Darbecilere Kafa Tutan Aktör

Cahit Irgat ne çektiyse dik kafalılığından ve alkol alışkanlığından çekti. İçki hayatının her döneminde en etkin vazgeçilmeziydi.

Darbecilere Kafa Tutan Aktör

Cahit Irgat, ‘her parmağında ayrı marifet taşıyan’ diye tanımlanabilecek çok yönlü/güçlü sanatçıydı. Tiyatro, sinema, edebiyat - özellikle şiir! -, dublaj gibi farklı yeteneklere sahipti. Devrinin iktidarına - kim olursa olsun! - her daim muhalifti. Çevresinin aktarımına göre ‘katıksız sosyalist’ti! Karizmatik, ağzı laf yapan, gününü gün eden, üstüne başına son derece dikkatli, yakışıklı adamdı. Çapkın da sayılırdı. İçki ile arası çok iyiydi. Zamanla zararını da gördü. Aşırı alkol alışkanlığı sonunu getirdi/hızlandırdı.

- Tiyatro Aşkı Hayatını Değiştirdi… - 

Kimi bilgiye göre Edirne, kimine göreyse Kırklareli - 2 Mart 1916! - doğumluydu. Nüfusta kayıtlı tam adı ‘Saffet Cahit Irgat’ idi. Tiyatro sevdası yüzünden Edirne Öğretmen Okulu’nu son sınıftayken bıraktı. Çok sayıda amatör tiyatroda ve Ankara Devlet Konservatuvarı’nda çalıştı. 2. Dünya Savaşı öncesinde Fransa’da Paris’te bulundu. Dönemin önemli tiyatrolarından İstanbul, Küçük Sahne, Devlet Tiyatrosu vb.de çalıştı. Hatta Oda Tiyatrosu ve - Cahide Sonku ile! - Cahitler Tiyatrosu’nu kurdu, fakat yaşatamadı.

Cahit Irgat, - ilk döneminde! - Garip akımına yakın duran, hece ölçüsüyle şiirler yazdı, ‘Bu Şehrin Çocukları’ adlı kitapta topladı. Toplumcu çizgideki deyişlerini ‘Rüzgârım Konuşuyor’da yayınladı. Son şiir betiği - ve en bilineni/ünlüsü! - ‘Irgatın Türküsü’ydü. İki de roman sahibiydi. ‘Geri Dönemezsin’ ve ‘İnsan Kafesi’…

- İçki Ve Sigara En Yakın İki Dostuydu… -

Hayata hep karamsar baktı. Şiirlerinde, romanlarında ve yaşamında bedbinlik yüklü arayış(lar) hâkimdi. Düzeni, yönetimi, yöneticileri eleştirmekten geri durma(z)dı. İçki ve sigara, bırakamadığı/terk edemediği 2 sığınağıydı. Ailesinin zenginliğine karşın para sıkıntısı yakasını terk etmedi.

Cahit Irgat rakı içmeyi severdi. Samimi arkadaşlarıyla kurduğu mecliste şiirlerini okurdu. Akşamın geç saatlerinde başlayan muhabbet ertesi güne sarkardı. Çoğu zaman uykusuz kalınırdı. Irgat, alkolün etkisiyle aşırı sinirlenir ve önüne kim gelirse sataşabilirdi. Arkadaşları ya da yanındakiler, dışarıya çıkmasına izin vermezdi/engellemeye çalışırdı. 

- Darbe Sabahı Zil Zurna Sarhoştu… -

Nitekim 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin sabahında beklenmedik bir gelişme yaşandı. Irgat, Tarlabaşı Kilise Sokak’ta pansiyon odasında kalırdı. Yine yakın arkadaşları ve komşularıyla toplanılmış, rakılar yudumlanmış ve sohbet edilmişti. Birliktelik, sabahın ilerleyen saatlerine kadar sürmüştü. Herkes demini iyiden iyiye almıştı. Bir ara Irgat’ın odadan sessizce çıkıp izini kaybettirdiği fark edildi. 

Darbe sonrasında her köşe başında tepeden tırnağa silahlı askerler bekliyordu. Cadde girişlerinde tanklar, cipler nöbetteydi. Sakıt DP’nin yöneticileri ve ileri gelenleri gözaltına alınıyordu. Karakollar askerin kontrolüne girmişti. Bütün polisler ve bekçiler silahsızlandırılmıştı. 38 kişiden oluşan MBK (Millî Birlik Komitesi) ülke çapında denetimi ve disiplini sağlamak için sert sayılabilecek tedbirleri yürürlüğe sokmuştu. 

Arkadaşları, Irgat’ı aramaya koyuldu. Göz atmadıkları yer, sormadıkları kişi kalmadı. Bir arkadaşı, ana cadde üzerindeki tankın yanında nöbet tutan askerlere sordu:

‘Yanınızdan bir sarhoş geçti mi?’

- Darbecilere Galiz Küfürler Sıraladı… -

Askerler hiç şaşırmadı. Az önce yanlarına gelip karakolu soran adam unutulabilir miydi?

‘Evet, biraz evvel buradaydı. Karakolun yerini sordu ve aceleyle gitti…’

Arkadaşı teşekkür edip, soluğu karakolda aldı. Daha kapıdan içeriye adım atmıştı ki, Cahit Irgat’ın alkol yüklü sesi çınladı:

‘Siz, kim oluyorsunuz? Memleketin yöneticileri var… Bizi 38 tane darbeci mi idare edecek?’ 

Aklına gelen, ağza alınmayacak galiz küfürleri sıralıyordu. 

Arkadaşı, Cahit Irgat’ın yanına gidemedi. Küfürler havada uçuşurken, destek vermeye kalksa başına geleceği kestiremedi. Geri dönmekten ve Irgat’ı beklemekten başka seçeneği kalmamıştı. Gözü kara aktör, rakının da verdiği cesaretle darbecilere kafa tutup diline ne geldiyse sıralamıştı. 

Biraz sabrederlerse sonucu göreceklerdi.

Arkadaşı kaldıkları pansiyona gelip duyduklarını ve şahit olduklarını anlattı. Cahit yine yapacağını yapmıştı. Fakat sert kayaya çarpmıştı.

Cahit Irgat, karakoldaki eyleminden ötürü bağışlanmadı. Askeri mahkemeye çıkarıldı. Bir süre cezaevinde - zorunlu! - misafir edildi. Hapis süresince ziyaret edilemedi. Bu arada işinden de oldu, para kaybetti.

Serbest bırakıldığında meteliksizdi. Pansiyon odasına yeni kiracı alınmamıştı. Irgat’ın dönmesi için boş bekletilmişti. Ev sahibi de herhangi bir kira talebinde bulunmadı.

Irgat yaşadıklarını kısa sürede unuttu. Eski yaşantısına geri döndü.

Ali Hikmet İnce yazdı.

16 March 2020 22:40
356 kez okundu

Ali Hikmet İnce



Benzer Yazılar

Yıldız Kenter: ‘Hayatım Tiyatro…’

Tiyatromuzun temel direklerindendi. Hayatını tiyatroya adadı ve adını en yükseğe yazdırdı. Yıldız Kenter: ‘Tiyatromuzun Divası’ydı…

Osmanlı Torunu İngiltere Başbakanı

Ali Kemal (Bey); tavizsiz bir liberal, tam bir Batı daha doğrusu İngiliz dostuydu/taraftarıydı. Torunu, Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi. Torununun oğlu ise İngiltere Başbakanı oldu.

Cahitler Tiyatrosu’nun Meteliksiz Ünlüleri

Cahit Irgat ile Cahide Sonku’nun yolları ömürlerinin son deminde bir kez daha kesişti.

Muhsin Ertuğrul’un Ümitsiz Aşkı

Cahide Sonku, Türk sineması ve tiyatrosunun ilk gerçek kadın starıydı. Güzelliği, vamplığı, cüretkârlığı ve olağanüstü yeteneği ile istediği - dilediği gibi hayat yaşadı.

Ayakkabısından Şampanya İçilen Kadın

Cahide Sonku’nun tabutunu taşıyacak sekizinci adam zor bulundu. Hayattaki tek varlığı, kızı, Ender de annesinin cenazesine katılmadı.

Âfet-i Devrân Neriman

Neriman Köksal; özü sözü bir, hesapsız ve korkusuzdu. Kamera karşısında kendisini oynadı. Anlayışına göre hayat; bir sinema filmi ya da televizyon dizisiydi. Emeğinin/kazancının ekmeğini yedi; kimseyi sömürmedi.

Tarım İşçiliğinden Emekli Olabilen Aktör

Eşref Kolçak; Yeşilçam sinemasının yaşayan en yaşlı üyesiydi. Hatıralarıyla, filmleriyle, yakın ve uzak çevresiyle sinemamızın önemli şahidiydi. Hep maddi sıkıntı içindeydi; günü birlik yaşadı; ama her zaman iyimserdi ve çok çalışkandı. En büyük hayali de: Film setinde can vermekti. Çünkü sinema en büyük sevdasıydı…

Diğer Türk Sineması Yazıları

Yeşilçam’ın Muhafazakâr Kralı

16 yıl boyunca, Yeşilçam’ın bir numarasıydı. Kral, unvanını taşırken zorlandığı muhakkaktı; şöhretin sorumluluğunu hakkıyla teslim etti.

Gözlerden Uzak Bir Aşk Hikâyesi

Birisi, döneminin salon filmlerinin starıydı. Diğeri, geleneksel musikimizin ‘sarışın zirvesi’ydi.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinekkaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’

İlyas Salman’ın hayatı - baştan sona! - yokluk/yoksulluk senaryosuydu. Zorlu/çetin şartlara karşı koymakla/durmakla geçti. 4 yaşında, küçük kardeşinin diri diri yanışını seyretti. Çaresizliğin acımasızlığını/zalimliğini yaşadı. Sonraki yıllarda hep olumsuzluklara/haksızlıklara karşı durdu/sesini yükseltmeye çalıştı.

‘Şoray Kanunları’nı Delen Aktör

Ekrem Şerif Uçak (Bora), şehit bir pilotun oğluydu. Olağanüstü yakışıklı, kabiliyetli ve adeta sinema için doğmuştu/yaratılmıştı. Sert, sözü dinlenen, tuttuğunu koparan, ‘organize işler’i yöneten karakterleri - başarıyla! - canlandırdı. Aslında hep romantik rollerde oynamayı istedi/düşledi.

Ömrünce Ağlayan Ünlü Güzel Kadın

Muhterem Nur, - son döneminde! - Müslim Gürses ile yaptığı ve 29 yıl süren evliliği ile hatırlandı/tanındı. Nur, Gürses’ten 22 yaş büyüktü. Bir devirde çok ünlü olmasına karşın, günümüzdeki bilinirliği sınırlıydı.