Çanakkale’de Tarih Yazan Çocuk Askerler

Çanakkale; Türk’ün ölüm kalım savaşıydı. Kaybedilmesi boyunduruk getirecekti. Ama Türk’e kefen biçilemezdi. Türk Milleti; en zor zamanda ayağa kalkar; düşman(lar)ına hak ettiği dersi verirdi.

Çanakkale’de Tarih Yazan Çocuk Askerler

‘Hey on beşli on beşli / Tokat yolları taşlı / On beşliler gidiyor / Kızların Gözü yaşlı’

Bu türkü; Tokat yöresinde söylene geldi; bütün Türkiye’ye yayıldı. Hicri 1315 (miladi 1900!) doğumlu, 1915’de askere alınan vatan evlatları için yakıldı. Türk Ordusu; Çanakkale’de ölüm kalım savaşındaydı. Çıkarılan seferberlik emri ile 15 yaşındaki genç erkekler silâh altına alınmak/çağrılmak zorunda kalındı. Gönüllü katılımı özendirildi/desteklendi.

Ana kuzusu, yüzünde yeni tüy biten, gençliğe/delikanlılığa ilk adımı atma arifesindeki kızanlar vatan görevine çağrıldı. Evinden, köyünden ayrılanlar geride ya hatıra bir resim ya da cepheden gönderil(ebil)en kanlı gömleği/asker elbisesini yadigâr bıraktı.

‘Çelik Kale’ de denilen Çanakkale’de direnişin, yeniden doğuşun destanı yazıldı. Misli görülmemiş ve zamanın en üstün teknolojisiyle donanmış düşman kuvvetleri, beklemedikleri mukavemetle karşılaştı. Her yaştan Türk askeri, aydını, vatanseveri ülkesini savunmak için cansiperane savaştı; şehit oldu; destan(lar) yazdı. 

Ortaokul, lise, yüksek öğrenim talebelerinin fedakârlığı her türlü takdirin üstündeydi. Anadolu’nun sayılı liseleri, İstanbul Üniversitesi’nin çoğu bölümü yıllarca mezun ver(e)medi.

- İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi; 1915’den 1921’e kadar mezun ver(e)medi… -

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin bütün öğrencileri 1915’de Çanakkale’ye gönüllü gitti; hep birlikte şehit düştü. İki tümen şeklinde Gelibolu’ya ulaşan Tıbbiyeliler; ani bir Anzak saldırısına uğradı; kahramanca savaşmalarına rağmen şehitlik mertebesine ulaştı. Tıp Fakültesi, 1921 yılına kadar mezun ver(e)medi.

Galatasaray Lisesi, Konya Lisesi, İzmir Lisesi, Bursa Lisesi, Balıkesir Lisesi, 1915’de diploma verecek öğrenci bulamadı. Okulların alt sınıflarındaki öğrencileri de ordumuza gönüllü katıldı. Aynı sebeplerden dolayı Erzurum Lisesi’ni 1915, 1916 ve 1917’de bitire(bile)n yoktu.

Balıkesir Erkek Muallim Mektebi - günümüzde bilinen adı ile Necati Bey Öğretmen Okulu! -; 1914 ile 1918 yılları arasında sadece 2 diploma verebildi. Kalan bütün öğrencileri Çanakkale’de vatan toprağına emanet edildi.

Çanakkale Savaşları’nın (19 Şubat 1915 - 9 Ocak 1916) kara ve deniz muharebelerinde şehit düşen 10 binden fazla askerimiz yüksek tahsilliydi. Rüştiye - orta öğretim! - mezunlarının sayısı 30 bin civarındaydı. Çocuk askerler de - ki, yaşları 12 ile 15 arasındaydı! - 5 bin kadardı. Haberleşme, levazım, sıhhiye gibi yardımcı görevlerdeydiler. Düşman cephesine geçip haber toplayan, istihbaratçılık yapan; hatta aktif savaşa gidip ön cephede göğüs göğse vuruşunlar da az değildi. 

Cephe gerisinde; postacılık yapan, yardım kampanyalarına katılanlar da canla başla çalıştılar. Ordumuzun ihtiyacı savaş gemisi, silah, cephane temini için rozet satıp para/bağış topladılar. Cepheye mermi, cephane ve erzak taşınmasına omuz verdiler.

- Gönüllüler, öğrenciler, çocuk yaştaki muharipler, destansı kahramanlıklar sergiledi… -

1915’in Mart’ı ile 24 Nisan arasında çok sert, acımasız, göğüs göğse muharebeler yaşandı. Gelibolu Yarımadası’nda, Settülbahir’den Arıburnu ve Çonkbayırı’na uzanan - yaklaşık 30 kilometre genişliğindeki… - alanda bir ölüm kalım mücadelesi verildi. Subaylar ve askerler; gözlerini kırpmadan ölüme gitti/koştu. Yeri dolduracak komutan ve erata ihtiyaç duyuldu. Ülkenin dört bir yanından gelen gönüllülerle boşluk giderilmeye çalışıldı. 

Gönüllüler, öğrenciler, çocuk yaştaki muharipler pek büyük, kelimelere sığ(dırıla)mayacak yararlılıklar/kahramanlıklar sergiledi.

Dönemin etkin gazetesi Servet-i Fünun - 1914’de günlük gazete formatında basılmaya başlandı; yeni şekli 3 yıl devam etti… -; Çanakkale Muharebeleri’ne geniş yer verdi. Bir haberinde; Mehmet (13) adlı çocuk kahramanın gündüzleri askerî hastanede yaralılara yardım ettiğini; geceleri de düşman mevzilerini el bombalarıyla tahrip ettiğini yazdı. 

2 Eylül 1915 tarihli nüshasında, ’19 Yaşında Bir Şehit’ başlıklı havadiste ise; Topçu mülazım-ı evvel - asteğmen! - Mehmet Ali Efendi’yi konu edindi. Mehmet Ali Efendi; 16 yaşında askere gönüllü yazılmış; iyi eğitimli, vatansever, gözünü budaktan sakınmayan kahramandı. Her zaman cephenin en önündeydi.

Tasvir-i Efkâr’ın 8 Ocak 1916 tarihli baskısında; İzmir’in Salihli’sinden 13 yaşındaki Mehmet’in kahramanlıkları anlatıldı. Kahveci Mustafa Ağa’nın oğlu Mehmet; Seddülbahir ve Kitre’deki cephe hastanelerinde yaralı askerlerimize yardım ederdi. Gözü pekti; cesaretinin sınırı yoktu: Geceleri düşman siperlerine kadar sokulurdu; pimlerini çektiği el bombalarını bırakırdı. 

Küçük Mehmet’in kahramanlığı; hem Alman, hem Osmanlı nişanlarıyla ödüllendirildi. Soğanlıdere’ye gelen 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa; ‘Alman Demir Haç Nişanı’ taktı. Küçük kahraman Mehmet; ‘Osmanlı Harp Nişanı’ ile de onurlandırıldı.

- Çanakkale Savaşları’na Katılan 13 Yaşındaki Gönüllü Bombacı… -

2008’de, Genel Kurmay Başkanlığı’nın Askeri Arşivi’nde yer alan ‘Çanakkale Savaşı Fotoğrafları’ndan yapılan seçki - 28 resimlik! - albüm şeklinde yayınlandı. Eserdeki 47455 numara ile kayıtlı fotoğraf hemen dikkat çekti. Üzerinde, ‘Gönüllü Bombacı’ notu iliştirilmişti. Kısa bilgide ise; ‘Çanakkale Savaşları’na Katılan 13 Yaşındaki Gönüllü Bombacı…’ yazılıydı. 

Çanakkale Savaşı’na katılan askerler gibi giyinmişti. Başındaki ‘Enveriye’ adlı dönemin askeri şapkası biraz büyüktü. Üzerindeki üniforma da boldu. Gönüllüydü; gözü kara, cesareti sınırsızdı; lakabı, kendisini tanımlıyordu: Bombacı…

Emsalleri/yaşıtları gibi cephe gerisinde görev alabilirdi; yaralılara yardım eder; askerlere su ve erzak taşır; cephane naklede(bili)rdi. Ama en öndeydi; mermilerden, şarapnellerden korkmazdı. Osmanlı Harbiye Nazırı, Başkomutan Vekili - Korgeneral! - Enver Paşa tarafından cesaret madalyası ile onurlandırıldı; çavuş rütbesi takıldı/verildi.

13 yaşındaki ‘Gönüllü Bombacı’nın adı: Ali Reşat idi. Babası; Yüzbaşı Ali Efendi’ydi. Makedonya’da görevli bir alayda subaydı; Balkan dağlarında eşkıya takibindeydi. Kumanova’da çeteyle çıkan çatışmada şehit düştü. Sırp milislerinin saldırısında da annesini ve 2 kardeşini yitirdi. Koskoca dünyada tek başınaydı; gidebileceği biricik yer ‘baba ocağı’ askeriye idi. Yüzbaşı Ali Efendi’nin oğlu kışlada el üstünde tutuldu. Birliği nerede görevlendirildiyse; Ali Reşat da oraya gitti.

- Çanakkale Muharebeleri’nin Çocuk Kahramanı Ali Reşat Efendi’nin Sınırsız Cesareti… -

Ali Reşat’ın birliği; 1915’de Çanakkale’de vazifelendirildi. Pervasız delikanlı; - yaşı uygun düşmemesine rağmen! - diğer erlerle muharebelere girdi; düşman hatlarına gizlice sızdı; gözcülük yaptı/istihbarat topladı. Her dönüşünde eli dolu geldi; İngiliz Ordusu’nda kullanılan silâh, mühimmat ve teçhizat getirdi. Hücumlarda da en öndeydi; arkadan gelenlere cesaret aşıla(r)dı. Tecrübe kazandıkça savaşçı meziyetleri ortaya çıktı: Geceleri hayalet gibi düşman siperlerine sızdı. Düşman kamplarını, mühimmat depolarını havaya uçurdu.

İki defa ağır şekilde yaralandı; bacakları kevgire döndü; sol akciğeri parçalandı. Direndi; askeri kampta kalmayı sürdürdü; birliğinden, arkadaşlarından ve cepheden ayrı düşmeyi göze almadı. Sağlığına tam kavuşmadan görevine döndü. Çıktığı ilk keşif görevinden, İngiliz asker dürbünü ve Browning marka tabanca ile döndü

Çanakkale Muharebeleri’nin çocuk kahramanı Ali Reşat Efendi’nin sınırsız cesareti, liderlik özelliği, başarılarla dolu sicili ve etkin eylemleri dalga dalga yayıldı; İstanbul’da yayınlanan gazetelere çıktı. Harbiye Nezareti’nin ve Osmanlı Orduları Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın bile dikkatini çekti. Paşa; Çanakkale cephesini teftiş ederken; Ali Reşat Efendi’yi çağırttı; çavuş rütbesini ve üstün cesaret madalyasını taktı.

‘Gönüllü Bombacı’, cesaret abidesi Ali Reşat Çavuş’un mufassal - detaylı! - hikâyesi; Alman Savaş Muhabiri ve Yazar Karl Vollmoeller’in çabasıyla tarihe ve gelecek nesillere aktarıldı. Voolmoeller; - yayın hayatına 1892’de başlayan! - haftalık haber dergisi Berliener Illüstrirte Zeitung’un 22 Ağustos 1915 tarihli nüshasında fotoğraflarla desteklenmiş uzun yazı neşretti. ‘Türk Ordusu’nun En Genç Astsubayı’ başlığı altında, Ali Reşat Çavuşu tanıttı. Alman okuyucular; ünlü gazetecinin kaleminden ve objektifinden cesaret abidesi Türk çocuğunun maceralarını öğrendi. Ama haber dilimize çevrilmediğinden; kıymetli kahraman Türk evladının ülkesinde tanınması/bilinmesi için beklemek gerekecekti. Voolmoeller; Ali Reşat Efendi için övgüler sıralamaktan kaçınmadı. Macerasını aktarırken komutanının cümlelerinden de yararlandı. Kumandanının anlatımına göre Ali Reşat; 2 bacağından ve ciğerinden kötü şekilde yaralanmasına rağmen cephe gerisinde/muharebe alanlarından uzakta bir hastanede tedavi edilmeyi reddetmişti. Arkadaşlarının yanında kalmış ve 4 haftada da ayağa kalkmıştı. Sipere döndüğü gün; sol omuzundan ağır yaralanmıştı. 

- Alman Ordusu’nun Sıhhiye Eri Armin T. Wegner Anılarında Tarihe Işık Tuttu… -

Hem Alman, hem de Osmanlı’da mareşal rütbesine sahip, 1914’de Sultan 5. Mehmet (Reşat)’in Kurmay Başkanlığını da yapan, Kut’ul Amere Zaferi’nin planlayıcılarından Mareşal von der Goltz Paşa’nın sağlık ekibinden Armin T. Wegner de anılarıyla tarihe ışık tuttu. Alman Ordusu Sıhhiye Eri Wegner; 1921’de tamamladığı, Der Knabe Hüssein - Hüseyin Oğlan! - adlı kitabında adeta Ali Reşat Çavuş’un hikâyesini anlattı. Kitaptaki ‘Gönüllü Bombacı’; Çanakkale Savaşları’nın Anafartalar ve Arıburnu cephelerinde kahramanlık destanları yazan çocuk askerdi.

Wegner’in anılarına göre Ali Reşat Çavuş; savaş bitiminde Edirne’ye dönecek ve yerleşecekti. Ama ne Türk Genel Kurmay Başkanlığı’nın arşivinde, ne de başka kaynaklarda böyle bir bilgiye ulaşılamadı.

19 Ağustos 1915 tarihli Illustrirte Zeitung adlı haber dergisi de, bütün açıklığı ve detaylarıyla Ali Reşat Çavuş’un öyküsünü işledi. Illustrirte Zeitung’un ünlü ressamı George Lebrecht; Çanakkale’ye gelip çizgileriyle habere hayat verdi. Kara kalem çalışmalarında betimlediği Türk askeri, Ali Reşat’ı çizdi. Lebrecht; desenlerinin altına ‘Ali Reşat Efendi!’ notunu düştü.

Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde cepheye gönüllü gidenlerin tamama yakını genç, okullu, içi vatan sevgisiyle dolu insanlarımızdı. Eğitimlerini yarım bırakanlar, yavuklularına veda edenler, ailelerinden ayrılanlar, kutsal vatan toprağını savunmayı farz bilenler, savaş siperlerindeki/meydandaki yerlerini aldı. Tıpkı şimdiki gibi… 

14 October 2019 09:09
1,374 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Lavinia: Şairini Tanıyamayan Şiir

Özdemir Asaf’ın ünlü dizelerindeki adı Lavinia idi Mevhibe (Meziyet) Beyat’ın …

Çanakkale Şehidi Çocuk Askerler

Eski adıyla Dâr-ül Fünun, bilinen ismi ile İstanbul Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi’ndeki bütün öğrenciler 1915’de gönüllü Çanakkale’ye gitti; hep birlikte şehit düştü.

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 2

Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik, dünya güzeli kızı Mihrimah Sultan’ın kocası, Damat Rüstem Paşa, maliyeden iyi anlardı. Devlet hazinesi ağzına kadar doldu. Sadaretinde, Osmanlı’da rüşvet yaygınlaştı. Fukara halkın özellikle de köylünün üzerine kaldırılamayacağı vergiler bindirildi. Toprak verimsiz, ürün yetersizdi. Çiftçiler, azalan kazançları karşısında ekip biçmekten vazgeçmeye başladı.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 2

Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik, dünya güzeli kızı Mihrimah Sultan’ın kocası, Damat Rüstem Paşa, maliyeden iyi anlardı. Devlet hazinesi ağzına kadar doldu. Sadaretinde, Osmanlı’da rüşvet yaygınlaştı. Fukara halkın özellikle de köylünün üzerine kaldırılamayacağı vergiler bindirildi. Toprak verimsiz, ürün yetersizdi. Çiftçiler, azalan kazançları karşısında ekip biçmekten vazgeçmeye başladı.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Cami Yaptıran’ Reis-i Cumhur

İsmet İnönü, siyaset yaptığı yarım asırlık müddette, ‘Din Düşmanı’, ‘Cami Satıcısı’, ‘Alnı Seccadeye Varmayan’ gibi çok ağır ithamlara/suçlamalara maruz kaldı. İddia sahipleri kutsal dinimizden yarar/çıkar sağlayan, kendilerini keramet sahibi sanan/gören, daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadro/ideolojiye karşıt/düşman kişi(ler) ve çevrelerdi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 2

Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik, dünya güzeli kızı Mihrimah Sultan’ın kocası, Damat Rüstem Paşa, maliyeden iyi anlardı. Devlet hazinesi ağzına kadar doldu. Sadaretinde, Osmanlı’da rüşvet yaygınlaştı. Fukara halkın özellikle de köylünün üzerine kaldırılamayacağı vergiler bindirildi. Toprak verimsiz, ürün yetersizdi. Çiftçiler, azalan kazançları karşısında ekip biçmekten vazgeçmeye başladı.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

İstanbul’dan Ölüme Gönderilen 80 Bin Sokak Köpeği

İstanbul’un tarihinde 3 defa ciddi boyutlarda sokak köpeği katliamı yaşandı. 1910’daki ilk teşebbüste 80 bin köpek toplandı ve aç bırakılıp ölüme terk edildi. 1912’deki 2. girişimde 30 bin, 1980 sonrasındaki 3. itlafta da 83 bin hayvanın canına kıyıldı.

14 Yaşındaki Bombacı Ali Reşat Çavuş

Ali Reşat; Yüzbaşı Ali Bey’in oğluydu. Babası Makedonya Alayı’ndaydı; Balkan dağlarında eşkıya avıyla görevliydi.

Dâhilerin Şaşılacak Davranışları

Dünya tarihine yazıları, buluşları, yaptıkları işlerle yön veren, hepimizin isimlerini yakından bildiğimiz/tanıdığımız dâhilerin tuhaf, hatta şaşkınlık yaratan davranışları vardı.

14 Yaşındaki Bombacı Ali Reşat Çavuş

Ali Reşat; Yüzbaşı Ali Bey’in oğluydu. Babası Makedonya Alayı’ndaydı; Balkan dağlarında eşkıya avıyla görevliydi.

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 2

Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik, dünya güzeli kızı Mihrimah Sultan’ın kocası, Damat Rüstem Paşa, maliyeden iyi anlardı. Devlet hazinesi ağzına kadar doldu. Sadaretinde, Osmanlı’da rüşvet yaygınlaştı. Fukara halkın özellikle de köylünün üzerine kaldırılamayacağı vergiler bindirildi. Toprak verimsiz, ürün yetersizdi. Çiftçiler, azalan kazançları karşısında ekip biçmekten vazgeçmeye başladı.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

14 Yaşındaki Bombacı Ali Reşat Çavuş

Ali Reşat; Yüzbaşı Ali Bey’in oğluydu. Babası Makedonya Alayı’ndaydı; Balkan dağlarında eşkıya avıyla görevliydi.

Tavşan Doğuran Kadın

İngiltere tahtında oturan, İngilizce bilmeyen, çevresi ve devlet yöneticileriyle Fransızca konuşa(bile)n I. George’un döneminde inanılması zor/garip olaylar, skandallar yaşandı. 50 kadar tavşan doğurduğunu iddia eden Mary Tofts adlı kadın da sahtekârlar arasındaydı.

ABD Başkanı İle Görüşebilen Mafya Şefi

Al Capone, servet edindikçe çevresini genişletti. Polisleri, savcıları, hâkimleri, belediye başkanlarını ve politikacılarını kendine bağladı. Dokunulmazlık zırhını kuvvetlendirdiğini düşündü. ABD Başkanı Herbert Hoover ile samimi dostluk kurmayı bile başardı. Suçlarının görmezden gelineceğini düşündü/sandı.

CIA’nın Yumuşak Doku Kanseri Operasyonları

ABD’nin ‘kirli maşası’ CIA; 2006 yılında, DIA (Defence Intelligence Agency) ve DEA (Amerikan Uyuşturucu İstihbarat Örgütü) ortaklığıyla Kolombiya’da bir suikast merkezi kurdu. Merkez yöneticilerinin hedefindeki isim: Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chaves’di.

Oscar Ödülleri’ni Reddeden Ünlüler

Oscar ödülünü kazanmak için her türlü çılgınlığı/tanıtımı yapanların yanında çeşitli sebeplerden reddedenler de görüldü.

Diğer Türk Tarihi Yazıları

Osmanlı'nın Ukraynalı Valide Sultanları

Osmanlı padişahları, dünyanın hemen her ülkesinden getirilen güzel kadın kölelerle beraber oldu. Cariyelerin bir kısmı haremde kaybolup gitti. Bazıları, hükümdar(lar)ın gözüne girdi, erkek evlat doğurdu ve ‘gözde’ sıfatı kazandı. Kimileri de, devleti yönetmeye, sultan(lar)ı yönlendirmeye kalkışacak/‘cesaret edecek’ kadar cüretkâr davrandı, hatta nikahlarına girdi.

Rüşvet Kapısı Valide Sultan

Osmanlı hükümdarı 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan, Venedik Senatosu kararı ile ‘resmi kanallardan rüşvet/‘hediye’ alan hanedan mensubuydu. Devlet çarkını ‘sungu’ya bağladı ve kasasını doldurdu. Tarihçiler, Valide Sultan’ın sırtını Venedik Cumhuriyeti’ne dayadığını dahi iddia edecekti!

‘Cami Yaptıran’ Reis-i Cumhur

İsmet İnönü, siyaset yaptığı yarım asırlık müddette, ‘Din Düşmanı’, ‘Cami Satıcısı’, ‘Alnı Seccadeye Varmayan’ gibi çok ağır ithamlara/suçlamalara maruz kaldı. İddia sahipleri kutsal dinimizden yarar/çıkar sağlayan, kendilerini keramet sahibi sanan/gören, daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadro/ideolojiye karşıt/düşman kişi(ler) ve çevrelerdi.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 2

Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik, dünya güzeli kızı Mihrimah Sultan’ın kocası, Damat Rüstem Paşa, maliyeden iyi anlardı. Devlet hazinesi ağzına kadar doldu. Sadaretinde, Osmanlı’da rüşvet yaygınlaştı. Fukara halkın özellikle de köylünün üzerine kaldırılamayacağı vergiler bindirildi. Toprak verimsiz, ürün yetersizdi. Çiftçiler, azalan kazançları karşısında ekip biçmekten vazgeçmeye başladı.

‘Çalan’ Ama ‘Çalışan’ Sadrazam / 1

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili damadı, en güvendiği veziri/sadrazamı Rüstem Paşa, Osmanlı Tarihi’nde derin izler bıraktı. Hanedan içindeki iktidar oyunlarında rol aldı. Kayınvalidesi Hürrem Sultan’dan yana tavır koydu. Şehzade Mustafa yerine, karısının erkek kardeşlerinden birinin tahta çık(arıl)ması planlarını destekledi.

50 Yıl Hapis Yatan Padişah

25. Osmanlı hükümdarı Sultan Osmân-ı Salis - 3. Osman! -, neredeyse ömrünün tamamına yakınında hapisteydi. Rutubetli, karanlık, az sayıda insanın gir(ebil)diği ‘kafes’de yarım asırdan fazla tutuklu kaldı. Güneşe, suya, doğaya hasretti. Memleket ve dünya siyasetinden uzaktı. İstanbul’un günlük hayatından bîhaberdi. ‘Ama kaderinde cihan devletinin tahtına oturmak da vardı!’

İki Defa Gömülen Vezir-i Azam

Hekimoğlu Ali Paşa, Osmanlı coğrafyasının tamamına yakınını dolaştı/gördü. Yöneticilik yapmadığı bölge - nerede ise! - kalmadı. İmparatorluğun en yüksek makamına ‘sadrazamlığa/vezir-i azamlığa’ - tam 3 defa! - kadar yükseldi. Devleti kontrol eder duruma geldi. Daima halkın yanında durdu, sorunları çözmeye çalıştı. ‘Maaşından başkaca gelire sahip olmadı. Rüşvete, irtikâba, hediyeye bulaşmadı/tenezzül etmedi!’ Şahsi birikimini cami, külliye, çeşme, kütüphane gibi hayır işlerinde harcadı. ‘Ailesine de temiz ismini miras bıraktı!’