Cenazesi Moskova’ya Götürülen Türk Hükümdar

Emir Timur; taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadı. Kan dökücülük, yok edicilik, baş eğdiricilik de rol modelini - Cengiz Han’ı! - hiç aratmadı. Hep Müslüman halklar ve devletlerle didişti/dövüştü…

Cenazesi Moskova’ya Götürülen Türk Hükümdar

Aksak Timur, Timurlenk diye de bilinen Emir Timur - ‘Demir!’ - (1336 - 1405); tarihin kaydettiği çok önemli asker, komutan ve devlet adamlarındandı. Cengiz’in örnek aldı; hatta akrabalık bağı oluşturmaya çalıştı. Bazı vakanüvislere göre; döneminin en büyük imparatorluğunu kurdu. Büyük İskender, Sezar, Cengiz, vb. gibi, tarih(d)e derin iz(ler) bırakan hükümdarlar sınıfındandı. Kararlı, korkusuz, disiplinli, cihangir, gaddar yaradılışlıydı. 

Kararını uygulardı; düşmanını pes edene/teslim alana kadar üstüne giderdi. Sözünü dinlemeyen(ler); gözünde yok edilecek/ezilecek en önemli hedefti. Bu yüzden Osmanlı’yla savaştı. Özbek tarihçilerin yazdıklarına göre Timur; Bağdat civarını/bölgesini haraca kesen, yolcuları öldüren, kervanları soyup talan eden - Osmanlı Devleti’ne sığınan! - Ahmet Celayir ile Kara Yusuf’un tarafına teslimini ya da idamını istedi. Etkili/ikna edici mektuplar yazdı; Yıldırım Beyazıt’ı uyardı: ‘Sizin küffarla savaştığını biliriz. Karşı karşıya gelip zayıf düşürmek istemeyiz!’ Namelerinde, kendisini ‘Turan Hükümdarı!’, diye tanımladı; Türklüğünü ve Müslümanlığını vurguladı/hatırlattı. 

Ama tarih dilediği/düşündüğü gibi tecelli etmedi: Yıldırım; Timur’a rest çekti; küçümsedi. Sonrası malumdu.

- Ölmeden Az Önce de Çin’e Sefer Hazırlığındaydı… -

Emir Timur; çok maceralı, kanlı, heyecanlı ve aşırı yoğun hayat sürdü. Kendi tarihini kaleme aldı. Ömrünün büyük kısmı at sırtında, seferlerde ve savaşlarda geçti. Gözünü yumduğu ana kadar muharebe alanlarındaydı. Ölmeden önce de Çin’e sefer düşüncesindeydi; planları ve ordusu hazırdı. Ama ilahi proje başka çıktı; son icraatını/fütuhatını gerçekleştiremedi!

Timur’un adı tarihe fetihlerin, zulümlerin, katliamların yanında garip/farklı, olağanüstü olaylarla da geçti. Örneğin; İsfahan’da ayaklanıp, 5 bin askerini öldüren yerel halkın tamamını kılıçtan geçirdi. Tarihçilerin tahmini kayıtlarına bakılırsa; 50 binden fazla Müslüman ve Türk asıllı ahali katledildi; kelleleri kesildi ve tepeler şeklinde yığıldı. ‘Tarihi silindir!’ diye tanımlanan Moğol hükümdarı Cengiz’in yöntemini benimsediğini gösterdi. Otoritesini tesis etmek için kararından dön(e)me(z)di. Korku salmayı bilirdi; intikamını gösterişli/ses getirecek biçimde alırdı. Emevi hükümdarı, İslâm Halifesi (!) Yezit’in mezarına yaptıkları da rakiplerinin/düşmanlarının yüreklerdeki korkuyu katmerleştirdi.

Fethettiği şehirlerdeki yıkımın aksine; devletinin başkenti Semerkant’a pek itimam gösterdi. Halkın zenginleşmesini, kentin gelişmesini, ilim ve fikir adamlarının artmasını sağladı. Ticari faaliyeti yoğunlaştırdı ve düzenledi; refah seviyesini artırdı. 

Tarihe imzasını bırakan kudretli Emir Timur; ailesinden yana şanssızdı. Üzerlerine titrediği 2 oğlu, Cihangir Şah ve Ömer Şah çok genç yaşta hayata veda etti. Şehr-i Sebz’deki - 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edildi! - Yazlık Saray’ın yanına muhteşem türbe yaptırdı. Binanın içinde kendisine de mezar odası inşa ettirdi; ama buraya defnedilemedi. Timur’un mezar odasını görkemli somaki mermer lahit doldururdu. Aşırı ağırdı; bulunduğunda zorlukla açılabildi; içi boştu. 

- Şehr-i Sebz’de Yaptırılan Türbe Hiç Kullanılmadı… -

Tarihçilerin yorumuna göre Timur; Orta Asya geleneğine uydu: Cengiz gibi mezar yerinin bilinmesini istemedi.

Gönlünce hazırlattığı mezara gömülemedi; geçen asırlar türbeyi ortadan kaldırdı. 1960’da tesadüf sonucu binanın temellerine ulaşıldı. Küçük bir kız çocuğunun tepindiği toprak göçünce; Timur’un Mezar Odası ortaya çıktı. Duvardaki büyük mermer yazıt, tarihe belge gibi şahitlik ediyordu. 

Şehr-i Sebz’de yaptırılan türbe hiç kullanılmadı; - muhtemelen! - kaderine terk edildi.

Emir Timur; 18 Şubat 1405 Pazartesi günü, Çin’e düzenleyeceği seferin hazırlıklarına nezaret ederken vefat etti; 69 yaşındaydı. Düşman sınırına yakın Otrar’daydı; hava çok soğuktu; yoğun kar yağışı vardı; her taraf buzla kaplıydı. Şehr-i Sebz’de - mesafe uzaktı! - inşa edilen türbeye defnedilmedi. Torunu Halil Sultan tarafından Semerkant’a getirildi. Genç yaşta hayatını yitiren diğer torunu Muhammed Sultan için itina ile yaptırdığı ve hiçbir masraftan kaçınmadığı Gur-i Emir Türbesi’nde, - Özbek Lehçesi’nde Go'ri Amir! -  toprağa verildi. - Türbenin inşaatının bitirilmesinin üzerinden bir ay geçmişti! - Emir Timur; türbenin alt katındaki mezar odasında son uykusuna yatırıldı. Lâhitin kapağı saygı ile kapatıldı. Mermer mezarın üzerine şanına uygun görülmüş devasa yeşim taşı yerleştirildi.

- Emir Timur’un Toprağa Verildiği Mekâna Zîr-i Zemîn - Zemin Altı! - Denirdi… -

Emir Timur; torunu Muhammed Sultan’a büyük sevgi, şefkat ve ilgi gösterirdi; yerine varis düşündüğü/gördüğü söylenirdi. Tahta çıkmaya hazırlanan Muhammed Sultan; 1404’de aniden, bilinmeyen hastalıktan hayatını yitirdi; büyükbabasının umutları soluverdi.

Gur-i Emir Türbesi’nde, Timur’un yanında iki oğlu Miranşah ile Şahruh, torunu - astronominin önemli ismi, âlim, hükümdar! - Uluğ Bey - ki, yılın 365 gün sürdüğünü bilen/bulan kişi! - yatardı. Diğer iki torunu, Muhammed Sultan ile Pir Muhammed de yanındaydı. Türbenin bir diğer önemli siması da: Timur’un spritüel danışmanı - müneccimi! -, hocası Seyyid Bereke idi. Öteki danışmanı, Şah Hoca’yı da çevresinde ayırmadı.

Emir Timur’un toprağa verildiği mekâna zîr-i zemîn - zemin altı! - denirdi; Türk mezar geleneğinde hükümdarlar için uygulanırdı. Selçuklu da, Osmanlı da aynı ananeyi sürdürdü. Kağanın cenazesi, yer seviyesinin altında kazılıp hazırlanmış odaya indirilirdi; başı, kıbleye dönük mezara yatırılırdı. Üst katta, mezarın tam üzerine gelen yere de sembolik mermer lâhit yerleştirilirdi. Ziyaret, sembol kabire yapılırdı; zemin kata inilmezdi.

Zîr-i zemîn mezarın son örneği Anıtkabir’de görüldü. Mustafa Kemal Paşa’nın aziz naaşı; saygı duruşu yapılan mermer lâhitin 7 metre altındaki - ziyarete kapalı! - mezar odasındaydı. Fatih Sultan Mehmet de zîr-i zemîn kabirde medfundu.

- Arkeolog Mihail Gerasimov’un Başkanlığında Görevli Grup; Mezarı Açacaktı… -

19 Haziran 1941’e kadar mezarında huzur içinde uyuyan Emir Timur’un başına beklenmedik iş geldi. Arkeolog Mihail Gerasimov’un başkanlığında görevli grup; mezarı açıp, Cihangir’in mumyasını inceleyecekti. Emir; Stalin tarafından verilmişti. Kanlı diktatör; tarih yazan liderlerin fiziksel özelliklerini öğrenmeğe meyyaldi. Emir Timur’un başarılarını bildiğinden, hayranlık dolu merakı mezarını açtıracak boyuttaydı. 

Stalin; proje için 1 milyon rublelik bütçe sağladı.

Ekibe, tam teçhizatlı, her türlü saldırıya karşı koyabilecek sayıda asker de eşlik etti. Araştırmacılar, türbenin bekçisi/türbedarı Mesut Alaev tarafından karşılandı. Alaev; grubun geliş sebebini öğrenince; dilinin döndüğünce uyarısını yaptı. Emir Timur’un mezarında saklı vasiyetten bahsetti: ‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’ Ama sözünü dinletemedi. Haberi duyan şehir halkı galeyana geldi. Türbeye kazma vurulmasına izin vermedi. Hatta içlerinden birisi, elinde tuttuğu tarihi el yazması kitabı gösterdi; mezarı açanların lanete uğrayacaklarını, ülkesini savaş şeytanlarının saracağını iddia etti. Timur’un cengâver ruhunun dünyaya yeniden döneceğini ve düşmanlarını mahvedeceğini de söyledi.

Gerasimov ve ekibi; uyarıları dikkate almadı; çalışmaları başlattı. Ama bazı uyarılar da görüldü: Zemindeki mezar odasının aydınlatma tesisatı bozuldu. Lahit üzerindeki ağır mermer bloğu kaldırmak çok zordu. Vinç, defalarca arızalandı; zincirleri koptu. Heyecan ve korku içindeydiler. Kabir açıldığında karşılaşabilecekleri lanetten ve beklenmedik gelişmelerden çekindiler. Tutankamon’un anıt mezarında yaşananlar akıllarından hiç çıkmadı.

Lâhitin kapağı açılınca; Timur’un 5 asırdır saklı duran mumyası göründü. Ceset zarara uğramamıştı; tahnit işe yaramıştı. Dini tören eşliğinde diğer kabirler de açıldı; cenazeler ad yazılı tabutlara konuldu. Emir Timur’un mezardan atkuyruğu da çıktı. - Eski Türk mitolojisinde, önemli devlet adamlarının mezarlarına atlarının kesilmiş kuyruğu konu(lu)rdu! - 

- Timurlenk’in İskeleti En İnce Ayrıntısına Kadar İncelendi; Filme Çekildi… -

Timur ve yanındakilerin mumyaları; Moskova’da incelemeye alındı. Özellikle Timurlenk’in iskeleti en ince ayrıntısına kadar etüt edildi. Fotoğraflandı; çalışmaların bütün safahatı filme çekildi. Görsel kayıtlama, Özbek asıllı Malik Kayumov tarafından yapıldı. - Kayumov, ileriki yıllarda sinemada ünlenecek; ödüllü aktör/film yapımcısı olarak tanınacaktı. Ünlü Sovyet film yönetmeni Sergei Eisenstein’dan da destek görecek ve övgü alacaktı… - Kayumov’un kayıtları daha sonra belgesel film haline getirildi. Laboratuvarda elden geçirilip onarılan nüshası günümüze kadar ulaşabildi.

Gerasimov; Moskova’nın ünlü ortopedistlerini davet etti. Timur’un iskeletini incelettirdi. Boyu ortadan biraz uzundu; 1.73 metreydi. Geniş omuzlu, iri kemikli ve büyük elliydi. Sağ ayağı diğerine göre biraz kısaydı; ‘aksak!’ denilmesinin sebebi de anlaşıldı. Torunu Ali Kuşçu’nun da başının kılıçla kesilip koparıldığı görüldü. Aynı çalışma diğer hanedan üyeleri için de dikkatle gerçekleştirildi.

Mihail Gerasimov; Emir Timur’un başını ‘etlendirme tekniği’ ile yaşadığı dönemdeki haline benzetmeye/getirmeye çalıştı. Ulu Hakan’ın yüzünün maskesini çıkardı; büstünü yaptı. Günümüzde ressam ve heykeltıraşlara ilham veren örneği hazırladı. Timur’un büstlerini/rölyeflerini çoğalttırdı; çeşitli resimlerini çizdirdi.

- Mezara Kazma Vurulmasından 4 Gün Sonra Almanya; Sovyet Rusya’ya Savaş Açtı… -

Mezarın açılmasından 4 gün sonra tarih yeniden yazıldı: Nazi yönetimindeki Almanya; Sovyet Rusya’ya savaş açtığını açıkladı; yıldırım hızıyla saldırıya geçti. Dünyanın en kanlı savaşı, 2 Cihan Harbi sonuçlandığında 20 milyonu aşkın Sovyet vatandaşı canını yitirecekti.

Timur’a mal edilen beddua mı tuttu?

Kasım 1942’de bütün çalışmalar tamamlandı. Timur ve diğer türbe sakinlerinin mumyaları, uçakla Semerkant’a getirildi. Gur-i Emir Türbesi’nde yeniden toprağa verilirken, gerekli dini merasim uygulandı. Türbede gerekli bakım ve yenileme çalışmaları da - göstermelik de olsa! - yapıldı.

Timur; 1336’da, Özbekistan’da, Şehr-i Sebz (Yeşil Şehir!)’de doğdu. Türk asıllı Barlas Aşireti’nin reisi Turağay Beğ’in oğlu idi. Annesi Tekina Hatun’du.  Türkmenler ve Moğollar arasındaki çalışmaları sona erdirdi; 1370’de otoritesini/rüştünü ispatladı. Güçlü rakibi Emir Hüseyin’i mağlup etmeyi başardı. Maveraünnehir bölgesinin tek hâkimiydi. Hedefi: Cengiz Han’ın kurduğu imparatorluk boyutlarını ulaşan/aşan genişlikte coğrafyaya hükmetmekti. Cengiz, rol modeliydi; hakkında her şeyi araştırdı/öğrendi. Özellikle de askeri dehasına ve örgütlenmesine hayrandı. Hükümdarlığı boyunca; Cengiz gibi davrandı: Acımasızdı, toplu katliamlardan kaçınmadı; muhaliflerine acımadı.

Akrabalık tesis ederse; Cengiz’in manevi mirasına sahip çıkabileceğini düşündü. Cengiz soyundan gelen, Semerkant Valisi Kazgan Han’ın kızı Olcay Türkan ile hayatını birleştirdi. 1370’den itibaren 35 yıl süresince atının üzerinden inmedi; çok geniş toprakları fethetti. Kuzey Hindistan, İran, Irak, Suriye ve hatta Anadolu’nun büyük kesiminde tek hâkimdi.  Ama çoğunlukla Müslüman halklar ve devletlerle savaştı. Hıristiyanlarla pek cebelleşmedi. İzmir’i Venediklilerden aldı. Hıristiyanlarla ilk ve tek temasıydı. 100 bin kişiyi aşan, ağır teçhizatlı, aşırı disiplinli ve son derece hızlı manevra yapan ordusu kasırgaya benzerdi. Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmazdı. Kan dökücülük, yok edicilik, baş eğdiricilik de rol modelini aratmadı. Osmanlı’ya tarihinin en ağır zararını verdi. Bu yüzden de Anadolu Türklerince sevil(e)medi.

- Ehl-i Sünnet İnanç Sistemini Benimseyen, Nâkşibendi Tarikatı’na Bağlıydı… -

Beyanlarında ve mektuplarında samimi Müslüman olduğunu belirtti. Hatta kendini ‘İslâmın Koruyucusu!’ diye nitele(r)di. Döneminin yazılı kaynaklarında, Ehl-i Sünnet görüşünü/inanç sistemini benimseyen, Nâkşibendi Tarikatı’na bağlı, ‘dindar/dini bütün hükümdar’ şeklinde yorumlar mevcuttu. Hazret-i Ali’ye ve soyundan gelenlere özel hürmet ve sevgi beslerdi. Şam’ı fethettikten sonra, Bâbüs-Sağir Mezarlığı’nda yatan Yezit’in mezarını açtırdı; kemiklerini çıkartıp yaktırdı. Askerlerine de kabrin içine büyük ve küçük abdestlerini yapmalarını emretti. Olayın detayları, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nin 9. cildinde teferruatıyla anlatıldı. Yezit taraftarlarının binlercesini ateşe atarak katlettirdiği de yazılıydı.

Yıldırım’ı defalarca uyardı; ama isteklerinin yapılmasını isteyen mektuplara gelen cevap(lar) daima olumsuzdu. 

Dileği yerine getirilirse; Osmanlı Hükümdarı ile akrabalık tesis etmeyi bile önerdi. Karşılıklı kız alıp verecek; belki de hanedanlar arasında akrabalık sağlayacaktı. İki devlet arasındaki rekabet, yerini dayanışmaya bırakacaktı. 

Temennileri gerçekleşmeyince; topraktan savaş baltasını çıkardı; zulmünü icra etti. Ankara Savaşı’nı kazandıktan sonra ordusuna Bursa’yı talan ettirdi; Yıldırım’ın sarayında ne varsa ganimet niyetine al(dır)dı.

24 September 2019 19:37
69 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Kurşuna Dizilen İstiklal Şairi

Ülkemizde ‘Çırpınırdın Karadeniz / Bakıp Türkün Bayrağına’ diye bilinip çok sevilen hüzzam makamındaki ünlü Azerbaycan Türküsü’nün söz yazarı Ahmet Cevad (1892-1937); aynı zamanda Azerbaycan Ulusal Marşı’nın güftekârıydı.

Bilinmeyen Abdullah Gül

Genç Abdullah Gül’e göre Kısakürek; ‘ışığından yararlanılacak kutup yıldızı/mürşit’ idi. Fikir çizgisinin diğer 2 önemli isim ise; Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’ydu. Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer ve Fethi Gemuhluoğlu da etkisinde kaldığı mütefekkirlerdi.

MSP'li Bakan'ın Gözünden 12 Eylül’ün İlk Günleri

Malatya Milletvekili, MSP Genel Başkan Yardımcısı, İmar ve İskân eski Bakanı Recai Kutan; 12 Eylül 1980 Cuma günü yapılacak askerî darbeyi 3 gün önceden duydu/öğrendi.

Osmanlı Torunu İngiltere Başbakanı

Ali Kemal (Bey); tavizsiz bir liberal, tam bir Batı daha doğrusu İngiliz dostuydu/taraftarıydı. Torunu, Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi. Torununun oğlu ise İngiltere Başbakanı oldu.

İstanbul’a Hükümdar Olan Baldırı Çıplak

Patrona Halil adlı, Beyazıt Hamamı’nda tellâklık (kesecilik!) yapan ‘baldırı çıplak!’ fitili ateşledi. 3 kıtada hüküm süren Osmanlı’nın payitahtı İstanbul’u adeta işgal etti; bazen tek başına, bazen de kurduğu ‘ihtilal meclisi’yle yönetti. Kanun koydu; ferman saldı; dilediği adamı dilediği yere getirdi; istediği devletlûnun kellesini al(dır)dı; en önemlisi de hükümdar indirdi.

Hani O Bırakıp Giderken Seni

Yusuf Nalkesen, ünlü şair/yazar Orhan Seyfi Orhon’a ait Veda Busesi adlı şiiri 1951’de besteledi. Veda Busesi’nin tanınması/söylenmesi için tam 10 yıl sabırla bekleyecekti.

İstanbul’un Son Büyük Depremi 9 Şiddetindeydi

10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul Depremi’nin gücü ölçülebildi. Atina Rasathanesi Müdürü Mösyö Ejinitis’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı resmi rapora göre; Richter ölçeğiyle 9 şiddetindeydi.

Osmanlı Torunu İngiltere Başbakanı

Ali Kemal (Bey); tavizsiz bir liberal, tam bir Batı daha doğrusu İngiliz dostuydu/taraftarıydı. Torunu, Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi. Torununun oğlu ise İngiltere Başbakanı oldu.

Einstein’ın Beyni ve Gözleri Çalındı

Albert Einstein'ın cesedine izin almadan otopsi yapan Thomas Harvey adlı doktor, ünlü bilim adamının beynini ve gözlerini çalma cesaretini gösterdi.

İlk Kadın Seri Katil Baltalı Hano

Hanzade Hatun’un milliyeti, dini ve akıbeti hakkında kesin bilgi yoktu. Kimine göre Müslümandı; kimine göreyse gayrimüslimdi. Türk asıllı olması biraz ihtimal dışıydı; zira Hanzade’ye atfedilen fotoğrafların çoğunda başı açıktı ve makyajlıydı.

Fikriye Hanım’ın Defnedildiği Mezarlık

Kimi çevrelere göre sevgilisi, kimi çevrelere göre de Mustafa Kemal Paşa’nın nikâhlı eşi olduğu iddia edilen Fikriye Hanım’ın Ankara’nın Ulus semtinde çok eski bir mezarlığa gömüldüğü, tarihi defin alanının ise - yıllar sonra - temizlenip imara açıldığı ortaya çıktı.

Mezarı Açtırılıp Kemikleri Yaktırılan Halife

Emir Timur; 1400 yılının son baharında Suriye’yi fethetti. Şam’a girdiğinde de Muaviye ve Yezit’in süslü mezarlarını yerle bir ettirdi. Yezit’in mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. Sahabe olduğu için Muaviye’nin cenazesine dokunmadı.

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

Mossad Humeyni’ye Suikastı Reddetmiş

Eski bir Mossad ajanının yazdığı kitaba göre, Mossad etik olmaz gerekçesi ile Humeyni’yi öldürmeyi reddetmiş.

27 Mayıs’tan Sonra Başbakanlık’ta Ne(ler) Oldu?

Başbakanlık Müsteşarlığı Özel Kalem Müdürü Mehmet Geylani; 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin öncesinde ve sonrasında görevinin başındaydı. Gördüklerini/yaşadıklarını Ankara’nın kıdemli usta gazetecisi Kemal Bağlum’a anlattı; tarihe şahitlik etmeye çalıştı… Geylani: Darbe sonrasında Başbakanlık’ta yaşanan bilinmeyen bazı olayların perde arkasını açıkladı…

Orhan Gencebay’ın Çok Özel Şahsi Tarihi

Gencebay; kısa süre önce kalp krizi geçirdi. Yakınlarına ve sevenlerine korkulu anlar yaşattı. 75 yıllık hayat serüveninde hepimizin duygu dünyasına girdi. Şarkı sözleri, besteleri, filmleri, konserleriyle gönül âlemimizde yer edindi/iz bıraktı. Orhan Baba büyük çoğunlumuzun ortak değeri… Renkli, farklı, sabırlı ve sporcu…

Aytaç Arman: Ödüllü Filmlerin Ödülsüz Aktörü

Kendisiyle iç hesaplaşmalar yaşayan; geçmişte yaşadığı acılar ve gördüğü işkenceler yüzünden sessizliğe bürünmüş düşünce suçlularını canlandırdı. Hayatın ağırlığı altında yorulmuş entelektüel portreler çizdi.

Halifenin Oğlu Fenerbahçe Başkanı

Son Halife Abdülmecid Efendi’nin biricik oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün (1919 - 1924 yılları arasında) beş yıl başkanlığını yaptı.

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

İstanbul’un Son Büyük Depremi 9 Şiddetindeydi

10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul Depremi’nin gücü ölçülebildi. Atina Rasathanesi Müdürü Mösyö Ejinitis’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı resmi rapora göre; Richter ölçeğiyle 9 şiddetindeydi.

Fakirin Hamisi Öksüzün Vasisi Valide Sultan

Osmanlı Hanedânı’nın en kuvvetli kadın üyesi, iki padişah annesi Kösem Sultan (1590 - 2 Eylül 1651), fakirleri korur; öksüzlere kol kanat gerer; yolda kalmış çaresizlere derman olurdu.

2. Abdülhamit’in Gizemli Dünyası

Sultan 2 Abdülhamit; kimi muhaliflere göre Kızıl Sultan; kimi yazarlara göre Gök Sultan; kimi siyasî İslâmcılara göreyse Evliya Sultan’dı. Osmanlı Tarihi’nde hakkında en çok kitap yazılan, eleştirilen/çekiştirilen ve övgüye/sövgüye mahzar olan başka padişah yoktu. Sonuçta; Abdülhamit Han da insandı; eksiklere, fazlalıklara, zayıflıklara ve kuvvetli yönlere sahipti. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükünü/sorumluluğunu 33 yıl omuzlarında taşıdı. Yararlı işlerin yanında, çok ciddi hatalar da yaptı. Ama son kararı tarih verecekti…

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

İstanbul’un Son Büyük Depremi 9 Şiddetindeydi

10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul Depremi’nin gücü ölçülebildi. Atina Rasathanesi Müdürü Mösyö Ejinitis’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı resmi rapora göre; Richter ölçeğiyle 9 şiddetindeydi.

Ali Babacan’ın Bilinmeyen Hikâyesi

Ali Babacan; - Başkentli gazetecinin benzetmesiyle! - Ankaralı, Müslüman burjuva ailenin - yurt içinde ve yurt dışında! - en iyi okullarda eğitim almış üyesiydi. ABD’ye gitti; Batı gördü; yabancı diller öğrendi. Aile şirketini yönetmesi, geliştirmesi/yükseltmesi beklendi. Babacan; kendisini aniden siyasetin içinde buldu; sonrası çorap söküğü gibi geldi…

Fakirin Hamisi Öksüzün Vasisi Valide Sultan

Osmanlı Hanedânı’nın en kuvvetli kadın üyesi, iki padişah annesi Kösem Sultan (1590 - 2 Eylül 1651), fakirleri korur; öksüzlere kol kanat gerer; yolda kalmış çaresizlere derman olurdu.

İstanbul’un Son Büyük Depremi 9 Şiddetindeydi

10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul Depremi’nin gücü ölçülebildi. Atina Rasathanesi Müdürü Mösyö Ejinitis’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı resmi rapora göre; Richter ölçeğiyle 9 şiddetindeydi.

Lavinia: Şairini Tanıyamayan Şiir

Özdemir Asaf’ın ünlü dizelerindeki adı Lavinia idi Mevhibe (Meziyet) Beyat’ın …

Ölüme Gönderilen 80 Bin Köpek

İttihat ve Terakki yönetimi, 1910 yılında İstanbul'daki bütün sokak köpeklerini toplatıp bir adaya ölüme göndermişti.

Einstein’ın Beyni ve Gözleri Çalındı

Albert Einstein'ın cesedine izin almadan otopsi yapan Thomas Harvey adlı doktor, ünlü bilim adamının beynini ve gözlerini çalma cesaretini gösterdi.

Kurşuna Dizilen İstiklal Şairi

Ülkemizde ‘Çırpınırdın Karadeniz / Bakıp Türkün Bayrağına’ diye bilinip çok sevilen hüzzam makamındaki ünlü Azerbaycan Türküsü’nün söz yazarı Ahmet Cevad (1892-1937); aynı zamanda Azerbaycan Ulusal Marşı’nın güftekârıydı.

Mayk Hammer Yazan Türk

Kemal Tahir; hayatının beşte birini hapishanelerde geçirdi. En güzel eserlerini de cezaevinde yazdı.

Çanakkale’de Tarih Yazan Çocuk Askerler

Çanakkale; Türk’ün ölüm kalım savaşıydı. Kaybedilmesi boyunduruk getirecekti. Ama Türk’e kefen biçilemezdi. Türk Milleti; en zor zamanda ayağa kalkar; düşman(lar)ına hak ettiği dersi verirdi.

Bilinmeyen Abdullah Gül

Genç Abdullah Gül’e göre Kısakürek; ‘ışığından yararlanılacak kutup yıldızı/mürşit’ idi. Fikir çizgisinin diğer 2 önemli isim ise; Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’ydu. Cemil Meriç, Erol Güngör, İdris Küçükömer ve Fethi Gemuhluoğlu da etkisinde kaldığı mütefekkirlerdi.

Aynı Odada 20 Yıl

Yahya Kemal; hayatının son 20 yılını Park Otel’in 165 numaralı küçük odasında geçirdi.

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

İstanbul’un Son Büyük Depremi 9 Şiddetindeydi

10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul Depremi’nin gücü ölçülebildi. Atina Rasathanesi Müdürü Mösyö Ejinitis’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı resmi rapora göre; Richter ölçeğiyle 9 şiddetindeydi.

Cenaze Namazı Kıldırılmayan Ülkücü

‘Ülkücü’ Mustafa Pehlivanoğlu ile ‘Devrimci’ Necdet Adalı aynı gün asıldı; 12 Eylül’ün mimarları (!) ne sağda, ne de solda olduklarını icraatlarıyla gösterdi.

Tanju Okan Ve ‘Kadınım’ Şarkısı

Tanju Okan; İzmir’den yetişmiş bir ses sanatçısıydı. Türk Hafif Müziği’nin kurucuları/öncüleri arasındaydı. Kısa sayılabilecek hayatında unutulmayacak/ölümsüz şarkılar seslendirdi. Son anına kadar hayata kırgındı; mutsuzdu; huzursuzdu…

Emir Timur’un Mezarı Açılınca

‘Her kim mezarımı açarsa, başına beklemediği kadar büyük belâ gelir!’

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Kurşuna Dizilen İstiklal Şairi

Ülkemizde ‘Çırpınırdın Karadeniz / Bakıp Türkün Bayrağına’ diye bilinip çok sevilen hüzzam makamındaki ünlü Azerbaycan Türküsü’nün söz yazarı Ahmet Cevad (1892-1937); aynı zamanda Azerbaycan Ulusal Marşı’nın güftekârıydı.

İnönü Kendi Parasıyla Cami Yaptırmış

Karşıtları tarafından hemen her fırsatta ‘din düşmanlığı!’ ile suçlanan 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kendi birikimi ile cami yaptırdığı ortaya çıktı.

Maymunkeş İmam ve Yel Değirmeni Camii

Osmanlı’nın 12. Padişahı 3. Murat (1546-1595)’ın hocası, yetişmesinde önemli rol oynanan Molla Abdülkerim Efendi; ‘dediğim dedik çaldığım düdük’ diyecek kadar dik kafalıydı.

Çanakkale’de Tarih Yazan Çocuk Askerler

Çanakkale; Türk’ün ölüm kalım savaşıydı. Kaybedilmesi boyunduruk getirecekti. Ama Türk’e kefen biçilemezdi. Türk Milleti; en zor zamanda ayağa kalkar; düşman(lar)ına hak ettiği dersi verirdi.

Güney'in Evinde Saklanan Firari Devrimciler

Yılmaz Güney; illegal THKP-C (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi) örgütünün lideri Mahir Çayan ve arkadaşlarını evinde sakladı.

Şah İsmail’i Yavuz Yapmışlar

Yüz yıla yakın bir süre tarihî hatada ısrar edilmiş: Şah İsmail’e ait portre, Yavuz Sultan Selim’in resmi diye tanıtılmış.

İstanbul’un Son Büyük Depremi 9 Şiddetindeydi

10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul Depremi’nin gücü ölçülebildi. Atina Rasathanesi Müdürü Mösyö Ejinitis’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı resmi rapora göre; Richter ölçeğiyle 9 şiddetindeydi.