Babası İsteyince Sinemayı Bıraktı

Zeynep Aksu; çok zengin/tanınmış ailenin biricik kızıydı.

Babası İsteyince Sinemayı Bıraktı

Zeynep Aksu; çok zengin/tanınmış ailenin biricik kızıydı. Babası, varlıklı ama otoriter, ‘dediğim dedik!’ adamdı. Ailesinin de kurallarına uymasını isterdi. Küçük Zeynep Aksu (Füsun Demircioğlu) böylesi bir dünyada yaşamasına karşın mutluydu; annesini çok seviyordu. Annesi de kızını şefkatle kucaklıyor; bir dediğini iki etmiyordu. Yatılı okullarda da aynı disiplin ve ciddiyet içinde oku(tul)muştu. Ama fakirlikten kaçanların aksine Zeynep Aksu; zenginlik ve sıkıyönetimden boğulup; kendini sinemanın kollarına bırakmıştı. 

Hürriyet gazetesi ile Pazar dergisinin ortaklaşa düzenledikleri güzellik yarışmasını kazandı. Tam 20 filmde başrol oynamasını garanti eden anlaşma imzaladı. Dergilerin ve gazetelerin magazin sayfalarında boy boy resimleri yer almaya başladı. Türkan Şoray’a rakip gösterildiyse de; konuşmaktan kaçındı. Ama Şoray’a çok benzediği de gözlerden kaçmıyordu. ‘Üvey Ana’ filmindeki başarılı oyunu ile Altın Portakal Ödülü kazandı. Tam 40 filmde başrol oynadı. Ama babasıyla arasını düzeltemedi. Sinemada 7. yılıydı; bir sabah babasından telefon geldi; ‘Sinemayı bırakırsan; yanıma gelebilirsin,’ diyordu. Zeynep Aksu tereddüt etmedi; Yeşilçam’ı elinin tersiyle itip; atasına koştu. Cüretini bir adım daha ileri götürdü: Babasının yatıyla yaptığı deniz gezisinde; bütün ödüllerini, hakkında yazılanların hepsini denize attı. 

Ali Hikmet İnce yazdı.

31 October 2019 11:59
413 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

Ömercik: Feleğin Sillesi Ya Da Solan Bir Yaprak Gibi

Ömercik - Ömer Dönmez! -; Türk sinemasının en ünlü çocuk yıldızlarındandı. Hayat hikâyesi de canlandırdığı Yeşilçam senaryolarına benzedi. Dramı dibine kadar yaşadı. Alkışların vefasızlığını anladığında iş işten geçmişti.

Böbreğini Satılığa Çıkaran Ünlü Dansöz

Birsen Ayda; İstanbul’un eğlence mekânlarında kıvrak otantik danslarıyla fırtına gibi esti. Binlerce hayranının iltifatlarına mazhar oldu; düşlerini süsledi. Çektiği filmlerle de şöhretini perçinledi.

Ali Babacan’ın Bilinmeyen Hikâyesi

Ali Babacan; - Başkentli gazetecinin benzetmesiyle! - Ankaralı, Müslüman burjuva ailenin - yurt içinde ve yurt dışında! - en iyi okullarda eğitim almış üyesiydi. ABD’ye gitti; Batı gördü; yabancı diller öğrendi. Aile şirketini yönetmesi, geliştirmesi/yükseltmesi beklendi. Babacan; kendisini aniden siyasetin içinde buldu; sonrası çorap söküğü gibi geldi…

Papaz’ı Korkutan Dosya

‘The Friends, The British Secret Intelligence Service’nin Makarios ile ilgili dosyaları, 1950’den bu yana dinî ve politik olarak önderlik ettiği halkına anlatılamayacak ölçüde rezilliklerle doluydu.

Suzan Avcı ya da ‘Şıngırdak Melahat’

Suzan Avcı (Bizavcı), ‘hayat mektebi’nden mezundu. Tek başına yaşamı ve ailesini omuzladı. Yeşilçam’da mucizeler yarattı. Çizdiği tipolojiyle milyonlarca erkeğin dikkatini çekti/hayranlığını kazandı. Adını, Türk Sinema Tarihi’nin zirvesine yazdırdı.

Yerli James Bond Göksel Arsoy

Göksel Arsoy; daha çok romantik aşk filmleriyle tanındı.

Arkadaşının Rolünü Alan Yıldız

Türk Sineması’nda ‘Sultan’ diye bilinen Türkan Şoray’ın beyaz perdeye geçişi biraz rastlantı, biraz da şans eseriydi.

Kulak Çeken Senarist

Asıl adı Abdulkadir Pirhasan’dı; geniş kitlelerce Vedat Türkali diye tanıdı.

Nobel’e Aday Gösterilen Atatürk

Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos (1864 - 1936), 12 Ocak 1934’de bir mektup yazıp Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti.

Monna Rosa: Kırık Bir Aşk Hikâyesinin Yadigârı

Bazı sevda hikâyelerinin sonunda kavuşulmazdı. Bazılarında ise âşıklar; maşuk(a)larına kendilerini anlatamazdı. Bazı şiirler reddedilebilirdi; ama her kabul edilmeyişin bitebilen/değişebilen vadesi vardı. Monna Roza az bilinen; ama vuslata erişilmeyen kırık bir sevdasının öyküsüydü…

Nobel Barış Ödülü Adayı Hitler

Adolf Hitler, ünlü TİME dergisi tarafından 1939’da Yılın Adamı seçildi; Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.

Oscar Ödülleri’nin Çok Renkli Tarihi

Kısaca Akademi Ödülleri adıyla tanınan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (Academy of Motion Picture Arts and Sciences) Ödülleri ilk defa 16 Mayıs 1929’da verildi.

Diğer Türk Sineması Yazıları

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Darbecilere Kafa Tutan Aktör

Cahit Irgat ne çektiyse dik kafalılığından ve alkol alışkanlığından çekti. İçki hayatının her döneminde en etkin vazgeçilmeziydi.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.

En Sevimli Mafya Babası

Dinçer Çekmez, dünyamızdan ayrıldığında 73 yaşındaydı.

Ömercik: Feleğin Sillesi Ya Da Solan Bir Yaprak Gibi

Ömercik - Ömer Dönmez! -; Türk sinemasının en ünlü çocuk yıldızlarındandı. Hayat hikâyesi de canlandırdığı Yeşilçam senaryolarına benzedi. Dramı dibine kadar yaşadı. Alkışların vefasızlığını anladığında iş işten geçmişti.

Gezen’in Annesinin İstemediği Evlilik

Müjdat Gezen, ikinci evliliğini ağabeyinin karısının yeğeni Leyla Turgut’la gerçekleştirdi.

Arzu Okay’ın Dramı

Babası Adanalı bir taksi şoförü, annesi İzmirli bir ev hanımıydı.