‘Cinayet Şirketi’ Kuran Tetikçi

Amerikan suç dünyasında ‘Kid Twist’ diye bilinen İbrahim Reles, Mafya’nın en ünlü eli kanlı katillerindendi. Kurbanlarını çengel uçlu buz kırma aparatı ile öldürürdü. Binden fazla kişinin kanına girdiği ileri sürüldü. Cinayet işlemek için şirket dahi kurdu ve siparişleri/iş tekliflerini değerlendirdi.

‘Cinayet Şirketi’ Kuran Tetikçi

İtirafçılığı kabul edildikten sonra eski yakın çevresi ve koruyan polisler arasındaki lakabı ‘Öten ama uçamayan kanarya’ kaldı. Suç dünyasında ve emniyetteki kaydında ise, ‘Murder, Inc.’ - Cinayet Şirketi! - kurucularındandı. Bir sabah korunduğu/gizlendiği otelin kapısının önünde cesedi bulundu. Tutulan rapora göre, 5. kattaki odasının penceresinden birbirine düğümlediği çarşaflar yardımıyla aşağıya inip kaçacaktı. Denemesi yarım kaldı: Kendisini aniden boşlukta ve betonun üzerinde buldu. Şiddetli çarpmadan ötürü kafatası parçalandı, hemen öldü. Olayı duyuran gazetenin manşeti, ‘Uçmayı başaramayan kanarya kaldırama çakıldı!’ oldu. Haberin detayında ilgi çeken, ürperten, hatta kabus yaşatan olaylar sıralıydı.

- Suç Dünyasına Şeker Çalarak Girdi… -

Suç dünyasında ‘Kid Twist’ kodu ile tanınırdı. Polis siciline ‘İbrahim Reles’ diye geçmişti. Avusturya - Galiçya! - göçmeni Yahudi idi. İbranice tam ismi ‘Elkanah ben Reb Shimon'du. New York’un Brownville bölgesinde, 10 Mayıs 1906’da doğdu. Ailenin geçiminden sorumlu babası tezgâhtardı. Elbise mağazasında yevmiye karşılığı çalışırdı. ‘Büyük buhran’ öncesi işini kaybedince, sokaklarda şövale satmaya çalıştı. Aile için yokluk, - çoğu kez! - yatağa aç girilen günler başladı.

Eğitimini sürdüremedi. 8. sınıfta terk etti. Para kazanması, harçlığını çıkarması gerekliydi. Küçük yaşında kolay, terlemeden, yorulmadan hayatını idame ettirmenin yolunu keşfetti. Bakkallardan, şekerlemecilerden küçük hırsızlıklar yaptı. Hamamların/saunaların eşya dolaplarından şişkin cüzdanları aparmayı öğrendi. Otomat makinelerini keşfedince toplumsal/sosyal kast atladı. 15 yaşındaydı ve ilk kez hapisle tanıştı. Aygıttan 2 dolarlık sakız çalarken suçüstü yapıldı. 24 ay tutuklu kaldı. 

Hapishaneden çıkınca Brownsville’ye geri döndü. Tecrübeli, az da olsa şöhretli ve - daha da önemlisi! - güvenilir elemandı. Katıldığı ilk çetenin lideri - kendisi gibi Yahudi olan! - Louis Buchalter idi. Grup, Yahudi ve İtalyan göçmenler koalisyonuydu. Liderliğe sonradan İtalyan asıllı Albert Anastasia gelecekti. Anastasia, Murder Inc. - Cinayet Şirketi! - ‘nin kurucuları arasına girecekti. - Meşhur ABD’li yazar Jack London aynı adı taşıyan romanın da benzer temayı/oluşumu farklı boyutlarda işledi! - Mafya içinde ünlenen çok sayıdaki tetikçinin yetiştiricisi, örnek aldığı kişi, ‘büyük usta’ydı. FBI’nin kayıtlarına göre, binlerce kişinin ölüm emrini verendi. - Bir berber dükkânında sakal traşı olurken, rakip çetenin katillerince katledilecekti! - 

- Shapiro Kardeşler’in Yönettiği Çetenin Tetikçisiydi… -

Reles, daha sonra Shapiro Kardeşler’in yönettiği organizasyona katıldı. Meyer, Irvıng ve William Shapiro Kardeşler de Yahudi kökenliydi. New York’tan Williamsburg’a kadar uzanan bölge kontrolleri altındaydı. Fuhuş, kumar, tefecilik, tahsilât, haraç ve hırsızlık başlıca uğraş alanlarıydı. İçki kaçakçılığı çok karlı iş koluydu. Sert ve kanlı rekabet gerektirirdi. Rakip çeteler, karşıtlarını sindirme, güçlerini kırma, etki alanlarını daraltma/ele geçirme çabasındaydı. Gazetelerde kanlı vukuatların/çatışmaların boy boy haberleri yayınlanırdı. Sabıkalı, gözü kara, atak pek çok meşhur tecrübeli katil/’silahşör’ ellerinin altındaydı. 

İbrahim Rele, kanlı kadronun ‘maça ası’ydı. Kısa boyuna karşın çok kuvvetli ve duygusuzdu. Kurbanını konuştururken, hayatına son verirken acımazdı, pişmanlık duymazdı. İşini kutsal bir tören özeni içinde yapar ve hususi dikkat gösterirdi. Kendine özgü kesici aletler/silahlar kullanırdı. Kurbanlarını öldürürken - çoğunlukla da! - çengele benzeyen buz kıracağını tercih ederdi. Ucu sivri metal alet talihsizin kulağından beynine kadar sokulur, derin acı çektirerek öldürürdü. - Polis, ilk cesetleri incelediğinde beyin kanamasından terk-i dünya eylediklerini sandı. Sayı çoğalınca cinayette karar kıldı! - Bazen etli elleriyle kuvvet denemesine girişir, bükerek/boğarak katlederdi. Öfkesini kontrol edemediğinde de maktulün boynunu kırardı. Çete üyelerince, - kendine özgü hususi stilinden ötürü! - ‘Kid Twist’ sıfatıyla anıl(ır)dı.

- Çete Arkadaşlarından İlk Darbeyi Aldı… -

Shapiro Kardeşler’in de defterleri kanlı dürüldü. 1931’in yazında Irwing ve Meyer Shapiro, Amber Kardeşler Çetesi tarafından öldürüldü. Irwing, evinden çıkışında pusuya düşürüldü, orada ruhunu teslim etti. Meyer ise, Manhattan’ın aşağı doğu yakasında bir apartmanın bodrum katında infaz edildi. Binanın temeline gömüldü. Son Shapiro, William ise, Murder Inc. - Cinayet Şirketi! -‘ni kuran elemanlarca temizlendi. Yakalandı, çete sığınağına götürüldü. Günlerce aç bırakılıp dövüldü. Sonra bir çuvala konuldu. Canarsie Bataklığı’nda derin kum çukuruna canlı canlı atılıp üzeri dolduruldu. Bağıra bağıra can verdi. Takvim yaprakları 20 Temmuz 1934’ü gösteriyordu. Cinayette, daha önce yanlarında çalışan, tecrübeli katil ‘Kid Twist’ Reles başroldeydi. Çetenin diğer üyeleri, Frank Abbandando, Harry Maione ve Amber Kardeşler’di.

Frank Abbandando, ‘Cinayet Şirketi’nin kurucularındandı. Acımasızdı, gözünü kan bürümüştü, para için her türlü kötülüğü yapabilirdi. İşini hızlı ve ipucu bırakmadan yapardı. Cinayet silahları - Reles’inki gibi! - çengel uçlu buz kıracağı ve satırdı. Resmi makamlarca 30’dan fazla cinayetten sorumlu tutuldu. Bazı rakip çetelerin yok edilmesini planladığı da iddia edildi. Shapiro Kardeşler’in katliamında da etkin rol aldığı savunuldu. 1940’da tutuklandı. Örgüt tarafından ‘ceza almadan kısa sürede dışarı çıkacağı’ güvencesi verildi. Duruşmalarda son derece rahattı, mahkeme hâkiminin kulağına eğilip tehdit etme cüretini bile gösterdi. Ama takım arkadaşı Reles’in şehadeti sonuç verdi. Hapse gönderilişinden 2 yıl sonra, elektrikli sandalyede can verdi. 

- Harry Maione, Kurbanlarının Cesetlerini Parçalara Ayırırdı… -

Harry Maione, İtalyan asıllı tetikçiydi. Çocuk yaşlarında cesaretini ve dirayetini gösterdi. Soydaşlarının kurduğu Ocean Hill Hooligans’ı yönetti. Murder, Inc. adına sayısız cinayet işledi. Tabancanın yanında el baltası kullanırdı. Kurbanlarının cesetlerini parçalara ayırır, torbalara koyar sonra da yok ederdi. Yüzü hiç gülmezdi, hep çatıktı. Takım arkadaşları ‘Happy’ - mutlu! - diye takılır, alay ederlerdi. Reles’e yardımları oldu. Cinayet suçlaması ile tutuklandı. 1942’de, - 34 yaşında! - New York Ossining'deki Sing Sing Hapishanesi’nde elektrikli sandalyede idam edildi. Bir polis yetkilisine göre Harry Maione, İbrahim Reles kadar acımasız, korkusuz ve iş bitiriciydi.

Bir iddiaya göre Reles, eski patronları/çete arkadaşları Shapiro Kardeşler’den beklemediği kötülük gördü. Irwing, Meyer ve William Shapiro, yanlarında tetikçilik yapan, emirlerini yerine getiren ‘asker’in kast atlamasını, suç dünyasında yükselmesini kabullenemedi. En can alıcı noktasından vurmayı, hayatını zehir etmeyi düşündüler. Meyer Shapiro, Reles’in gözü gibi baktığı kız arkadaşını/sevgilisini kaçırdı. Tecavüz etmekle yetinmedi, sakat bırakacak şekilde dövdü. Reles, biricik sevdiceğinin düştüğü hali görünce mantığını yitirdi. ‘Mafya raconunda kadına ve çocuğa dokunulmazdı!’ Ama kanun çiğnenmişti. Eski silah/kader arkadaşları ‘mahremine - harem-i ismetine! - girmiş/el uzatmış, mahremini kirletmiş’ti! En güvendiği yandaşlarıyla plan yaptı. Sabrın sonunda başarı geleceğini deneyerek öğrenmişti. 3 yıllık kararlı sürecin sonunda Shapiro Kardeşleri arenadan sil(in)di. Polis yetkilileri, William’ın cesedine tesadüf eseri ulaşılabildi. Kum çukuruna atılıp üzeri örtülürken attığı çığlıklar, yakından geçen bir kişi tarafından duyuldu. Tıkıldığı çukurdan cenazesi çıkarıldı, yapılan otopsi sonucunda diri diri gömüldüğü anlaşıldı.

- Para, Ün ve Kadın, Reles’i Değiştirdi… -

Reles, ünlendikçe şımardı, sinirlendi, saldırganlaştı. Çevresine zarar vermeye, açık alanlarda halka şiddet sergilemeye/uygulamaya, korkusuzca hareket etmeye başladı. Şöhretin kendisine dokunulmazlık kazandırdığını sandı. Şirret, aşırı tepkili ve emreder ruh haline büründü. Kusur kabul etmezdi. Bir gün, arabasını yıkayıcıya bıraktı. İşletme çalışanı otomobili pırıl pırıl yaptı. Ama çamurluğundaki küçük leke gözünden kaçtı. Hemen cezası kesildi: Elemanı kıyasıya dövdü. Zavallı kan revan içinde kaldı, dişleri yere döküldü. Bir başka seferde de cüreti sınır tanımadı: Arabasını geç getiren valeyi öldürdü. Sonra da hiçbir olay vuku bulmamış gibi park yerinden uzaklaştı. 

Yanındaki güzel kadın(lar)a bakılmasına dayanamazdı. Tepkisi anlıktı ve beklenmedik sertlikteydi. Dönemin Hollywood yıldızlarına benzeyen güzel hatunlardan hoşlanırdı. Her türlü lükslerini sağlar, gönüllerini hoş tutar, güler yüz ve onurunun okşanmasını beklerdi. Pohpohlanmayı severdi. Pek çok meslektaşı gibi kendini vazgeçilmez görür ve güvenilmesini isterdi.

Rahat ve lüks sayılacak hayata sahipti. Cüzdanı şişkindi. Gardırobu tanınmış marka takım elbiselerle doluydu. Son model, pahalı, sağlam/güçlendirilmiş ve çok hızlı otomobillere binerdi. Güzel, seksi, genç kadınlarla dolaşır, oteldeki özel odasını, cüzdanını ve yatağını paylaşırdı. Havana’dan getirttiği puroların üzerinde Reles markası hemen fark edilebilirdi.

- Albert Anastasia İle Cinayet Şirketi’ni Kurdular… -

Şekerleme(ler)den, özellikle de fıstıklı ve cevizli çikolatadan hoşlanırdı. Zaten mesleğe de şeker, çikolata çalarak girmişti.

İsmi bilinip, kurbanlarının sayısı arttıkça, sektörel alanları da genişledi. Kumarhanelerden haraç toplanması, sendikal örgütlenmeler de muhaliflerin gözlerinin korkutulması/susturulması, lokantalara ortaklık veya yüzde üzerinden vergi alınması gibi işlere girişti. Suç listesi genişlemedi, adeta kabardı. Yandaşları kadar karşıtları da çoğaldı.

Reles ile Albert Anastasia birbirine çok benzerdi. Para kazanmak, ünlenmek için her türden kanlı eyleme girişebilirlerdi. 1933’de öncelikle New York’ta ‘anlaşmalı cinayet’ işine girdiler. Şehirdeki mafya aileleri için çalışabileceklerdi. Faaliyet alanları daha sonra genişleyecek ve neredeyse ABD’nin önemli kısmına yayılacaktı. Kadrolarına güvendikleri, sözlerinden çıkmayacak, gözü kara yeni elemanlar/tetikçiler aldılar. Murder, Inc. - Cinayet Şirketi! -‘nin kuruluşunu tamamladılar. - Bir polis yetkilisine göre Murder, Inc., mafyanın kendi örgütüydü ve tamamen kontrolündeydi! -  

- İstihbarat kaynaklarına göre Anastasia, Cinayet Şirketi’nin patronu ve cinayet(leri) planlama koordinatörüydü. Cosa Nostra’nın da kurucularından, yüksek rütbeli yöneticilerindendi. Ama ortağınca ispiyonlanacaktı. 1940’da, polise konuşan Reles’in suçlamaları/açıklamaları ceza alması için yeterli görülmedi. Bir başka gizli tanık daha ifade verecekti fakat duruşmadan bir gün önce hücresinde ölü bulundu. Delil yetersizliğinden ötürü salıverildi. 1957’de, New York Park Central Hotel’de uğradığı suikastta hayatını yitirdi! -

- Lucky Luciano, Reles’in Önünü Açtı… -

Lucky Luciano ile tanışmaları, işlerini yoğunlaştırdı/büyüttü. Organizasyonun varlığı inkâr edilse, ‘basının yakıştırması/abartması denilse de,’ etkisi/rolü küçümsenemezdi. Binlerce cinayetten, daha fazla sayıdaki kayıptan da sorumlu tutuldu/gösterildi. 

Charles ‘Lucky’ Luciano - yer altı/suç dünyasında ‘Şanslı’ Luciano diye bilinirdi! -, New York’un hatta ABD’nin en önemli Mafya liderlerindendi. Profesyonel kumarbazdı. Planlama/strateji uzmanıydı. Devlet bürokrasinde etkin tanıdıkları vardı. İçki yasağı döneminde müthiş servet edindi. Ama polisin takibinden/elinden kurtulamadı. Hakkında 100’e yakın soruşturma açıldı ve 1935’de hapishane hücresine konuldu. Örgütünü içeriden yönetmeyi sürdürdü. ‘2. Dünya Savaşı’nda ABD’nin yararına gizli - devlet sırrı sayılabilecek! - bazı işler yaptı. Sicilya’daki Mafya ile bağlantı kurup, müttefik kuvvetlerin İtalya’ya çıkmalarına yardım ettiği/planladığı ileri sürüldü.’ Ama bilgi/rivayet resmen doğrulanmadı. ‘Savaş sonunda geri dönmemek şartı ile İtalya’ya gönderildi.’ Son günlerini Napoli’de geçirdi. Cenazesinin New York’a getirilip St. John’s Mezarlığı’na, ailesinin yanına gömülmesine izin verildi. ‘1998’de Time dergisince 20. yüzyılın en önemli 100 kişisi arasında gösterildi.’ Hayat hikâyesi, mafya konulu sinema filmlerine ve televizyon dizilerine ilham verdi.

- Reles Yakalanınca İtirafçı Oldu… -

Elkanah ben Reb Shimon - Reles! -, 1940’de devletin pençesine düştü. Çetesinden bir eleman, aleyhinde muhbirlik yaptı. 17 yıl önce işlenmiş bir cinayetin planlayıcılığı ve tetikçiliğiyle suçla(n)dı. Ardından ithamlar/iddialar çığ gibi arttı/geldi. ‘Müddeiumumîlerin gözünde onlarca cinayetin teşvikçisi ve tetikçisiydi.’ Karısı, Brooklyn Bölge Savcısı’na başvurdu. Kocası adına/’vekili sıfatıyla’ hareket ettiğini belirtti, ailesinin isteğini iletti: ‘Reles’e dokunulmazlık verilirse, suç örgütü aleyhine şahitlik edebilir, bütün bildiklerini/yaptıklarını devlete anlatabilirdi!’ Kendisinin ve ailesinin can güvenliği sağlanmalı, yeni kimlikler verilmeli ve de tanınmadıkları bir yerleşim merkezinde taze bir hayata başlayabilmeliydiler. İstekleri kabul edildi. Dünün mafya tetikçisi, taraf değiştirip ‘kamu şahidi’ rolüne büründü. Ve konuşmaya/’ötmeye’ başladı. Murder, Inc.’in bir numarası, patronu Lepke Buchalter’i cinayetle suçladı. Brookly’de bir şekerci dükkânın sahibi Joseph Rosen’i öldürmekle itham etti. Yargı, Buchalter’i affetmedi, idama mahkûm etti ve elektrikli sandalyeye gönderdi. Reles, nefes almaksızın açıklamalarını sürdürdü. Louis Capone, Mendy Weiss, Harry Maione, Harry Strauss, Frank Abbandando, Irving Nitzberg gibi dönemin önemli isimler, suçlamalardan paylarına düşen(ler)i aldılar. 

Irving Nitzberg’in haricindeki bütün isimler elektrikli sandalyede öteki dünyaya gönderildi.

Reles, çocukluk arkadaşı ‘Buggsy’ Goldstein’i dahi gözden çıkardı.

Reles, kendi eylemlerinin çoğunu da açıkladı. 23 Mart 1940’da Brooklyn Bölge Savcısı William O'Dwyer’in karşısına çıktı. Düzinelerce olay, tarih ve kişi isimleri sıraladı. Mahkeme üyeleri şaşkın, çete üyeleri panik halindeydi.

- İfadesi Alınırken 25 Stenograf Görev Yaptı… -

İfadesini alan Bölge Savcı Yardımcısı Burton Tuskus görevi sırasında 25 stenograf görev yaptı. Ciltler dolusu sorgu tutanakları ortaya çıktı. ‘Öten fakat uçamayan kanarya’ tam 85 cinayeti üstlendi ve ayrıntılarına kadar anlattı. Savcı Yardımcısı Tuskus’un beyanına göre, bütün olaylar en ince noktalarına kadar incelendi, doğrulandı ve iddianamelerin yazımında yararlanıldı. ‘Cinayet Şirketi, 1930 - 1940 yılları arasında binlerce kişinin öldürülmesi,çok  daha fazla sayıda kayıptan sorumlu tutuldu.

Reles, 12 Kasım 1941 sabahının erken saatlerinde koruma altında tutulduğu Half Moon Hotel’in kapısının önünde ölü bulundu. 5. kattaki 623 numaralı odasının penceresinden sarkıttığı çarşaflar yardımıyla aşağıya inip kaçmaya çalışmıştı. 18 polis tarafından 3 vardiya halinde korunuyordu. Emniyet gözetimindeyken hayatını yitirmesi çeşitli rivayetlerin yayılmasına sebep oldu. Bir söylentiye göre, o sabah Reles, - yakın arkadaşı ve Murder, Inc.’deki ortağı! - Albert Anastasia aleyhinde ifade verecekti, bildiklerini aktaracaktı. ‘Anastasia, Mangano Suç Ailesi’nin gelecekteki lideriydi ve örgütü zarar görmesine izin veremezdi! Son anda elektrikli sandalye yolculuğundan kurtulacaktı!’ 

Bir başka söylentiye göre, ‘Büyük Patron’ Frank Costello, New York’taki mafya ailelerinin daha fazla zarar görmelerini engellemek için Reles’in sonsuza kadar susturulmasını sağladı. Koruma vardiyasındaki polisler, Reles’i öldürüp pencereden attı. 100 bin dolar rüşveti de aralarında paylaştılar.

- Koruma Polislerince Mi Öldürüldü… -

‘Lucky’ Luciano’nun iddiasına göre, Reles ya uyurken ya da bayıltılarak pencereden atılmıştı. New York Polis Departmanı’nın patronu Yüzbaşı Frank Bals cinayetin planlayıcısıydı. Payına 50 bin dolar düşmüştü. 

Vardiyadaki polisler hakkında açılan soruşturmadan sonuç alınamadı.

1951’de yeni tahkikat için büyük jüri oluşturuldu. Ortaya konulan sonuç raporunda, ‘Reles’in kaçma teşebbüsünde bulunduğu ve dikkatsizlik sonucu düşüp öldüğü kanaatine varıldığı,’ yazılıydı.

‘Cinayet Şirketi’nin kurucusu, acımasız Mafya tetikçisi Reles, New York'un Glendale bölgesindeki Old Mount Carmel Mezarlığı'na gömüldü.

9 December 2020 06:01
353 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

İnsan Hakları Müzesi’ndeki Kafatasları

Cezayir; Paris’teki İnsan Hakları Müzesi’nde 150 yıldan beri sergilenen, Cezayirli direniş liderlerinin kafataslarının ülkeye geri verilmesini resmen istedi.

Osmanlı'nın Rasputin'i Cinci Hoca

Cinci Hüseyin Hoca Efendi’nin nefesi kuvvetliydi. Sultan İbrahim’i okuyup üfledi; rahatlamasını, - kısmen! - hayata dönmesini sağladı. Emeli şöhrete kavuşmak, zenginleşmek, mal mülk sahibi olmaktı. Rüşvet almaktan çekinmedi; kesesini/testisini doldurdu. Devlet kadrolarını para karşılığı gayri ehil kişilere tahsis etti ve köşeyi döndü.

Parçalanan Cesedi İlaç Diye Satılan Sadrazam

Hezarpâre - bin parça! - Ahmet Paşa, 2 yaşındaki - dul! - Beyhan Sultan ile evlendirildi. Sadrazamlığı 11 ay sürdü. Boğularak öldürüldü, cesedi parçalara ayrıldı. Her dilimi ‘mafsal ağrılarını iyileştiren ilaç’ (!) diye halka satıldı!

Hasırı ‘Yorgan’ Tabutu ‘Döşek’ Edinen ‘Baba’!

‘İnci Baba’ lakaplı Mehmet Nabi İnciler, hazır cevaptı, girişkendi, farklı meziyetlere/zevklere sahipti; çevresini şaşırtmayı severdi. İtalyan asıllı, ABD vatandaşı, Şikago Mafyası’nın ünlü şefi - merhum! - Al Capone’nin hayranıydı. İdolünün mezarını ziyaret etti, şanına uygun muhteşem çelenk yaptırdı. Ellerini açıp ruhuna ‘Fatiha’ bile okudu

Haydarpaşa’nın Başına Gelenler

Alman mimarisinin ülkemizdeki en bilinen örneği Haydarpaşa Garı’nın ne kadar arabesk kaderi olduğu inşaatın başladığında belli gibiydi.

ABD; Osmanlı Sayesinde Alaska’ya Sahip Oldu

ABD Başkanı Donald Trump; politik hayatının büyük gaflarından birisini daha yaptı: Danimarka’dan Greenland’ı satmasını istedi. Trump; 1867’de ABD’nin Çarlık Rusyası’ndan Alaska’yı yok pahasına kapattığı gibi Greenland’ı da alabileceğini sandı.

Macron’un Özel Hayatı

Emmanuel Macron, ‘Fransa’nın en genç cumhurbaşkanı’ydı. Renkli, duygu dolu, mutlu, heyecanlı yaşam öyküsüne sahipti. Siyasette hep yükseldi ve görülmeyen bir el/kuvvet tarafından desteklendi.

Konta Metreslik Yapan Kraliçe

‘Ekmek bulamadılarsa pasta yesinler!’ deyişi ile tarihe geçen Fransız Kralı 16. Louis’in eşi Marie Antoinette’nin İsveçli bir kontun metresi olduğu ortaya çıkarıldı.

Minaresinde Çan Bulunan Cami

Senegal’in Saint Louis kentindeki Büyük Cami’nin minaresinde saat başlarında çalan bir çan bulunuyor.

ABD Bayrağıyla Pabuçlarını Parlatan Baba

Al Capone, İtalyan’dı fakat Sicilya kökenli değildi. Doğuştan suça meyyaldi. Cürüm işlerken haz duyardı. Bodyguardlık, fedailik, tetikçilik, hırsızlık, beyaz kadın ticareti gibi illegal/kirli işler yaptı. Her seferinde antikomünist ve Amerikan milliyetçisi olduğunu iddia etti. Devletinin ve yönetimin yanında durmuş göründü.

‘Elektrikli Sandalye’nin Mucidi Edison

Cellât kadrosunun adı değiştirilmiş, ‘devlet elektrikçisi’ (!) olmuştu.

Einstein’ın Beyni ve Gözleri Çalındı

Albert Einstein'ın cesedine izin almadan otopsi yapan Thomas Harvey adlı doktor, ünlü bilim adamının beynini ve gözlerini çalma cesaretini gösterdi.

Asrın Casusu ‘Çiçero’ İlyas Bazna 1

2. Büyük Savaş sırasında dünyanın kaderini değiştirebilecek bilgilere ulaşan, Nazi Almanyası hesabına casusluk yapan İlyas (Elyasa) Bazna, Priştina doğumlu Osmanlı vatandaşıydı.

Osmanlı’nın İçki Tüketimi

1904’de, Osmanlı’nın şarap ihracatı tamı tamına 340 milyon litreydi. Osmanlı; Avrupa’nın en önemli içki üreticileri arasındaydı.

Atina’daki Adamımız

İstiklal Savaşı’nın kazanılmasında, Cumhuriyet’in kurulmasında/sağlam temellere oturtulmasında harca ter akıtan pek çok isimsiz Türk istihbaratçısı da bulunuyordu. Binbaşı Fevzi Kamacı da büyük destanın kahramanlarındandı. Asker bir ailenin üyesiydi. Ağabeyi de Türk Erkan-ı Harbiyesi’nde albay rütbesinde istihbarat subayıydı.

6 Milyar Doları Yiyen Fareler

Pablo Escobar, ‘beyaz zehir’ ticaretinin - bilinen! - ilk ve en önemli ismiydi. ‘ABD’yi dizlerinin üzerine çökertmeyi amaçladığını,’ tekrarlardı. ‘Büyük Şeytan’ın amansız düşmanıydı. Güçlü, mutlu, zengin ve uluslar arası alanda etkin Kolombiya düşlediğini söylerdi.

ABD Bayrağıyla Pabuçlarını Parlatan Baba

Al Capone, İtalyan’dı fakat Sicilya kökenli değildi. Doğuştan suça meyyaldi. Cürüm işlerken haz duyardı. Bodyguardlık, fedailik, tetikçilik, hırsızlık, beyaz kadın ticareti gibi illegal/kirli işler yaptı. Her seferinde antikomünist ve Amerikan milliyetçisi olduğunu iddia etti. Devletinin ve yönetimin yanında durmuş göründü.

ABD Başkanı İle Görüşebilen Mafya Şefi

Al Capone, servet edindikçe çevresini genişletti. Polisleri, savcıları, hâkimleri, belediye başkanlarını ve politikacılarını kendine bağladı. Dokunulmazlık zırhını kuvvetlendirdiğini düşündü. ABD Başkanı Herbert Hoover ile samimi dostluk kurmayı bile başardı. Suçlarının görmezden gelineceğini düşündü/sandı.

Tanju Okan Ve ‘Kadınım’ Şarkısı

Tanju Okan; İzmir’den yetişmiş bir ses sanatçısıydı. Türk Hafif Müziği’nin kurucuları/öncüleri arasındaydı. Kısa sayılabilecek hayatında unutulmayacak/ölümsüz şarkılar seslendirdi. Son anına kadar hayata kırgındı; mutsuzdu; huzursuzdu…

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Yanlış Çeviri Japonya’yı Bombalattı

ABD’li tercümanların yanlış/hatalı çevirisi yüzünden 2. Dünya Savaşı’nın kaderinin değiştiği, Japonya’ya atom bombaları atıldığı ve 250 bin sivilin yok yere hayatını yitirdiği ileri sürüldü.

ABD Bayrağıyla Pabuçlarını Parlatan Baba

Al Capone, İtalyan’dı fakat Sicilya kökenli değildi. Doğuştan suça meyyaldi. Cürüm işlerken haz duyardı. Bodyguardlık, fedailik, tetikçilik, hırsızlık, beyaz kadın ticareti gibi illegal/kirli işler yaptı. Her seferinde antikomünist ve Amerikan milliyetçisi olduğunu iddia etti. Devletinin ve yönetimin yanında durmuş göründü.

Frank Sinatra - Mafya Dostluğu

ABD’de yayınlanan ‘Sinatra: Hayat’ isimli kitapta, ünlü sinema oyuncusu - şarkıcı Frank Sinatra’nın yer altı dünyası ile sıkı ilişkileri olduğu, mafya için kuryelik yaptığı iddiasında bulunuldu.

ABD Bayrağıyla Pabuçlarını Parlatan Baba

Al Capone, İtalyan’dı fakat Sicilya kökenli değildi. Doğuştan suça meyyaldi. Cürüm işlerken haz duyardı. Bodyguardlık, fedailik, tetikçilik, hırsızlık, beyaz kadın ticareti gibi illegal/kirli işler yaptı. Her seferinde antikomünist ve Amerikan milliyetçisi olduğunu iddia etti. Devletinin ve yönetimin yanında durmuş göründü.

ABD Başkanı İle Görüşebilen Mafya Şefi

Al Capone, servet edindikçe çevresini genişletti. Polisleri, savcıları, hâkimleri, belediye başkanlarını ve politikacılarını kendine bağladı. Dokunulmazlık zırhını kuvvetlendirdiğini düşündü. ABD Başkanı Herbert Hoover ile samimi dostluk kurmayı bile başardı. Suçlarının görmezden gelineceğini düşündü/sandı.

Macron’un Özel Hayatı

Emmanuel Macron, ‘Fransa’nın en genç cumhurbaşkanı’ydı. Renkli, duygu dolu, mutlu, heyecanlı yaşam öyküsüne sahipti. Siyasette hep yükseldi ve görülmeyen bir el/kuvvet tarafından desteklendi.

Dolar Yakarak Isınan Baba

El Chapo (Bücür!), mafya dünyasında her adımı ile örnek alındı. Bütçesi milyar dolarları aşan yasadışı uluslar arası organizasyon oluşturdu. Film yıldızlarını kıskandıran güzellikte kiralık kadın katilleri rakiplerine karşı kullandı. Dünyada Cennet’i yaşayacağını sandı ama…

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Yanlış Çeviri Japonya’yı Bombalattı

ABD’li tercümanların yanlış/hatalı çevirisi yüzünden 2. Dünya Savaşı’nın kaderinin değiştiği, Japonya’ya atom bombaları atıldığı ve 250 bin sivilin yok yere hayatını yitirdiği ileri sürüldü.

Kelebek Gibi Uçan Arı Gibi Sokan Casus

Ahmet Esat Tomruk Bey - nam-ı diğer ‘İngiliz Kemal’ -, ‘destan kahramanı’ydı. Korku kelimesini hiç tanımadı. Üstün yetenekliydi. Son derece soğukkanlı ve atılgandı. Ülkesi için çok büyük işler başardı. Şımarmadı, övgü istemedi. Makam mevki derdine düşmedi. Bildikleriyle/sırlarıyla kimseyi rahatsız etmedi. Müktesebatını mezara götürdü.

Yanlış Çeviri Japonya’yı Bombalattı

ABD’li tercümanların yanlış/hatalı çevirisi yüzünden 2. Dünya Savaşı’nın kaderinin değiştiği, Japonya’ya atom bombaları atıldığı ve 250 bin sivilin yok yere hayatını yitirdiği ileri sürüldü.

Diğer Muhtelif Yazıları

Kurbanlarını Gazete İlanıyla Bulan Kadın Seri Katil

Bayan Belle Gunness, yeni hayat kurmak için ABD’ye geldi. ‘Amerikan rüyası’nı gerçekleştirmek, zenginleşmek amacıyla kendince yol tuttu. Servet sahibi oldu fakat gönlünce harcayamadı. Kurbanlarıyla aynı kaderi paylaştı. Suç ortağının hedefine oturdu.

Tavşan Doğuran Kadın

İngiltere tahtında oturan, İngilizce bilmeyen, çevresi ve devlet yöneticileriyle Fransızca konuşa(bile)n I. George’un döneminde inanılması zor/garip olaylar, skandallar yaşandı. 50 kadar tavşan doğurduğunu iddia eden Mary Tofts adlı kadın da sahtekârlar arasındaydı.

‘Kanser’ Evita Perón’a Şifa Niyetine Mevlit

Ülkesinde gerçekleştirdiği reformlar ve halkına sağladığı sosyal imkânlarla sevildi. Kocası, Juan Perón’a verdiği destek ve darbecilere karşı gösterdiği direniş ile de insanının gönlünde taht kurdu. Eva Perón, dünyaca tanındı.

Yalnız Hem De Çok Yalnız Adam

Yaşar Güvenir; 10 Ocak 1998’de, dünyamızdan kuyruklu bir yıldız gibi ayrıldı. Arkasında yaşanmış hatıralar ve yaşayacak onlarca beste ile…

6 Milyar Doları Yiyen Fareler

Pablo Escobar, ‘beyaz zehir’ ticaretinin - bilinen! - ilk ve en önemli ismiydi. ‘ABD’yi dizlerinin üzerine çökertmeyi amaçladığını,’ tekrarlardı. ‘Büyük Şeytan’ın amansız düşmanıydı. Güçlü, mutlu, zengin ve uluslar arası alanda etkin Kolombiya düşlediğini söylerdi.

Musikimizin Son Muhteşem İncisi

İnci Çayırlı, Münir Nurettin Selçuk, Emin Ongan, Saadettin Kaynak gibi klasik musikimizin son döneminde yetişen geleneksel halkanın temsilcisiydi. Birikimini nefes aldığı sürece öğretmeye çalıştı.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in kalemiyle ölümsüzleşen ‘Fosforlu Çevriye’, toplum dışına itilmiş, sokakları mesken edinmiş ‘hayat kadını’ydı! Özgürlüğüne düşkündü. Çilesini/kaderini kabullenmişti. Erkeklere boyun eğmezdi. Polis takibinden kaçan adama kalbini vermekten de çekinmedi. Ya romanın yazarı Suat Derviş kimdi, nasıl bir hayat sürdü?