren Aktör

Türkiye; onu, Ankara Radyosu’nun sabah kuşağındaki ‘Arkası Yarın’ skeçlerinin anonslarında tanıdı.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Kral’ın Emriyle Toplu Fuhuş

Tudor Hanedanı’nın 2 numaralı hükümdarı 8. Henry, kadınlara aşırı düşkündü. Risk almayı severdi. Düşüncelerinden taviz vermezdi. Gönlünün sesini dinler, dilediğince davranırdı. Özel hayatı olağanüstü derecede fırtınalıydı. Hızlı yaşantısı, kendisine de halkına da mutsuzluk getirdi.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Hitler’in Türkiye’yi İşgal Planı

Hitler’in Alman Gizli Servisi’nde çok güvendiği elemanlardan oluşan bir gruba Türkiye ile ilgili ‘çok gizli’ bir işgal planı hazırlattığı iddia edildi.

İran'ın Nükleer Satrancı

Hedefe konulan İranlı nükleer fizikçiler şehir içinde düzenlenen suikastlarda öldürüldü. Trafikte yaklaşan motosikletli kişiler, ya arabanın dış yüzeyine mıknatıslı bomba yerleştirdi ya da otomatik silahlar kullanıp olay yerinden hızla uzaklaştı.

Libya'da Başbakanlık Yapan İlk Türk

Sadullah Koloğlu; 1948’den sonra Libya’da kurulan hükümetlerde Başbakanlık yapan Türk soyluların ilkiydi. Devlet cihazının oluşturulmasında önemli hizmetleri dokundu. Ahmet Maytik, Muhammet Sakızlı ve Fayiz es Serrac gibi Türkler de aynı makama gelecekti.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Hitler’in Türkiye’yi İşgal Planı

Hitler’in Alman Gizli Servisi’nde çok güvendiği elemanlardan oluşan bir gruba Türkiye ile ilgili ‘çok gizli’ bir işgal planı hazırlattığı iddia edildi.

‘Taş Bebek’ Gönül Yazar

Gönül Yazar, kaliteli sesi, düzgün fiziği ve renkli yaşamı ile hep zirvedeydi. 1960 yapımı ‘Taş Bebek’in senaryosu sanki kendisi için yazılmıştı. Bir anda şöhretin doruklarına ulaştı. Baş döndüren natürel güzelliği ile erkeklerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Film gibi yaşadı. Pek çok meslektaşı tarafından örnek alındı ve taklit edildi.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

Enderun Talebesi ‘Kazıklı Voyvoda’

Tarihimize ‘Kazıklı Voyvoda’ diye kaydı düşülen Prens Vlad, döneminin en kanlı, en gaddar, en cüretkâr, en korkusuz askeri yöneticilerindendi. Azılı Türk düşmanıydı. Ana dili gibi Türkçe konuşurdu. Arapçası mükemmele yakındı. Enderun’da - sonradan ‘Sultan 2. Mehmet’ diye anılacak! - Şehzade Fatih’in sınıf arkadaşıydı.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Şapkanın Sarık İle Mücadelesi

Osmanlı bürokrasisi - zaman zaman - Batı’yı takdir etse de Batılılaşmaya hep mesafeli durdu. Avrupa’dan yenilikleri getirmeye yeltenen hükümdar(lar) ya cezalandırıldı ya da hayatını yitirdi. Ulema ve ordu da diğer önemli muhaliflerdi. Genç Cumhuriyet de kurulurken - aynı zamanda! - hem işgal güçleriyle ve hem de yeni yönetime karşı duranlarla kapışacaktı.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Osmanlı Sarayı'nı Şaraba Alıştıran Sarışın Afet

Sırp Prensesi Olivera Despina, güzelliği ve işvesiyle Yıldırım Beyazıt’ın nefesini kesti, avucunun içine aldı. Gaza meydanlarının durdurulamayan kılıcı, mavi gözler karşısında çaresiz kaldı, boyun eğdi, adeta büyülendi.

Abdülaziz Döneminde Açılan İlk Genelev

Osmanlı İmparatorluğu’nda - gayri resmi! - yerleşik ilk genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı.

Cenazesi Kokan Padişah

7. Osmanlı padişahı 2. Mehmet, 3 Mayıs 1481’de Gebze’deki ordugâhında vefat etti.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

İsmet Paşa’nın Elini Öpen TİP Lideri

Mehmet Ali Aybar, çok iyi eğitim almıştı; Sol/Sosyalist düşünce aileden mirastı.

Cennet Arsaları Satışta

Katolik Kilisesi; 1343 yılında, cemaatinin geçmişteki ve gelecekteki günahlarını yok eden, öldüklerinde cennete gitmelerini sağlayan/garantileyen Endüljans adlı belgeyi satışa çıkarmıştı.

Türbesine Kilise Yapılan Padişah

1693’de yöreyi ele geçiren Avusturyalılar, türbeyi temellerine kadar yıktılar. Tepeye de Turpek adını verdiler. Türbenin yerine, Szüz Maria Kilisesi'ni inşa ettiler.

KGB’nin Ölüm Listesindeki Ünlü Aktör

Sovyetler Birliği’nin 2. Genel Sekreteri Joseph Stalin (1878-1953) sıkı bir western ve John Wayne hayranıydı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Diğer Türk Tarihi Yazıları

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Mescid-i Aksa’nın Karşısına ‘Süleyman Sinagogu’ Önerisi

Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yaser Arafat’a, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri adına elçi gitti. ‘Mescid-i Aksa’nın bahçesine inşa edilecek sinagoga izin verilirse bağımsız Filistin devletinin tanınacağı’ teklifini iletti. Olayı Filistin asıllı gazeteci Abdülbari Atwan doğruladı.