Osmanlı Torunu İngiltere Başbakanı

Ali Kemal (Bey); tavizsiz bir liberal, tam bir Batı daha doğrusu İngiliz dostuydu/taraftarıydı. Torunu, Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi. Torununun oğlu ise İngiltere Başbakanı oldu.

Osmanlı Torunu İngiltere Başbakanı

Filozof romancımız Kemal Tahir; ‘İngilizler bir adama sahip çıktı mı; bir daha bırakmaz. Mesela; şimdi Ali Kemal’in kendisi ölmüşse de; oğluna, bilemedin toruna sahip çıkıp, çok önemli mevkiye getirirler…’ diye yazmıştı…

‘Sultan Vahdettin’in Eniştesi’ Damat Ferit Hükümetleri’nin İçişleri ve Milli Eğitim Bakanı, İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurucusu/yöneticisi, Türk basınının yetenekli, entelektüel, sivri dilli, mücadeleci ve daima muhalif kalemi, Çankırı kökenli Ali Kemal (Bey)’in torununun çocuğu Boris Johnson Birleşik Krallık/İngiltere’nin Başbakanlığı’na getirildi. Osmanlı hükümetlerinde görev almış eski bir nazırın büyük torunu, tarihte rakip bir başka hükümdarlığın/devletin 2 numaralı koltuğuna oturdu.

Boris Johnson - tam adı ile Alexander Boris de Pfeffel Johnson! - ; 19 Haziran 1969’da, New York’un Manhattan bölgesinde doğdu. Annesi, Charlotte Wahl Johnson; Bohemyalı, sol eğilimli bir ressamdı; 3 erkek, 1 kız doğurdu. Boris; ilk ve en büyük çocuktu. 5 yaşına kadar ABD’de kaldı; sonra İngiltere’ye döndü. Boris; çocukluk döneminde ağır sağlık sorunları yaşadı; duyma engelli sanıldı. Bir dizi ameliyat ve tedavi sonucunda sağlığına/işitme yeteneğine kavuşabildi. Babası, Stanley Johnson; Ali Kemal Bey’in öz torunuydu; çok tanınmış, yetenekli ve etkili bir basın mensubu/politikacıydı. Çevreye ve nüfus artışına karşı aşırı duyarlıydı; ilgilendiği konular hakkında kitaplar yazdı. Dünya Bankası’nda çalıştı; Avrupa Parlamentosu’nda - 1979 - 1984 arasında! - parlamenterlik görevinde bulundu. Oğlu, Boris de babasının mesleğini icra edecek; yeteneğini gösterecekti. Kızı, Rachel - ki ikinci adı Sabiha idi! - de çok kıvrak, anlaşılır ve rahat okunur üsluba sahipti; The Times’de köşe yazarıydı. Ağabeyinin bütün politikalarını destekledi. Son gazetesi Daily Mail’deki köşesinde de omuz vermeyi sürdürdü.

- Boris Johnson; büyük dedesi Ali Kemal (Bey)’in bütün özelliklerine sahipti… -

Aile; dedenin bütün artistik - genetik! - meziyetlerine sahipti; neredeyse bütün fertleri gazeteci/yazardı; politikacıydı. Geleneksel aile mesleklerini devam ettiriyordu. 

Boris; Oxford Üniversitesi’ni bitirdi. Gazeteciliğin yanında avukatlık da yaptı. Aile mesleğinin yararını hem basın kurumlarında, hem de politikada gördü. Kariyerine The Times’de başladı. Yazarlık ve editörlük yeteneğini kısa sürede gösterdi; The Daly Telegraph’a transfer oldu. Asıl çıkışını The Spectator’da yaptı; yazıları, editörlüğüyle kendinden epeyce söz ettirdi. Politikaya girmesi, hızla yükselmesi gerçekleşti. Ailesinin - özellikle de babasının! - politik mirasını terk etmedi. Muhafazakâr Parti’de siyasete ‘Merhaba!’ dedi; 2001 Genel Seçimleri’nde Avam Kamarası’na Hanley Milletvekili kartvizitiyle duhul etti. Mahalli yönetimlerde başarısını yükselteceğini düşündü. 1 Mayıs 2008’de Londra Belediye Başkanlığı’na seçildi; 2016’ya kadar, 2 dönem görevini sürdürdü. 13 Temmuz 2016’da hükümet değişti. David Cameron’un yerine Theresa May Başbakanlığa geldi. Boris (Kemal) Johnson da Dışişleri Bakanı olarak kabineye girdi. Yaklaşık 2 yıl koltuğunda kaldı; 9 Temmuz 2018’de istifasını verdi. İngiltere’nin AB’den çıkmasını şiddetle savundu; hükümetin hızlı davranmadığını ileri sürdü. - Büyük dedesi gibi, ateşli bir muhalifti! Ali Kemal (Bey) de, amansız/acımasız İttihat ve Terakki ve Millî Mücadele karşıtıydı! - Aslında kendisi de dahil her şeye/herkese karşıttı. Bir yakınının gözlemine göre; isteğini yerine getiren, dediğini yapan muhalif ‘müttefik’liğe terfi edebilirdi. Abdülhamit muhalifliği, diplomatik rüşvetle sona erebildi. Anadolu Hareketi zafere yaklaşınca, birden ilgi odağı, paye beklenen taraf durumuna gelebildi. Değişmeyecek tek keskin yanı ‘İngiliz muhipliği’ydi.

Boris Johnson; 2 evlilik yaptı - Allegra Owen ve Marina Wheeler ile! - ve ayrıldı: 2 erkek, 2 kız çocuğu babasıydı. 

- Boris Johnson; ailenin sarı saçlarının büyük babaannesi Hanife Fered Hanım’dan geldiğini iftiharla söyledi… -

Politikaya girdiğinden beri aile kökenlerini inkâr etmedi. Büyük babası, Ali Kemal (Bey)’in Türk ve Müslüman orijinini tekrarlamaktan geri durmadı. Anlatımına göre Ali Kemal (Bey); gerçek bir Müslüman’dı; Kur’an-ı Kerim’i ezbere okuya(bile)n hafızdı. Örnek aldığı büyük dedesi, Osmanlı’nın son döneminde Hürriyet ve İtilaf Partisi’nden milletvekili seçilmişti; Sadrazam Damat Ferit Hükümetleri’nde bakanlık yapmıştı. Kaleminin keskinliğini, etkinliğini tekrarladı. Çok iyi edebiyatçıydı; ünlü şair Namık Kemal’i çok severdi, hayranıydı. Sempatisinden dolayı, asıl adı Ali Rıza’yı Ali Kemal diye değiştirmişti. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradeye muhalefet etmese/kanlı bıçaklı olmasa, ününe ün katabilir, yeni yönetimin yıldızları arasına girebilirdi.

Boris; bir adım daha gitti ve ailenin sarı saçlarının Çerkez asıllı büyükannelerinden - Hanife Fered Hanım’dan! - miras kaldığını açıkladı. Anlatımına göre büyük dedesi Ali Kemal’in babası, Hacı Ahmet Efendi; İstanbul’a yerleşince, bir Çerkez köle kızı beğenip satın almış; sonra da nikâh kıyıp evlenmişti. Johnson Ailesi’nin bütün fertlerinin alamet-i farikası sarı saçları, güzel büyükannelerinden mirastı.

Boris Johnson; 15 Temmuz 2016 hain ayaklanması sonrasında Türkiye’ye geldi. Ziyaretinden önce Türkiye’yi destekleyen mesajlar verdi. İngiltere Dışişleri Bakanı; TBMM’de hasar gören bölümleri dolaştı; Anıtkabir’e gidip saygı duruşunda bulundu; özel deftere düşüncelerini yazdı. Satırları ilgi çekiciydi:

‘Atalarımın topraklarına dönmek; modern, özgür ve demokratik Türkiye’nin kurucusuna saygılarımı sunmak; Türkiye’nin dünyanın büyük ulusları arasında yer almasıyla onun vizyonunun nasıl gerçekleştirildiğini görmek büyük bir ayrıcalık…’

- Johnson Ailesi’nin kökeni Çankırı’nın Kalfat Köyü’ne dayanıyordu… -

Boris Johnson’un öve öve yere göğe sığdıramadığı, büyük dedesi Ali Kemal (Bey)’in babası, Hacı Ahmet Rıza Efendi; 1813’de Çankırı’nın Kalfat köyünde doğdu. Zekâsı, cesareti, yeteneği ile temayüz etti. Tanınan, hayli ünlü ‘mum ustası’ydı. İstanbul’a gelip işini büyütmeyi düşündü. Az zamanda da hedefine ulaştı: Çevre edindi; para kazandı. Sonra da hayli gecikmiş bir kararı uyguladı: Yuva kurdu. Çerkez güzeli Hanife Fered (Hanım)’ı nikâhına aldı.

Ali Kemal (Bey); 1867’de İstanbul’da dünyaya geldi. Küçüklüğünde atak, akıllı, hakkını savunur yapıdaydı. Çabuk öğrenirdi; güzel konuşurdu; çevresinde hemen kendini belli ederdi. Mülkiye Mektebi’ne girdi; son sınıfındayken dil öğrenmek, görgüsünü bilgisini artırmak için Paris’e gitti. Paris’ten başarılı sayılabilecek gazetecilik örnekleri sergiledi. Keskin kalem Hüseyin Cahit Yalçın’ın ünlü, etkin gazetesi İkdam’da yazdı. Batı kültürünü anlattı; Paris’in politik ve toplumsal yaşamını ele aldı. Hatta cüretini bir adım ileri götürdü: Hüseyin Cahit’in imzasını attığı bazı telif yazıların aslında Fransızcadan tercüme edildiğini ispatladı. Gazetecilik stajını Fransa’da yapmış sayılabilirdi. 1886’da başlayan Fransa macerası - yaklaşık 2 yıl sürdü! - 1888’de tamamlandı. 

Dönemin aydınları arasında Fransızca bilmek üstünlük alametiydi. Fransızcasını geliştirdi; Avrupa’da esen özgürlük rüzgârlarından etkilendi. Dönüşünde Mekteb-i Mülkiye’de yeni fikirlerini yaymak ve örgütleyebilmek için dernek kurdu. 2. Abdülhamit’e muhalifti; ateşli nutukları, el altından dağıttığı bildirileri dikkat çekti; derneği kapatıldı. Yeni bir oluşuma gitme kararında ısrar edince, tevkif edildi ve Yedikule Zindanları’nda 9 ay tutuklu kaldı. Tahliye edilince, Halep’e sürgün edildi. Halep İdadisi (Lisesi)’nde Osmanlı Edebiyatı ve Türk Dili Öğretmenliği yaptı. Siyasetten uzak kaldı; öğretmenlik mizacına uygun değildi; 6 sene dayanabildi. Okulunu bitirememişti; İstanbul gözünde tütüyordu. Cesaret ve pervasızlık sanki ‘soyadı’ydı! İzinsiz Dersaadet’e geldi; hemen yakalandı ve yeniden sürüldü. Tecrübeliydi; Paris’te soluklandı. Kendisi gibi bir grup 2. Abdülhamit muhalifiyle sıkı dosttu. Paris; Jön Türkler’in karargâhına dönmüştü. Ama gelen bir teklifi kabul etti. 2. Abdülhamit’in elçisi; hükümdar ile Jön Türkler arasında arabuluculuk öneriyordu. Çalışması sonuç vermedi; ama İstanbul’la arasındaki soğukluk giderildi. 1897’de Brüksel’deki elçiliğimizin ‘ikinci kâtipliği’ne atandı; devlet şemsiyesi altına girdi.

- Ali Kemal (Bey); ilk evliliğini sürgünde, Londra’da yaptı… -

İttihat ve Terakki Partisi’ni oluşturan grupla arası hiç iyi değildi; hiçbir zaman da normalleşmedi. Bu yüzden İstanbul’a dönemiyordu. 1889’da kısa süre İstanbul’a geldi; Mekteb-i Mülkiye’den mezun olabildi. Sonra da Mısır’a yelken açtı ve 2. Meşrutiyet’in ilanına kadar bekledi. Mısır’da bir prense ait çiftliğin yönetimini üstlenip hayatını kazandı. Fransa ve İngiltere’ye gezilere çıktı. 1903’ün yazında tatilini geçirmek amacıyla Londra’ya gitti. ‘Hayatımın aşkı!’ diye nitelediği Winifred Brun (Hanım) ile tanıştı. Winifred Hanım’ın babası İsviçre, annesi İngiltere vatandaşıydı. Damat adayı da Osmanlı tebaasındandı. Evlendiler; ilk çocukları kızdı: Selma… 5 yıla yakın İngiltere’de yaşadı; hayatını zorlukla sürdürdü. 2. Meşrutiyet’in ilânından bir gün önce İstanbul’a döndü. Hemen 2. Abdülhamit’in huzuruna kabul edildi; övgüler aldı ve ödüllere mazhar oldu. İkdam’ın başyazarlığına başladı; İttihat ve Terakki’yi hedefe oturttu. Katıksız liberaldi; baskı ve baskıcı gördüğünde kaleminden kan damlardı; eleştirilerinin hududu yoktu. Siyasi kimliğini de ortaya koydu: Osmanlı Ahrar Fırkası’na - Ancak 6 ay açık kalabildi! - girdi. Darülfünün’de siyasî tarih dersleri vermesine de izin çıktı.

Ali Kemal (Bey)’in İkdam’daki başyazılarının etkisi görüldü. 31 Mart Ayaklanması/İsyanı’nı hazırlayanlar arasında sayıldı. Partisi kapatıldı; ama kendisi kaçmak zorunda kaldı. Önce Paris, sonra Londra’ya ulaştı; ailesinin yanına yerleşti. Kayınvalidesinin durumu daha da zordu; yaşlı kadın biricik kızına ve toruna sahip çıkmıştı. Winifred Hanım; 1909’un sonunda ikinci çocuğunu, oğlu Osman Kemal’i dünyaya getirdi. Az sonra da hayatını yitirdi. Ali Kemal (Bey); hayatının en büyük acısıyla yüz yüze kaldı. İki çocuğu ile yapayalnızdı. Ama kayınvalidesi Margaret Brun; torunlarını kanatlarının arasına aldı; talihsiz damadını da kollamaya çalıştı.

Ali Kemal (Bey); 1912’ye kadar çok ağır maddi ve manevi şartlar altında yaşadı. Kayınvalidesi ve iki çocuğu ile Londra’nın - o dönemde daha çok fakirlerin ve dar gelirlilerin yaşadığı! - Wimbledon’da bir eve sığındı. Bir süre sonra da - İngiltere’nin güneyinde, kışları daha ılık iklime sahip! - Bournemouth kasabasına taşındı. İttihat ve Terakki’nin önemli adamlarından, Maliye Nazırlığı (Bakanlığı) da yaşan Cavit Bey’e bir mektup yazıp yardımını istedi. Durumunu anlattı; İstanbul’daki küçük evini sattırmasını, bir kuyumcudan da - daha sonra ödenmek şartıyla! - borç alarak 3.500 Sterlin (Frank!) göndermesini rica etti. Ama güvendiği dağlara kar yağdı!

- Ali Kemal (Bey); Saray’a, İttihat ve Terakki Partisi’ne, herkese, her şeye muhalifti… -

1912’deki afla yeniden ülkesine, İstanbul’a döndü. Çocuklarını kayınvalidesi Margaret Brun Hanım’ın yanına bıraktı. Yine İkdam’da başyazılarına başladı; kükredi; gürledi; beğenmediği herkesi eleştirdi. Ama yine bir şanssızlık yaşadı. Tarihimize Bâb-ı Ali Baskını diye geçen hükümet darbesi bütün hayallerini yıktı. Tutuklandı; Viyana’ya sürgüne yollandı; 3 ay sonra İstanbul’a döndü. 14 Kasım 1913’de Peyam Gazetesi’ni çıkardı; başyazarlığını üstlendi; eleştirilerini yumuşattı. Ama hem Saray’ın hem de İttihat ve Terakki’nin gözünde hâlâ ‘amansız muhalif’ti. 

22 Temmuz 1914’de, Birinci Büyük Savaş’ın olumsuz şartlarında İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi; Peyam Gazetesi kapatıldı. Sürgüne yollanmadı; mezun olduğu Mekteb-i Mülkiye’de hocalık yapmasına izin verildi; ticaretle de uğraşabilirdi. İngiliz sempatisi öteden beri bilindiğinden, el altında/kontrolde tutulmasına dikkat edildi. Ülkesi, Almanya’nın yanında savaşa girmişti; İngiltere en büyük/tehlikeli düşmandı. 

Ali Kemal (Bey); savaş boyunca ailesinden uzak kaldı; haber alamadı. Güç bela geçinmeye çalıştı. Siyasetle de ilgilenmedi. Ama ikinci defa evlendi. Mektepler Nazırı Zeki Paşa’nın kızı Sabiha Hanım ile hayatını birleştirdi. Son evliliğinden Zeki (Kuneralp) adlı oğlu doğdu. Zeki Bey; Türk diplomasisinin çok önemli bir üyesi oldu. Türkiye’nin Bern, Londra ve Madrid Büyükelçiliği görevlerinde bulundu. Madrid’de ASALA’nın hedefindeydi. 1978’de kendisine yönelik bir suikast girişiminde eşi Necla Kuneralp’i kaybetti. Oğlu, Selim Kuneralp de baba mesleğini sürdürdü. İsveç ve Kore’de büyükelçilik yaptı. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı’na kadar yükseldi. Türkiye’nin AB nezdindeki Daimi Temsilciliği’ne tayin edildi.

- Sadrazam Damat Ferit’in Kurduğu İki Hükümette Yer Aldı… -

Ali Kemal (Bey); Birinci Dünya Savaşı boyunca siyasetten uzak kaldı; ama arkadaşlarıyla bağlantısını sürdürdü. İttihat ve Terakki Partisi’nin önemli yöneticileri - 1 Kasım 1918’de! - ülkeden kaçınca, önü açıldı. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından da kendine geldi. İttihatçılara karşı kan davası başlattı. 14 Ocak 1919’da faaliyete geçirilen Hürriyet ve İhtilaf Partisi’nin Genel Sekreterliği’ne seçildi. 4 Mart 1919’da kurulan 1. Damat Ferit Hükümeti’nde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı)’na getirildi. Yeni hükümet İngiltere yanlısıydı; Başbakanlık yapan - son Padişah Vahdettin’in eniştesi! - Damat Ferit Paşa’nın - İngiliz Gizli Servisi’nce düzenlenen! - bilgi notunda şöyle denilmişti:

‘Çalışırken veya dışarıda her zaman, çok güvendiği ve samimi olduğu kayınbiraderi Sultan’la olmaktan zevk duyar. İngiliz düşüncesinin ve kurumlarının gerçek bir hayranıdır. Türkiye’nin tek kurtuluş umudunun Büyük Britanya ile iyi ilişkilerde yattığını belki en üst kademedeki devlet adamlarının hepsinden fazla inanır.’

Damat Ferit ve hükümetinin üyeleri; İttihat ve Terakki’nin bütün eylemlerini soruşturdu; suçladığı/suçlanan kişilerin mahkemeye çıkarılmasını destekledi. Özellikle Doğu’daki Ermeni İsyanları’nı görmezden gelip, Türk yöneticileri karalayan tavır içine girdi. Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey gibi suçsuz pek çok Türk evladı - İngilizlerin isteği ve memnun edilmeleri için! - suçlandı ve idam/şehit edildi. 

Ali Kemal (Bey); Anadolu’daki Kuvayi Milliye Hareketi’ni de antipatik buldu; İttihatçıların devamı şeklinde gördü; yazılarında/tutumunda düşmanca görüşlerini sergiledi. 2. Damat Ferit Hükümeti’nde Dahiliye Nazırı olunca, gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Mustafa Kemal Paşa hakkında peş peşe yakalama emirleri verdi. 

Bir adım daha ileri gitti; İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. 

- Teşkilat-ı Mahsusa’nın Operasyonuyla Yakalandı… -

Peyam-ı Sabah gazetesindeki başyazılarında Anadolu Hareketi’ni ve Mustafa Kemal Paşa’yı yerden yere vurdu; ‘maceracılar!’ diye niteledi. Ama Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlanması, 9 Eylül’de İzmir’in kurtarılmasının ardından birden bire saf değiştirdi; öz eleştiri yaptı (!); ‘Gayelerimiz Bir İdi ve Birdir’ başlıklı yazısıyla yanıl(tıl)dığını açıklamaya çalıştı. Ama Ankara Hükümeti aynı kanaatte değildi; yakalanıp yargılanmasını istiyordu. 4 Kasım 1922’de, polis müdürü Cem’i Bey, baş komiser Mazlum Bey, polis memurları Mehmet Bey ve Emin Bey’in başarılı operasyonuyla Tokatlıyan Oteli’nin berber salonunda yakalandı. Operasyon; Ankara Hükümeti’nin direktifiyle Teşkilat-ı Mahsusa tarafından başarıldı. Ali Kemal (Bey); Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nin karşısına çıkarılacaktı. Ekip; Ali Kemal (Bey)’i - 6 Kasım 1922’de! - İzmit’te (Sakallı) Nurettin Paşa’ya teslim etti. Sonra film koptu. Bir grup genç subay; İngiliz yanlısı, Kuvâ-yi Milliye düşmanı Ali Kemal (Bey)’in üzerine çullandı. Kafası taşlarla ezilerek linç edildi. Grup hıncını alamadı; çıplak vücudu ipe bağlanıp şehrin sokaklarında dolaştırdı. Parçalanmış vücudu sehpaya asılarak teşhir edildi. İzmit’te bilinmeyen bir yere gömüldü; başına mezar taşı da dikilmedi. Yerini bilen de çıkmayınca kabri kayboldu. 

Aile fertlerinin 1950’lerde ısrarlı ve ciddi araştırmaları sonucunda defin yeri bulunabildi.

Ali Kemal (Bey)’in İngiltere’de anneannelerinin yanında kalan iki çocuğu; İngiliz örf ve adetlerine göre yetiştirildi. İngiliz vatandaşı yapıldılar; Kemal’i bıraktılar; büyükannenin kızlık soyadı Johnson’ı aldılar. Osman Kemal; adını Osman Wilifred Johnson diye değiştirdi; Irene Williams adlı bir hanımla evlendi. 1940’da oğlu Stanley Patrick Johnson doğdu. Torun Johnson; Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi. İngiltere’de tanınmış bir yazar, çevreci ve nüfus uzmanıydı.

İngiltere’nin yeni Başbakanı Boris Johnson’ın dedesi Osman Kemal; Türk büyükelçi Zeki Kuneralp’in aynı babadan olma kardeşiydi.

Filozof romancı Kemal Tahir demişti ki: ‘Ali Kemal; mason olmasına rağmen masonlar tarafından kurtarılamadı. Ancak masonlar, Ali Kemal’in çocuğu ya da torununu önemli bir yere getirerek, ileride hatalarını mutlaka telafi edeceklerdir…’

31 July 2019 15:35
857 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

Kıbrıs’a Yahudi Kral Atayan Halife Hükümdar

Osmanlı’nın 11. padişahı 2. Selim, devletin yönetimini - damadı! - Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bıraktı. 8 yıllık saltanatını eğlence âleminde sürdürdü. Bazı tarihçilere göre şarap ve işret meclisleri için dünya geldi. Yazılanlara bakılırsa Kıbrıs, ‘emsalsiz lezzetli ve hoş kokulu şarapları için’ fethedildi. ‘50 bin babayiğit askerin şahadetine mal oldu.’

Karısından Senetle Borç Alan Padişah

3. Mustafa, devletin itibarı/muzafferiyeti için bütün varlığını harcadı. Hanımından, kızından ve oğlundan ordular donatacak tutarda borç para alıp savaş masraflarını karşılamaya çalıştı. Karşılığında senet verdi. Borçlu öldü; imzaladığı tarihi bono, Topkapı Sarayı’nın arşivine girdi.

Vahdettin’in Eniştesi Damat Ferit

Damat (Mehmet) Ferit Paşa, ‘saraya damat olup Osmanlı bürokrasisinde hızla yükselme’ geleneğinin son temsilcilerindendi.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Taliban’ın Kara Kutusu

Taliban, Afganistan’ın tamamında kontrolü sağlayıp iktidara geldi. Ülke insanına işbirliği/dayanışma çağrısında bulundu. Oysa 1996 - 2001 arasında tam bir ‘orta çağ idaresi’ uygulamıştı. Yokluklar içindeki ülke iyice yoksullaşmıştı. Çocuk ölümlerinde dünya rekoru yakalanmıştı. Kızların eğitim hakları ellerinden alınmıştı. Bütün eğitim kurumları medreseye çevrilmişti.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Kitapsız İlim, Tekçe'siz Film Olmaz

Ahmet Tarık Tekçe, Yeşilçam Sokağı’nda yaşadı, nefes aldı, sinema için terledi ve rızkını temine çalıştı. Bazı yapımcıların sömürüsüne karşın, hakkını isterken bile zorlandı. Paranın değil, beyaz perdenin cazibesine kapıldı.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Gâzi Paşa’nın Son Namazı

Ülkenin kurucu lideri/’banisi’ Mustafa Kemal Paşa, ölüm döşeğinde bile memleket meselelerine bigâne kalmadı. Tek hedefi: Türkiye’nin gelişmesi, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve uygar dünyada hak ettiği yeri almasıydı. Atatürk, ‘rehber edinilecek büyük Türk milliyetçisi ve vatan sevdalısı’ydı…

Padişaha Dublörlük Yapan Süt Kardeş

34. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit Han, kendisine çok benzeyen İsmet Bey’i dublörü olarak kullanırdı.

Cariyenin Ayaklarına Kapanan Halife Padişah

1. Abdülhamit, 45 yıl ‘Kafes Köşkü’nde hapis tutuldu. Vücudu iflas etti, morali çöktü. Tahta çıkınca, saray hekimlerinin hazırladığı özel ilaçları/karışımları kullandı. Ardından cariyelerle sıkı şekilde teşriki mesaiye girdi. Ama ‘Ruhşah’ adlı ahunun reddiyesi karşında ne yapacağını şaşırdı. Merhamet dilenen mektuplar kaleme aldı, adeta yalvardı…

Son Sultanın Son Sevdası

Sultan Vahdettin’in 5. - ve son! - hanımı Nimet Nevzat Hanım kıskanılacak derecede güzeldi. İri gözleri, dolgun etli dudakları, kaymak beyazı cildi ile hemen fark edilirdi.

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Terzisi

Paşa; klasik ve her devirde moda olabilecek, kendi stiline gidebilecek kumaşları seçerdi. Kumaşlarının bir kısmı yurt dışından gelirdi.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Oscar Ödülleri’nin Çok Renkli Tarihi

Kısaca Akademi Ödülleri adıyla tanınan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (Academy of Motion Picture Arts and Sciences) Ödülleri ilk defa 16 Mayıs 1929’da verildi.

Mezarımı Taştan Oyun!

Hüseyin Peyda, sinema tarihimize mendil ıslatan yerli melodramların öncüsü olarak geçti. ‘Söyleyin Anama Ağlamasın’ ve ‘Mezarımı Taştan Oyun’ ile rüştünü ispatladı. Milyonların sevgisini ve hayranlığını kazandı. 40 yıllık Yeşilçam serüveninde kendisini yenilemeyi, ayakta kalmayı bildi/başardı.

Ferhantoloji

Ferhan Şensoy, tiyatromuzun son yarım yüzyılda yetiştirdiği birkaç sivri dilli, muhalif, yazdığı okunan, sahnelediği seyredilen sanatkârlardandı. Heyecanlı, hareketli, yüksek tansiyonlu, özenilecek, serüven dolu hayat sürdü. Geride çok sayıda eser, anı ve dost bıraktı.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Alay Sancağını Mihrap Yapan Kahraman

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, şehit düşmesinden az önce eşi hanımefendiye mektup yazdı.

Kırık Bir Aşk Hikâyesi: Engin İle Perran

Sabah Gazetesi’nin popüler-polemikci yazarı Engin Ardıç ile televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından Perran Kutman iki yıla yakın süre nişanlı kaldı, ama sonra ayrıldı.

Oscar Ödülleri’nin Çok Renkli Tarihi

Kısaca Akademi Ödülleri adıyla tanınan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (Academy of Motion Picture Arts and Sciences) Ödülleri ilk defa 16 Mayıs 1929’da verildi.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

‘Devlet Hatun’ Latife Hanım!

Latife Uşşaki Hanım geçmişine ve anılarına saygılıydı. Mustafa Kemal Paşa’ya eşsiz aşkla bağlandı. 2,5 yıl süren evliliği bitince, İstanbul ve İzmir’de yaşadı. Toplantılara katılmadı, görüşme isteklerini reddetti. Paşası ile yaşadığı dönemde çekilen fotoğraflarıyla hatırlanmak istedi.

Atatürk'ün Emaneti Türk Hava Kurumu

Türk Tayyare Cemiyeti kurulduğunda sadece yerli uçağın yapımı değil, millî silah sanayinin de temeli atıldı. Atatürk’e göre Türk Milleti yüksek karaktere, zekâya, kabiliyete sahipti. Kendi uçağını, tankını ve her türden savaş silah(lar)ını üretebilirdi.

Asker Vatan Savundu, Yangın Söndürdü

Osmanlı’da ilk itfaiye teşkilatı 18. asrın başında kuruldu. Yeniçeri Ocağı’na bağlıydı. İstanbul’da ve çevre ormanlarda çıkan yangınları söndürmeye çalıştı. Taşıma su ve ilkel teçhizatla işi zordu.

33’lük Tespih Gibi Tabanca Çeken Fedai

Yakup Cemil Bey, ‘korku’ kelimesini tanıma(z)dı. Düz mantık yürütürdü. Siyasetin ince oyunlarını, gülümserken ayak kaydıran tuzaklarını bilmezdi. Ölümü göze alır, istenileni/emredileni yapardı. Kontrolü müşküldü. Haksızlık(lar) karşısında susmaz, ya sesini yükseltir ya da - daha çok! - piştovunu konuştururdu.

Türkeş, MBK’den Nasıl Tasfiye Edildi?

Atatürk’ün manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’ın Ankara’nın Necatibey Caddesi’ndeki mütevazı evinde ‘14’ler’ tanımlamasıyla siyasi tarihimize geçen grubun kaderi çizildi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal ve MBK’nin 2 etkin üyesinin çok gizli toplantısında ülkenin yakın geleceğini etkileyecek önemli karar alındı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Mescid-i Aksa’nın Karşısına ‘Süleyman Sinagogu’ Önerisi

Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Yaser Arafat’a, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri adına elçi gitti. ‘Mescid-i Aksa’nın bahçesine inşa edilecek sinagoga izin verilirse bağımsız Filistin devletinin tanınacağı’ teklifini iletti. Olayı Filistin asıllı gazeteci Abdülbari Atwan doğruladı.