Aytaç Arman: Ödüllü Filmlerin Ödülsüz Aktörü

Kendisiyle iç hesaplaşmalar yaşayan; geçmişte yaşadığı acılar ve gördüğü işkenceler yüzünden sessizliğe bürünmüş düşünce suçlularını canlandırdı. Hayatın ağırlığı altında yorulmuş entelektüel portreler çizdi.

Aytaç Arman: Ödüllü Filmlerin Ödülsüz Aktörü

Fazlasıyla ‘harbi’ydi. Sanatçı duyarlılığından gelen aceleciliğini gizleyemezdi. Cümleleri bazen adresini şaşırsa da konuşmaktan geri durmadı. Düşünmeden, törpülemeden doğru bildiğini söyle(r)di. Rahatsız etmeyen, egemenleri dürtüklemeyen kelam etmedi/edemedi. Toplum sorunlarını benimsedi; sanatın toplum yararına yapılmasını savundu. 

Adı Veysel İnce idi; ama Aytaç Arman diye tanıdık. Arman; 22 Haziran 1949’da Adana’da doğdu. Adana Erkek Sanat Enstitüsü’nün Elektrik Bölümü’nü bitirdi. Yüksek öğrenim için İstanbul’a geldi. Devlet Mimarlık Mühendis Akademisi’nin Elektrik Mühendisliği bölümüne kayıt yaptırdı; 3. sınıfa kadar okuyabildi. Ama ekonomik nedenler yakasını bırakmadı; parasız saadet olmadığı gibi okuması da mümkün değildi. Para kazanmazsa eğitimini tamamlamayacaktı. Yapabileceği bir iş aradı. İlk kez Ekstra Ekspres Gazetesi’nin düzenlediği Artist Yarışması’na iştirak etmişti; ikinciliğe uygun bulundu. Müsabakada şike yapıldığı iddia edildi; sonuçlar kabul edilmedi. Tam bir hüsrana uğramıştı. Adana’ya, doğduğu şehre dönme kararı aldı. İki sinema yazarı/gazeteci Erman Şener ve Altan Demirkol’a düşüncesini bildirmek, veda etmek için uğradı. Görüşme sırasında yeni bir yarışmanın haberini aldı. İki gazeteci de iştirak etmesini önerdi. Yakın çevresinin de desteğiyle 1971’de Ses Dergisi’nin açtığı Kapak Yıldızı Yarışması’na katıldı Tarık Akan birinci, Aytaç Arman ikinci seçildi. Akan’ın yolu açılırken, Arman beklemek zorunda kaldı. Sinema oyunculuğuna ikinci derece rollerle giriş yaptı. 1971’de çekilen, Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, yönettiği Baba filminde oynadı. İrfan Ülkü yapımcı, Gani Turanlı görüntü yönetmeniydi. Eser, ünlü yazar Bekir Yıldız’ındı. Başrol oyuncuları Yılmaz Güney, Müşerref Tezcan (Akay), Kuzey Vargın, Yıldırım Önal, Nedret Güvenç, Aytaç Arman’dı.

Arman sinema kariyerinde, ses getirmeyen filmlerin yanında, dikkat çeken, bol ödül kazanan yapımlarda da roller aldı. Filmografisine göre, 100’den fazla film ve televizyon dizisinde oynadı. Bir sinema yazarına göre Aytaç Arman, ödüllü filmlerin ödülsüz yıldızıydı. Soylu bir yakışıklılığa sahipti; kara kaşlı, kara gözlü, uzun boyluydu; ses tonu fevkalade radyofonikti. Ama Ediz Hun, Tarık Akan ya da Kartal Tibet çapında şöhreti yakalayamadı.

Adana’daki matematik öğretmeninin soyadı Arman’dı; Aytaç adı da uygun bulununca, Yeşilçam ismine kavuştu. Aslında sinema oyunculuğunu ne düşünmüştü, ne de hayal etmişti. Halk müziğine ilgisi/kabiliyeti vardı; sesi güzeldi, türküyü geleneksel usule uygun söylerdi. Bileğinin gücüyle bir yere gelmişti; sokakta çevrilip yıldız yapılanlara kızardı. Arman’a göre Yeşilçam, oyunculardan çok resimlerle doluydu.

Kendisini yetiştirmeye/geliştirmeye özen gösterdi. Ustaların oyunculuğunu dikkatle inceledi. Bazılarını rol model edindi. Dublaj öğrenmesini öğütlemeyenlere kızardı; sık sık özeleştiri yapar, her filmini seyredip - kendince! - hatalarını belirlemeye çalışırdı. 

Sinemadaki ilk rollerinde Ayhan Işık ve Yılmaz Güney’in oğluydu. Aslında beyaz perdede ilk göründüğü film, 1971 tarihli, İhsan Yüce’nin çektiği Hayat Cehennemi/Hiç isimli filmdi. Yüce; filmin yapımcısı ve rejisörüydü. Film çok yetersiz bütçe ve zor koşullarda çekilmişti. Arman küçük bir roldeydi; filmi izleme şansını yakalayamamıştı. Zaten film de kısa süre gösterimde kaldı.

1974’de, Bekir Yıldız’ın bir öyküsünden çekilen, Süreyya Duru’nun yönettiği, başrolünü Perihan Savaş’la paylaştığı Bedrana adlı filmle ciddi çıkışı yakaladı. Bedrana; 11. Antalya Altın Portakal Film Yarışması’nda, En İyi Film kategorisinde 2.’lik ödülünü kazandı. Yine Süreyya Duru’nun yönettiği, 1977 yapımı, Kara Çarşaflı Gelin’de Semra Özdemir’le başrollerde oynadı. Kara Çarşaflı Gelin; 14. Antalya Altın Portakal Film Yarışması’nda En İyi Film klasmanında birinci oldu. Aytaç Arman; ödüllü filmlerin ödülsüz yıldızıydı. Aynı yönetmenin Güneşli Bataklık, Fırat’ın Cinleri; Yılmaz Güney’in Düşman filminde oynadı ve deneyimini çoğalttı.1980 yılında, Sinema Yazarları’nca En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü. Tam ödülünü alacaktı ki, 12 Eylül Askeri Darbesi’yle karşılaştı. Yılmaz Güney’in Düşman filmindeki performansıyla ödüle aday gösterilmişti. 

12 Eylül ve sonrası pek uğur getirmedi. Toplumcu sinema yapmak olanaksızdı. Sanat hayatı boyunca örgütlü yaşamı savundu. Sinema emekçilerinin güçlü/etkin sendikası olmalıydı. Mutlaka örgütlenilmeliydi. Arman ve bir grup arkadaşı, üyesi oldukları sendika adına Türk Sineması adlı bir dergi yayınlıyordu. Derginin ismini Türkiye Sineması diye değiştirmek istediler. Ama Arman adli takibata uğradı; kendi beyanına göre, 18 yıl hapis isteğiyle hakkında dava açıldı. Sinema Emekçileri Sendikası’nın Denetleme Kurulu Başkanı’ydı. 10 yıl boyunca pasaport alamadı; yurt dışına çıkması engellendi. Arman’a göre, 12 Eylül sinemaya ve sanata ağır darbe vurdu. 1980’den sonra erkek star yetişmesini engelledi.

Süreyya Duru ile iyi anlaşıyordu. Aynı uyumu Ömer Kavur’la da yakaladı. Bir sinema eleştirmenine göre, iki yönetmenin de gedikli/demirbaş oyuncusuydu. Av Zamanı, Biri ve Diğerleri, Gece Yolculuğu, Akrebin Yolculuğu, Bekle Dedim Gölgeye, Bir Avuç Gökyüzü gibi filmlerde ustalığını ortaya koydu. Kendisiyle iç hesaplaşmalar yaşayan; geçmişte yaşadığı acılar ve gördüğü işkenceler yüzünden sessizliğe bürünmüş düşünce suçlularını canlandırdı. Hayatın ağırlığı altında yorulmuş entelektüel portreler çizdi.

İddialı, ses getiren yapımlar için beklemesi gerekti; beklemesine de değdi. 1985’de, Necati Cumalı’nın Adı Vasfiye adlı hikâyesinden Barış Pirhasan’ın senaryosunu yazdığı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği filmde Müjde Ar’a eşlik etti. 

1986’da, Vedat Türkali’nin senaryosu Fatmagül’ün Suçu Ne’de Hülya Avşar ile başrolü bölüştü. İhsan Yüce, Menderes Samancılar, Güzin Özipek yan rollerdeydi. Yapımcı/yönetmen Süreyya Duru’ydu; film müzikleri Cahit Berkay’a aitti. 

1988 yılı uğurlu geldi. Ömer Kavur’un yönettiği Gece Yolculuğu filmi, 25. Antalya Altın Portakal Film Şenliği’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Görüntü Yönetmeni ödüllerini topladı. Aytaç Arman istikrarlı çabasının ödülünü kazandı.

Yönetmen Zeki Ökten’i överdi; oyuncularını rahat ettirdiğini, iyi örnek olduğunu söylerdi. Tunç Başaran da oyuncu yönetimi açısından başarılıydı. Bir diğer yönetmen, Ömer Kavur’la samimi ama mesafeli bir dostluk kurmuştu. 

Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim gibi yeni nesil yönetmenleri başarılı sayardı. Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğrafı sinemada iyi kullandığını, harika derecede görüntüye çevirdiğine inanırdı. Onun nazarında Sırrı Süreyya Önder de yıldız bir yönetmendi.

Fatih Akın ve Ferzan Özpetek gibi Avrupai/Batılı kültürü özümsemiş yönetmenlerin yerli kültürümüzden uzaklaştığını savundu. 

Rollerinde sigara/içki içmemeye dikkat ederdi. Canlandırdığı karakterin önemli bir göstergesi değilse, sigara içmezdi, alkol tüketmezdi.

Siyasi meselelerde fikirlerini açıklamaktan çekinmezdi. Konuşması/beyanı doğaçlamaydı; düşünmez, sansürlemez, törpülemezdi. 

İflah olmaz bir Beşiktaş/Adana Demirspor hayranı/taraftarıydı. Halk Arabası diye nitelediği Volkswagen marka otomobili lacivert-mavi renklerdeydi. Biricik oğlunun doğum yılında 1998’de otomobilini almıştı. Her yıl Ömerli’de düzenlenen Vosvos Şenliği’ne katılırdı.

Borçlanarak emekliliği hak edebilmişti. Zamanın hükümeti bir yasa çıkarmış; toplu prim ödeyenlere emeklilik hakkı sağlamıştı. Sanat hayatının 29. yılında SSK emeklisi olabildi.

Hastalığını uzun süre hayranlarından sakladı. Özel yaşamıyla değil, sanatıyla gündeme gelmeyi arzulardı.

28 February 2019 11:02
421 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Önce Kurşuna Dizdiler, Sonra ‘Aziz’ Yaptılar

Devrik Rus Çarı 2. Nikolay bundan böyle mezarında rahat uyuyabilecek.

İşgal Kuvvetleri Komutanı'nın Makam Otomobili Nasıl Çalındı?

Mim Mim Grubu’nun lideri Topkapılı Cambaz Mehmet Bey; bağlanan maaşı kabul etmedi; kendisinin ve ailesinin zaruretine rağmen, Kızılay’a hibe etti. Akrabalarının ne maaştan ne de bağıştan haberi olmadı. Ta ki ölümünden sonra yayınlanan taziye mesajına kadar…

MSP'li Bakan'ın Gözünden 12 Eylül’ün İlk Günleri

Malatya Milletvekili, MSP Genel Başkan Yardımcısı, İmar ve İskân eski Bakanı Recai Kutan; 12 Eylül 1980 Cuma günü yapılacak askerî darbeyi 3 gün önceden duydu/öğrendi.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Hanım Sultan’ın Ermeni Jigolosu

Serfirâz Hatun, Osmanlı’nın 31. padişahı Sultan Abdülmecit’in gözdesiydi. Su gibi para harcar, Avrupa elbiseler giyer, Galata ve Beyoğlu’nda fink atardı. ‘Küçük Fesli’ lakaplı, yakışıklı Ermeni müzisyeni jigolo tutmuştu.

Yılmaz Güney’in Jiletli Seyircileri

Yılmaz Güney’in - siyasî olmayan - avantür filmlerini seyreden seyircilerin, aynı arabesk müziğin önemli ismi Müslim Gürses’in taraftarları gibi ‘jiletli’ olduğu, Beyoğlu’ndaki sinemaların mobilyalarına zarar verdikleri ortaya çıktı.

Bornozla Gömülmek İsteyen Striptizci

Seher Şeniz, parçalanmış aile kurbanıydı. Babasını hiç tanımadı; annesinin ve kardeşlerinin desteğini de - yeterince! - gör(e)medi. Sevgiyi, huzuru ve aile sıcaklığı başkalarında aradı. Hep aldatıldı; cinsel obje olarak değerlendirildi; sürekli hayal kırıklığı yaşadı. İfadesine göre; ‘kullanıldı!’

Tesettürlü Sosyalist Şaire

Yaşar Nezihe (Bükülmez) Hanım, hayata, zorluklara, haksızlıklara, yolsuzluklara direndi. Ezilenin yanında, ezenin/despotun karşısındaydı. Şaire kimliği ile ilgi uyandırdı. Türk edebiyatının 1 Mayıs temalı ilk şiiri onun imzasını taşıyordu.

Çankaya Köşkü'nde Eşek Sütüyle Güzellik Banyosu

Prenses Süreyya, İran İmparatoriçesi sıfatı ile ülkemize - 1951 ve 1956’da! - iki resmi ziyarette bulundu. Büyük ilgi gördü, el üstünde tutuldu. Güzellik reçetesini de uygulamasına fırsat tanındı…

Hitler’in İnönü’yü Öldürme Ve İhtilal Planı

Hitler’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Nazi politikalarına karşı çıktığı için öldürtmeyi planladı.

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Şairlerden Dayak Yiyen Eleştirmen

Nurullah Ataç, döneminin eleştirileri en çok önemsenen üstadıydı. Dilde sadeleşmeyi destekledi. Cumhuriyet ilkelerini savunan genç kabiliyetleri hep destekledi. Ömrünü Türkçe’ye adadı.

Ömercik: Feleğin Sillesi Ya Da Solan Bir Yaprak Gibi

Ömercik - Ömer Dönmez! -; Türk sinemasının en ünlü çocuk yıldızlarındandı. Hayat hikâyesi de canlandırdığı Yeşilçam senaryolarına benzedi. Dramı dibine kadar yaşadı. Alkışların vefasızlığını anladığında iş işten geçmişti.

Orduyu Teyakkuza Geçiren İdam

Yassı Ada, denizde gemilerin, havada uçakların, karada piyadelerin çok sıkı denetimine/gözetimine alınmıştı.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.

Türkçe de Konuşan Cengiz Han

Cengiz Han; tarihe 'Moğol ulusunu tanıtan hükümdar' diye geçti.

Akıl Hastanesinde Zincirlenen Ünlü Film Yıldızı

Türk Sineması’nın Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk’un Son İsteği: Hayat Hikâyesinin Sinema Filmi Ya Da Televizyon Dizisi Yapılmasıydı…

Belgin Doruk’un Suya Düşen Hayali

Beyazperdenin Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk; içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı aşmak için çareler arıyordu.

Solist Tokatlayan Gazino Patronu

Zeki Müren; inatçıydı; kararından geri dönmezdi; sonucuna da katlanırdı.

Diğer Türk Sineması Yazıları

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Darbecilere Kafa Tutan Aktör

Cahit Irgat ne çektiyse dik kafalılığından ve alkol alışkanlığından çekti. İçki hayatının her döneminde en etkin vazgeçilmeziydi.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

En Sevimli Mafya Babası

Dinçer Çekmez, dünyamızdan ayrıldığında 73 yaşındaydı.

Ömercik: Feleğin Sillesi Ya Da Solan Bir Yaprak Gibi

Ömercik - Ömer Dönmez! -; Türk sinemasının en ünlü çocuk yıldızlarındandı. Hayat hikâyesi de canlandırdığı Yeşilçam senaryolarına benzedi. Dramı dibine kadar yaşadı. Alkışların vefasızlığını anladığında iş işten geçmişti.

Gezen’in Annesinin İstemediği Evlilik

Müjdat Gezen, ikinci evliliğini ağabeyinin karısının yeğeni Leyla Turgut’la gerçekleştirdi.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.